Victoria

Knut Hamsun
Tasarımcı:
Barış Şehri
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
• 19. yüzyılın sonları. Norveç'in taşrasındaki bir sahil köyünde, değirmencinin oğlu Johannes şair olma hayalleri kurmaktadır. İlhamını ise "sarayın efendisi"nin kızı Victoria'dan alır: Bu genç kadın sonunda arzuladığı genç adam ile yoksullaşan ailesine olan bağlılığı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. • Tutucu bir toplumun gerçekliğini ve yasaklarını konu eden Victoria, şiddetli bir rüzgârın karşısında ayakta durmaya çalışan iki genç fidanın çarpıcı ve lirik romanı. • insanların sevdiklerine karşı acımasız olmalarının zararını yine kendilerinin çekeceklerini çok güzel anlatmış Hamsun, çünkü, sevgi çok sınanmaya gelmez. Aşkı bir insan ancak bu kadar güzel anlatabilir, Bu kadar kısa bir zaman da , seven sevdiğine sevgisini anlatabilmeli vakit daha varken ..! •Çok tanıdık geldi bana bu aşk hikayesi : Ö&G • Herkese keyifli okumalar diliyorum ..!
Roman
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,549 okunma
7/10
·160 syf.··
2022 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2022 01:10
Evet, neydi aşk? Güllerin arasında esen bir rüzgâr hayır, kanda bir sarı fosforlaşma. Hatta ihtiyarların gönüllerini bile danslara uyandıran, cehennem sıcağı bir müzikti aşk. (Sayfa/ 47) Aşk bir insanı yere yıkabilir, onu tekrar ayağa kaldırabilir, onu yeniden rezil edebilirdi. Bugün bakarsın beni sevmiş, yarın seni, öbür gün onu! Böyle kararsızdı aşk. (Sayfa/ 47) Böyleydi aşk... Victoria; şato sahibinin biricik kızı ve değirmencinin oğlu Johannes'in aşk hikâyesi... Tutku, hayalkırıklığı, bekleyişle örülü masalsı bir hikâye... Nobel ödüllü büyük usta Knut Hamsun'un 1899'da yazdığı bu naif eser, Türk edebiyatının usta kalemlerinden Behçet Necatigil'in şiirsel çevirisiyle daha da kıymet kazanıyor. "Açlık" eserinden sonra okunduğunda aynı beklentiyi karşılamasa da farklı olay örgüsüyle, tasvir ve betimlemeleriyle çok özel olduğunu düşünüyorum. Okumalarımda yazarın biyografisiyle esere başlamayı seviyorum. Önsöz kısımlarını çok seviyorum. Zira yazılan eserlerde yazarların hayatlarından parçalar olduğunu bilmek o eseri daha da önemli kılıyor. Knut Hamsun'un, çoğu yazarda da olduğu gibi, idealleri uğruna yaşadığı zorlukları göz önüne alırsak bu esere bakış açımız değişebilir... Hüzünlü bir aşk hikâyesi Victoria... Victoria mı? Johannes mi? Kalbim ikisinde de kaldı... Sizce nedir aşk? Aynı pencereden bakabilmek değil midir hayata?... Sevgiyle...
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,549 okunma
10/10
·160 syf.·
Beğendi
·
2024 8. kitabı
Bir çok okur gibi bende Hamsun okumalarıma "Açlık" ile başlamıştım. Knut HAMSUN ve aşk ikilisini bu denli beklemiyordum.Araştırmadan aldığım ve tesadüflerle karşıma çıkan bir kitap. Hamsun Norveç’in yüksek dağlarına ve soğuk tabiatına yöneltmiştir daima. Hayatında olduğu gibi. Romanlarında da insan ve tabiat ilişkisini ön plana almış, insanı doğal haliyle işlemeye çaba göstermiştir. Victoria bu eğilimin en güçlü hissedildiği romanlarından biridir. Kitaba yönelirsek eğer bir aşk hikayesi bu kadar dokunaklı olabilirdi.Sınıf farklılığı bu defa aşkı yenemedi her ne kadar arada olumsuzluklar git-geller yaşansa da bence Victoria sonunda o aşkı yakaladı. Kitabın içinden çok fazla ayrıntı vermemekle birlikte son yazılan mektuptan sanırım bir kitap daha yazılırdı. Kitabı okumaya başladığımda ve bitirdiğimde her an Victoria yanı başımda gibiydi. Teşekkürler Victoria, Teşekkürler Johannes...
1000Kitap
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,549 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2025 49. kitabı
Açlık, hayatımın 100 kitabı arasında. Victoria’ya geçince Hamsun’ın büyüsü kayboldu; akıcı ama sıradan bir hikâye. Büyük hayal kırıklığı. Şimdi sırada Pan var, umarım Açlık’ın o edebiyat büyüsünü yeniden hissettirir.
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,549 okunma
6/10
·160 syf.··
2021 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2021 18:12
Knut Hamsun’un okuduğum ikinci kitabıydı Victoria. Çoğu zaman yazarların kaleminde ilerleyişlerini kronolojik olarak görmekten hoşlansam da, bana göre bu durum Hamsun için geçerli olmadı. Okuduğum ilk romanı Açlık kitabından ne kadar etkilenmiş olduğumu bilen bilir. Açlık kitabının vurucu gerçekçiliği beni hayran bırakmıştı. Victoria kitabı ise sade dili ve olayların ilerleyişi ile daha az etki bırakan bir kitaptı. İki kitabın çok çok farklı olmasından ötürü bu kıyası yapmak hiç doğru değil. Fakat yazarın -bana göre- en iyi kitabından başladığım için hiçbir kitabı beni Açlık kadar etkileyemeyecekmiş gibi hissediyorum. Kitapta tabakalar arası aşkı görüyoruz. Zengin kız fakir oğlan klişesini sade diline rağmen hiç beklenmedik olaylarla şaşırtarak anlatıp, yine bizi etkisi altına almayı başarıyor Hamsun. Aşkın daha çok hüzünlü, umutsuz ve kavuşulamayan halini gözler önüne seriyor. Bu kitapta aşkın önüne geçen duygu gurur oluyor. Zaten Hamsun’dan ne kadar mutlu bir kitap bekleyebiliriz ki? Kaleminin bariz en sevdiğim yönü de bu. Knut Hamsun okumaya yeni başlayacaklar için naçizane tavsiyem Victoria kitabı ile başlamak olacaktır.
Edebiyat
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,549 okunma
6/10
·160 syf.··
2021 40. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2021 13:18
Çok klasik bir aşk romanıydı. Eski dönemin bol acılı, platonik aşk hikayelerinden birisini okudum. Beni çok sarmadı. Dili çok sadeydi, gazete okur gibi okudum açıkçası. Okunmalı diyeceğim kitaplardan değildi.
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,549 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2025 125. kitabı
Sabah çok erken uyandım. Hava da yağmurluydu. Aşka dair bir şeyler okumak istedim ki uzun zamandır da Victoria aklımdaydı. Önce fırına tarçınlı bir kek attım, çayımı da demledim, oh misss:)) ve başladım okumaya. Nasıl ki Açlık’taki o hissi, o açlığı iliklerime kadar hissetmiş —hatta yemek yemekten utanır hale gelmiştim— Victoria’da da aşkın bütün halleri içime işledi: saflığıyla, imkânsızlığıyla, çocuklara özgü masumiyetiyle… Satırlar şiir gibi aktı gitti. Konu ya da kişiler değil de en çok duygular kaldı geriye. Üstelik, değil mi ki Behçet Necatigil çevirisi… Şiir gibi ne demek, şiirin ta kendisi; varlığını öyle güzel hissettirdi ki benim canım Çok sevdim #alıntılarım “Evet, ama seni de seviyorum! İnan bana. Yalnız onu sevmiyorum ki! … Ben onu senden birazcık daha fazla seviyorum, ben ne yapabilirim, başıma geldi bir kere .” “Siz hiç ömrünüzde, bir erkeğin, evlenmek istediği asıl kadınla evlendiğini gördünüz mü? Ben görmedim.” “Evet, neydi aşk? Güllerin arasında esen bir rüzgâr, hayır, kanda bir sarı fosforlaşma. Hatta ihtiyarların gönüllerini bile danslara uyandıran, cehennem sıcağı bir müzikti aşk.” @timasyayingrubu @timasdunyaedb #knuthamsun #victoria #tavsiyekitaplar #aysegulvekitaplar
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,549 okunma
6/10
·150 syf.··
2019 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2019 16:39
Knut Hamsun'un "Açlık" romanını okumuştum. "Victoria" hakkında okuduğum yorumlar yazarın bu kitabını da okumamı sağladı. Fakat ben tam olarak umduğumu bulamadım. "Victoria" kısa bir aşk hikayesini anlatıyor. Olaylar hızlı ilerliyor, bazı şeyler ne ara oldu bitti anlayamadığım oldu. Karakterlerde, klasiklerin bazılarında gördüğüm bir durum vardı; tutarsızlık. Psikolojileri tam olarak yansıtılmadığından, hikaye kısa tutulduğundan olsa gerek bir sayfada a diyip öteki sayfada b diyebiliyorlar. Bu arada kitap bana Jane Austen'ın "Gurur ve Önyargı"sını anımsattı. Behçet Necatigil çevirisi olduğu için güvenerek almıştım ama anlatımdan mı çeviriden mi anlayamadığım şekilde bazı tuhaflıklar vardı. Özellikle anlatımda, cümlelerde zaman tutarsızlıkları fazlaca var gibi geldi. Dediğim gibi belki de anlatım bu şekildeydi. Belki orjinal dilinde normal görünüyordur, ama Türkçeye olduğu gibi çevrilmişse ondan da cümleleri yadsımış olabilirim. Kitap çok hızlı bir şekilde ilerliyor, fark etmeden son sayfalara geliyorsunuz. Okunabilir, fakat okunmazsa da bir kayıp olacağını düşünmüyorum. Çok kötülemiş gibi mi oldum, öyle kötü değil, verdiğim puan ortada. Ben yalnızca umduğumu bulamadım. Sizlere iyi okumalar.
Edebiyat
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,549 okunma
Değer verdiğim biri önermişti. Hamsun’un okuduğum ilk kitabı. Heyecanla okumaya başladım ama Çok fazla devrik cümle vardı. Hatalı cümleler de çok fazlaydı ne dediğini anlamak için başa alıp kendiniz cümle kurmak zorunda kalıyorsunuz. Çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum. Kafanız dağınıksa kitabı çekemeyebilirsiniz, benim gibi... o yüzden yarım bıraktım.
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,549 okunma
10/10
·150 syf.··
2016 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2016 02:17
Öncelikle kitap su gibi aktı. Hatta öyle hızlı ilerledi ki bir anda kendimi son sayfalarda buldum. Bunun sebebi kitabın ince oluşundan da kaynaklı. Knut Hamsun'dan daha önce 'Açlık' isimli kitabı okumuştum. Yazımını ve kurgusunu beğendiğim çok değerli bir yazar. Açlık kitabında olduğu gibi bu kitabında da nükteli bir yaklaşım sezdim başlarda. Kitabın başında Victoria'dan aşk itirafı bekledim sonunda ise Johannes'den. Salt aşk hikayesi insanın yüreğini sızlatan cinstendi. Bir diğer dikkatimi çeken şey ise 'gurur'. Kitapta inceden inceye bir gururlu insan profili çizildiğini düşünüyorum. Beni hüzünlendiren, gözlerimi dolduran bir umutsuz aşk hikayesiydi. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim.
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,549 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.