‘Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Hayattan, tabii ki, onun büyüleyici geçiciliğinden.’
.
İlk kitaplarımı babam aldı benim. Okuma ve konuşmada yaşıtlarıma göre oldukça gerideydim. Ama her hafta babam bıkmadan kitap taşıdı bana. Hayatı bilhassa bana bir şeyler taşıyarak geçiyor hala.
Dün kazandibi aldı örneğin.
Sonra Georgi Gospodinov’dan babasının ölümünü okudum. Fazla gerçekti acısı, olabildiğince dürüsttü Gospodinov. Onun babası da pek çok şey taşımış hayatı boyunca. Çocuklarını, torunlarını, cennete çevirdiği bahçesinin yüklerini ve hastalıklarını.
‘Korkacak bir şey yok’ diyen babasına korkuyorum diyememenin yumrusuyla okudum sayfaları.
Herkesin bir aile yarası var elbet, kimi çok sevmekten kimi sevememekten yaralanıyor.
Yazarın babasının bıraktığı yara ise sevgiden. Bunu anlayınca daha da ağırlaştı sayfalar. Georgi Gospodinov hatırladıklarıyla, anılarıyla tanışmadığımız ama bildiğimiz birini hayatımıza dahil ediyor.
.
Dönüp dönüp altını çizdiğim cümlelere yeniden bakacağım bir kitaptı Bahçıvan ve Ölüm. Hayatın büyüleyici geçiciliği için biraz da~
.
Hasine Şen Karadeniz çevirisi, Lyuba Haleva kapak resimleriyle ~