Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

İnsan baş keçi ayak “PAN”Panik yok!
6/10
·208 syf.··
2022 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2022 08:34
Knut Hamsun meşhur “Açlık” romanının İskandinav yazarı 1899 yılı Osmanlı’nın son zamanlarında Andersen ile İstanbul’ u ziyaret ediyor. İstanbul’un boğaz’ın güzelliği insanların tasasız oluşu onu
Edebiyat
PanKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20211,301 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2017 32. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2017 13:52
Pan, Teğmen Thomas Glahn'ın notlarından oluşan bir kitap. Onun hayatının bir bölümünü anlatıyor. Teğmen Glahn'ın hikayesi çok etkileyiciydi bana göre. Açıkçası bu eser içime işledi, özellikle o betimlemeler ve aşk hikayesi. Kitabın dili ilk başlarda değişik geldi, ilk ağızdan anlatıldığı için olabilir. Ama genel olarak akıcı ve sürükleyici bir kitap Pan. Ben severek okudum ve herkese de tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
PanKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20211,301 okunma
8/10
·208 syf.··
2020 43. kitabı
Ben yazarı "Açlık" kitabıyla tanıdım.Bu kitabı onun gölgesinde kalsa da ben ikisini de çok sevdim.Pan tam klasiklere yaraşır akıcı, sade,nahif bir aşk romanı.Kitabın en sevdiğim bölümünü paylaşmaya karar verdim.Kısaltmak istedim ama her cümlesi o kadar içime işledi ki kırpacak tek bir cümle bulamadım.Kısa bir hikaye,uzun bir inceleme olacak. "Dört yanı duvarlarla örülmüş bir kuleye bir kız hapsedilmişti.Bir erkeği seviyordu.Neden mi sevdi? Bunu rüzgara,yıldızlara sor; hayatı yaratan Tanrı'ya sor! Çünkü bu gibi şeyleri bilse bilse o bilir.Erkek de kızın dostuydu,aşığıydı; ama zaman geçti,günlerden bir gün erkek bir başka kız gördü,görür görmez fikri değişti. Bir delikanlı nasıl severse,erkek ilk kızı öyle sevmişti.Onun için Tanrı'nın inayeti diyor,ona "Kumrum benim!" diye hitap ediyordu;bağrı ateşli ve dalgalıydı kızın.Erkek ona,"Kalbini bana ver!" dedi.Kız verdi.Erkek ona,"Senden bir şey rica edebilir miyim,sevgilim?" derdi.Kız kendinden geçmiş "Evet!" cevabını verirdi.Kız ona her şeyini verdi,erkek ona bir teşekkür bile etmedi. Erkek öteki kızı bir köle,bir deli,bir yoksul nasıl severse öyle sevdi.Neden mi sevdi? Bunu yollardaki tozlara,düşen yapraklara sor; hayatın esrarlı Tanrısına sor! Çünkü bu gibi şeyleri bilse bilse o bilir.Bu kız erkeğe hiçbir şey vermedi,hayır,hiçbir şey vermedi,ama erkek yine de ona teşekkür etti.Kız ona,"Huzurunu,aklını bana ver!" dedi.Erkek yalnız bir şeye,kızın kendi hayatını istememiş olmasına yerindi."
PanKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20211,301 okunma
9/10
·224 syf.·
2015 35. kitabı
Doğada Tanrı'yı gören bir Teğmen. Kulübede yaşayan, yemeğini avla sağlayan kendi halinde bir erkek. Tek derdi aşk olsun. Bir askerin acımasızlığı ve mantığı tekrar çarptı beni ama yazarımızın tasvirleri, anlatış tarzına bayıldım.
PanKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20211,301 okunma
Pan Hakkında Düşüncelerim
8/10
·208 syf.··
2020 4. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2020 18:56
Okumadan önce yorumlara baktığımda tasvirlerin güzelliğinden bahsedilmişti. Evet yer yer güzeldi ama çok da ahım şahım bir güzelliği yoktu. Belki de çok büyük doğa tasvirleri bekledigim için hayal kırıklığına uğradım, bilemiyorum. Ruhsal çöküşün güzel anlatıldığını söyleyebilirim ama. Glahn'ın iç çatışması kitabın sonlarına doğru farklı bir boyut kazandı bana göre. Daha yoğun ve güzel. Bu sebeple kitabın 2. yarısını daha çok sevdim. SPOİLER İÇEREBİLİR! Kitabın özeti; "En çok seven, en çok yaralanandır." Edvarda'nın sinsiliği kitap boyunca beni sinir etti. Sevmesini bilmeyene sevgini sunarsan, sevgini alır ayağının altında bir böcek gibi ezer. Bir husus daha var ki kalbinin dolu olduğunu bildiğin halde seni sevdiğini söyleyeni sevmek, seni sevmediği halde ümit vereni sevmekten daha zordur. Ah Eva! Bu kitabın en masum insanı sendin. Ama sen de günahkardın.
Edebiyat
PanKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20211,301 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 01:13
Knut Hamsun'un muhteşem anlatımının doğa tasviri ve betimlemelerle taçlandırdığı Pan; Teğmen Thomas Glahn'ın notlarından oluşan, hayatından bir kesitini okuduğumuz bir eser. İnsan-doğa ilişkisinin çok güçlü bir biçimde anlatıldıği zengin bir tabiat övgüsü.Kuzey Norveç ormanlarında bir gezintiye çıkmış hissi yaşatıyor, sırf bunun için bile tekrar okunabilir. İnsanın toplumdan uzaklaşarak yalnızlaşması, doğaya dönmesi, kapitalist düzene karşı yapılan eleştiriyle birlikte doğallığa özlem dile getiriliyor. Güçlü bir aşk romanı aslında; Teğmenin yaşadıklarından kendinizde mutlaka birşeyler bulacaksınız.
Roman
PanKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20211,301 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2019 11:52
Glahn 30 lu yaşlarda emekli bir teğmen. Kendi halinde, ormanda günü birlik ne varsa avlanarak yaşayan bir adam. Edvarda'nın görüş açısına girmesiyle farklı bir aşk yaşadı. Ormanda sararmış otlar, dingin sular, avcı kafasıyla vahşi bir aşk. Tabiatın vahşiliği, Glahn'ın masum, çocuksu aşkı, ruh devinimleri. Edvarda toy bir kadın 17-18 li yaşlarda, adam hiç olmadığı kadar masum duygularla vahşi doğasına ayak uyduramadığı Aşk gibi denetimsiz bir duygunun. Gereksiz kıskançlıklarından ötürü ayrılık gelip çattığında adam toparlayamadı kendisini. Ormanı terketti, kendisini alkole vurdu... Behçet Necatigilin önsözü ve çevirisini yaptığı bu kitap, kendi tabiriyle "Modern Psikolojinin canlı bir anıtı" niteliğini taşıyan Nobel ödüllü bu eserde ruhunuzdaki gelgitlere engel olamayacaksınız. Keyifli okumalar.
Edebiyat
PanKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20211,301 okunma
7/10
·208 syf.··
2020 42. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2020 15:14
Knut Hamsun'un okuduğum ilk kitabı Açlık'tı. Gençlik yıllarında yaşadığı açlıktan ilham alarak yazdığı gerçeğini de göz önünde bulundurursak, çok gerçekçi ve vurucu bir kitaptı. Uzun zaman sonra Pan ile devam ettim Hamsun'a. Tarz olarak cok daha farklı bir kitap tabiki. Bir dağ evinde köpeği ile yaşayan, avcılıkla geçinen teğmen Thomas Glahn'ın Edvarda ile aşkını anlatıyor. Bu gurur,kıskançlık ve hırs sebebiyle gelgitler yaşayan bir ilişki. Ama öyle duygu seli cümleleri, melankolik bir hava ve ruhsal betimler yok. Olabildiğince sade bir anlatım var, neyse o. Ben kitapta bu aşk öyküsünden ziyade Glahn'ın ne yapacağını bilemediginde yaşadığı bocalamaları ve doğa olan ilişkisini okumayı sevdim. Pan kelimesi Yunan mitolojisinde kır ve çobanların tanrısı anlamına geliyormuş zaten. İsabetli bir isim. Önsözde Behçet Necatigil tarafından hazırlanmış Hamsun'un zorlu hayatının özeti var. Çeviri de ona ait. Bence tanışılması gereken bir yazar. Bir sonraki hedefim Benoli ve Rose ikilemesi olacak inşallah. Ama Knut Hamsun okumak isterseniz önce Açlık'ı okuyun, hatta kesin okuyun.
PanKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20211,301 okunma
Puan vermedi·145 syf.··
2021 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2021 12:41
Üniformasını bir kenara atıp, ormanda köpeğiyle yaşayan bir teğmenin hikâyesidir anlatilan. "En iyi yuvam,ormandir." dedigi yerde huzurla yaşar. Bol bol tabiat tasvirleri yapilir. Bu betimlemeler ayni zamanda baskarakterin ruh halini de yansıtır. Bir erkeğin aşka karşı duruşu, gururu, bir kadinin egosu realist bir bakış açısıyla anlatılmış kitapta. Başlarda pek sarmasa da özellikle 66.sayfadan sonra elimden bırakamadım. Yazarin berrak bir suyun dibindeki çakıl taşları gibi olan üslubu cok güzeldi. Öyle telaşsız, öyle dolandırmadan sakince... En çok etkilendiğim kısım ise sevdiği kadının kendisine olan kinini kullanmasin diye köpeğini vurdugu bölümdü. Insanda şok etkisi yaratıyor ayni zamanda. Tavsiye olunur.
PanKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20211,301 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2017 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2017 19:38
Pan, Teğmen Thomas Ghump' ın anılarını anlattığı bir kitap, kulübesinde köpeğiyle birlikte yaşıyor ve avlanarak yiyecek yemin ediyor. Doğa tasvirleri gerçekten güzel anlatılmış, bu yönüyle Robinson Cruze 'a benziyor. Ama ormanda tamamen yalnız olmadığı için diğer insanlarla da ilişkilerde bulunuyor. Pan, aynı zamanda bir aşk romanı, ama bu yönüyle bence etkileyici değil, aşkı doğu romanlarının daha güzel yaşadığını ve anlattığını düşünüyorum.
PanKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20211,301 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.