7,5/10  (17 Oy) · 
51 okunma  · 
14 beğeni  · 
1.259 gösterim
Teğmen Thomas Glahn'ın Notlarından" alt başlığını taşıyan Pan romanı hem güçlü bir aşk romanı, hem de zengin bir tabiat övgüsüdür. Hamsun sadece bu eseri yazsaydı yine büyük bir şair sayılırdı. Modern psikolojinin canlı bir anıtı sayılan bu eser, kelimeler arasında yaşattığı inceliklerle bir şaheser değeri taşır. Pan, Knut Hamsun’un Victoria-Pan-Rosa üçlemesinin ikinci kitabı. İnsan ve doğa ilişkisi üzerine yoğunlaşan Hamsun, yüzyıl başındaki insanın yalnızlaşmasını, toplumdan uzaklaşıp doğayla baş başa kalışıyla birlikte kendi doğası üzerine düşünmesini ve hızla yükselen kapitalist toplum dalgasının etkilerini ruhunda hissetmişçesine eleştirel bir tavırla sade ve doğal insana özlemini dile getirir. Kuzey Norveç ormanlarının, otlarının, sularının ortak çağıltısı içine, kuvvetli bir aşk tutkusunu şiir yüklü bir dille oturtan bu roman, Hamsun’un ününün dünyaya yayılışında önemli payı bir şaheserdir.
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    224
  • ISBN:
    978-605-114-393-4
  • Orijinal Adı:
    Pan
  • Çeviri:
    Behçet Necatigil
  • Yayınevi:
    Timaş Yayınları
  • Kitabın Türü:
Esther. Sema 
 23 Mar 19:35 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Merhaba Sevgili Dostlar ;
Bu kitabın incelemesine başlamadan önce belirtmem gereken şu ki karakter isimlerine ve konuya çok değinmeden yüzeysel de olsa eserden bahsetme ihtimalim var. Bu riski göze alınız.
Bu inceleme midir, saçmalık mıdır ya da başka bir şey midir bilemiyorum. Siz ne ad verirseniz artık. Başlayalım öyleyse:

" Sonunda hayalini kurduğum o uzak diyarlarda yapayalnızım. Bir kulübedeyim. Arkası ormana bakan, ön tarafın az ilerisi de denize bakmakta olan bu minik kulübede... Huzurlu ve yalnızım.
Arasa da kimse bulamaz beni burada. Burası beni kendime getirir diye umuyorum aslında. Küçücük olan bu kasabada ihtiyacım olan yiyecekler için merkeze indim. Bir şeyler alıp birkaç insanla tanışıp kulübeme döndüm. Eşyalarımı yerleştirmeye devam ettim. Tam o anda kitaplığın arkasında bir boşluk olduğunu farkettim. Boşluğa elimi atınca elime bir defter geldi. Çok eskiydi bu defter. Kapağını açtım. Sayfanın başında ' Teğmen Thomas Glah'ın Notları ' yazmaktaydı. Merak ettim devamını ve oturdum, okumaya başladım.
Bunlar bir iç sesleriydi. Bir adamın haykırışları, kimi zaman düştüğü gafletler, yaptığı hatalar, normal gündelik yaşamı, avcılık deneyimleri... Sonra kadınlarla olan ilişkileri en çok da Eva... Yalnız bununla kalmıyor. Sonunda büyük bir güçle aşk duyduğu Edvarda... Bu kadına olan öfkesi, bu aşkın onda bıraktığı izler ve daha nice şeyler. Bu kulübeye bu kasabaya veda edişindeki acı dolu olaylar... Peki ya sonrası? Sonunda ne oldu bu adama diye sormaktan alıkoyamadım kendimi. Geç olmuş uyumam gerekiyordu. Üstelik de yorgundum. Yarın ilk işim bunu araştırmak olacaktı. Huzurlu bir şekilde gözlerimi kapatıp uykuya daldım.

Sabah oldu ve kasabanın merkezine gittim. Birkaç kişi ile görüştükten sonra soylu Edvarda'nın adresini öğrendim ve yola koyuldum. Evine ulaşarak zile bastım. Kapıyı hizmetçisi açmıştı. Salona aldı beni. Yanıma defteri de almıştım. Bir süre sonra salona girdi. Yaşlı bir kadın duruyordu karşımda. Yüzü solgun, saçları bembeyaz bir kadın. İlk önce kendimi tanıttım, gelme sebebimi anlatarak defteri uzattım. Oldukça şaşırmış gözüküyordu. Belli ki defterden haberi yoktu. Oturduk karşılıklı ve defteri okumaya başladı. Yazılanlar onu oldukça etkilemiş olsa ki ağlamaya başlamıştı. Defteri okumayı bitirdikten sonra bir müddet düşüncelere daldı. Sonrasında bana kendi bildiklerini anlattı ve kendince olayları aktardı. Oldukça şaşırmıştım bende duyduklarıma. Çünkü yazılanlar Teğmenin gözündendi. Oysa şimdi yaşlı kadın da kendince farklı anlatmıştı. Daha sonra bana başka minik bir defter uzattı. Bu da Teğmenin son günlerinde yanında bulunan avcıya ait notlardı. Bunları da okudum ve oldukça etkiledi beni bu hikaye. Acı ve kaçınılmaz sona böylelikle şahit olmuş oldum. Merak ettiğim tek bir şey vardı ve sorumu yönelttim: Pişman olup olmadığını sordum. Verdiği cevaba hak verdim : Evlendim, evlatlarım ve torunlarım oldu benim. Bundan sonra nasıl pişman olunur ki?
Müsaade isteyerek ve defterleri ona bırakarak Glah'ın kulübesine döndüm.
İnsan kendi hayat ve gerçekliklerinden kaçarken, başka birilerinin hayat ve gerçekliklerinin içinde bulabiliyormuş kendini..."

Ve sona geldik. Bu eser akıcı ve kısa kısa bölümlerden oluşurken, böyle de bir yolculuğa çıkardı beni. Aşk denilirse aşk hikayesi, gurur denilirse gurur, hırs denilirse de hırs romanı olabilir. Hepsini barındırıyor.
Keyifli okumalarınız olsun.

NOT: Yazmış olduğum kısım kitaptan alıntı değildir. Karakter isimleri ve birkaç şey dışında bana aittir