Göçebe

Knut Hamsun
Tasarımcı:
Barış Şehri
Tahmini Okuma Süresi:
14 sa. 3 dk.
Sayfa Sayısı:
496
Basım Tarihi:
Mayıs 2024
İlk Yayın Tarihi:
1909
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Orijinal Adı:
Under Hostjarmen En Vandrer Spiller Med Sordın Den Siste Glade
ISBN:
9786051141350
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·470 syf.··
2021 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2021 10:31
Bitmesine üzüldüğüm kitaplardan oldu ‘Göçebe’ ,Knut Hamsun’un 50’li yaşlarında, 6 yıla yayarak üç bölümde yazdığı bu eseri beğendiğimi ifade etmek isterim.Nobel edebiyat ödüllerinin siyasi perdelerden verilmediği yıllarda ,demek ki bu eserleri görebiliyorlarmış!Yazar öyle ustaca duyguları yansıtmış ki her duyguyu yüreğimde hissettim.Göçebe yaşayan ama bu yaşamı zorunluluktan değil tercihi dolayısıyla istemiş iyi yürekli ve eğitimli biri nasıl duygular yansıtırdı? İşte bu muhteşem eser bu soruya cevap niteliğindedir.İngilizler’i pek sevmediği anlaşılan yazar Almanlar’a sempatiyle yaklaşmış.2. Dünya savaşında yine bu sempatisi maalesef devam etmiş.Kitaptaki bazı örgüler mesela deniz havası,hastalıklar veya evliliğin zorlukları,seyahatlerin kararsızlıkları gibi olaylar aynı zamanda yazarın halihazırda kendi yaşamında da yaşadığı zorluklar.Kendi hayatını farklı bir pencereden tarihe not düşmüş.Belki de hikayenin insanı bu kadar yakalamasının sırrı budur...Yeni yılda ilk bitirdiğim kitap,inşallah yeni yıl merhametin,mutluluğun ve huzurun yılı olur.Kitapları dost edinenlere selam olsun...
GöçebeKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2024745 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2024 47. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2024 20:51
Göçebe ~Knut Hamsun Merhaba kitapseverler,benim için haziran ayının son kitabı #serbestokur grubumuzla okuduğumuz #göçebe kitabı oldu. Norveç edebiyatının önemli isimlerinden olan bir yazar Hamsun. Daha önce açlık kitabını okumuş ve anlattığı o duyguyu iliklerime kadar hissetmiştim. Bu kitabında da göçebeliği iliklerinize kadar hissettiriyor yazar Doğa ile iç içe yaşayan iki karakterin hikayesini anlatıyor aslında. Bir karakter maceracı, hayalperest, arayış içinde olan bir gezgin diğeri ise yerleşik hayatı benimsemiş bir köylü. Ama bu köylü maceracı karakterin etkisiyle değişim rüzgarına kapılacak olan bir köylü Kitap, karakterlerin yaşamı, özgürlükleri, toplumla olan çatışmaları ve doğayla olan ilişkiler gibi temalar arasında geçen bir anlatı. Kırsal kesimde yaşayan insanların hayatları, pastoral bir anlatımla Hamsun’un doğaya olan sevgisini derinlemesine işlediği bir romana dönüşmüş. Arada sıkıldığım, bazı yerlerin gereksiz uzatıldığını düşündüğüm sayfalar oldu. Özellikle son bölüm. Doğayla iç içe geçmiş bir yaşamın derinliklerinde kaybolup göçebe gibi karakterlerle birlikte gezintiye çıkmak istiyorsanız bu kitap tam size göre Herkese keyifli okumalar dilerim, sevgiyle
Roman-Edebiyat
GöçebeKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2024745 okunma
9/10
·504 syf.·
Beğendi
·
2021 246. kitabı
Knut Hamsun benim için çok özel yeri olan bir yazar. Dostoyevski ile birlikte beni fazlasıyla etkileyen, içimde hep taşıdığım o yoğun melankoli ve hüznü farketmemi sağlayan iki büyük isim. Kalabalıklardan ve keşmekeşten kaçmaya çalışan karakterleri, içlerinin bir yanı kırık,hep erken gelmiş ya da hep geç kalmış insanları o kadar güzel anlatmış ki Hamsun. Huzuru, doğayla iç içe olmakta bulmuşlar çoğu zaman. Göçebe, aslında üç münferit romandan oluşuyor ama yine de ortak bir noktada buluşuyorlar.. Bu arada Hamsun'un eserlerini Behçet Necatigil'in çevirmiş olması da çok büyük bir şans. Dupduru, dingin ve şiirsel bir dille...
GöçebeKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2024745 okunma
6/10
·496 syf.··
2026 20. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 22:37
Knut HamsunKnut Hamsun 'un GöçebeGöçebe adlı eseridoğa ile modern yaşam arasındaki çatışmayı işler. ​Roman, şehir hayatının karmaşasından kaçıp kırsala, doğaya sığınan bir adamın hikayesini anlatır. Ancak bu sadece bir "doğaya dönüş" hikayesi değildir; karakterin içsel yalnızlığı, yaşlanma sancıları ve karşılıksız aşkın yarattığı melankoli ön plandadır.
1000Kitap
GöçebeKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2024745 okunma
Puan vermedi·494 syf.··
2024 86. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2024 02:08
Merhaba. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Knut Hamsun'un Göçebe'si oldu. Üç kitap, tek bir kitapta basılmıştır. Kitaplar bölümler halinde ayrılıyor.
Edebiyat & Roman
GöçebeKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2024745 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2024 47. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2024 19:04
Göçebe 3 ayrı bölümden oluşmaktadır; 1. Son Bahar Yıldızları Altında (1906) 2. Hüzünlü Havalar (1909) 3. Son Mutluluk (1912) Her ne kadar ayrı bölümler olsa da üçünün kahramanı aynı ve birbirinin devamı niteliğindedir. Olaylar Knut Hamsun’un asıl adı olan Knud Pedersen’in ağzından yazılmıştır. Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi bu eserinde de kendi yaşamından izler bulmak mümkün. Göçebe; büyük şehirlerden sıkılan, kendini köylere atan bir gezgini anlatmaktadır. Aslında iyi bir eğitim almış olan Nils, çiftliklerde iş aramaya çıkar ve işçilerin arasına karışır. Yanlarında çalıştığı evlere dış, bahçe işlerinde yardımcı olur. Aynı zamanda yeni icatlar da yaparak becerisini ortaya koyar. Yanında çalıştığı evlerdeki aile ilişkileri de dikkat çekmektedir. Çünkü hepsinin ayrı bir sorunu vardır. Eserde, Nils’in fiziksel olan yolculuğunun yanında ruhsal yolculuğuna da dikkat çekilmiş. Kadın erkek ilişkileri işlenmiştir. Birbirinin devamı olan bölümler de ilk 2 bölümü sevsem de 3. Bölüme pek ısınamadım. Eser ilk 2 bölümden oluşsaydı ve 2. Bölüm sonunda ki “Ek” ile bitseydi çok daha güzel olurdu. Peki siz Göçebe’yi okudunuz mu? Nasıl buldunuz?
GöçebeKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2024745 okunma
8/10
·504 syf.··
2021 8. kitabı
·
156 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2021 00:48
Ne kadar sürede okuduğuma bakılırsa yavaş ilerleyen bir romandı diyebilirim. Ama biliyorum ki bu aylar sürmesi için geçerli sebep değil :d Kitap fazla durağan ilerlediği için az da olsa zorluyor
GöçebeKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2024745 okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2018 47. kitabı
Hayatın boyuna bir yolculuk olduğunu anlatıyor kitap. Yazar hayat hikayesini anlatmış. Hayatı boyunca çabalamış durmuş, oradan oraya gezmiş. Türlü işler yapmış ama yılmamış hiç. Bir yılgınlık yok Knud Pederson' da. Yaşlansa bile gezmeye devam etmiş. Belki de onun kendini dinleme kendini hesaba çekme yöntemi de buydu. Ders çıkarılacak bir kitaptı.
GöçebeKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2024745 okunma
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2024 81. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2024 14:19
Knud Petersen orta yaşlarında, artık büyük şehirlerden sıkılmış,ruhsal bunalımlarını şehirden uzak, kırlarda atmaya çalışan şair ruhlu bir adamdır. Kır yaşamının zorluklarını, bu insanların mücadelelerini ve kendi göçebe ruhunu şiirsel bir dille anlatıyor Knud Petersen. Birbiriyle bağlantılı üç bölümden oluşuyor kitap. Bizzat birinci tekil kişi tarafından olayların anlatılması kitaba daha fazla içtenlik, daha fazla zerafet katıyor. Açlık romanından da yakınen tanıdığımız,Nobel ödüllü Knut Hamsun 'un bu eserini okumanızı tavsiye ederim. Behçet Necatigil'in çevirisi olması kitabı daha özel kıldı benim için. Son dönemlerde sanki Google çeviri kullanılarak çevirisi yapılıyormuş gibi tatsız, tuzsuz,ruhsuz kitapların çoğaldığını görmek haliyle üzüyor insanı. Kitapla kalın....
GöçebeKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2024745 okunma
BU BİR KAÇIŞ DEĞİL, BU BİR ARAYIŞ.
9/10
·496 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 00:58
Bu incelemeyi yazmadan önce, bu sessiz ve sakin hikâyeyi içimde yerli yerine oturtmak istedim. Knut HamsunKnut Hamsun öyle bir eser bırakmış ki onu sadece okumakla kalmadım; sanki kahramanımızla beraber aynı yolları yürüyüp kararları birlikte vermişiz gibi hissettim. GöçebeGöçebe eseri; gürültüden, kalabalıktan ve büyük yerleşim yerlerinden uzakta geçen üç ana hikâyenin birleşmesinden oluşuyor. Kahramanımızın gençlik, yetişkinlik ve olgunluk dönemlerine; bu dönemler içerisindeki fikrî gelişimine tanıklık ediyoruz. Bazen bir kasabanın kalabalığı içinde akıp giden zamanda kendi manamızı arıyoruz. Bazen de bir çiftlikte hayatını idame ettirebilmek için elinden gelen tüm zanaatiyle çalışmasına ortak oluyoruz; işleri tamamlayıp ormanlara ve tepelere çekildiğinde, güzelliğin ve tutkunun bir çiçekte mi yoksa bir insanda mı olduğunu sorguluyoruz. Okurken bir hüzün içine gireceksiniz ama bu tatlı bir hüzün olacak. Hikâye sakin bir su gibi akıp giderken bir anda bakacaksınız ki yazar dördüncü boyutun kapısını aralamış ve okurla sohbet ediyor işte o an tatlı bir ürperti geldi ve “ kusura bakma hocam yanlış düşündüysem af ola” demek istedim :) keyifle yudum yudum giden bir hikaye.
1000Kitap
GöçebeKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2024745 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.