“Özlemek neydi? Özlemek kelimesinin kökünde “öz” vardı. Demek ki insan “özledim” derken aslında karşı taraftan bir parçayı değil, kendi içinde kalan bir yansımayı özlüyordu.”
“Başını yavaşça yanındaki sandalyeye çevirdi. Orada kinse yoktu. Ama artık bunun bir eksiklik olmadığını biliyordu. “Artık anladım,” dedi. İkimiz de Ben’iz.”