Adı:
Pan
Baskı tarihi:
1979
Sayfa sayısı:
149
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tur Yayınları
144 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Pan, Teğmen Thomas Glahn'ın notlarından oluşan bir kitap. Onun hayatının bir bölümünü anlatıyor. Teğmen Glahn'ın hikayesi çok etkileyiciydi bana göre. Açıkçası bu eser içime işledi, özellikle o betimlemeler ve aşk hikayesi. Kitabın dili ilk başlarda değişik geldi, ilk ağızdan anlatıldığı için olabilir. Ama genel olarak akıcı ve sürükleyici bir kitap Pan. Ben severek okudum ve herkese de tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
224 syf.
Doğada Tanrı'yı gören bir Teğmen. Kulübede yaşayan, yemeğini avla sağlayan kendi halinde bir erkek. Tek derdi aşk olsun. Bir askerin acımasızlığı ve mantığı tekrar çarptı beni ama yazarımızın tasvirleri, anlatış tarzına bayıldım.
145 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Nobel ödüllü eseri Açıkçası Açlık kitabı kadar sevmedim Bir adamın yabani duygu Ve hislerini anlatıyor diyebiliriz Bu anlattıkları üstünden bizi insan üzerinde inçe inçe düşündürüyor
Varolun
208 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Knut Hamsun'un muhteşem anlatımının doğa tasviri ve betimlemelerle taçlandırdığı Pan; Teğmen Thomas Glahn'ın notlarından oluşan, hayatından bir kesitini okuduğumuz bir eser.
İnsan-doğa ilişkisinin çok güçlü bir biçimde anlatıldıği zengin bir tabiat övgüsü.Kuzey Norveç ormanlarında bir gezintiye çıkmış hissi yaşatıyor, sırf bunun için bile tekrar okunabilir. İnsanın toplumdan uzaklaşarak yalnızlaşması, doğaya dönmesi, kapitalist düzene karşı yapılan eleştiriyle birlikte doğallığa özlem dile getiriliyor.
Güçlü bir aşk romanı aslında; Teğmenin yaşadıklarından kendinizde mutlaka birşeyler bulacaksınız.
208 syf.
·8/10 puan
Ben yazarı "Açlık" kitabıyla tanıdım.Bu kitabı onun gölgesinde kalsa da ben ikisini de çok sevdim.Pan tam klasiklere yaraşır akıcı, sade,nahif bir aşk romanı.Kitabın en sevdiğim bölümünü paylaşmaya karar verdim.Kısaltmak istedim ama her cümlesi o kadar içime işledi ki kırpacak tek bir cümle bulamadım.Kısa bir hikaye,uzun bir inceleme olacak.

"Dört yanı duvarlarla örülmüş bir kuleye bir kız hapsedilmişti.Bir erkeği seviyordu.Neden mi sevdi? Bunu rüzgara,yıldızlara sor; hayatı yaratan Tanrı'ya sor! Çünkü bu gibi şeyleri bilse bilse o bilir.Erkek de kızın dostuydu,aşığıydı; ama zaman geçti,günlerden bir gün erkek bir başka kız gördü,görür görmez fikri değişti.

Bir delikanlı nasıl severse,erkek ilk kızı öyle sevmişti.Onun için Tanrı'nın inayeti diyor,ona "Kumrum benim!" diye hitap ediyordu;bağrı ateşli ve dalgalıydı kızın.Erkek ona,"Kalbini bana ver!" dedi.Kız verdi.Erkek ona,"Senden bir şey rica edebilir miyim,sevgilim?" derdi.Kız kendinden geçmiş "Evet!" cevabını verirdi.Kız ona her şeyini verdi,erkek ona bir teşekkür bile etmedi.

Erkek öteki kızı bir köle,bir deli,bir yoksul nasıl severse öyle sevdi.Neden mi sevdi? Bunu yollardaki tozlara,düşen yapraklara sor; hayatın esrarlı Tanrısına sor! Çünkü bu gibi şeyleri bilse bilse o bilir.Bu kız erkeğe hiçbir şey vermedi,hayır,hiçbir şey vermedi,ama erkek yine de ona teşekkür etti.Kız ona,"Huzurunu,aklını bana ver!" dedi.Erkek yalnız bir şeye,kızın kendi hayatını istememiş olmasına yerindi."
208 syf.
·2 günde·7/10 puan
Knut Hamsun'un okuduğum ilk kitabı Açlık'tı. Gençlik yıllarında yaşadığı açlıktan ilham alarak yazdığı gerçeğini de göz önünde bulundurursak, çok gerçekçi ve vurucu bir kitaptı.
Uzun zaman sonra Pan ile devam ettim Hamsun'a. Tarz olarak cok daha farklı bir kitap tabiki. Bir dağ evinde köpeği ile yaşayan, avcılıkla geçinen teğmen Thomas Glahn'ın Edvarda ile aşkını anlatıyor. Bu gurur,kıskançlık ve hırs sebebiyle gelgitler yaşayan bir ilişki. Ama öyle duygu seli cümleleri, melankolik bir hava ve ruhsal betimler yok. Olabildiğince sade bir anlatım var, neyse o.

Ben kitapta bu aşk öyküsünden ziyade Glahn'ın ne yapacağını bilemediginde yaşadığı bocalamaları ve doğa olan ilişkisini okumayı sevdim. Pan kelimesi Yunan mitolojisinde kır ve çobanların tanrısı anlamına geliyormuş zaten. İsabetli bir isim.

Önsözde Behçet Necatigil tarafından hazırlanmış Hamsun'un zorlu hayatının özeti var. Çeviri de ona ait. Bence tanışılması gereken bir yazar. Bir sonraki hedefim Benoli ve Rose ikilemesi olacak inşallah. Ama Knut Hamsun okumak isterseniz önce Açlık'ı okuyun, hatta kesin okuyun.
145 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Üniformasını bir kenara atıp, ormanda köpeğiyle yaşayan bir teğmenin hikâyesidir anlatilan. "En iyi yuvam,ormandir." dedigi yerde huzurla yaşar. Bol bol tabiat tasvirleri yapilir. Bu betimlemeler ayni zamanda baskarakterin ruh halini de yansıtır.
Bir erkeğin aşka karşı duruşu, gururu, bir kadinin egosu realist bir bakış açısıyla anlatılmış kitapta. Başlarda pek sarmasa da özellikle 66.sayfadan sonra elimden bırakamadım. Yazarin berrak bir suyun dibindeki çakıl taşları gibi olan üslubu cok güzeldi. Öyle telaşsız, öyle dolandırmadan sakince...
En çok etkilendiğim kısım ise sevdiği kadının kendisine olan kinini kullanmasin diye köpeğini vurdugu bölümdü. Insanda şok etkisi yaratıyor ayni zamanda.
Tavsiye olunur.
208 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
🖋Knut Hamsun, 4 Ağustos 1859 yılında Norveç’in kuzeyinde Lom kasabasında doğmuştur. Yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve resmî bir eğitim görmemiştir. Çocukluğu çalışmakla geçirmiş Amerika’ya giderek orada yapamayıp tekrar Avrupa’ya dönmek isterken açlığının getirdiği acıyla gemi güvertesinde sıtma nöbetine tutulmuş, eline kurşun kalem alarak bir kağıt parçasına yazmaya başlamış ;
“Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir Kristiania’da aç açına sürttüğüm günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum, alt katta bir saatin altıyı vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı...”
Açlık romanıydı bu yazdığı.. Şöhretine ilk basamağıydı. 1920 yılında Nobel ödülü alan yazar II. Dünya Savaşında Norveç’in işgal edilmesi sırasında Almanları desteklemesi, Nazilerle işbirliği yapması edebiyatçı kimliğini ve saygınlığını zedelemiş, yapıtları ölümünden sonra ele alınıp dünyanın beğenisine sunulmuştur.
“Pan” kitabı ‘Teğmen Thomas Glahn’ın Notlarından’ alt başlığıyla Behçet Necatigil’in müthiş çevirisi ve önsözüyle okuyucuya sunulmuş bir eserdir. Güçlü bir aşk hikayesi ve tabiatın güzelliklerini konu alan eserde psikolojik tahliller ve doğa tasvirleri ön plana çıkmış. Beklentimi daha yüksek tutmuş olsam da Çok beğenerek okuduğumu söyleyebilirim. Kitaplarla ve sevgiyle kalınız
208 syf.
·28 günde·8/10 puan
Okumadan önce yorumlara baktığımda tasvirlerin güzelliğinden bahsedilmişti. Evet yer yer güzeldi ama çok da ahım şahım bir güzelliği yoktu. Belki de çok büyük doğa tasvirleri bekledigim için hayal kırıklığına uğradım, bilemiyorum. Ruhsal çöküşün güzel anlatıldığını söyleyebilirim ama. Glahn'ın iç çatışması kitabın sonlarına doğru farklı bir boyut kazandı bana göre. Daha yoğun ve güzel. Bu sebeple kitabın 2. yarısını daha çok sevdim.

SPOİLER İÇEREBİLİR!
Kitabın özeti; "En çok seven, en çok yaralanandır." Edvarda'nın sinsiliği kitap boyunca beni sinir etti. Sevmesini bilmeyene sevgini sunarsan, sevgini alır ayağının altında bir böcek gibi ezer.
Bir husus daha var ki kalbinin dolu olduğunu bildiğin halde seni sevdiğini söyleyeni sevmek, seni sevmediği halde ümit vereni sevmekten daha zordur. Ah Eva! Bu kitabın en masum insanı sendin. Ama sen de günahkardın.
224 syf.
·4 günde·7/10 puan
Arkadaşımın tavsiyesi ile okudum. Uzun zamandır okumanın hayalini kurduğum için beklentim büyük olmuş anlaşılan.

Doğa tasvirleri kısmı iyiydi. Araştırma yapınca Pan isminin Yunan mitolojisinde "Kırın ve çobanların tanrısı" olduğunu öğrendim. Kitabın adının neden Pan olduğu anlaşılır hale geldi, isabetli bir seçim. Bir diğer öğrendiğime göreyse bu kitap bir üçlemenin kitabıymış. Victoria, Pan ve Rose diye devam ediyormuş.

Güçlü bir aşk deniyor kitap için ama ben bir aşk göremedim. Takıntılı bir bağlanış, gelgitli bir ilişki... Tam bir bağ yok anlatılanlarda. Bu eksik buluduğum kısımdı, tam bir etkisini göremedim ben aşkın.

Yine de okurken bir ormanın içine daldığınız, güneşi toprağı ağaçları hissettiğiniz oluyor. İlgilisine tavsiye edilir.
~Ya güneşi göremezseniz, saatin kaç olduğunu nasıl bilirsiniz?
~O zaman başka şeylere bakarım. Denızdeki kabarıp alcalmalara,belli vakitlerde yere yatan otlar vardir onlara...Ikindileri kapanan çiçeklerden anlarim, ayrıca sezgimle bulurum !!
Knut Hamsun
Sayfa 46 - Timaş Yayınları
Evet, ihtiyarladığımı hissediyorum. Siz beni gündüz gözüyle görüyor, genç zannediyorsunuz; ama akşam olup da yalnız kalmıyor muyum, çöküveriyorum.
Edvarda bana baktı, ben ona baktım. O anda kalbime bir şeyin dokunduğunu hissettim: Küçük, acele ve âşina bir selamdı adeta. Bahardı, aydınlık günlerdi sebebi; o gün bugün hep bunu düşündüm.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pan
Baskı tarihi:
1979
Sayfa sayısı:
149
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tur Yayınları

Kitabı okuyanlar 279 okur

  • Hot-ice
  • Yasemin
  • Şahin Ocaqov
  • Gültuğba
  • Kerim Emre Çoban
  • Bahar taş
  • Net ! Neri...
  • Mehmet ince
  • İrem Öztürk
  • Fatih Doğan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%1.2 (1)
8
%2.4 (2)
7
%2.4 (2)
6
%1.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0