Soytarı Şalimar Salman Rushide’nin 2005 yılında İngilizce yayınladığı, Türkçeye 2007 yılında Begüm Kovulmaz çevirisi ile Can Yayınları tarafından yayınlanır. Roman iki yüzden oluşur. Birinci yüz bir aşk, nefret ve intikam üçgeninde döner. Romanın ilk girişinde Soytarı Şalimar olarak bilinen suikastçi, ABD Hindistan Büyükelçisi Maximilian Ophulus evinin önünde öldürür. Kızı Hindistan babasının kanlar içindeki cesedini görür. Peki kimdir bunlar? Asıl adı Numan Şir Numan olan Soytarı Şalimar neden böyle bir cinayeti işlemiştir?
Romanın diğer bölümüne geçtiğimizde kendimizi Kaşmir’in Paçigam köyünde buluruz. Bu köyde Müslümanlar ve Hindular birlik ve beraberlik içinde, mutlu yaşamlarını sürdürürler. Bu da aslında romanın ikinci yüzünü oluşturur. Romanın ilk yüzü her ne kadar acıklı görünse de asıl trajedi romanın ikinci yüzünde, yıllardır kanayan bir yara olan Kaşmir’dedir.
Paçigam köyünde yaşayanlar, yemek ve tiyatro festivalleriyle hayatlarını renklendirirler. Mutlular, en iyi aşçılar, en iyi dansçılar, ip cambazları, en iyi hikaye anlatıcılarıyla hayatlarına devam ederler. Numan Şir Numan ip cambazı, Müslüman bir ailedendir. Dansçı Bunyi ise Hindu’dur. Bunyi ve Numan’ın aşkı ile romanımız genişlemeye başlar. Tam da bu noktada yazar şunu o kadar iyi bizlere gösteriyor ki; Kaşmirde yaşayan insanlar mutlular, din, dil, ırk ayrımı gözetmeden yaşamlarını sürdürüyorlar. Eğer bu topraklarda yaşayanlar mutlu ise buna saygı göstermesi gereken devletler saygı göstermeyip hırslarına yenilip, din, dil, etnik kültür gibi nedenleri öne sürerek Kaşmir’i sahiplenmek isterlerse orada savaş ve kaos doğar. Nitekim öyle de olur.
Bu kaos doğmadan önce Bunyi ve Soytarı Şalimar evlenmeye karar verirler. Fakat bir Hindu ve Müslüman’ın daha önce evlenmediği bu köyde başta ufak tepkiler olsa