Adı:
Göçebe
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141350
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Göçebe
Göçebe
Göçebe
"Göçebe, üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap Sonbahar Yıldızları altında 1906'da, Hüzünlü Havalar 1909'da, Son Mutluluk 1912'de yazıldı. Üç bölümün üç ayrı adı var, ama aslında üç bölümün üçü de birer "hüzünlü hava"dır; üçünün de kahramanı aynı kişi. Hamsun'un asıl adı olan Knud Pedersen'in ağzından anlatılır olaylar. Artık büyük şehirlerden bezmiş, iç sıkıntılarını kırlarda, ormanlarda, şehirden uzak yerlerde dağıtmaya çalışan, kayıp gençliği peşinde avare, orta yaşlı bir hülya adamıdır kahraman. Şehrin gürültü ve uygarlığından kaçarak tabiatın bağrında, yıldızların altında ruhuna sükûn ve şifa arayan, kanının çağıltısını kırların soluğunda yatıştırmak isteyen, şair ruhlu birisi."
-Behçet Necatigil-
504 syf.
·5 günde·7/10 puan
Nobel ödüllü ünlü Norveçli yazar Knut Hamsun'dan okuduğum ikinci kitap Göçebe oldu. Birçokları gibi ben de ilk olarak Açlık kitabını okumuş ve oldukça beğenmiştim. Dolayısıyla bu kitaptan beklentim biraz yüksekti. İsminden anlaşılacağı üzere göçebeliği anlatıyor kitap ve kendinizi bir göçebe olarak hayal etmenize yardımcı oluyor. Aslında biz göçebe yaşamı tarih derslerinde bahsedilen Orta Asya Türkleri'nden biliyoruz, ancak buradaki durum mecburiyet değil tamamen keyfi. Dil ve anlatıma bakarsak biraz ağır olmakla birlikte doğa ve kişi betimlemeleri sık. Kitap fazla durağan nerdeyse ilerlemiyor gibi ve bazen boş muhabbetler sıkabiliyor insanı. İzafiyet teorisinin kanıtı bu eseri okumak olabilir aslında, en az 7 sayfa bitmiştir derken sadece 3 sayfa ilerlediğinizi görebilirsiniz. Bir göçebe nasıl bir hayat sürer, nelerle uğraşır, ruh hali nasıldır, geçmiş ve geleceğe nasıl bakar yazar bize bunları anlatıyor başarılı şekilde. Dili ağır demiştim fakat oldukça eski bir döneme ait olduğunu göz önüne almak gerekiyor. Kitap aslında 3 kitabın birleşmesiyle oluşuyor. Bu üç bölümde yazar sırasıyla göçebe hayatında yaşadığı maceraları günlük tutar gibi anlatıyor bizlere. Hem çok olay oluyor hem az. Öyle büyük hadiseler yok genelde normal hayatta karşılaştığımız işe girme, ölüm, hastalık, evlilik gibi sıradan hikayeler diyebiliriz. Biraz hippilik gibi bir yaşam tarzı var baş karakterin ama çiftliklerde belli süre çalışıp parasını kazanıyor ve insanlarla iyi ilişkiler kurma çabasında. Kendisi şehir karmaşasından kaçıp kurtulmak amacıyla kendini doğaya salsa da şehirden kopamıyor aslında, mesela mektup göndermek için şehirdeki postaneye uğramak zorunda ya da giyim kuşam için. Açıkçası hiç bana göre değil böyle şeyler dolayısıyla sıkılmam bundan kaynaklı biraz. Çiftliklerde çalışmak ve konaklamak nasıl bir şey bunu okuyoruz biz. Doğaya bir hayranlık ve sevgi var tabi göçebelik olunca konu. Sonra insanlar ister kentli, ister köylü olsun kişiliklerin içten geldiğini görüyoruz, yani bir insan çiftlikte yaşıyor diye onun sapsaf ve tertemiz biri olduğu anlamına gelmiyor. Knut Hamsun kendi ülkesini ve toplumunu da eleştiriyor. O yıllarda vasat bir ülke olan Norveç'i şimdi görse yaşamak için ölümsüzlüğe servet öderdi herhalde. Ders olarak alınacak şeyler var ve kendi toplumu bunu almış görünüyor. Yazarın İsviçre ve Almanya'ya olan hayranlığı ile gelişmekte olan İsveç'e olan imrenmesi fazlasıyla kendini belli ediyor. Biraz durum romancılığı var sanki kitapta, herhangi bir sayfasını açıp okusanız önceki olayları kaçırdım diye üzülmezsiniz. Daha kısa olabilirmiş eser bence biraz fazla uzatılmış gibi geldi. Açlık kadar olmasa da güzel kitaptı. Yavaş ilerleyen kitaplara karşı sabırlıysanız sizi rahatsız etmeyecektir. Solem diye bir arkadaş var ki pisliğin tekidir ona boş bardak bile emanet edilmez gider onla cinayet işler. Göçebelik heyecanlıdır ama düzenli hayat şart, okuyun ama özenmeyin bence. Üç kuruş için çiftliklerde yanaşma olup elalemin ağız kokusu çekilmez, zira çiftliğin işi hiç bitmiyor şehir hayatı güzeldir boşverin.
470 syf.
Bitmesine üzüldüğüm kitaplardan oldu ‘Göçebe’ ,Knut Hamsun’un 50’li yaşlarında 6 yıla yayarak üç bölümde yazdığı bu eseri beğendiğimi ifade etmek isterim.Nobel edebiyat ödüllerinin siyasi perdelerden verilmediği yıllarda ,demek ki bu eserleri görebiliyorlarmış!Yazar öyle ustaca duyguları yansıtmış ki her duyguyu yüreğimde hissettim.Göçebe yaşayan ama bu yaşamı zorunluluktan değil tercihi dolayısıyla istemiş iyi yürekli ve eğitimli biri nasıl duygular yansıtırdı? İşte bu muhteşem eser bu soruya cevap niteliğindedir.İngilizler’i pek sevmediği anlaşılan yazar Almanlar’a sempatiyle yaklaşmış.2. Dünya savaşında yine bu sempatisi maalesef devam etmiş.Kitaptaki bazı örgüler mesela deniz havası,hastalıklar veya evliliğin zorlukları,seyahatlerin kararsızlıkları gibi olaylar aynı zamanda yazarın halihazırda kendi yaşamında da yaşadığı zorluklar.Kendi hayatını farklı bir pencereden tarihe not düşmüş.Belki de hikayenin insanı bu kadar yakalamasının sırrı budur...Yeni yılda ilk bitirdiğim kitap,inşallah yeni yıl merhametin,mutluluğun ve huzurun yılı olur.Kitapları dost edinenlere selam olsun...
447 syf.
·18 günde
Hamsun Göçebe’de kendi tercihiyle kentteki rahat yaşamını bırakıp ıssız Kuzey köylerine sığınmış bir adamı anlatıyor.Aslinda karakter eğitimli ve kibar biri olmasına rağmen köyde yaşayıp oralı bilinmek istiyor..Her çalıştığı evde kendinden izler bırakıyor ve ınsanları etkiliyor..Kitap güzel size göçebe hissini çok güzel veriyor...
447 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Göçebe üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları Altında" 1906'da, "Hüzünlü havalar" 1909'da "Son Mutluluk" 1912'de yazılmış ve daha sonra tek bir baskı altında toplanmıştır.

Knut Hamsun'un asıl adı, Knud Pedersen'dir ve üç bölümde de değişmeyen kahraman Knud Pedersen'in ta kendisidir. Bölümlerde olaylar Knud Pedersen'in ağzından anlatılır. Kahraman geçimini sağlamak için bazen su kuyusu açmak, bazen ağaç kesmek, bazen de tarla sürmek gibi benzer işlerde çalışır. Kendisi eğitimli biri olduğu halde asıl kimliğini tam olarak kimseye açıklamaz, taşraya ve çiftlik yaşamına ait hissetmek için yapar aslında bunları. Çiftlik yaşamı ve kahramanın orada yaşayan insanlarla ilişkisi ilk iki bölümde işlenir. Knud Pedersen doğa ile var olmaktadır bir bakıma. Tüm kitap boyunca adeta doğaya methiyeler düzer. Fakat doğanın canlılığı ve kahramanın doğa ile her zaman iç içe oluşuna karşın üç bölümde de melankolik hava asır basar. Büyük şehirlerden sıkılmış, iç sıkıntılarını ormanlarda ve şehirden uzakta dağıtmaya çalışan, kayıp gençliği peşinde avare, orta yaşlı bir hayal adamıdır kahraman.

Bölümlerdeki hüzünlü havanın altında yazarın işlediği, değindiği konular farklılık gösterir. İşlediği konular; evliliğin zorluluğu, hayatın yaşlanmaya başlayan insanları umursamaz oluşu, roman kahramanlarının gitgide kendi yalnızlığına katlanmak zorunda kalışları ve evliliklerdeki mutsuzluklardır. Kahramanın ilerleyen yaşı ve yalnızlığını köreltmeye çalıştığı bu yolda, gittiği yerlerde tanıştığı insanları, gördüğü gizemli yapıları ve maceralarını okuruz. Belli bir yere saplanıp kalmak yerine o bir yaprak gibi rüzgar ne yöne eserse o yöne gider, bazen de yolun sonu bir taşın oyuğuna çıkar..

Knut Hamsun kitap boyunca aslında hepimizin bildiği ama söyleyemediği şeyleri söyler; şehirdeki kargaşa ve uyuşukluk doğada yoktur, doğa sürekli kendini düzenler ve insan doğada her zaman öğrenme halindedir. Yazar ormanda yaşadığı süre içinde bir bilge edasıyla asıl yaşamın doğada ve ormanlarda olduğunu söyler, insanlardan kaçar. Fakat bilgeliği tamamen reddeder ve bir bölüm sonra sözlerinin tesirinden çıkarak tekrar şehir yaşamına döner. Çünkü insanı özlemiştir.
447 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Üç bölüm üç ayrı isim yazarın hepsine verdiği ad göçebe. Üç ayrı isime rağmen üç bölümün üçüde birer hüzünlü havadır.

Birbirinin devamı niteliğinde olan üç ayrı hikayenin kahramanı aynıdır. Büyük şehirlerden bezmiş şehirden uzaklara gitmek isteyen, bir adamın kendi ağzından anlatılır olaylar. İlk bölüm evliliğin zorluğuyken, ikinci bölüm yaşlanınca hayatın insanı bir kenara itişi olarak düşünülebilir. Son ve üçüncü bölümde ise kahramanımız tamamen yalnızlığıyla yüzleşmekte aynı zamanda evliliğin zorluğuna rağmen gerekliliğini vurgulamaktadır çünkü bu bölüm kendi yalnızlığına katlanmak zorunda kalışlarıdır.

Yazarın en büyük ustalıklarından birini bizlere göstermektedir: Söylenmeyenlerin gerisini de sezdirmek, yaşatmak..
504 syf.
·Puan vermedi
Hayatın boyuna bir yolculuk olduğunu anlatıyor kitap. Yazar hayat hikayesini anlatmış. Hayatı boyunca çabalamış durmuş, oradan oraya gezmiş. Türlü işler yapmış ama yılmamış hiç. Bir yılgınlık yok Knud Pederson' da. Yaşlansa bile gezmeye devam etmiş. Belki de onun kendini dinleme kendini hesaba çekme yöntemi de buydu. Ders çıkarılacak bir kitaptı.
504 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10 puan
Yazar ‘’Göçebe’’ romanında, Büyük şehirlerden bezmiş orada artık yaşamak istemeyen fikir, düşünce ve eylem olarak da göç eden bir insanın hikayesini ele alır. Sadece bedensel değil, zihinsel bu göç insanların yaşadıkları dönemlerle, çevreyle iç içe olduğunu vurgular. Doğa tutkusu değil doğanın onda açtığı yaşam tutkusu, yaşamı orada bulmuşluk hissi yazara bu yolu seçtirir. Tavsiye ederim…
Çok güzel kitap bee. Aşkın tarifini kısaca doyurulması imkansız arzulama olarak veriyor kitap. Karakter(siz)imizin ömrünün sonbaharında imkansızın yanından, yöresinden, ötesinden, berisinden geçerken imkansızın yitime doğru gittiğini görüyoruz. Hanım efendinin tavırları canımı çok sıktı. Kocasından çok üzüldüm adeta.
Kitap güzel bi gezi ile başlayıp garip olaylarla devam ediyor. Ana karakteirin cesur itirafları beni kitaba bağlayan en önemli özellikti. Başkasından duyduğumuzda bizi öfkelendiren gerçekleri kendimiz keşfedince hüzne boğuluyoruz.
504 syf.
·Puan vermedi
Bir kitap düşünün insanın kendi kendine pay biçen belkide daha iyi ifade etme biçimini odaklandiran efsane bir kitap ve üstad Knut Hamsun tarafından yapilmissa yemede yanında yat
504 syf.
·Puan vermedi
Peki siz göçebe yaşayabilir misiniz? Knut Pedersen göçebe bir yaşamı tercih ediyor ve kentin o artık devinişsel olarak tekrar edip duran yaşamından sıkılıp, kendini doğaya, çalışmaya adıyor. Tabi bunları göçebe olarak gerçekleştiriyor. Kimi zaman romanın başkahramanıyla beraber çimenlere uzanmış, gece yıldızları seyrediyorsunuz, kimi zaman bir yüzbaşının evindeki çalışanların dedikodularına ortak oluyorsunuz.
447 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Ön sözün ən sevdiyim cəhəti əsərlə əlaqəli olaraq yazılmış olması idi. Köçəri yaşayan birinin həyatını oxuduq. Xüsusilə son hissənin müraciət səpgili olmasını sevdim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Göçebe
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141350
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Göçebe
Göçebe
Göçebe
"Göçebe, üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap Sonbahar Yıldızları altında 1906'da, Hüzünlü Havalar 1909'da, Son Mutluluk 1912'de yazıldı. Üç bölümün üç ayrı adı var, ama aslında üç bölümün üçü de birer "hüzünlü hava"dır; üçünün de kahramanı aynı kişi. Hamsun'un asıl adı olan Knud Pedersen'in ağzından anlatılır olaylar. Artık büyük şehirlerden bezmiş, iç sıkıntılarını kırlarda, ormanlarda, şehirden uzak yerlerde dağıtmaya çalışan, kayıp gençliği peşinde avare, orta yaşlı bir hülya adamıdır kahraman. Şehrin gürültü ve uygarlığından kaçarak tabiatın bağrında, yıldızların altında ruhuna sükûn ve şifa arayan, kanının çağıltısını kırların soluğunda yatıştırmak isteyen, şair ruhlu birisi."
-Behçet Necatigil-

Kitabı okuyanlar 273 okur

  • Merve Çimen
  • clk33
  • Seda Bera
  • Öztürks
  • İnsanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır.
  • suzi
  • kitap güneeş
  • Tâhir Tığrak
  • Meriç S.S
  • Lutka

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%1.6
13-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%12.9
25-34 Yaş
%27.4
35-44 Yaş
%33.9
45-54 Yaş
%14.5
55-64 Yaş
%4.8
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%49.4
Erkek
%50.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (11)
9
%9.1 (6)
8
%21.2 (14)
7
%16.7 (11)
6
%4.5 (3)
5
%4.5 (3)
4
%1.5 (1)
3
%3 (2)
2
%0
1
%0