Adı:
Sis ve Gece
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
270
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897373
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Sis ve Gece
Sis Ve Gece
Âşık olduğu kızı arayan bir MİT görevlisi: Sedat. Yasak bir aşk. İstihbarat örgütünün içindeki entrikalar. Askerlerle, sivillerin çatışması... Günümüz İstanbul'undan renkli insan portreleri. Karanlık sokaklarda soluk soluğa bir koşuşturma. Örgüt evlerine düzenlenen baskınlar, yargısız infazlar, kayıtlara geçmemiş ölümler. Kayıtlara geçmemiş ölümlerin parçaladığı yaşamlar... Türkiye'nin yakın geçmişine insani bir bakış...

"Bakışlarımı konağa çeviriyorum. Görenlerde korku ve ürperti uyandıracak bu bina bana hüzün veriyor. Onu daha önce hiç görmemiş olmama karşın aramızda çözümleyemediğim bir bağın varlığını hissediyorum. Bahçedeki çürümüş yapraklara basarak binanın kapısına doğru yürüyorum. Kanatlı demir kapının üstünde, yer yer çatlamış mermer alındaki kabartma dikkatimi çekiyor. Kabartmada ilk seçtiğim bir yıldız oluyor. Yıldızın hemen altında, namluya benzer bir başka şekil var, bunun bir tabanca olduğunu anlamakta gecikmiyorum. Tabanca kabzasının altına bir de yarımay oyulmuş. En yukarıda yıldız, altında bir tabanca ve kabzasının hemen ucunda bir yarımay. Bu amblemi bir yerlerden hatırlıyorum ama çıkaramıyorum."

(Tanıtım Bülteninden)
Ahmet Ümitle tanıştığım İlk kitap vede okuduğum ilk polisiye romanı. Arkadaşım polisiye romanlarının heyecanından bahsederken hiç o tür kitap okumadigim gerçeğiyle yüzleştim ve Ahmet Ümitle baslayayim dedim . İlk bu romanından başlamamın sebebi ismini çok sevmem. Kitapları isminin güzelliğine göre okumak gibi bir huyum yoktur ama bu kitapta beni çeken birşeyler vardı:)

Yazarın anlatimini sevdim kolay ve akıcı bir dil kullanmış. Olaylar birinci tekil şahıs tarafından anlatılmış . Öyle romanları daha çok seviyorum.
Polisiye diyince ve karakterimiz Sedat da MİT görevlisi olunca baya aksiyonlu bir roman bekliyordum . Ama aksiyondan çok yasak aşkı okuduk. Yinede güzeldi. Kitaptaki herkesin acıklı bir hikayesinin olması da sevdiğim ayrı bir konuydu.
Kitaptaki her karakterden şüphelendim , ama sonu hiç tahmin ettiğim gibi olmadı. Sonunun tahmin ettiğim gibi olmaması kitabi daha çok sevmeme neden oldu.
Ahmet Ümit'in diğer polisiye romanlarını da okuyacağım
Polisiye romanlarda sıkça rastladığımız aksiyon, koşuşturmaca bu romanda pek yoktu. Daha çok yasak bir aşk öyküsüne odaklanmış yazar. İlk romanı olmasına karşın gayet başarılı bir anlatıma sahip. Rüya betimlemeleri de ayrıca hoşuma gitti. Bu kitabın daha yüksek puanları hak ettiğini düşünüyorum.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.909 Oy)19.826 beğeni45.389 okunma3.494 alıntı191.862 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (9.974 Oy)11.757 beğeni29.513 okunma1.681 alıntı154.432 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (8.213 Oy)9.202 beğeni27.469 okunma2.920 alıntı121.074 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.091 Oy)13.897 beğeni36.004 okunma3.758 alıntı153.001 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    8.9/10 (5.012 Oy)5.572 beğeni16.758 okunma980 alıntı79.422 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (5.039 Oy)5.708 beğeni18.985 okunma974 alıntı95.561 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.879 Oy)9.417 beğeni26.489 okunma1.791 alıntı135.191 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (6.356 Oy)7.088 beğeni20.780 okunma786 alıntı116.843 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (5.440 Oy)6.111 beğeni16.201 okunma1.952 alıntı70.031 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.901 Oy)9.173 beğeni30.079 okunma922 alıntı146.063 gösterim
Kitabın içeriğinden önce kitapta beni rahatsız eden bir konudan bahsetmek istiyorum. Yazar zihinsel engellilerden zekâ özürlü veya geri zekâlı diye bahsediyor. Bu, beni çok rahatsız etti ve bir ara okumayı bırakmak istedim. Çok dikkat ettiğim, önemsediğim bir konudur ve bu sebeple bir daha yazarın kitaplarını okumayı düşünmüyorum.

Kitabın konusuna gelirsek; MİT görevlisi Sedat'ın yasak aşkı Mine aniden kaybolur. Ve Sedat, görevini tehlikeye atmak pahasına Mine'yi aramaya koyulur. Yazar, Sedat ve Mine dışındaki karakterlerin de yaşam hikayelerine değinmiş. Her karakterin etkileyici bir hikayesi vardı ve bu detayları okumayı çok sevdim. Polisiye olmasına rağmen aksiyon ön planda değildi, aşk ön plandaydı. Kitabın sonuna kadar Mine bulunacak mı diye heyecanlanmadan alamadım kendimi.Gayet akıcı bir dili vardı, okurken sıkmadı, yormadı. Okumak isteyenler keyifli okumalar...
Ahmet Ümit okurken beynimdeki çöplükleri boşaltıyorum sanki,o derece bir hafifleme rahatlama hissediyorum.Terapi gibi..Dünyadan koparıyor bambaşka bir hisle,adeta kitabın içindeki polis ben oluyorum.Çünkü hep finali bulmaya odaklıyım,bulamayınca deliriyorum..

Sorgu odalarına girip çıkıyorum,gelen acil telefonlara yetişmeye çalışıyorum bir arabanın içinde giderken,bir umutla ipucu arıyorum,hızla çıkıyorum merdivenleri..kendime sakladıklarımı biri anlayacak diye de üstün bir çaba içine giriyorum,endişelerim ruhumda titriyor,uykularım delik deşik bazen..hep bir kovalamaca hep bir hareket içinde olmak sabit bir haldeyken bile,elimde kitap,kitap içinde bir hayatın içinde olmak durmaksızın,soluk soluğa bir telaş,kafamda bitmek bilmeyen sorular,olasılıklar..Bir sisle kaplı sanki her şey,bir gece gibi karardı ortalık! hiçbir şey net değil..lanet olsun bir türlü ulaşamıyorum aradığım cevaba..oysa o kadar da dikkatliyim,o kadar tecrübeliyim bu işte..ama hangi detayı kaçırıyorum ki bu iş bu kadar çıkmaza giriyor?Mine nerede peki?Nerede bu kız?Hiçbir şeyi tahmin edemez duruma geliyor beynim..onca bilgi topladım,onca olasılık düşündüm ama hiçbiri beni sonuca ulaştırmıyor..zaman geçtikçe kendimi inandırmaya çalışıyorum kötü sonuca çaresizce..ama ya değilse?bu ikilemler arasında yaşadığım gel-git beni yoruyor,sinirlendiriyor!bir kitlenme noktasındayım şimdi..Beynim tüm kapıları kapatıyor..Mine nerede?

Ve hiç ummadığım bir kapı açılıyor aniden,hiç hesap etmediğim,hatta üstünde durmadığım bir detaydı bu oysa!..Hayır olamaz! şaşkınlık,şok,acı,ruhumu kaplayan telaşla isyanım zirve yapıyor..Kalbimdeki acı o zirvede tırmanışa geçiyor..Kendime olan öfkemi nasıl cezalandırmalıyım peki?İşte tam da o anda beynim ta en başından tüm hikayeyi yeniden sahnelerken, zihnimdeki trafik o kapının önünde beni tutsak ediyor!Açamıyorum o kapıyı bir türlü.. "N'olur olmasın!" diye çığlıklar attığım içsel yakarışımın gürültüsündeki enkazın altında can çekiştiğim acım beni oracıkta paramparça ediyor!
Mine!!!.........
Ahmet Ümit...
Biz her ne kadar bilmesekde o edebiyata şiir ile başlamış.1989'da "Sokağın Zulası" adlı şiir kitabını yayımlamış.

"Senden her ayrıldığımda
Çılgınca dalgalanan bir insan denizinde
Annesini yitiren bir çocuğun
Ürkek hüznü çöker yüzüme.
Seninle her karşılaştığımda
Sabah kırağısıyla yıkanan çiçeklerin
Cemresi vurur gözlerime.
Seni tam bulduğum anda yitirmenin korkusu
Tam yitirdiğim anda bulmanın sevinci...

Sis ve Gece...
Ahmet Ümit'in 1996 tarihli ilk polisiye romanı. Adından polisiye romanları ile söz ettiren Ahmet Ümit, 1992 yılında yayımlanan " Çıplak Ayaklıydı Gece" adlı hikaye kitabı ile bu yola başlamıştır. Bunun yanı sıra Sis ve Gece, Turgut Yasalar tarafından 2007'de beyaz perdeye uyarlanan ilk romanıdır. Ama size tavsiyem önce kitabı okuyun hele ki bu bir polisiye roman ise.

Ahmet Ümit ile tanışmam Sis ve Gece sayesinde gerçekleşti. Roman her ne kadar ilk olma özelliği taşısa da başarılı bir romandı diyebilirim. Sade bir dili var ayrıca hikaye birinci tekil kişi ağzından anlatılıyor. Kitabı okumam uzun bir zamana yayılmasına rağmen akıcılığını ve sürükleyiciliğini hiç kaybetmedi.

Romanın ana karakteri Sedat adlı bir istihbaratçı, evli iki çocuk babası olmasına karşın genç bir kız ile yasak bir ilişki yaşamaktadır. Roman bir suikast ile başlayıp Sedat'ın kaybolan aşkı Mine'yi araması ve bunun üzerine eklenen olaylar zinciri ile devam etmektedir. Sedat'ın eşine olan sevgisi ve Mine'ye olan aşkı arasındaki ikilemi derinlemesine yansıtılmış ve bu durum da romana ayrı bir tat katmakta. Romanın sonu tahmin etmediğim bir şekilde gerçekleşti. Sedat ile birlikte Mine'yi bende aradım, tahminler yürüttüm, o sorgu odalarındaydım, yeri geldi Sedat'a kızdım, yeri geldi ona üzüldüm... Ahmet Ümit bu etkiyi yaratmayı başarabilen bir yazar.

Roman hakkında beni rahatsız eden bir nokta vardı. Yazarın, hikayede adı geçen zihinsel engelli Maria'yı "zeka özürlü" diye ifade etmesi oldu.
Keyifli okumalar...
İlk kez bir Ahmet Ümit kitabı okudum ve bu kitap beni oldukça etkilemeyi başardı. Konusu bilindiği üzere bi polisiye kitabı. Hem konuau itibariyle hem de dili itibariyle çok güzel bir kitap, kendini okutuyor kesinlikle. Eğer okuma listenizde yeni bir kitap yoksa bu kitabı okumalısınız. Kitap bittiğinde geri kalan boşlukları kendiniz doldurmaya çalışıyorsunuz ve bu gerçekten güzel oluyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey kitabın sonu oldu çünkü asla tahmin edemezdim. Denildiği gibi kitapta duvardaki bir tüfekten bahsediliyorsa o tüfek mutlaka patlar. Bu söze artık daha çok katılıyorum. Kitabın sonunu Zülfü Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi kitabına benzettim biraz. Genel olarak beğendim, iyi ki alıp da okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu.
Ahmet Ümit'i İstanbul Hatırası ile tanıdım. Sis ve Gece, İstanbul Hatırası'na göre daha az aksiyonlu, dingin bir anlatımı var. Ani heyecanlanmalar yaşamadım okurken. Kitap polisiye türünde olmasına rağmen yasak aşk ön plana çıkarılmış. Akıcı bir dili var ve sosyal mesajlar da içermekte. Sahnelerdeki detayların uzun uzun betimlenmesi farklı bir hava katmış kitaba. Çok da güzel olmuş. :) Bir çok okur tarafından sonu tahmin edilmiş, ben edemedim itiraf edeyim. :)
Kitabın yabancı dile çevrilen ilk Türk polisiye romanı olduğunu okuduktan sonradan öğrendim.
Aynı adla sinemaya da aktarılmış filmini de izlemek isterim. :)
Ahmet Ümit'in okuduğum ikinci kitabıydı. İkisinde de aynı şeyi hissettim. Okurken ne kadar basit bir anlatım hissi verdiyse sonu o denli şaşırtıcıydı takdire şayandı.
Kitabın ilk yarısını 1 aya yakın süreçte okuyup, diğer yarısını 1 gecede bitirdim. Ki genelde Ahmet Ümit’in romanları hep bunu yapıyor. Zülfü Livaneli’nin polisiyeleriyle kapışır. Yabancı dile çevrilen ilk Türk polisiye roman olması da dikkatimi çekti. Kitabı bitirdikten sonra bir yarım saat kendinize gelemiyorsunuz.
Şaşırtıcı bir son! Verilen ipuçlarını takip ederek belli bir sona ulaşmıştım ama bu kadar enteresan bir sonu hayal edememistim. Ahmet Ümit'in kitaplarında en sevdiğim şey her seyin kitabın sonunda gerekli bir hal alması. Anlatılanlar hem gerekli hem de bu gereği en son da öğrenmek zevk verici!
Ahmet Ümit'ten okuduğum ilk kitap. Sade dili, akıcı anlatımlı ve bol tasvirli bir kitap. Genel olarak kitabı beğendim ama kitapta kadınlara karşı bir öfke,bir aşağılama hissettim sanki. Polis karakter evli ve çocuklu olmasına rağmen genç bir kız ile yasak aşk yaşıyor ve kendini hiç suclamıyor bunları yaparken. İlginç bir şekilde son buluyor kitap.
Ahmet Ümit'in ilk yazdığı romanı birçok romanını okuduktan sonra okumam iyi mi oldu kötü mü oldu bilemedim.
Birinci ağızdan yazılan romanları pek sevmiyorum. Çok tartışılan bir konudur bu... Roman birinci ağızdan mı yoksa üçüncü bir ağızdan mı yazılmalıdır diye tartışılır. Ben üçüncü bir gözün anlattıklarını okumayı daha çok seviyorum.
Karakterlerin gördüğü rüyaları yine birkaç kez okuyoruz bu eserde... Kişilerinin rüyalarını anlatmayı seviyor yazarımız.
İki üç karakterin hayat hikayeleri gerçekten çok başarılıydı... Piç Neco ve Mine'nin anne ve babasının evlenme hikayesi...
Belki onun da silahı bu, iyiliğiyle, özverisiyle karşısındakini baskı altında tutmak.
Ömrümün kalan kısmını hiç yakınlık duymadığım biriyle nasıl geçirebilirdim?
Ahmet Ümit
Sayfa 97 - Everest Yayınları
Çoğu serüven ya da iyi bir kariyer uğruna giriyor mesleğe. Ya biz? Bizim ve bizden önceki kuşağın yurtseverlik duyguları daha güçlüydü.
Ahmet Ümit
Sayfa 249 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sis ve Gece
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
270
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897373
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Sis ve Gece
Sis Ve Gece
Âşık olduğu kızı arayan bir MİT görevlisi: Sedat. Yasak bir aşk. İstihbarat örgütünün içindeki entrikalar. Askerlerle, sivillerin çatışması... Günümüz İstanbul'undan renkli insan portreleri. Karanlık sokaklarda soluk soluğa bir koşuşturma. Örgüt evlerine düzenlenen baskınlar, yargısız infazlar, kayıtlara geçmemiş ölümler. Kayıtlara geçmemiş ölümlerin parçaladığı yaşamlar... Türkiye'nin yakın geçmişine insani bir bakış...

"Bakışlarımı konağa çeviriyorum. Görenlerde korku ve ürperti uyandıracak bu bina bana hüzün veriyor. Onu daha önce hiç görmemiş olmama karşın aramızda çözümleyemediğim bir bağın varlığını hissediyorum. Bahçedeki çürümüş yapraklara basarak binanın kapısına doğru yürüyorum. Kanatlı demir kapının üstünde, yer yer çatlamış mermer alındaki kabartma dikkatimi çekiyor. Kabartmada ilk seçtiğim bir yıldız oluyor. Yıldızın hemen altında, namluya benzer bir başka şekil var, bunun bir tabanca olduğunu anlamakta gecikmiyorum. Tabanca kabzasının altına bir de yarımay oyulmuş. En yukarıda yıldız, altında bir tabanca ve kabzasının hemen ucunda bir yarımay. Bu amblemi bir yerlerden hatırlıyorum ama çıkaramıyorum."

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.823 okur

  • Nur Cihan
  • Tsundoku
  • Ezgi Dölek Atan
  • Burak can salan
  • erhan demirci
  • Rohirrim
  • Yasin Denizci
  • Başak Küçük
  • Hamdiye Cidan
  • Melike Sezer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%4.8
18-24 Yaş
%18.9
25-34 Yaş
%27.6
35-44 Yaş
%29.5
45-54 Yaş
%10.5
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.5
Erkek
%31.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18 (122)
9
%16.6 (113)
8
%24.4 (166)
7
%23.6 (160)
6
%9.7 (66)
5
%3.7 (25)
4
%2.5 (17)
3
%0.6 (4)
2
%0.4 (3)
1
%0.4 (3)

Kitabın sıralamaları