Güçlü emlak kralı Nero Golden, gizemli koşullar altında Amerika'ya göç ettiğinde, kendisi ve üç yetişkin çocuğu yeni kimliklere bürünür, 'Romalı' isimleri alır ve Manhattan şehir merkezinde büyük bir malikaneye taşınır. Barack Obama'nın göreve başladığı gün, yabancı kıyılardan gelen esrarengiz bir milyarder, New York'un Greenwich Village'ındaki manastırlı bir topluluk içindeki mimari mücevhere yerleşir. Mahalle, balon içinde balon gibidir ve mahalle sakinlerinin, yeni gelen eksantrik kişi ve ailesi hemen ilgisini çeker. Nero Golden, beklenmedik adı, izlenemez aksanı ve şüphe götürmez tehlike kokusunun yanı sıra üç yetişkin oğlunu da beraberinde getirdi: alkolik Petya, işkence görmüş bir zihne sahip parlak bir münzevi; Apu, gösterişli sanatçı, cinsel ve ruhsal açıdan her şeyi yiyen; ve D, yirmi iki yaşındaki ailenin bebeği, kendisinden bile bir sır saklayan biri. Altınların dünyasına dair rehberimiz hırslı genç bir film yapımcısı olan komşuları René. Güncel Amerikan kültürü ve politikasının tuhaf ve coşkulu arka planında geçen Altın Ev aynı zamanda Salman Rushdie'nin gerçekçiliğe dönüşünü de simgelemektedir. Modern bir aşk ve terörizm, kayıp ve yeniden icat; Salman Rüşdi'nin karanlık çağımızdaki cesurca anlatılan güçlü, zamanın içinden yine bir aile ve çevrede yaşanan hikayeleri...
Golden ailesinin hikayesi, Manhattanlı komşuları ve sırdaşı, Goldens'ı mükemmel bir konu olarak bulan hevesli film yapımcısı René'nin bakış açısından anlatılırken, René, Golden'ın evinin mahvoluşunu anlatır: paranın, sanatın ve modanın yüksek hayatı, bir kardeş kavgası, beklenmedik bir değişim, güzel bir kadının gelişi, ihanet, cinayet ve çok uzakta, terk edilmiş memleketlerinde kopup gelen bazılarının hayatları...
Edebiyatı, popüler kültürü ve sinemayı birleştiren Rushdie, Amerikan ruhunun