.
Hatay’daki deprem haberini alan kahramanımız, kuzeni Ferit’i bulmak için İstanbul’dan Hatay’a gider. Enkaz başında umutla bekleyen insanlar arasında, Iraklı mülteci Ali ile tanışır. Ali; eşini ve kızını kurtarmayı beklerken, Saddam dönemindeki baskılarla başlayan hayat hikayesini anlatır. Irak’tan İran’a, oradan Türkiye’ye uzanan kaçış yolculuğunda; toplama kampları, yoksulluk, şiddet, dışlanma ve kimsesizlikle mücadele eder. Depremin enkazı altında yalnızca binalar değil, insanların geçmişleri, umutları ve kimlikleri de ortaya çıkar.
Roman deprem, göç, aidiyet ve kayıp temalarını aynı anda işleyen, oldukça güçlü bir dramatik kurguya sahip. Özellikle Hatay depremiyle Irak’tan gelen bir mültecinin geçmişini aynı enkazda buluşturması, iki farklı acının ortak insanlık duygusunda birleşmesini sağlamış. Sednaya Hapishanesi'nde yaşamını yitirenlerin anısına yazılmış bir eser olması ve yazarında Hatay doğumlu olması da önemli bir bağ kuruyor. Çünkü Hatay; yıllardır deprem, göç, sınır kültürü ve mültecilik deneyimlerinin iç içe geçtiği bir coğrafya. Bu yüzden de romandaki atmosferin gerçekçi ve sahici hissedilmesini sağlıyor. “Uzun zaman önce” romanında kalemini sevdiğim yazar bu kez de şaşırtmadı. Eşsiz üslubuyla etkileyici bir roman ortaya koymuş.
#KimsesizlerCoğrafyası
^
^
^
#ZekeriyaÇetin #inkılapkitabevi #bloghemsire #edebiyat #deprem