Açlık

8,4/10  (464 Oy) · 
1.466 okunma  · 
424 beğeni  · 
18.797 gösterim
Norveçli büyük romancı Knut Hamsun'un kişiliğini ve ününü oluşturan en büyük romanı "Açlık"tır. Ünlü bir yazar olma sevdasıyla yanıp tutuşurken, bir yandan da açlıkla pençeleşen bir gencin, gerçekten duygulandırıcı öyküsü olan bu kitap, dünya edebiyatının başyapıtları arasında anılmaktadır. Behçet Necatigil'in usta kaleminden, örnek bir çeviri okuyacaksınız bu ciltte.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2012
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789754344073
  • Orijinal Adı:
    Sult
  • Çeviri:
    Behçet Necatigil
  • Yayınevi:
    Varlık
  • Kitabın Türü:
Tuco Herrera 
 19 Ağu 12:32 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

İBRAHİM TATLISES SENELER ÖNCE YAZDIĞI "TOMURCUK" PARCASIYLA ASLINDA KNUT HAMSUN' UN "AÇLIK" KİTABINI OKUYACAKLARA SUBLİMİNAL MESAJLAR MI GÖNDERİYORDU ?!?!?

Delirtmeyin adamı açıklıyacaz!!! =)) SPOILER YOK! RAHAT OL!! Tuco is BACK!

Yine zaman yokluğu ve yine öteleye berileye ilerlere attığım bir kritikten daha hepinize merhabalar kokocambolar.. Bu kitabın methini çok duymuş , sayısız forumda , okunması gereken x eser konu başlığı altında görmüştüm..Daha önceleri açgözlülükle alıp stokladığım kitaplarımdan dolayı da pek gönlüm yoktu açıkcası alıp okumaya.. Yine bir sahafta varlık yayınlarının ilk basımını ve sayfayı çevirir çevirmez Behçet Necatigil 'in adını görünce çevirmen olarak tamam dedim..1956 basımı sapsarı sayfalar .. müthiş bir yaşanmışlık hissi.. sanırım bir bayanınmış bu kitap ki sayfalardan gelen cok eser miktarda küflü ortamın dahi bozup bastıramadığı hafif şekerimsi bir koku ..kitabın kapağında da resimsiz şekilsiz BODOZ sapsarı bir buhran.. size de olur mu bilmem bazen daha elinize bir kitabı aldığınızda içinize bir his çöreklenir : "BU KEZ BULDUM" diye ( her zaman olmuyor ama bazen feci sekedebiliyor , Fazıl Hü"Z"nü DAĞLARCA' ya da evrilebiliyorsun bkz :#16025631) .Gelir gelmez başlayıp bir günde hatmettim ve o güne kadar dram başlığı altında yayınlanan pekçok şeyin bu kitabın yanında beverly hills partileri ya da florida sahillerinde arkaya KOPTIS-KIŞTIS müzik , palmiyeler altında denize nazır club beach ortamları ve gelsin mojitolar kıvamında kaldığını gördüm..

Bir yerlerde şu minvalde bir tespit okumuştum ; kişiler pekçok şeyi unutabilir , yıllarca hayatınızı gecirdiğiniz dostunuzun sesini ve hatta hatta yüzünü dahi unutursunuz ama bir koku sizi o dostunuzun , bahse konu kişinin olduğu bir "ana" o dakikaya geri götürür..düşünseniz aklınıza dahi gelmeyecek o anda, o nesnelerle, o mekanda bulursunuz kendinizi.. İşte o bodoz kapağın kirli, buhranlı sarısını Fatih Ürek 'in gömleğinde de görsem aklıma bundan böyle sanırım hep Knut Hamsun ve bendeki Açlık eseri gelecek o şekerimsi kokusuyla..

Yeter kardeş nevrim döndü yap artık girizgahı diyenler..SİZ İSTEDİNİZ! başlıyoruz =)

Bir roman gibi gözükse de bu kitap , aslında Knut Hamsun' un hayatının , bu eseriyle tanınmadan önceki sefaletle harmanlanıp , yoklukla marine edilip, ızgara üstüne bırakılıp sohbete dalınınca ,kızgın ve yüksek ateşte unutulup KÖMÜRİZE YAŞAM FORMUNA dönüştüğü günlerini anlatıyor.. bir nevi koca bir yaşamın açlıkla doldurulmuş panaromik bir kısmının yazılımı diyebiliriz..Yokluğun ekürisi açlığa karşı verilen umutsuz bir savaş söz konusu her satırında romanın..kimi zaman bir mecimek çorbasının kokusu için dahi ömründen yılları feda etmeyi düşünmek , kimi zaman satacak hiçbir şeyi kalmayınca yeleğindeki düğmeleri satmaya kalkışıp , almayacaklarını bildiğin halde ordan gelecek paralarla hayallere yelken acmak, ormanlarda ,parklardaki banklarda uyuyup Norveç' in jiletli kuzey rüzgarlarını kucaklamak , yokluk - parasızlık ve sonucunda gelen açlıkla cebelleşirken gazetelere yazı yazıp geçinmeye çalışmak , bir sürpriz sonucu bir kadınla o yoklukta aşk yaşamak kitaptaki sayısız dramdan sadece bir kaçı.. anlatım tek kelimeyle MUHTEŞEM çünkü ısmarlama bir eser değil , safi o anların içinde şekillenmiş bir oluşum bu kitap..Yalnız hemen belirteyim, eğer yanlışlıkla üzerine bastığın karıncaya fatiha okuyor veya annem misali belgesel izlerken yavru ceylanı kapan aslanlara sövüp sayıp dakikalarca durup düşünüp üzülüyorsan... bu kitapla beraber "SULTAN" FİLMİNDEKİ "MAHALLECEK SİNEMAYA GİDELİMDE KURTLARI DÖKELİM - FELEKTEN BİR GECE ÇALALIM DERKEN 10 TOMADAN GAZ YEMİŞÇESİNE HÜNGÜRDEYEN ADİLE NAŞİT" SENROMUNA GARK OLABİLİRSİN..(Bu arada Bulut Aras' ın Şener Şen' in bakkalı basıp tacizli tehdidi verip tam çıkacakken geri dönüp tezgahtan bisküviyi alıp ısırdığı sahneeee =))) yazmasaydım ölürdüm.. neyse devam..) Her yaşın ,her gönlün, her insanın harcı değil.. ibrahim tatlıses ' in bir şarkısı vardı sübyancılığa karşı açılan cephelerde tıngırdardı..nasıldı dur bakayım ...hah!

KÜÇÜKSÜN KÜÇÜCÜKSÜN AÇMAMIŞ TOMURCUKSUN
SEVDA SENİN NEYİNE DAHA SEN BİR ÇOCUKSUN
TOMURCUK TOMURCUK GÖZLERİ BONCUK BONCUK
""YAŞITIM DEĞİLSİN SEN"" SEVİMLİ TATLI ÇOCUK

Yukarda verdiğim ikazlara rağmen kitabı okuyacaklar : BENDEN GÜNAH GİTTİ!! Gözlerinizden yaşlar süzülünce bu kitabın bir İbrahim Tatlıses , kendinizinse pudra şekerine yatırılıp nutellalara bandırılmış , kornflekslerle sarmalanmış minik bir TOMURCUK olduğunuzu GEÇTE OLSA ANLAYACAKSINIZ..

son edit : uzun zamandır KuP KuP Boy mahlasıyla 4 lük yazmıyorum .. istekler geliyor.. haklısınız yüzünüz gülecek merak etmeyin ! =) şimdi yemeğe gidiyorum gelince 4 lüğü de döşicem .. haydin kalın sağlıcakla...

4 lüklerle gelen edit ...

Olmadı sofrasında asla fajitası
Matarası boştu yoktu tekilası
Hayatın her zaman bir maça ası
Viran eylediler seni Norveçlinin hası

Ey açlar sürünürken siz tok gezenler
Big mac menüyle kola hüpletenler
Porsche 'lardan fakire selam edenler
Çekecek dişinizi paslı kerpetenler

KuP KuP oğlan derki ben SÜD içerim
Geri vitesim olmadı ,olmaz da benim
Zenginin sofrasından aç kalkan benim
Yobaza GÜRZ olur Garibe uzanan elim

Meksikadan Norveç' e selamlar olsun
Buritomuz acılı rakımız sek olsun
Gelin ey canlar gelin afiyet olsun
AÇ kalmasın HAMSUNLAR karnımız doysun..

- KuP KuP BoY - aka Tuco Herrera

Delfin Ö. 
 29 Tem 23:58 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

|| Merhaba,

Hepimiz bizi sarsan, düşüncelerimizin yankısını tercüme etmiş kitapları bitirdiğinde boşluğa düşüyor gibi hissedip, ardından farklı kitaplara sarılarak bunu telafi etmeye çalışırız.
Okurken şaşırır, heyecanlanır, gülümser, bazen üzüldüğümüz anlar olur. Kaç kitapta kendimizden utanır, sayfaları çevirmek bize ağır gelir, akşamları eve dönerken aldığın ekmeğe bakarsın uzun uzun,ekmek nedir? Nasıl kazanılır? Ne önemi vardır diye düşünürsün, adımların ilerler sen ekmeğe bakarsın,yarım bırakayım dayanamıyorum dedikten sonra okumak için tekrar eline alırsın...
Bilmiyorum sayısı ne kadardır, ben bir tanesi ile tanıştım. Adının hakkını bu kadar güzel veren, kendini ve insanlığı mahkeme mahkeme yargılayacağın, kapitalist dünyada asla elindeki ile yetinmeyip hep daha fazlası için acımasızca çatışırken, bir insanın ekmeğin tadını hatırlayabilmek için -yaşam ilkelerini terk etmeden- verdiği mücadeleyi okumak, bazen midenizi ağrıtacak, bazen gözlerinizi yaşla doldurup, nihayetinde sessizce köşenize çekilmek dışında bir çare bıraktırmayacak...
Açlık, açlık, açlık...Anlamını bu kadar yakından hissederken, etrafınızda olan bitenlere farklı bakış açısıyla bakmaya başladığınızı fark edeceksiniz.
Temel ihtiyacı olan "beslenmeden" maruz kalan insanlara adanmalı bütün seferler diye haykırmak istediğinizi hissedecek:Hey, insanlar! Yemeklerinizi çöpe atmasanıza, lokanta işletmecileri arta kalan yemeklerinizi paketleseniz ya ve sevgili devlet mesela camilerde akşamları sıcak çorba içme imkanı mümkün olsa, kolay kolay yemek beğenmeyen arkadaşlar o pahalı mekanlarda neredeyse servet ödediğiniz yemeğe mırın kırın etmesenize diye sitemler geçecek içinizden, kafada onlarca haykırış... Benim ne haddime?
Bu romanın kahramanı yazar olmak aşkıyla yanan bir insansa ve tam da kendi hayatını anlatıyorsa aklınıza hemen (Martin Eden ve Toza Sor) gelecek.
Size de selam olsun,
sözcüklere aşık olup her cefayı çekenler!

Şimdi ben bu utancı yenmek için hangi kitaba sarılacağım?

Muzaffer Akar 
26 Şub 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

1890 Yılında yazılmış ve basılmış bu romanı da okumaya çok geç kalmışım. Gazeteci- Yazar olmak sevdasındaki kahramanın birkaç aylık sefil hayatı ve psikolojik travmaları çok gerçekçi anlatılmış. Kitabın başında romana başlamadan Knut Hamsun’un bu kitabı yazmadan önceki hayatı anlatılmış ki okuyucu anlatılan hikayedeki yaşanmışlığın farkına varabilsin. Biraz felsefi bilgisi olan ve psikolojiye de meraklı roman kahramanı içinde bulunduğu sefalete katlanmak için kimi zaman gerçeklikten kopuyor, kimi zaman da tam gerçeği kabul ederek isyan ediyor ( bir çoğumuz gibi).

Behçet Necatigil çevirisiyle roman, akıcı diliyle, açlığı ve sefaleti okuyucunun tüm duyularında hissetmesini sağlamış.

İnsanın var olması ve kader olguları da felsefi olarak incelenmiş.

Eğer her haliyle “gerçek” bir roman okumak istiyorsanız, Dünya edebiyatına damga vuran bu kitabı tavsiye ediyorum.

Sinan yaprak 
02 May 13:44 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Şansızlıklara rahmen, her zaman gururuyla, bütün ters giden olaylarara rağmen, kurt gibi aç olmasına rağmen, kendini kişiliğini hiç bir taktirde küçük düşürmeyen güzel ve düşündürücü bir kahraman...
Böyle bir kitabı okumak güzeldi ve kendin rastladığın, açlık hariç bazı olayları kitabın içine benzetmek de ayrı bir heyecan vericiydi:))
Herkesin kesinlikle okuması gereken kitaplardan bir tanesi.

Mithril / Luthien / Bernard 
 08 Şub 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Okurken İbrahim Tenekeci'nin şu sözleri geldi aklıma: "Adına yoksulluk dediğimiz şey,yokluktan değil;çokluktan kaynaklanır. Hakkına razı olmayanların çokluğundan..."

Ve yine okurken utandım. Tokluğun, başımı sokacak bir yuvam olmasının kıymetini bilmeyip hep fazlasını istediğim için utandım. Sokakta aç gezen insanların önünden umursamazca geçtiğim her anım için utandım.

insan_okur 
31 Eki 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bir fakir ne denli zarif olabilir, bir zarif ne denli aç kalabilir, bir kitap bir okuru nasıl parçalayabilir?

Açlığın bile ne kadar namuslu ve gururlu yaşanabileceğinin her ne olursa olsun umudunu yitirmemenin güzel kurgusu.

Bahsedilen açlık öyle bir açlık ki; kahramanın parmaklarını ısırıp kanıyla midesini yatıştırmaya talaş yiyerek ayakta kalmaya yeleğinin düğmelerini satıp ekmek almaya giden bir süreci anlatır. Yine de tüm bu sıkıntıların amacı yazmaktır. Namusuyla yazmak.Yoksa üç günlük açlığınızla bakkala gidip size uzatılan ekmek yerine ille de mum istemek başka türlü açıklanamazdı.

Sefaletin anlatılış şekline hayran olmamak elde değil. Yazarın sefalet ve açlığı bu denli anlatabildiği ve "diğer" lerinin yaşamlarını yüreğinde hissederek kaleme aldığına şahit olmaktan mutluluk duyacaksınız bu kitabı okurken. Hamsun'un kalemindeki ustalığı hissedeceğiniz oldukça farklı ve başarılı bulduğum bir eser.

Tasvirleri ile betimlemeleri ile bu kitap çok büyük bir övgüyü sonuna kadar hak ediyor.

Hayatınız herhangi bir döneminde parasız ve aç kalmışsanız kitabı çok iyi anlarsınız. Parasızlık ve açlık bu kadar iyi anlatılamaz.

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kısa, akıcı, duygusal, sürükleyici...

Ce-mâ 
14 Kas 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitaptaki hiçbir kahramanın ismini bilmemek, bilmiyor olmak...O kadar hoşuma giden şey oldu ki kitapta biriyle başlayayım dedim.
Bir kitap kahramanıyla empati yapmak bu kadar mı zor olur? İnsanı bu kadar mı yorar, insan her sayfada acaba ben olsam yapar mıydım, ya da ne yapardım der mi? Ve aslında onun yerinde olmadığım, onun gibi milyonlarca insanın var olduğunu bildiğim için her sayfa her cümle beynimde balyoz etkisi yarattı.
İşin tuhaf yanı kitabın adı açlık olmasına rağmen diğer tüm duyguları daha fazla hissettim. Çünkü kahramanın yaptığı gibi açlığı unutmak için diğer duygulara yoğunlaştım.
Kitap gerçekten övülmeye okunmaya değer bir kitap.
Kitapta insanı etkileyen çok cümle var yalnız beni en çok üzen , etkileyen en doğru tabiriyle korkutan (evet bir gün bu cümleyi kullanmaktan korkuyorum) cümle şu; " Artık bu hayatı, mücadeleye değer görmüyorum."

Kübra 
 28 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabı ilk kez gördüğümde mecazi bir açlık sanmıştım.. Bilhassa açken okudum, midemden gurultular gelirken.. Çok etkilendim... Bizler ihtiyaçların toplamına muhtaç bir varlığız ve biri dahi eksik olunca işlerin yoldan çıkışı bizleri sarsıyor. Bir insan acıkırsa neler yiyebilir? Çaresizlik nedir?

Bizim ülkemizde de bu denli açlık yaşayan birileri var mıdır? İllaki yoksul insanlar var ama bu denli yoksul olan? En kötü 10 kapı gezse biri yemek verir bizde, iş arasak ve bulamasak ve desek ki ''bakın çok muhtacım, günlerdir açım'' O kapı defalarca kapansa da yüzümüze ''bende sana verecek iş yok ama al kardeşim şununla karnını doyur'' diyen bir vicdan sahibi çıkar. Çünkü benim ülkemin insanları gerçek bir kalp taşıyor...

Nobel ödülünü sonuna kadar hak ediyor ve kesinlikle ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biri olmayı. Mükemmel benim için budur.

Nina 
 10 Oca 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Bir kitap okuyan kişiyi yorar mı? Beni şahsen bu kitap çok yordu. Sistematik açlık ve onunla birlikte gelen ruh halinin dengesizliği resmen sindi üzerime...

Bir gazete yazarı olmak isteyen genç, bu yolunu birlikte açlık ve parasızlık ile yürüyorlar. Olan durumundan sürekli ve kesin çözüm aramıyor o, sadece bir günlük çarelerle hayatını geçirmeye çalışıyor. Parasının son kuruşunu başkasına verip, parası olmadığı zamanı olsa da çiçek almayı düşünen birini gözlemlemek tuhaftı. Devamlı parasız kalıp üzerindeki yeleğini bile tefeciye vermek onun için çözüm ise gerisini siz düşünün.

Onun yazdığı yazı beğenilip ona para ve ün getirecek diye hep umudu ile yaşıyor geç yazar. Ama beklenen gün bir türlü gelmiyor.

Açlık onu esir aldı, bundan dolayı da kendinden emin olmamak ile birlikte zaman zaman gururlu ve havalı olmaya çalışıyordu. Bazen açlık başına vurur ve halüsinasyonlar görmeye başlıyordu. Sonu gelmez tereddütleri hep yaşıyordu o.

Aşk kıvılcımları aç ve susuz kalan bedenini sarıyorlar, fakat açlık nöbetlerinin arasında kayboluyorlar. Sahibinin boş midesi kalbe söz geçirebiliyor sonunda.

Otobiografik detayları içeren bu roman demekle yorumumu noktalıyorum.

nuray ayan 
04 Eki 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Uzun zaman önce okumuştum. Kitaptan o kadar etkilenmiş olmalıyım ki hatırlıyorum açlıktan midem kazınmıştı. Neredeyse her sayfasında 'yeter artık aldığın şu üç kuruşla da git kendine bir şeyler al ye diyordum' kitabın karakterine. Kesinlikle okunmalı.

Kitaptan 261 Alıntı

Sinan yaprak 
27 Nis 15:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"Bu sıralar hiç iyi bir hâlde değilim ki, hayatta bulunabilmek bana çok ıstırap veriyor."

Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 47)Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 47)

Üfff çekingen insanlar ne zor! Onların yanında her şeyi bizim yapmamız, bizim söylememiz gerek.

Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 119)Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 119)
Kübra 
28 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bütün ömrüm bir mercimek çorbasına fedadır.

Açlık, Knut HamsunAçlık, Knut Hamsun
Sinan yaprak 
30 Nis 15:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"; demek istiyorumdum ki insan vasat derece hassas bir ruha malik olabilir. Bunun için deli olması icap etmez."

Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 143)Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 143)
Sinan yaprak 
 30 Nis 15:33 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"Bir hiç ile yaşayan fakat çok sert bir kelime ile de ölenler vardır. Ve itiraf ediyorum ki ben de bunlardan biri idim."

Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 143)Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 143)
Sinan yaprak 
 02 May 02:43 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

": Yananlar, kıtap değildi, kafalardı ve ben bu kafalardan çıkan alevle bir ihtilal gecesi tasavvur etmek arzusundaydım.

Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 153)Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 153)
Hakan TEKİN 
13 Şub 12:46 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Bugün acaba beni mutlu edebilecek bir şey var mı...

Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 6 - Zambak)Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 6 - Zambak)
Sinan yaprak 
 29 Nis 01:13 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"; belki de geceleyin öleceğim diye içimde karanlık bir fikir vardı ve ertesi sabah etrafımda her şey yerli yerinde görünsün diye yatağı biraz tertibe soktum. Ellerimi kavuşturdum ve vaziyet aldım."

Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 124)Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 124)
BİROL COŞKUN 
09 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bazen de otlara bakarım, otlar da belki bana bakarlar, olamaz mı?

Açlık, Knut HamsunAçlık, Knut Hamsun
27 /