Adı:
Beyaz Kitap
Baskı tarihi:
Ocak 2021
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050605655
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
Baskılar:
Beyaz Kitap
The White Book
Booker ödüllü, uluslararası çoksatan Vejetaryen ve Çocuk Geliyor’un yazarı Han Kang, uzun süredir beklenen son kitabında beyazı prizmadan geçiriyor, okuru rengarenk bir metinle sınıyor.

Beyaz şeylerle ilgili yazmaya karar verdiğim bahar, ilk yaptığım bir liste çıkarmak oldu.

Her bir sözcüğü yazarken tuhaftır, çok sarsıldım.
Bu kitabı mutlaka tamamlamak istediğimi ve yazım sürecinin bir şeyleri değiştireceğini hissettim.
Yaraya sürülen beyaz merhem, üstüne sarılan beyaz sargı bezi gibi bir şeylerin gerekli olduğunu da.

Zamana dair duyuların keskinleştiği anlar vardır.
Böyle keskin zamanın kenarında, her saniye yenilenen şeffaf bir uçurumun ucunda ilerlemeye devam ederiz.
Cesur olduğumuzdan değil, başka bir çıkar yolu olmadığından.

Han Kang, hafızaya, geçmişe, kayıplara ve yeniden doğmaya dair epik bir anlatıya imza atıyor.
Beyaz köpek ve kesme şekerle, anne sütü ve pirinçle insanın büyük çaresizliğini anlatıyor.
Yıkıntılardan yeni hayatlar doğurmayı, acının coğrafyasını keşfetmeyi, kırılganlığı ve gücü, sıradan hayatın sıradan objeleriyle aktarıyor.

Beyazın evreninden dünyaya eşsiz bir masal fısıldıyor.

“Usta işi, kusursuz.”
Booklist

“Kang kayıplardan oluşan boşlukları, edebiyat ve zarafetle dolduruyor.”
Library Journal

“Beyaz Kitap gizemli bir eser, bir yönüyle dünyevi bir dua kitabı. Kang bir kez daha, acıyla dili kullanarak başa çıkma arzusunu gözler önüne seriyor.”
Guardian
152 syf.
SESSİZLİĞE
“Biraz daha böyle, olduğun gibi kal ne olur.
Ben daha tamamen arınamadım.”

Beyaz renk üzerine bir kitap yazmak için yola çıkıyor Han Kang. Bir liste yapıyor ve bu listedeki beyaz şeyler üzerinden ilerliyor kitap. Önce annesi. Bir doğum da beyaz olan nelerdir? Kundak. Anne sütü. Zıbın. Annesinin o doğum anında yaşadıkları aslında kitap kahramanın tüm hayatını etkiliyor. Zira bu doğumda doğan kendisi değil, kardeşidir. Ölür doğumdan iki saat sonra.

Roman kahramanını annesi bu doğum anını ona anlatarak büyütür. Annesinin bebeğine "Ölme, yalvarırım ölme!" Sözleri kahramanın hep aklında kalacaktır. Çünkü eğer bu çocuk ölmeseymiş, kendisinin olmayacağını, ailesinin başka çocuk yapmayacağını biliyormuş.

Han Kang bu kitabında o kadar çok şeyi bilinçli olarak saklamış ki, birçok şeyi okurun araştırmasına ve hayal gücüne bırakmıştır. Kitap kahramanın bir ismi yoktur. Kahraman 1944 yılında Hitler’in yüzde seksenini yok ettiği bir şehre gider. Yani onun tabiriyle dünyanın başka ucuna.

“Bu yabancı şehirde neden eski anılarım sık sık aklıma geliyor ki?
Sokakta yürürken omzuma çarpacakmış gibi yanımdan geçip giden insanların neredeyse hiçbir sözünü, önünden geçtiğim tabelalardaki neredeyse hiçbir sözcüğü anlayamıyorum. Sürüklenen bir ada gibi yayaların arasından geçerken bazen bedenim bir hapishaneymiş gibi hissediyorum. Tüm anılarım, o anılarımdan ayrılması mümkün olmayan anadilimle birlikte, izole edilmiş hatta mühürlenmiş olduğunu hissediyorum. İzolasyon duygusu arttıkça hiç beklemediğim bir anda anılarım taptaze canlanıveriyor. Bütün ağırlığıyla üstüme çöküyor sanki. Geçen yaz kaçarcasına geldiğim bu şehir, sanki dünyanın öbür ucunda bir yerde değil de içimin tam ortası.”

Kahraman geçmiş ve şimdi arasında sürekli bir mekik dokur. Çağrışımlarla şimdiki duygularını yazar. Bu duyguları yazarken abartmadan, uzatmadan, sade ve samimi cümlelerle kullanır. Dikkatli okuyucuların okurken fazla yorulacağı, yer yer başını kaldırıp düşüncelere dalacağı bir kitap. Diğer taraftan bir olay örgüsü beklentisiyle okuyacak okuyucular ise boşuna okumasınlar çünkü kitapta bir olay yok. Kitap da anlatılmamış birçok olay ve travma var. Yazarın kullandığı bir cümle bile bize anlatmadığı ama anlamamızı istediği olayların içselliğini gösterebiliyor.
Kahraman ölmüş kardeşinin gözüyle bakmaya çalışıyor dünyaya. Ya da öyle hissediyor. Kendi bedenin de onun ruhunu taşıdığına inanıyor bazen. Benim için kitabın bu noktaları sarsıcıydı. Çünkü orada gizli yatan çok büyük bir acı var. Bu yazının başına koyduğum alıntı da buna işaret ediyor. Sessizliğin bitmesini istemiyor. Devam etsin diye yalvarıyor. Çünkü kendisini hâlâ tamamlanmış hissetmiyor.

Bir arayış var kitapta. Ve bence her okuyucunun farklı hissedeceği ve farklı şeyler bulacağı bir kitap.

Mekan ve zaman kavramlarını kitapta tam net verilmemiş. Kitap yer yer yıkıntılar üzerine kurulmuş bir şehir de, yer yer de Seul’de geçiyor. Zaten çok kısadır kitaptaki her şey. Gerçekten de tam anlamıyla az sözle çok şey anlatan bir kitap. Son yıllarda bit çok yazar artık bunu yapıyor. Yazınlarında okuyucuyu yoracak gereksiz birçok şeyi atıyorlar. Anlatmak istediklerini kısaca anlatıyorlar ve asıl anlatmak istemediklerini de dikkatli okuyuculara bırakıyorlar. Üst kurmaca ya da kurmacanın kurmacasını yapıyorlar.

Yazar çok ustaca Beyaz’ı o kadar güzel anlatıyor ki yer yer hayranlık uyandırıyor. Etrafımızda fark etmediğimiz ya da güzelliğini göremediğimiz birçok şeyi fark ediyor ya da o şeylere daha farklı bakabilmemizi sağlıyor. İki ya da üç saatte okunabilir. Kısa kısa bölümler ve küçürek öyküleri de andıracak yazılar. Ben çok severek ve etkilenerek okudum. Umarım bu kitabı okuyup benim gibi hisseden kitapseverlere rastlarım.

Okunmaya ve üstünde konuşulmaya değer bir kitap. Teşekkürler Han Kang. Ayrıca ismin çok çok güzel.
152 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
‘Hayatımız aslında beyaz ve belirgin, gökyüzüne süzülen bir mucize.’
.
Renkler hakkında uzun uzadıya düşündünüz mü hiç? Renklere iliştirilmiş anlamları?
Siyahın matemi, kırmızının ateşi, yeşilin huzuru, mavinin sonsuzluğu...
Peki beyaz öyle mi? Kendi içinde çok çelişkisi yok mu sizce de? Masumiyetle beraber ölümü hatırlatması gibi. Han Kang da biraz böyle hissediyor. Beyaz şeylerin bir listesini yapmaya karar veriyor.
Acılardan başlıyor. İlk annesinin kaybından. O kayıp tüm hayatı boyunca hem annesinin hem kendisinin peşini bırakmıyor. Sonra güzelliklerden. İlk kardan, kelebeklerden, pirinçten… Beyazın bizlere değip de izini bıraktığı o anlardan.
.
Vejetaryen ve Çocuk Geliyor’da okuyucuyu yakalayan Han Kang bu eserinde daha durgun cümleler kurmasına rağmen yine aynı şeyi yapıyor. Sakin bir suya çekiyor bizi, bembeyaz bulutların altında. Elinize aldığınız anda da bitiveriyor kitap..
.
Murat Yılmaz kapak tasarımı ve kendisine her çalışmasıyla teşekkür borçlu olduğum Göksel Türközü hocamızın (kendisinden ders almasam da manevi olarak hocam olduğunu hissediyorum) çevirisiyle.
152 syf.
·Puan vermedi
"Çünkü sen, bir gün kesinlikle beni terk edeceksin.
En zayıf olduğumda ve yardıma ihtiyacım olduğunda,
Geri dönülmez bir soğuklukla arkanı döneceksin.
Bunu adım gibi biliyorum.
Çünkü artık bunu bilmediğim zamanlara dönmek imkansız.
Han Kang'dan okuduğum üçüncü kitap oldu Beyaz Kitap. Diğer iki kitabı Vejetaryen ve Çocuk Geliyor birbirinden bağımsız çok farklı kitaplardı. Beyaz Kitap ise onlardan daha farklı bir kitap olmuş. Kang bu sefer bir hikaye anlatmak yerine Beyaz'ı konu alarak yer yer metaforik bir anlatı ile buluşmuş okurları ile.
152 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Han Kang, Varşova’ya gittiğinde, şehrin tarihi, özellikle II.Dünya Savaşı sırasında, şehrin yıkılıp, sonradan tekrar yapılmış olması onu çok etkiler.Varşova, doğduktan iki saat sonra ölen ablasının metaforuna dönüşüyor.Ablasının bu kente geldiğini düşünürken, annesinin yasını da derinden yansıtıyor metne.
Han Kang, beyaz nesnelerden, beyazın hissettirdiklerinden yola çıkarak, parçalı, çok hüzünlü, şiirsel bir anlatı kurmuş.
Yaşamı ve ölümü öylesine derinden hissediyorsunuz ki...Çok çok beğendim, Beyaz Kitap’ı.
152 syf.
·4 günde·4/10 puan
Eser, çok sade şekilde yazılmış. Kitabın sayfalarının yarısı neredeyse boş.
Kitap 2018'de booker finalist olmuş. Ama nasıl olmuş pek anlamadım.
Beyaz renkten yola çıkarak bir kadın ve yaşadıklarını anlatıyor.
Tavsiye eder miyim? Hayır etmem. Kitapçıda yarim saatiniz varsa ayaküstü bile okuyabilirsiniz.
152 syf.
·1 günde·8/10 puan
Renklere farklı bir bakış açısıyla yaklaşıp belirlediği beyaz nesne ve varlıkları metaforlaştırarak anlatmış. Beyazın aslında bize öğretildiği gibi saf ve temiz olmadığı; acı, keder, üzüntü gibi negatif duyguların üzerini örttüğü için görmek istenilmeyen "miş" etkisini okuyucuya göstermiş. Yoğun ve doyurucuydu.
152 syf.
·8/10 puan
han kang başta kendi yaşadıkları,iç dünyası olmak üzere insan olmanın kırılganlığını imgeler ve eşyalar üzerinden anlatıyor bağ kurduğumuz her şey bizden bir parça barındırıyor aynı şekilde hayata bir anlam katmak için nedenimiz oluyor
ufak şeyler,büyük şeyler yada sadece bizim anlam yüklediğimiz şeyler kendi ruhumuz ile dünya arasında beyaz iplikler işliyor gibiyiz
bu kitabı doğru zamanda okumuşum gibi hissettiriyor herkesin seveceğini düşünmüyorum iyi bir ruh halinde okuyabileceğiniz bir kitap değil
sevgili yazarımız bir nevi uzun süredir tuttuğu nefesi vermek istemiş
Sokakta yürürken omzuma çarpacakmış gibi yanımdan geçip giden insanların neredeyse hiçbir sözünü, önünden geçtiğim tabelalardaki neredeyse hiçbir sözcüğü anlayamıyorum. Sürüklenen bir ada gibi yayaların arasından geçerken bazen bedenim bir hapishaneymiş gibi hissediyorum. Tüm anılarımın, o anılarımdan ayrılması mümkün olmayan anadilimle birlikte, izole edilmiş hatta mühürlenmiş olduğunu hissediyorum. İzolasyon duygusu arttıkça hiç beklemediğim bir anda anılarım taptaze canlanıveriyor. Bütün ağırlığıyla üstüme çöküyor sanki. Geçen yaz kaçarcasına geldiğim bu şehir, sanki dünyanın öbür ucunda bir yer değil de içimin tam ortası.
Han Kang
Sayfa 21 - April Yayıncılık (Benim için bu şehir İzmir oldu.)
Yaşadığımız kadarlık zamanın sonunda pamuk ipliğiyle bağlıymışız gibi güç bela adımımızı atar, irademizi kullanmaya bile fırsat bulmadan, diğer adımımızı tereddütsüz boşluğa atarız. Cesur olduğumuzdan değil, başka bir çıkar yolu olmadığından. Şu an bile o tehlikeyi hissediyorum. Henüz yaşamadığım zamanlara doğru, yazmadığım kitaplara doğru pervasızca yürüyorum.
Han Kang
Sayfa 11 - April Yayıncılık
Kışlıklarını dolaptan çıkarıp giyen erkeklerin ve kadınların gölgesinde, bir şeylere katlanmayı öğrenen insanlara özgü dilsiz önseziler vardır.
Han Kang
Sayfa 39 - April Yayıncılık
Bu şehirle aynı kadere sahip biri. Bir kez ölmüş ya da yıkıma uğramış biri. Yıkıldığı için kararan enkazının üstünde, sürekli kendi kendini yenileyen biri. Bu yüzden henüz yeni olan biri. Bir sütündan kalmış, eskimiş taşların yıkıntısı üstüne eklenen yeni şeylerle birleşmiş, tuhaf görünüşe sahip biri.
Han Kang
Sayfa 24 - April Yayıncılık
İnsanlar neden gümüş, altın ve elmas gibi ışıltılı maddelerin değerli olduğunu düşünürler acaba? Bir söylentiye göre suyun ışıltısı eski insanlar için hayat demekmiş. Işıldayan su temiz sudur. Sadece içilebilen, hayat veren su şeffaftır. İnsanlar çölleri, ormanları, kirli bataklık gölgelerini kafileler halinde dolaşırken, uzaktan beyaz beyaz ışıldayan suyu keşfettiklerinde hissettikleri şey muhtemelen acı bir keyif olmuştur. Hayat olmuştur. Güzellik olmuştur.
Han Kang
Sayfa 87 - April Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beyaz Kitap
Baskı tarihi:
Ocak 2021
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050605655
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
Baskılar:
Beyaz Kitap
The White Book
Booker ödüllü, uluslararası çoksatan Vejetaryen ve Çocuk Geliyor’un yazarı Han Kang, uzun süredir beklenen son kitabında beyazı prizmadan geçiriyor, okuru rengarenk bir metinle sınıyor.

Beyaz şeylerle ilgili yazmaya karar verdiğim bahar, ilk yaptığım bir liste çıkarmak oldu.

Her bir sözcüğü yazarken tuhaftır, çok sarsıldım.
Bu kitabı mutlaka tamamlamak istediğimi ve yazım sürecinin bir şeyleri değiştireceğini hissettim.
Yaraya sürülen beyaz merhem, üstüne sarılan beyaz sargı bezi gibi bir şeylerin gerekli olduğunu da.

Zamana dair duyuların keskinleştiği anlar vardır.
Böyle keskin zamanın kenarında, her saniye yenilenen şeffaf bir uçurumun ucunda ilerlemeye devam ederiz.
Cesur olduğumuzdan değil, başka bir çıkar yolu olmadığından.

Han Kang, hafızaya, geçmişe, kayıplara ve yeniden doğmaya dair epik bir anlatıya imza atıyor.
Beyaz köpek ve kesme şekerle, anne sütü ve pirinçle insanın büyük çaresizliğini anlatıyor.
Yıkıntılardan yeni hayatlar doğurmayı, acının coğrafyasını keşfetmeyi, kırılganlığı ve gücü, sıradan hayatın sıradan objeleriyle aktarıyor.

Beyazın evreninden dünyaya eşsiz bir masal fısıldıyor.

“Usta işi, kusursuz.”
Booklist

“Kang kayıplardan oluşan boşlukları, edebiyat ve zarafetle dolduruyor.”
Library Journal

“Beyaz Kitap gizemli bir eser, bir yönüyle dünyevi bir dua kitabı. Kang bir kez daha, acıyla dili kullanarak başa çıkma arzusunu gözler önüne seriyor.”
Guardian

Kitabı okuyanlar 54 okur

  • Helium
  • ipek şeniz üstün
  • kitapuzmanı
  • saku
  • Güzin D.
  • Özlem Akbaş
  • Gozde Tutuncuoglu
  • Demet Ülger
  • GökHan
  • Fatih özçelik

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%12 (3)
8
%28 (7)
7
%24 (6)
6
%20 (5)
5
%8 (2)
4
%4 (1)
3
%0
2
%0
1
%0