Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·160 syf.··
2023 105. kitabı
Yazardan okuduğum ikinci kitap ve yazarın bizi her seferinde hikayenin etkisinden çıkarmaması muhteşem. Bu etkiyi herkes yaratmıyor maalesef ki. Akıcı bir anlatım vardı, kitaba başlar başlamaz ne olduğunu anlamadan bitti. Kitaptaki iç çatışmaları okumak ve onunla bu içsel çatışmaya ortak olmak güzel bir deneyimdi. Kitap başta yavaş ilerliyor ama sonradan güzelleşmeye başlıyor. Teğmenin gittiği yerdeki o yabani yaşam dedikleri olayları okumak ayrı bir tecrübeydi. Bununla birlikte karakterin ruh halinin bize yansıma şekli yerindeydi, o duyguyu alıyorsunuz. Okurken bir çok şeyi gözünüzde canladırabilirsiniz, şahsen ben öyle yaptım. Kitaptaki aşkın saplantılı bir şekilde olduğunu söylemek doğru olur ve bunu yazarın bize gerçekçi bir şekilde anlatış biçimine bayıldım. Zaten kitap psikolojik açıdan doyurucuydu. Ayrıca kitaptaki o doğa tasvirleri muhteşemdi. Doğa sever olarak kitaptaki benim için artı bir olaydı. Yalnız bir adamın sevilmek için verdiği mücadeleyi okumak keyifliydi. Gerçi kim sevilmek istemez ki. Ama kadının egolu davranışlarına ne demeli, insanı delirten türden. Kitaptaki en etkilendigim bölüm sevdiği kadının kendisine olan kinini kullanmasın diye köpeğini vurdugu bölümdü. İnsan düşünüyor neden biri böyle bir şey yapsın ki. İnsana böyle şok etkisi veren bir olaydı. Son olarak bu tarz kitapları seviyorsanız okuyun, okutun. Teğmen olarak kırsala giden bir adamın, görevdeyken yaşadıklarını, döndüğü günlere bir şeyler katmak için yazmaya çalışmasını takip ettiğimiz günlük tadında bir kitap. Oradaki insanların örf ve adetleri, yaşam biçimleri ve onlarla olan ilişkilerinin yanı sıra aşk, kıskançlık, kadın-erkek ilişkilerine yabani bir yön katan yaşadıkları kısaca anlatılıyor.
PanKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 20231,308 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2023 00:00
Merhaba herkese, bugün Knut Hamsun'un kaleminden okuduğum üçüncü kitap olan 'Pan'ın yorumu ile geldim. Öncelikle konusundan bahsetmek istiyorum. Teğmen Thomas Glahn, Norveçin kırsal bölgesinde, ıssızlığın ortasında tek başına bir kulübede yaşar. Yanında sadece köpeği Ezop vardır. Bütün bir yıl boyunca tüfeğiyle avlanarak yada balık tutarak hayatta kalır. Halinden memnun olan Glahn, bir tanıdığının kızı olan Edwarda ile tanışır. Genç kız ve arkadaşları ile birlikte çeşitli eğlencelere katılır. Ancak burada bazı tuhaf hareketler sergiler. Edwarda, kendisine bazen çok sıcak davranırken, zaman zaman da ondan uzak durmak ister gibi davranır. Aynı zamanda köyde yaşayan genç bir kadın olan Eva'da teğmenin cazibesine dayanamayarak sık sık ziyaretine gelmeye başlar. Glahn ise her ikisiylede arkadaşlığını sürdürür. Yazardan daha önce Victoria ve Açlık kitaplarını okumuştum. Victoria'yı anlattığı saf aşk ile Açlık kitabını da yazarın yaşadığı zorlukları yansıtması nedeniyle sevmiştim. Pan ise içinde bulunduğu toplumdan doğaya kaçarak tek başına yaşamaya başlayan bir insanın iç çatışmalarını ve insan ile doğa arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Yazarın en sevdiğim kitabı bu oldu. Edwarda'nın gelgitli kişiliği ile Glahn'ın garip karakteri birleşince okunması zevkli bir eser ortaya çıkmış. Yazarın kişilik analizleri ve bunu yansıtma biçimini seviyorum. Akıcı ve yormayan bir dili var. Ben çok severek okudum ve yazarla tanışmak istiyorsanız bu kitaptan başlamanızı tavsiye ederim
Klasikler
PanKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 20231,308 okunma
Puan vermedi
PAN Yazar: Knut Hamsun Nobel Edebiyat Ödülü - 1920 "Çevremdeki insanların ruhunu okuyabildiğimi düşünüyorum ama belki de öyle değildir. Müthiş ya da çok zeki biri olmasam da iyi günümdeysem insanların ruhlarının derinliklerini görebilirmişim gibi hissediyorum." . "İNSAN SEVİNÇTEN SARHOŞ OLABİLİR." ✿ Herkese Merhaba ✧ Bugün sizlere kalemiyle ilk defa tanıştığım Knut Hamsun 'un "Pan " kitabının yorumu ile geldim. Yorumuma geçmeden önce şunu söylemek istiyorum, kitaptan çok yazarın yaşamı beni etkiledi. Kitabın ilk sayfalarında Knut Hamsun hakkında olan bölüm yüreğimi acıttı. Siyasi görüşleri nedeniyle uzun yıllar büyük sıkıntılar çekmiş Hamsun. Bu sıkıntılar Hamsun 'u akıl hastanesinde yatacak derecede etkilemiş. Yazar hakkında bu kadar bilgi yeter, gelelim kitap hakkında düşündüklerime. . ✧ Norveç’in kuzeyinde köpeği Ezop’la birlikte yalnız bir hayat süren Teğmen Thomas Glahn, günlerini avcılık yaparak geçirmektedir. Ta ki, bir gün Edwarda’yla tanışana kadar. Edwarda da, ne Edwarda 'ydı ama.. Aynı anda hem kayıtsız hem kurnaz. İşte asıl hikâye de bundan sonra başlar.. Bir kış günü kadar fırtınalı, bir bahar akşamı kadar değişken ilişkilerinin etkisi herkes için bir yaz gecesi kadar uzun olacaktır. Günler geçip gidecekti, şimdiye kadar kaç uzun gün geçmemişti ki? Lakin, zamanla bir de Eva karakteri bu hikayeye dahil olacaktı. Bundan sonrası da: Edwarda mı? Eva mı? diye diye okudum bitti.. Kitabın son bölümündeki belge beni etkileyen kısım oldu. Peki bu beldede neller yazıyor? Kitabı severek okudum.. Özellikle karakter ve doğa arasında kurulan mistik bağ, betimlemeler, yer ve mekan tasvirleri yazarın Norveç kırlarının ne denli büyük bir önem taşıdığının göstergesi niteliğindeydi. Yazar yükselişteki kapitalist toplumun yapmacıklığı karşısında insanda baş gösteren doğaya
PanKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 20231,308 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2023 22:59
İlk başta şunu söylemeliyim ki kitabı çok büyük badireler sonucu okuya bildim lakin kızım kitabın üstüne kahve döktü ve sayfaların çoğu gitti Neyse efendim araştırmama göre yazarın en çok açlık kitabı beğenilmiş diğer kitapları biraz muallakta kalmış. Kitap hakkında ki yorumum ise nötür yani ne sevdim nede sevmedim… Yer yer uzatılmış bazı yerler de bana göre havada kalmış gibi geldi • Kitabın konusundan bahsetmek gerekirse; Kırsala bir teğmen olarak giden Thomas’ın oradan döndükten sonra yaşadıklarını kaleme aktarmış. Orada ki insanların adetlerini geleneklerini yaşayış şekillerini günlük hayatlarından kadın erkek ilişkileri aktarılmış ve tabiki yoğunluk olarak Thomas’ın köpeği ezop ile birlikte yaptığı av zamanlarında ki doğa tasvirleri çok güzeldi ve bir gün avdan dönerken tanıştığı tüccar Mack sayesinde kardeşi olan on beş on altı yaşlarında ki Edwarda ile de tanışır. Ve aralarında uzun fırtınalı kıskançlıkla hırslı gelgitli aşklarını okumakta biz okurlara düşer…
PanKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 20231,308 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 36. kitabı
Teğmen Thomas iki yıl kadar önce Norveç’te bir kırsal olan Nordland’da, köpeği Ezop’la birlikte avlanarak geçirdiği günlerinden birinde, tüccar Mack sayesinde, on beş, on altı yaşlarında bir okul çocuğu olan Edwarda ile tanışır. O zamana kadar sessiz bir hayat süren teğmen, Edwarda aşkına kapılmıştır. Doğaya kaçıp kendiyle başbaşa kaldığı, avcılıkla geçirdiği günler geride kalır. Aralarında uzun ve fırtınalı bir ilişki başlar. Fakat gereksiz gurur, kıskançlık ve hırs sebebiyle gelişen, gelgitli bir ilişkidir. Teğmenin o fırtınalı günlerini yazdığı anılarından okuyoruz değişen hayatını. Ruhsal çöküşün harika tasvirlerle anlatıldığı, iç çatışmasını şahane betimleyen yazar, romanı finale doğru farklı bir boyuta taşımış. Muhteşem betimlemelerle karakterin ruh halini, her satırda başarıyla okuyucuya yansıtmış yazar. Aşka karşı duruşunu, gururunu, genç bir kadının heyecanını, gerçekçi bir bakış açısıyla anlatmış. İlk sayfalarda yavaş ilerlese de, ilk yarıdan sonra hızla, elinizden bırakmadan, büyük bir heyecanla bitiriyorsunuz. En etkileyici sahne de kesinlikle köpeğin öldüğü sahneydi. Okurken gözünüzde canlandırıp, hüzünlenebilirsiniz. Biraz takıntılı, saplantılı bir aşkın yanı sıra şahane doğa tasvirleri ile birlikte, bölge halkının adet ve gelenekleri, yaşayış şekilleri de anlatılıyor. Psikolojik yönü de ağır basan bir roman. Muhteşem betimlemeleriyle “Açlık”, Knut Hamsun'un ilk okuduğum kitabıydı. “Pan”da en az onun kadar akıcı bir anlatıma sahip. Sadece ona nazaran daha sade psikolojik analizlere ve daha çok doğa tasvirlerine yer verilmiş. Yazarı yeni okuyacaksanız bu kitabıyla başlayabilirsiniz. Her kitabı şiddetle tavsiyemdir. #Pan ^ ^ #alıntı Siz beni gündüz gözüyle görüyor, genç zannediyorsunuz, ama akşam olup da yalnız kalmıyor muyum, çöküveriyorum. ^ Sevincin de
PanKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 20231,308 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 122. kitabı
Norveç 'in kuzeyinde doğa ile birlikte yaşamak kulağa çok hoş geliyor. Yanımda köpeğim ne güzel yaşar gideriz. Kitabın içinde de Teğmen Thomas Glahn tam da bu zeminde yaşamını sürdürmektedir. Ama nasıl, bakalım. 1855... Köpeği Ezop ile birlikte ormandaki kulübesinde sakin bir yaşam sürüyor. Ne güzel doğayla iç içe, dingin geçen günler. Ormanın üstündeki o büyüleyici ışıltı, ufku saran kırmızı ışık, akşamın sessizliği okurken bile insana huzur veriyor. İklim geçişlerindeki doğanın döngüsü, insanın ruhundaki etkisi ile olan ilintisini çok güzel aktarmış yazar. Bu döngü içinde sakince yaşarken Edwarda ile tanışıyor teğmen. Ondan sonra güzergah değişiyor. Bir de Eva var, demircinin kızı. Yani biz şimdilik böyle bilelim. Kitap ilerledikçe bambaşka gerçeklerle yüzleşiyor okuyucu. Ahh Ezop en çok ona üzüldüm. Glahn ve değişken duyguları, gelip geçecek hevesleri üzerinde konuşacak çok şey var. Yazarın insan ruhunu ve duygularını, iklimler ve doğa ile birlikte içiçe vermesi, konuya ayrı bir lezzet vermiş. Sonuna doğru hüzün çöküyor tabi...
PanKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 20231,308 okunma
8/10
·160 syf.··
2023 22. kitabı
Kitabı okumaya başlamadan önce yazarı biraz daha yakından tanımak amacıyla araştırma yaptım. Klasik olarak görünen tüm eserlere başlamadan önce rutinim olan bir araştırma bu aslında. Araştırmalarımda kitabın isminin anlamının Yunan mitolojisinde 'Kırın,satirlerin ve Çobanların Tanrısı' olduğunu öğrendim ki bu kitabı okuduktan sonra çokta uygun olduğunu anlamamı sağladı. Çünkü kitap aşk faktörünü bir kenara koyarsak kesinlikle bir doğa güzellemesiydi. Orman, toprak, güneş, su.. Aklınız okuduklarınızda ruhunuz kitapta kalıyor diyebilirim. Doğa tasvirleri şahaneydi. Akıcı bir anlatım ve gerçekçi bir çeviride kitabın bonus yanıydı diyebilirim. Kitabın aşk kısmı kesinlikle saç baş yolduran cinstendi ki kiyamam erkek karakterimiz Glahn çokça yara aldı. Sevmek güzel şey vesselam. Peki ya sevilmek? Bakın işte orda işler biraz karışıyor. Gerçek sevginin karşılığı, sevmesini bilmeyen biri olmamalıydı. Ama ne yaparsınız gönül bu...Neyse sinirlenmiyeceğim. Yazarın yazım dili, önsöz ve çevirisi hakkında edindiğim, beni benden alan sürprizi ve doğa teması ile herkesin severek okuyacağını düşündüğüm bir eserdi. Bu arada söylemeden geçmek istemiyorum.
1000Kitap
PanKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 20231,308 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2024 48. kitabı
acikcasi konuyu olayi tam anlamadım ama şiir gibi bir kitapti. thomas glahn sen edebiyat tarihinin ilk incel erkegisin ve bu bir övgü degil. edwarda seni de anlamadim??
PanKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 20231,308 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 18. kitabı
19.yüzyıl sonlarında yalnızlaşan insanın kendini doğaya yönlendirmesi, kapitalist sistemden hayatın özü olan yalnızlığa yolculuğunu anlatan bir kitap #pan . İnsanın tek başına evrilmesi, olgunlaşması, seçimlerimiz ve sonuçları… Kuzey Norveç’in eşsiz doğası eşliğinde Teğmen Thomas Glahn’nın köpeği Ezop ile yalnız, avcılık yaparak geçirdiği günleri Edwarda'yla tanışınca değişir. Güzel bir doğa, tutkulu bir aşk hikayesi, şiirsel bir anlatım… #knuthamsun ‘nun aşka farklı bakış açısıyla yaklaştığı bir #öykü .
PanKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 20231,308 okunma
İskandinav Soğukluğu :)
6/10
·176 syf.··
2023 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2023 12:49
Kitapta geçen tarihlerden anladığım kadarıyla II. Dünya Savaşından kısa bir süre sonrasında geçen bu hikayede savaştan gazi olarak ayrılan bir Teğmen'in ruhunu dinlendirmek ve dünyanın içine girdiği siyasi idealizm politikalarından uzaklaşmak için İskandinav 'yada Norveç'in kuzeyinde bir adadaki küçük bir kasabada orman kulübesine yerleşmesi ve sonrasında yaşananlar konu ediniliyor. Kitapta İskandinav kültürüne ve daha çok bölge insanının yapısına dolaylı göndermeler var. Kuzeyde yaşayan bu insanların günlük hayatı, eğlenceleri, ilişkileri ve yaşam biçimlerini kitapta ara cümlelerde ve olay örgüsünün arkalarında çok net görebiliyoruz. Teğmen'in yerel halktan bir kız ile yaşadığı aşk ve ardından değişen sıradan hayatı, teğmenin kuzeyin insanlarına ayak uydurmaya çalışırken kendisini ne yapmaya çalıştığını anlamadığı bir kızla aşkın içinde yalpalanırken buluyor. Başrol kızımız Türk genç kızlarına çok benziyor: Net değil, ne istediğini bilmiyor, ne yaptığının farkında değil ve yaptıklarının sonucunu belki de hiç düşünmüyor. Bu tavırlar yaşını da bir hayli almış teğmenimizi her seferinde çok derinden etkiliyor ve anormal davranışlarına sebep oluyor. Bu küçük ada kasabasındaki ilişkisi kendinden menkul insanların adaya yabancı teğmenle aralarında geçen olayları kısa olmasının da etkisiyle okumaya değer. Düşük puan verdim çünkü: Kitabın çeviri yapısından mıdır yoksa kitabın gerçekten de orijinal halinden midir bilemiyorum ama kitabın dili olabildiğince basit yapılmaya çalışılmış, hem anlatım biçimi olarak hem de dil olarak okurken hiçbir yorulma hissetmedim ama o kadar basit bir dil ile yazılmıştı ki kitap duygu olarak bana neredeyse hiçbir şey geçiremedi. Sanki bir düzyazı bir makale okur gibi okuyup geçtim çoğu yerini. Cümleler hep kısa ve duygu yüklü olmadan, betimlemeler
Anlatı
PanKnut Hamsun · Ren Kitap · 20231,308 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.