#Okudum
#VedaEtmiyorum
#HanKang
Ödüllü yazar Han Kang'ı ilk defa okudum,Nobel aldığı için tanıdım. Oysa iki kitabı filme çevrilmiş Güney Kore'li yazarın.
Rüyalar, gerçekler, dün, bugün iç içe geçmiş kitapta. Bazı yerlerde rüya mı, yaşananlar mı diye işin içinden çıkamıyorsunuz. Hadi canım bu kadarı rüyada olur deseniz de, rüya sanılanlar gerçeğin ta kendisi. İnceden inceden kalbinize bir sızı saplanıyor. Yine insanın insana ettiği zulüm gözünüze, beyninize, kalbinize işleniyor.
Jeju Adası'nı duydunuz mu, orada yaşananları biliyor musunuz? Ben bilmiyordum ne adayı ne de katledilen on binlerce insanı Şöyle bir rakam var mesela, on yaş altı bin beş yüz çocuk katledilmiş bile isteye. On dört bin / altmış binli rakamlar var. Rakam dediğime bakmayın öldürülen insan, İNSANLAR! ÇOCUKLAR!
3 Nisan 1948 'de başlayan ayaklanmada nüfusun yarısı öldürülmüştür.
Küçük bir çocuğun kafasına sıkılan kurşunla olaylar başlar. Çok kan dökülür çok insan katledilir.Antikoministler ile koministler arasında yaşanan katlimda sivil halk öldürülmüş birçoğu da Japonya' ya kaçmıştır. Ne kadar doğru bilmiyorum "Tek kominist kalmayana kadar öldürün" diye de emir verilmiştir orduya. Ordu dedikleri beş günlük eğitimin ardından halkın üstüne sürülen gençlerdir.
İnson belgeselcidir, ailesini kaybettikten sonra tek başına ıssız, sessiz bir köyde marangozluk yapmaktadır. Elinin iki orta parmağını kesmiştir (kopmuş parmaklar), komşuları tarafından hastaneye götürülür. Arkadaşı Gyongha'ya mesaj atar hastaneye gitmesi için. Hastaneye giden arkadaşı İnson'un çok acı çektiğini görür. Yerine dikilen parmaklara her yirmi dakikada bir iğne yapılır sorun çıkmaması için. Acılar içinde ki İnson arkadaşının evine gidip kuşu Ama'ya su vermesini ister, yoksa kuşu ölecektir. Gyonga uçakla gider, havaalanından eve