Sis ve Gece

7,8/10  (482 Oy) · 
2.001 okunma  · 
382 beğeni  · 
7.163 gösterim
Âşık olduğu kızı arayan bir MİT görevlisi: Sedat. Yasak bir aşk. İstihbarat örgütünün içindeki entrikalar. Askerlerle, sivillerin çatışması... Günümüz İstanbul'undan renkli insan portreleri. Karanlık sokaklarda soluk soluğa bir koşuşturma. Örgüt evlerine düzenlenen baskınlar, yargısız infazlar, kayıtlara geçmemiş ölümler. Kayıtlara geçmemiş ölümlerin parçaladığı yaşamlar... Türkiye'nin yakın geçmişine insani bir bakış...

"Bakışlarımı konağa çeviriyorum. Görenlerde korku ve ürperti uyandıracak bu bina bana hüzün veriyor. Onu daha önce hiç görmemiş olmama karşın aramızda çözümleyemediğim bir bağın varlığını hissediyorum. Bahçedeki çürümüş yapraklara basarak binanın kapısına doğru yürüyorum. Kanatlı demir kapının üstünde, yer yer çatlamış mermer alındaki kabartma dikkatimi çekiyor. Kabartmada ilk seçtiğim bir yıldız oluyor. Yıldızın hemen altında, namluya benzer bir başka şekil var, bunun bir tabanca olduğunu anlamakta gecikmiyorum. Tabanca kabzasının altına bir de yarımay oyulmuş. En yukarıda yıldız, altında bir tabanca ve kabzasının hemen ucunda bir yarımay. Bu amblemi bir yerlerden hatırlıyorum ama çıkaramıyorum."

(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    270
  • ISBN:
    9789752897373
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Öz 
 24 Mar 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Ahmet Ümit okurken beynimdeki çöplükleri boşaltıyorum sanki,o derece bir hafifleme rahatlama hissediyorum.Terapi gibi..Dünyadan koparıyor bambaşka bir hisle,adeta kitabın içindeki polis ben oluyorum.Çünkü hep finali bulmaya odaklıyım,bulamayınca deliriyorum..

Sorgu odalarına girip çıkıyorum,gelen acil telefonlara yetişmeye çalışıyorum bir arabanın içinde giderken,bir umutla ipucu arıyorum,hızla çıkıyorum merdivenleri..kendime sakladıklarımı biri anlayacak diye de üstün bir çaba içine giriyorum,endişelerim ruhumda titriyor,uykularım delik deşik bazen..hep bir kovalamaca hep bir hareket içinde olmak sabit bir haldeyken bile,elimde kitap,kitap içinde bir hayatın içinde olmak durmaksızın,soluk soluğa bir telaş,kafamda bitmek bilmeyen sorular,olasılıklar..Bir sisle kaplı sanki her şey,bir gece gibi karardı ortalık! hiçbir şey net değil..lanet olsun bir türlü ulaşamıyorum aradığım cevaba..oysa o kadar da dikkatliyim,o kadar tecrübeliyim bu işte..ama hangi detayı kaçırıyorum ki bu iş bu kadar çıkmaza giriyor?Mine nerede peki?Nerede bu kız?Hiçbir şeyi tahmin edemez duruma geliyor beynim..onca bilgi topladım,onca olasılık düşündüm ama hiçbiri beni sonuca ulaştırmıyor..zaman geçtikçe kendimi inandırmaya çalışıyorum kötü sonuca çaresizce..ama ya değilse?bu ikilemler arasında yaşadığım gel-git beni yoruyor,sinirlendiriyor!bir kitlenme noktasındayım şimdi..Beynim tüm kapıları kapatıyor..Mine nerede?

Ve hiç ummadığım bir kapı açılıyor aniden,hiç hesap etmediğim,hatta üstünde durmadığım bir detaydı bu oysa!..Hayır olamaz! şaşkınlık,şok,acı,ruhumu kaplayan telaşla isyanım zirve yapıyor..Kalbimdeki acı o zirvede tırmanışa geçiyor..Kendime olan öfkemi nasıl cezalandırmalıyım peki?İşte tam da o anda beynim ta en başından tüm hikayeyi yeniden sahnelerken, zihnimdeki trafik o kapının önünde beni tutsak ediyor!Açamıyorum o kapıyı bir türlü.. "N'olur olmasın!" diye çığlıklar attığım içsel yakarışımın gürültüsündeki enkazın altında can çekiştiğim acım beni oracıkta paramparça ediyor!
Mine!!!.........