Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·176 syf.··
2023 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2023 14:26
Açlık’tan sonra Hamsun’dan okuduğum ikinci eser. Tarih sırasına göre gideyim dedim. En azından elimdekiler bazında. Kitapta ormanın dibinde yaşayan, avlanan, münzevi bir teğmen olan Thomas Glahn’ın hayatının yaklaşık beş yılı anlatılıyor. İki kısma ayrılmış olan eser, ilk bölümü Glahn’ın ağzından anlatırken, okuyucu ikinci kısmı ise isimsiz bir ev arkadaşının gözünden takip okuyor. Anlatıcımız birinci şahıs. Kitap daha 1900’ler başlamadan, 1890’larda yazılmış. 1855-60 arasında geçen olayları anlatıyor. Buna rağmen yaşananlar ve anlatım zamanının ötesinde. Sanki 1950’lerde insanları okuyor gibisiniz. Bilmiyorum ben öyle hissettim açıkçası. Burada varmak istediğim esas nokta ise şu, Knut Hamsun daha modern edebiyat ilk örneklerini verdim vereceğim dediği bir dönemde tam bir modern klasik yazmış. Anlatıcı tarzı, anlatım tarzı, her şeyiyle tam bir modern klasik okudum. Açlık da biraz böyleydi aslında. Norveç edebiyatını gerçekten çok seviyorum. İnanılmaz eserler okuduğum oldu çünkü. Bu da güzel örneklerinden bir tanesi. Kitap çok tuhaf karakterlere sahip. Bir kere içinde Borderline kişilik bozukluğunun tanımı gibi, bir yaptığı bir yaptığını tutmayan hanım kişisi Edvarda var. Bu kızcağız istiyor ki herkes beni sevsin ama ben kimseyi sevmeyeyim. Babası da zengin bunun. Kızının huyunu biliyor. Uğraşıyor adam kızı mutlu olsun diye kabul edelim. Sövmek isteyen sövebilir yine tabi. Bizim ormancı reisle bu kız bir şekilde tanışıyor, aralarında olaylar olaylar. Bizim ormancı reis ise biraz saf, biraz çapkın, haşin bir delikanlı. Otuzlarının başında. Ya da yirmilerinin sonu. Emin değilim. Onun ağzından dinlerken hikâyeyi, ya bu adam da ne salak adam diyebilirsiniz ama ne zaman ki ikinci bölüm başlıyor, öbür ruh hastası kıskanç ev arkadaşıyla tanışıyoruz, onun gözünden görüyoruz
Edebiyat
PanKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,302 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2024 18. kitabı
Norveç'in en kuzeyinde, uçsuz bucaksız bir ormanın kıyısında, derme çatma bir kulübe kiralayıp burada sadık köpeği Ezop'la dinlenmeyi uman Teğmen Tho- mas Glahn günlerini tam da istediği gibi geçirmeye başlar. Ava çıkarak, balık tutarak, vahşi doğayla ahenk içinde münzevi bir yaşam süren bu genç adamın basit hayatı, yörenin en varlıklı adamlarından birinin kızı olan Edvarda'yla tanışınca tümden değişecektir. • Açlık'tan dört yıl sonra yayımlanan ve Hamsun'un en ünlü romanlarından biri olan Pan büyüleyici ve yıkıcı bir aşk hikâyesi olmasının yanı sıra doğaya adanmış müthiş bir doğa övgüsü. • Umut etmek ilginç bir şey, evet çok tuhaf bir şey. İnsan bir sabah bir yola çıkabilir, o yolda sevdiği biriyle karşılaşmayı umut edebilir. Peki onunla karşılaşır mı? Hayır. • Herkese keyifli okumalar diliyorum ..!
Roman
PanKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,302 okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 136. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2025 12:54
PanPan, 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, Norveçli yazar Knut HamsunKnut Hamsun'ın yazdığı Romanıdır. Norveç’in en kuzeyinde, uçsuz bucaksız bir ormanın kıyısında, derme çatma bir kulübe kiralayıp burada sadık köpeği Ezop’la dinlenmeyi uman Teğmen Thomas Glahn günlerini tam da istediği gibi geçirmeye başlar. Ava çıkarak, balık tutarak, vahşi doğayla ahenk içinde münzevi bir yaşam süren bu genç adamın basit hayatı, yörenin en varlıklı adamlarından birinin kızı olan Edvarda’yla tanışınca tümden değişecektir. AçlıkAçlık’tan dört yıl sonra yayımlanan ve Hamsun'un en ünlü romanlarından biri olan Pan büyüleyici ve yıkıcı bir aşk hikâyesi olmasının yanı sıra doğaya adanmış müthiş bir doğa övgüsü. Pan, insan ve doğa ilişkisi üzerine yoğunlaşan Hamsun, yüzyıl başındaki insanın toplumdan uzaklaşıp doğayla baş başa kalışıyla birlikte kendi doğası üzerine düşünmesini ve hızla yükselen kapitalist toplum dalgasının etkilerinin ruhunda hissetmişçesine eleştirel bir tavırla sade ve doğal insana özlemini dile getirdiği eseridir.
Edebiyat
PanKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,302 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2024 73. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2024 20:11
"Çünkü benim evim ormanlar ve yalnızlık..." Pan, Yunan mitolojisinde nehir tanrısı olarak bilinen Ladon'un güzel kızı su perisi Syrinx'e aşık olur. Fakat aynı fikirde olmayan Syrinx onun hislerinden kaçıp kurtulmak için Zeus'tan yardım dilenir. Pan tam Syrinx'i yakalayacakken Zeus onu bir sazlığa dönüştürür. Öfkelenen Pan, sazları paramparça eder fakat ardından pişmanlık duyar ve ağlayarak sevgilisinden arda kalan kırılmış sazları öper. Sazları öperken nefesinin sazlardan çıkardığı sesleri keşfeder. Böylece keşfettiği müzik aletine kaybettiği güzel perinin ismini verir. Teğmen Glahn, Nordland'ın arkası orman önü deniz olan bir bölgesinde köpeği Ezop ile yaşamaktadır. Avcılık yaparak, ormanda yalnız yaşayan, kuşları vurmadığı zamanlarda balık tutan insanların arasına pek karışmayan bir insandır. Bir gün mesleği tüccarlık olan Bay Mack ve kızı Edvarda yanlarında doktorla beraber Glahn'a denk gelirler ve aralarında yeni bir bağ kurulur. Glahn'a ilgi duyan Edvarda güzelliğiyle Teğmen Glahn'ın aklını almıştır. Fakat aralarındaki ilişki git gelli, çok çalkantılı geçer sürekli bir didişmeye dönüşür. Kente gelen yeni bir Baron da olayların seyrini değiştirir. Kitap boyunca Glahn'ın ve Edvarda'nın duygusal gitgellerini bazen anlamsız ve yersiz hareketlerini okuyoruz. Glahn'ın bir yandan da Demirci'nin karısı ile ilişkisinin olması fakat sürekli Edvarda'yı düşünmesi, bir yandan ondan uzak durmaya çalışıp onu unutmaya çalışırken kendi hislerine söz geçirememesi okurken beni de sinirlendirdi. Hem Eva'ya ümit verip hem de Edvarda hakkında ümit beslemesi, Edvarda'nın bir sıcak davranıp bir soğuk davranması kitap boyunca okuyucuyu isyan ettirebilir. Bu duygusal gecişlerin yanında doğadaki değişimi de çok güzel bir şekilde anlatıyor Knut Hamsun. Pan'ın hikayesi kitapta geçmiyor
PanKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,302 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2024 28. kitabı
Pan/ Knut Hamsun Pan , Yunan mitolojisinde kırların , doğanın ve çobanların tanrısıdır . Mitoslarda yarı insan yarı keçi olarak tasvir edilir . Doğa ile bütünleşmeyi arzulayan Glahn adeta bir Pan’dır. Eser adını Yunan mitolojisindeki anlam karşılığından alır . Teğmen Thomas Glahn , mevcut durumundan uzaklaşıp , hayatının dinlenme evresine geçebilmek ; doğayla başbaşa kalıp , huzurla bütünleşebilmek amacıyla ormanda bir kulübede yaşamaya başlar . Köpeği Ezop , hayatı için verdiği kararda yol arkadaşıdır . Glahn,vahşi doğada yaşarken adeta cesaretli mizacını kanıtlamak ister gibidir . Yeme-içme ihtiyacını doğanın sunduklarından temin eder . Ava çıkmayı , balık tutmayı , gününü kurtaracak rutinler haline getirmiş genç bir adamdır . Huzurla bütünleştiği doğada kendi halinde yaşamını sürdürmeye çalışırken , huzurunu tamamen bozacak bir gün gelir ve basit hayatı karmaşaya döner . Bölgenin en varlıklı kişisinin kızı Edvardayla tanışır . Hayatı tümden değişir .. Huzurla ,inzivaya çekilmiş genç bir adamın vurucu doğa betimlemelerini okurken , birden , tam da gerçeğe uygun şekilde aşk karşısına çıkar ve okuyucu romanı elinden bırakamaz . Knut Hamsun’un akıcı üslubu , doğa betimlemelerinin ‘elini uzatsan dokunacakmışsın’ gibilik hissi , içeriğin merak uyandıran heyecanı , eseri soluksuz kılıyor . Knut Hamsun’un eserleri , adeta canlı . Yaşayan eserler . Kitabı kapattığınızda uykuya dalıyor , kitabı açtığınızda kendinizi birden dönemin içinde , ana karakterlerin hemen yanı başında buluyorsunuz .
PanKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,302 okunma
7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2023 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2023 18:00
O kadar mistik bir kitap ki “pan” ile ilgili hiçbir şey bilmeyen birisi bu kitaptan da hiçbir şey anlamayacaktır. Çünkü kitap baştan aşağı mistik bir havada süzülüyor. Ne gerçek ne rüya anlamak mümkün değil. Teğmen Glahn’ın en sevdiği şey rüyalar ise iki aşığından hangisi gerçek hangisi rüya veya ikiside mi rüya ya da Glahn diye birisi aslında yok mu? Bunları bilemiyoruz ve sonrasında bize gerçeği sunacakmış gibi gözüken son kısımda bile soru işaretleriyle kalıyoruz. Net bir olay kurgusu bekleyen birisi için bir şey ifade etmeyecektir bu kitap. Ben doğayı, Knut Hamsun’u ve tabii ki Pan mitini sevdiğim için bu roman ile bağ kurabildim. Ama en iyi romanı diye düşünecek olursak kesinlikle “Açlık” romanından daha iyi bir roman değil ama zaten kısa bir roman olduğu için sıkıntı da yok diye düşünüyorum. Farklı bir şey okumak isteyenler için iyi bir öneri olabilir. Gerçeklikten sıkılıp birazcık rüyalar aleminde gezintiye çıkmaya benziyor kitap.
PanKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,302 okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
Norveç'in en kuzeyinde, uçsuz bucaksız bir ormanın kıyısında,derme çatma bir kulübe kiralayıp burada sadık köpeği Ezop'la dinlenmeyi uman Teğmen Thomas Glahn günlerini tam da istediği gibi geçirmeye başlar.Ava çıkarak,balık tutarak,vahşi doğayla ahenk içinde münzevi bir yaşam süren bu genç adamın basit hayatı,yörenin en varlıklı adamlarından birinin kızı olan Edvarda'yla tanışınca tümden değişecektir. Büyüleyici ve yıkıcı bir aşk hikâyesi olmasının yanı sıra doğaya adanmış müthiş bir doğa övgüsü.
PanKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,302 okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2023 81. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2023 18:10
Knut Hamsun'ın meşhur AçlıkAçlık kitabını okumuştum. Diğer kitaplarını okuma isteğim çok sevdiğim yazar Sabahattin Ali'nin Knut Hamsun'a duyduğu sevgiyi öğrenmemle oluşmuştu ve diğer kitaplarını kesinlikle okumalıyım demiştim. Bu eserde Hamsun, insan ve doğa ilişkisini bizlere en saf, en sade haliyle sunarken güzel, güçlü bir aşk hikayesiyle de ruhumuzu besler. Doğayla baş başa kalıp onun her halinin tadını çıkarma, kurulan mistik bağ insana huzur verir. Ormanın görüntüsü, bir hayvanın hareketi, ağaçlardan gelen o kokuyla huzur bulan bir kahramanın hikayesini anlatır. Sabahattin Ali, Hamsun için "Gürültüsüz, patırtısız ve tabiat kadar büyüktür. Kitaplarını okurken orada geniş, hudutsuz ve derin bir insan ruhundan başka bir şey aranmamalıdır.”, demiştir. Gerçekten kitap tam olarak böyledir.
PanKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,302 okunma
6/10
·176 syf.··
2024 35. kitabı
Pan benim evim ormanlar ve yalnızlık diyen, doğa ile bütünleşmiş bir adamın hikayesi. Teğmen Thomas Glahn, 2. Dünya Savaşı sonrası Norveç’in ücra bir kıyı kasabasında küçük bir kulübe kiralayarak günlerini köpeği Ezop ile insanlardan uzakta tek başına geçirmeye başlıyor. Gayet basit ve sıradan bir hayat sürmesine rağmen bundan büyük bir memnuniyet duyuyor. Zamanla kasabadaki insanlarla az da olsa iletişim kuruyor. Kuzeylilerin alışkanlıklarını, gündelik hayatlarını tanımaya başlıyor. Ancak yörenin zengin adamlarından birinin kızı olan Edvarda ile tanışınca, iç dünyasında bulduğu huzuru ve düzenli yaşamı bozuluyor. Aslında teğmen, müthiş bir gözlem gücü ile doğayı okuyabilen, mevsim geçişlerinin hayvanları ve bitkileri nasıl etkilediğini tüm detaylarıyla fark edebilen, ormanın sesini duyabilen, o sakinlik ve durgunlukta doğa ile iç içe bir yaşam sürmekten son derece mutlu olan, tabiatın sunduğu güzellikler için sürekli Tanrı’ya şükreden, oldukça duyarlı biri ama insanlarla iletişim kurmakta sorun yaşıyor. Nerede nasıl davranması gerektiğini, topluluk içerisinde kendini doğru düzgün ifade etmeyi, pek beceremediği için davranışları yanlış anlaşılabiliyor. Kalabalık ortamlarda dengesini yitiriyor. Edvarda ile aralarında da bu yüzden tam olarak sağlıklı bir ilişki kurulamıyor. Aralarına başka insanlar da girince sorunlar çoğalıyor. Özellikle kitabın ilk bölümünde kahramanın kendi ağzından anlatılan yerlerde tek başına vakit geçirdiği zamanları, doğa ile ilişkisini okuduğumuz yerleri çok sevdim. Fakat belki de çeviriden kaynaklıdır çoğu zaman diyaloglarla ilgili kopukluklar olduğunu hissettim. Karakterlerin aniden değişen söylem ve hareketleri, tutarsızlıkları yüzünden aralarında yaşananlardan etkilenemedim. Knut Hamsun çok değerli bir yazar. Diğer kitaplarını da okumak
PanKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,302 okunma
6/10
·176 syf.··
2024 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2024 00:00
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. En popüler eseri "Açlık" olduğu için ilk onu okumak istemedim. Fakat "Pan" beni heyecanlandıran bir okuma olmadı. Son zamanlarda okuduğum kitaplarda aradığım tadı bulamıyorum ve bu durum okuma hızımı düşürüyor. Kitapla ilgili kaliteli bir inceleme yazısı bulamadım, aslında psikolojik tahlillere müsait bir kitap bence. Okuduğum incelemelerde genel okur kitlesi Glahn'ı savunmuş ve Edvarda'nın çelişkili kişiliğini eleştirmiş. Ben bu incelemelerle aynı fikirde değilim. Kitapta Thomas Glahn isimli bir teğmen, Norveç'in ormanlarında hayvan avlayarak ve deniz kenarında balık tutarak derme çatma kulübesinde yaşıyor. Glahn iki yıldır insanlarla pek iletişim kurmamış, adeta ormanın bir parçası haline gelecek kadar kendini toplumdan soyutlamış yabani bir adam. Kendini iletişimde pek başarılı görmüyor, nerede nasıl davranması gerektiğini bilmiyor. Kendini en rahat hissettiği yer kendi kulübesi, ormanı, can dostu olan köpeği Ezop'un yanı. Kitabın büyük bir kısmı Glahn'ın ağzından anlatılıyor fakat bu anlatı günlük gibi bölük pörçük. Diğer kısımdaysa anlatım başka birinin ağzından, Glahn'ı bir de dışarıdan görüyoruz. İçe kapanık gibi duran bu adamın dışarıdan daha farklı algılandığını, sadece kadınları değil erkekleri de etkileyecek kadar yakışıklı ve güçlü göründüğünü öğreniyoruz. Glahn kendini hiç bu şekilde tarif etmezdi, kendini övmezdi. Ormanın içinde zamanın akışını yapraklara düşen çiğin ıslanıp kuruyuşundan, güneşin yansımalarındaki renk farklılığından anlayabilecek kadar doğayla iç içe yaşayan Glahn'ın yaşamı, genç bir kızla tanışıp ona aşık olmasıyla tepetaklak olur. Edvarda zengin bir babanın kızıdır, pek bir eğitiminin olduğundan bahsedilmiyor fakat Edvarda'nın kitap okumayı sevdiğini biliyoruz. Ayrıca Glahn'ın köpeği Ezop'u görünce
İnceleme
PanKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,302 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.