1950 yılında asker ocağındadır Ürgüp’lü Mehmet. Edirne’de yaptığı askerliği sırasında Kore’ye asker gönderilir. Böylece Güney Kore’ye gider Mehmet. O güne kadar, bırak yerini, adını bile duymadığı bu yere geldiğinde ne olduğunu anlamadan savaşın orta yerinde kalır. Gözünü açtığında yaralıdır. Kurşun, bacağının dış tarafından girmiş, iç tarafını parçalayacak çıkmıştır. Ona, dilini bile anlamadığı birisi yardım etmektedir. Uzunca bir süre yarasına bakım yapan, yedirip içiren ve ona yardım eden bir Koreli, Hye-Sun’dur.
Yazarın daha önce de ‘Hazinenin Sırrı’ kitabını okumuştum. Ona göre çok daha akıcı bir hikaye bu eseri. 78 sayfalık bu kitap akıcı olduğu kadar etkileyici bir üslupla yazılmış bir novella. Dönemin ruhunu da yansıtan bu kısa eserde gencecik bir askerin o yaşta, yabancı bir memleketteki yalnızlığı ve çaresizliği mükemmel anlatılmış. Vatan için çekilen fedakarlıklar harika yansıtılmış. Kısa ama çok etkili bir eser. Tavsiyemdir.
#Koreli
^
^
#alıntı
O yıllarda haberleşmenin yöntemi buydu. İnsanlar en yakınında olana haber ederek yayıyorlardı, kötü haberleri ya da müjdeleri.
^
^
@veyselissi_ @banliyocomtr #kore #bookstagram #bloghemsire #edebiyat
Kitapta başkahraman, bir seyahati sırasında, bir kilisede, ressam Caravaggio’nun “Azize Lucia’nın Gömülüşü” tablosunu (kitabın kapak resmi) görünce büyülenir ve kilise kapanana kadar tablonun önünde çakılı kalır. Ertesi sabah tekrar kiliseye gider. Bu kez tablonun önünde, resme bakan çiftleri inceler, gelen grupları gözlemler. O yargılamak değil, sorgulamak için oradadır. Caravaggio; İtalyan bir ressamdır. Belki diğer ressamlar gibi akılda kalıcı, bilindik eserleri yoktur ama hakkında en çok kitap yazılan bir ressamdır. Altmış kadar resmi bulunur ve hepsi de müzelerdedir. Hakkında fazla bir bilgi de yoktur. Ne bir mektup, ne bir günlük. Bundan sonra başkahramanımız, Caravaggio’nun hayat hikayesinin peşine düşer. Üstelik Caravaggio’nun ölümü de yaşamı gibi büyük bir sırdır. Gittiği bu yolculuklarda aslında onun tabloları üzerinden kendi hayatının izini sürer. Ressamın ölümündeki gizemi çözmeye çalışırken, kendi ölümlülüğünden kaçmanın yolunu aramaktadır. Üstelik bir aşk hikayesinin de içine düşmüştür.
En başta şunu söylemeliyim, 667 sayfalık kalın bir roman olsa da bir çırpıda bitiveriyor ama yazarın önsözde okuyucuya da seslendiği gibi, yedi yılda yazdığı bu eseri, kesinlikle sindire sindire okumak gerekiyor. Kahramanın ressam Caravaggio’nun hayatını araştırmakla çıktığı yolda kendini ve aşkı da bulma yolculuğunda ona eşlik ediyoruz. Kesinlikle okurken bitmese diyeceğiniz, her satırı bilgi dolu, her sayfada araştırma ihtiyacı hissedeceğiniz bir roman. Son sayfalarda, ‘romanda adı geçen Caravaggio’nun eserleri’ listesini ve içinde de resimlerinden örnekler de bulabileceğiniz, dolu dolu bir eser. İnsan olmaya ve insanın ürettiklerine dair sorgulamalarla dolu bir hikaye. Yazarın psikoloji alanında uzman olmasının verdiği tecrübeyle de hazırlanmış, sanata ve özgürlüğe