Hayvanlaşan İnsan şubat ayında okuduğum tek kitap. Elim gitmedi, gitse devamı gelmedi. Hüzünlü ve öfkeli bir dönemden geçiyorum çoğumuz gibi. Bu kitaba baktım bir süre, ismi üzerinde düşündüm. Acaba insanın hangi hayvanlaşan yönünü ele alıyordu? Okudukça gördüm ki herkesin birbirini öldürmeye çalıştığı bir kurgusu var. Bu katillerin hemen hepsinin içinde uyuyan saldırgan hayvanı tetikleyen şey ise başka. Kimini kıskançlık tetikliyor, kimini para hırsı, kimini nefreti, kimini tutkuları.. En dikkat çekici yönü de kimsenin yaptıklarına karşılık pişmanlık hissetmemesi. Tek dertleri yakalanma korkusu. Bir de sistemsel sorunlar var tabi adaletin olmayışı, hukukun düzgün işlememesi. Böylelikle fikirlere de yer veriyor Zola. Eleştirel bakış, felsefik tespitler, psikolojik temaslar ne arasanız var. İnsan şiddete doğuştan mı meyilli yoksa sonradan mı öğreniyor?
Sona doğru büyülüyor, finaliyle de epey sarsıyor.
Okuyalı bir ay oldu. Depremin üstünden de tam bir ay geçti. Kitabı insanın insanı öldürmesi üzerine şeklinde üç kelimede ifade edersek, ben şu an insanın insanı başka hangi yollarla öldürebileceğini düşünüyorum. Bir silah alıp alnına dayaması, bıçaklaması mı gerekir illa? Madem insanı yöneten hayvani arzuları, kibri, açgözlülüğü, hırsı var ve tüm bunların esiri olabilir, 45 binden fazla insanın ölümünde parmağı olan herkese de hayvanlaşmış insan diyebiliriz o zaman. Kimi malzemeden çalar katil olur, kimi usulsüz denetim yaparak .. Kimi elindeki yetkiyi kötüye kullanarak, kimisi de zanaatini doğru icra etmeyerek. Günlerdir düşünüyorum, insanlar nasıl bu kadar alçalabilir, nasıl oluyor da göz göre göre sonuçları çok büyük olabilecek durumlarda bile isteye yanlış tarafta durabilir? Aslında hayvanlaşan insan diyerek hayvana da hakaret ediyoruz sanki. Onlar bu kadar organize