En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey, bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.
İnsanı insan eksiltir, diye düşünüyordum, nasıl çoğaltırsa... İçimden, ne kadar farklı amaçlara hizmet ediyor görünürse görünsün, bütün ilişkilerin temelinde bu gerçek yatıyor olmalı, diye geçiriyordum sonra; kimi gönüllü kimi gönülsüz, ya da farkında bile değilken, kimi de çoşkuya ya da hırsa kapılarak birbirimizi eksiltiyoruz sürekli, birbirimizi çoğaltıyoruz.
İntihar bir yanılsamadır. Anlamı şu ki: Boşluğun beni taşıyacağına güvenerek uçmak zorunda olmak, yani kanatsız olarak atlamak, öylece boşluğa atlamak, hiç yaşanmamış bir hayata, ihmal yüzünden işlenen suça atlamak, bana ait olan, beni taşıyabilecek tek gerçek şey olan boşluğa atlamak...
Sayfa 74 - Yapı Kredi Yayınları, 8.Baskı, Çeviren:İlknur Özdemir
Sırf beni boşluğumla başbaşa bıraksınlar diye, değersizliğimle, gerçekliğimle; çünkü kaçış diye bir şey yoktur, onların bana sunduğuysa bir kaçış, özgürlük değil, bir rolün kalıbına sığınış. Neden vazgeçmiyorlar?
Sayfa 43 - Yapı Kredi Yayınları, 8.Baskı, Çeviren:İlknur Özdemir