Hülya Açılan

Aşık da oldum, nefretle de doldum. Ben yağmur ve buz adamıyım. Önceleri şair olduğumdan emindim. Sonra savaş çıkageldi ve beni sonsuza dek değiştirdi. İşte böylece asker, mahkum ve vatansız oldum.
Sayfa 154Kitabı okudu
Reklam
Kendimi İsa gibi hissedemeyecek kadar şişman, siyah gibi hissedemeyecek kadar beyaz ve hakiki bir Avrupalı hissedemeyecek kadar fazla aksan, fazla savaş doluyum. Gerçek bir hasta sayılamayacak kadar da sağlıklıyım.
Sayfa 151Kitabı okudu
Şimdi ülkem ve ben modayız ama birkaç gün, birkaç hafta veya birkaç ay içinde unutulacağız. Medyanın kuvvetli ışığı başka bir şeye yoğunlaşacak. Başka bir ülkeye, başka bir savaşa ve başka bir simge kente.
Sayfa 104Kitabı okudu

Okur Takip Önerileri

Tümünü Gör
160 syf.
8/10 puan verdi
·
Beğendi
·
25 saatte okudu
‘Hayatımızın sadece bir kısmı şimdiki zamanda geçiyor diye düşünüyorum. Geri kalan zamanda başka yerde, hafızamızın yoğun karanlıkları içindeyiz.’ . 28 yaşında bilmediği bir ülkeye -Fransa’ya- sığınan sürgün asker ve onun yaşama yeniden başlaması ne kadar kolay olabilir? Bir çanta, elli Mark ve birkaç ıvır zıvırla yeni bir yaşam kurmaya başlar Çoliç. Budapeşte’ye oradan Prag’a gider, aşık olur, ayrılır ve en çok yazar. Bilmediği ülkelerde ve bilmediği dillerde yapabileceği-güvenebileceği tek şey yazmaktır. Sonra durulur, Strasbourg’a taşınır. Sürgün Rehberi elindedir artık. . Geçtiğimiz sene okuduklarım arasında unutamadıklarımdandı Hıdırellez. Bambaşka bir sesti, rengarenkti. Yazarın başka bir eserinin daha (baskısı tükenen iki eseri daha var umarım yeniden basılır) dilimize çevrildiğini görünce heyecan duymam bu yüzden. Sürgün Rehberi iç ağrısıyla okuduğum bir eser oldu, çok sevdim. Bebek adımlarıyla bir dile sarılmak, kaçtığı şeylerle sürekli karşılaşmak, mülteci ve göçmen olmak-kök salamamak, gittiği her yerde yabancı olmak.. Bunların hepsini garip bir sıradanlıkla anlatıyor Çoliç. Kelimeleri, okudukları çok tanıdık. Bildiğim bir yerden sesleniyormuşçasına. Böylece ‘Sürgünde Hayatta Kalmak İçin Otuz Beş Ders’ alındı ~ . Suat Başar Çağlan çevirisiyle ~ (bayıldığım kapak tasarımı ise Mandal Ajans çalışmasıymış)
Sürgün Rehberi
Sürgün RehberiVelibor Çoliç · Livera Yayınevi · 20231 okunma
160 syf.
8/10 puan verdi
·
Beğendi
·
25 saatte okudu
Sürgün Rehberi
Sürgün RehberiVelibor Çoliç
8/10 · 1 okunma
Reklam
188 syf.
8/10 puan verdi
·
Beğendi
·
25 saatte okudu
‘O zamanlar bilmiyordum. Birini tekrar düzelemeyecek kadar kötü kırabileceğimi. İnsan, sadece var olarak diğer bir insanda dönüşü olmayan yaralar açabiliyordu.’ . Hacime kendini anlatıyor ve hayatında en çok iz bırakan kadınları, Şimamato’yu, İzumi’yi ve Yukiko’yu. Bununla birlikte, karşısına çıkan fırsatları değerlendirip hayallerini gerçekleştirdikçe kendini suçlu hissediyor sanki, her şey fazlasıyla kolay oluyor gibi geliyor ama hayır aklını kurcalayan çok şey var.. Tutku mudur ilacımız sakin ve huzurlu bir yaşam ihtimali mi? Bunu biraz da kıyaslayarak çözmeli Hacime.. . Haruki Murakami ve yine ezgisi bol bir kitap. Tabii geride bırakacağı soru işaretleri olmazsa olmazı. Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında, Murakami’nin en akıcı eserlerinden biri. Yine cinsellik sıkça karşımıza çıkıyor, şüpheli durumlar dikkat çekiyor ve okuyucuya fazlasıyla seçenek sunuluyor sonunda. Hacime esas oğlanmış gibi görünse de aklımızda daha çok Şimamato yer kaplıyor (acaba nerede şimdi-gelecek mi-hasta mı vb sorularla) . Keyifle okudum yine Murakami’yi. . Pınar Polat çevirisi, Geray Gençer kapak tasarımıyla ~
Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında
Sınırın Güneyinde, Güneşin BatısındaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20124,198 okunma
528 syf.
9/10 puan verdi
·
Beğendi
·
5 günde okudu
‘Karıncaları hep mükemmel örnek diye gösteriyorlar. İnsanı karıncaya dönüştürmek istiyorlar. Başarıyorlar da. Tüm sevimsiz ve çirkin şeyleri insanların tapacağı, hayranlık duyacağı araçlara dönüştürmekte gerçekten çok ustayız. Ben karıncadan nefret ediyorum. Hayatım boyunca ne karınca olmak istedim ne de olabildim. Çalış, çabala, taşı, depola.
Karıncaların Günbatımı
Karıncaların GünbatımıZaven Biberyan · Aras Yayıncılık · 2022223 okunma
576 syf.
9/10 puan verdi
·
Beğendi
·
6 günde okudu
Uzun ve derin hikayeler bazen basit bir cümleyle başlar. Paçinko’nun başlangıcı gibi: ‘Tarih bizi hayal kırıklığına uğrattı ama önemi yok.’ 1910’dan 1989’a savaşlar, ölümler, doğumlar, düşmeler ve yeniden ayaklanmalarla geçen dolu dolu bir kitap Paçinko. Can yakıcı sahnelere sadece kurgu deyip geçemediğimiz türden. Çünkü gerçeklerin bunlardan daha yakıcı olduğuna eminiz. . 1910’dan 1945’e dek Japonya’nın sömürgesi altında olan Kore, bağımsızlığını kazanmak için çok acı çeken ülkelerden. Bununla birlikte sürülen-savaştan ve açlıktan kaçıp başka ülkelere giden Koreliler’in de acıları var tabii. En çok da Japonya’da yıllar boyu alt bir sınıfa aitmiş gibi muamele gören (çoğunlukla Zainichi olarak adlandırılan) Kore kökenliler bu acıdan paylarını alanlar.. Paçinko da Busan’dan Japonya’ya kuşaklar arası bir ağrının romanı. Başarmak, hayatta kalmak, ezilmeden doğrulabilmek için herkesten çok çalışan Sunja, Noa gibi karakterler öyle gerçek ki.. Kitapta Kore ve Japon tarihine/ilişkilerine dair detaylar hem konu hakkında bilgi edinmenizi/meraklanmanızı sağlıyor hem de acıların coğrafyadan da bağımsız hissedilebileceğini kanıtlıyor. . Özellikle kuşak romanı sevenlerin bu kitaba bir şans vermesini çok isterim. . Kübra Tekneci çevirisi, Sidem Zelal Edin kapak tasarımıyla ~
Paçinko
PaçinkoMin Jin Lee · Epsilon Yayınevi · 2022226 okunma
328 syf.
7/10 puan verdi
·
Beğendi
·
4 günde okudu
Bir insan sandığınız kadar suçlu, göründüğü kadar da masum olmayabilir. Herkesin bir hikayesi var geriye gittikçe derinleşen. Romy Hall’un, Gordon Hauser’in, Laura Lipp’in ve diğerlerinin de. . Salon Mars, onu takip eden takıntılı bir adamı öldüren Romy Leslie Hall’un hapishaneye götürülmesiyle başlıyor. Orada tanıştığı kişilerin hikayeleri de ekleniyor, kendi bebeğini öldüren, yaptığı soygun sırasında işler beklediği gitmeyince katil de olan bir kadın örneğin.. Rachel Kushner yaptığı geri dönüşler ve araya aldığı başka seslerle sindirilmesi pek de kolay olmayan bir okumaya sürüklüyor. Sadece Romy değil diğer kadınları, onların geçmişlerini, suça itilen sebepleri, saf kötülüğü de görüyoruz. Rüyadan ibaret olmasını istediklerimizin gerçekliğiyle kalıveriyoruz. Basit bir hapishane kurgusu da değil Salon Mars, yan yola sapmış kişilerin doğru yolu nasıl kaçırdıklarıyla ilgili bir günlük gibi.. Bazı sayfalarda kopukluklar yaşasam da (birkaç nokta ‘çok’ fazlaydı benim için, fazla süslenilmiş geldi) etkilenerek okudum Salon Mars’ı. . Yazarın dilimize çevrilen diğer kitaplarına da bakmak istiyorum ~ . Begüm Kovulmaz çevirisi, Nazlım Dumlu kapak tasarımıyla ~
Salon Mars
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 20243 okunma
Reklam
168 syf.
7/10 puan verdi
·
Beğendi
·
25 saatte okudu
Mesudiyeli Mesut’u bilir misiniz? Hani piyango ona vurunca hayatın gerçek yüzünü görmeye başlayan Mesut’u? Defalarca izlemişimdir Milyarder’i. Paranın insanı ne kadar şeffaflaştırabileceğini hatta aynada daha kendini göremeyeceğini söylerken hep hak veririm Mesut’a. Para sahiden saf bir mutluluk kaynağı mıdır? . Genki Kawamura, piyangonun vurduğu Kazuo’yu anlatıyor Milyon Dolarlık Adam’da. Kardeşinin borcunu yüklenen, iki işte birden çalışan, kızı ve eşini kendinden uzaklaştıran Kazuo, bu parayla ne yapacaktır? Asıl soru: kazandığı para onu mutlu edecek midir? . Annem Kokan Çiçekler ile tanıdığım Kawamura’yı bu eserinde daha çok sevdim. Milyon Dolarlık Adam, akıcı ve düşündürücü bir hikayeye sahip. Hikayenin bir de filmi var, onu da izlemek istiyorum yakın zamanda. Hatta filmde Kazuo’nun arkadaşını canlandıran İssei Takahaşi, kitap için son söz de yazmış ki çok güzeldi~ . Defne Gürtunca çevirisi, Geray Gençer kapak tasarımıyla ~
Milyon Dolarlık Adam
Milyon Dolarlık AdamGenki Kawamura · Doğan Kitap · 20248 okunma
1.957 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.