Victoria

Knut Hamsun
Çevirmen:
Ezgi Uslu
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·112 syf.··
2023 38. kitabı
Avrupa'nın en kuzey noktasına yolumuzu kırıyoruz. Zihninize Norveç'in kıyı kesiminde bir köy resmedin. Bir değirmencinin oğlu olan Johannes ve aristokrat bir ailenin kızı olan Victoria'nın imkansız aşklarına kulak kabartacağız. Bu bildiğiniz aşk diye tabir ettiğimiz o duygu pıtırtısından ziyade özlemi, kederi, sabrı ve mücadeleyi göreceğimiz türde bir tat bırakacak sizlerde. 14'ünde aklına, kalbine ve ruhuna işlenen binicik Victoria'sına tek bir şey ispat etmek ister bizim değirmencinin oğlu: onun tek kahramanı, tek aşkı ve ebedi ruhu olmak! Lakin Victoria'nın başkasıyla yakınlaşması Johannes'e bir karar aldırır: gitmeli ve eğitimini tamamlamalıdır. Belki başarı Victoria'nın gözünde onu daha farklı bir boyuta koyacaktır ya da belki de onu özlem duyacak ve onu koşulsuz bekleyecektir. Durun biraz(!) elbette bu böyle olmadı. O imkansızı istiyordu ve mesleğinde gerekli malzeme yine tek aşkından alacaktı. Victoria köyüne dönen Johannes'i ünlü bir şair yazar haline getirirdi. Peki ama Victoria, Johannes'in yokluğunda ne yaptı? Parmağında bir yüzük ile karşılayan kızımız artık her şeyin en az erkek karakterimiz kadar imkansız olduğunu anlar. Fakat Johannes daha da çok yazmaya verir kendini ta ki... Sağlam bir aşk mı okumak istersiniz? Pardon(!) iyi bir imkansız aşk mı demek daha doğru olur. Sınıfsal farklılıklar, umutsuzluk, bekleyiş, hayat telaşesi ve işte bizim Nobel ödüllü yazarımızın kaleminden dökülen Victoria! Ben Açlık kitabını okumuştum ve kitap bittiğinde "bu bir başyapıt!" dediğimi anımsıyorum. Victoria ise daha naif ama kesinlikle hafife alınmayacak duyguları size yaşatacak türde bir eser olduğunu düşünüyorum. Kapak tasarımı, çevirisi ve canım Knut kesinlikle özenle çalışılmış. Emeği geçenlere ayrıca çok teşekkür ederim. #victoria #knuthamsun #renkitap
Dünya Klasikleri
VictoriaKnut Hamsun · Ren Kitap · 20231,550 okunma
Vıctoria
Puan vermedi·112 syf.··
2024 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2024 21:24
Tanzimat edebiyatı roman anlayışından hallice:)) Konu olarak aşk ve kavuşmadan ölen hayatlar söz konusu. Altını çizebileceğim satırlar oldukça fazla :))
VictoriaKnut Hamsun · Ren Kitap · 20231,550 okunma
10/10
·112 syf.··
2024 22. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2024 04:36
Nobel asıllı yazarın diğer eserlerinden farklı bir dilde yazdığı ve 3 saatte bitirdiğim romanı. Kitap beni o kadar içine çekti ki bittiğinde gözyaşlarımı tutamadım. Bu kadar gerçekçi ve sanki aynı şeyleri yaşıyormuşsunuz gibi acı bir hikayeyi muazzam kalemiyle incecik kitaba sığdırmayı başarmış. Değirmencinin oğlu olan Johannes zengin bir ailenin kızı Victoria’ya aşık olur. Ne var ki ikisinin de aşkları karşılıklıydı ama bir o kadar da imkansızdı. Johannes daha eğitim yıllarında şiir yazmaya başlamıştı ve bu şiirleri güzel Victoria için yazıyordu. Gerçeklerle yüzleşip Victoria’nın artık nişanlı olduğunu öğrendiğinde ise dünyası başına yıkılır ve sevdiği kadınla mutlu olma hayalleri suya düşer. Dönem şartları, sınıfsal farklılıklar yüzünden iki kişinin nasıl zorluklar çektiği Knut Hamsun’un kalemiyle okunmalı bence. Ayrıca Yazar kızının adını Victoria koyarak romanını hayatında özel bir yere taşımıştır :’)
Edebiyat
VictoriaKnut Hamsun · Ren Kitap · 20231,550 okunma
VICTORIA
6/10
·112 syf.··
2025 6. kitabı
Kitap Knut Hamsun‘un yazdigi bir roman, Johannes‘in Victoria‘ya olan askini anlatiyor. Cok güzeldi ve anlasilirdi. Zaten kitap 1920 Nobel edebiyat ödülü almis. SPOILER Johannes bir degirmencinin oglu, Victoria ise zengin bir ailenin kizi. Bu kitap ikilinin 15 yasinda baslayan ve ömür boyu kavusamadiklari ask hikayesini anlatiyor. Sonu mutlu degil aksine Victoria‘nin ölümü ve ölüm mektubuyla bitiyor. Birbirlerini cok seven bu asik birbirlerine kavusamadilar…. Ayrica Johannes yazarlikla ugrastigi icin ara sira onun yazdigi eserlerden alintilarda yer aliyor bu sayede kitap farkli bir teknige sahiptir. Knut Hamsun (yazar) kızının adını Victoria koyarak romanını kendi hayatında özel bir yere taşımış.
VictoriaKnut Hamsun · Ren Kitap · 20231,550 okunma
7/10
·112 syf.··
2023 24. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2023 00:00
Bu kitap Knut Hamsun'dan okuduğum ikinci kitap oldu. İlk okuduğum kitabı Açlık'tı. TÜYAP Kitap Fuarı'ndan bu kitabı alırken arkasını okumuştum ilk ve Hamsun'un diğer romanlarından daha farklı bir dille bu kitabı yazdığı söyleniyordu; bu farkı sadece Açlık'ı okumuş bir insan olarak bile anladım. Kitabın konusu çok yaratıcı değil şahsıma göre, hatta biraz fazla hızlı geldi bana anlatım, biraz daha detaylandırılıp diyaloglar uzatılarak yazılabilirdi bence. Belki de gerçekten okurken çok zevk aldım ve bitmesini istemediğim için böyle söylüyorum... Dili çok akıcı, betimlemeler çok güzel, kısa bir kitap nasıl olsa 1 saatte okunup biter kafasında değilim artık; bazı kitaplar gerçekten çok sıkıcı ve o 1 saat bazen 10 saat gibi geliyor. Fakat bu kitapta sayfaları hızlı hızlı okuyarak, konsantre bir şekilde bitirdim. Dediğim gibi, konusu bana göre üzerine uzun uzun düşünülerek bulunacak bir konu değil, biraz sıradan. Bu kitabı beğenme sebeplerimden biri sonunun hoşuma gitmesi. Bir de Camilla'ya fena tutuldum, ne gıcık bir karakter, Johannes daha iyi bir yaşamı hak ediyordu. Bazı noktalarda kitap yarım kalmış gibi gelse de (mesela Johannes'in en azından çok tanınan bir yazar olmasını isterdim, ama Hamsun bu konuda ne Açlık'ta ne de Victoria'da yüzümü güldürmedi..) Eğer okuma alışkanlığınız köreldiyse, bu kitapla tekrardan başlatabilirsiniz.
Knut Hamsun
VictoriaKnut Hamsun · Ren Kitap · 20231,550 okunma
2/10
·112 syf.··
2025 95. kitabı
Bana göre yazılmış karşılıksız aşkı en iyi anlatan bir "Genç Werther'in Acıları" varken. Bu şahane kitaptan aşırı etkilenerek yazılan bir Victoria'yı kim tercih eder ki?
1000Kitap
VictoriaKnut Hamsun · Ren Kitap · 20231,550 okunma
Puan vermedi·150 syf.·
2021 18. kitabı
Küçük yaştan itibaren kaç kez okuduğumu bilmediğim, her seferinde yeniden hatırlamak için unuttuğum bir eser. Çok sevmemden kaynaklı, her okuduğumda ilk kez okuyormuş gibi hissetmem o yüzden sanırım. Knut Hamsun'dan okuduğum ilk eserdi. Gözyaşlarımı tutamadığım her okuyuşta sona yaklaşırken okumakta zorlandığım bir kitap. Bu incelemeyi yazarken de ağlıyorum, bir kurgu ancak bu kadar gerçekliği hissettirebilirdi bence. Yazar baş karakter üzerinden öyle iyi deneyimler gözler önüne seriyor ki tartışılmaz, kısa ve çıkarımı bol kıssalar... Konusu bakımından kendi türü içerisinde bence çok etkileyici bir kitaptı. Genelde insanlara göre bu tarz eserler "klasik" denilecek türde ama kendi klasiği içerisinde bence sonu hüsranda olsa ölümsüz bir aşk hikayesi. En azından benim için öyle. Kalın, sayfa sayısı göz korkutacak bir kitap değil ama "az ve öz" tadında bir eser. İmkansız gibi görünen ama gayrete bağlı bir aşk hikayesiydi. Tabi her zaman mutluluk vermiyor her satır, her an güldürmüyor karanlık içindeki aydınlığı. Kitap bitince her seferinde keşke sonunu değiştirebilseydim diyorum ama sonu değişse belki de bu kadar tesirli olmazdı. Yazarın en sonunda bize bıraktığı sessizlik yüreğimi konuşturuyor istemsizce ve düşündürürken üzüyor. Belki de bir gerçeğin kurgusuydu çok da olağan aslında. Kendi içinde akıcı, derin ve sessizliğin aşkı konuşturduğu tamamen temiz duygularla yazılmış ve acı gerçekleri daha doğrusu toplumun "ön yargılı" düzenini de ele almış görüyorum. Bize sunulmak istenen sadece "iki bakış, iki yanış" değil bence. Çok fazla çıkarım yapılacak yerler var, bunlarıda ileride okuyacaklara bırakıyorum. Bu alıntı bir nebze anlatır diyorum bazı şeyleri. "Aşk bir insanı yıkabilir, onu tekrar ayağa kaldırabilir, onu yeniden rezil edebilirdi. Bugün bakarsın beni
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,550 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
• 19. yüzyılın sonları. Norveç'in taşrasındaki bir sahil köyünde, değirmencinin oğlu Johannes şair olma hayalleri kurmaktadır. İlhamını ise "sarayın efendisi"nin kızı Victoria'dan alır: Bu genç kadın sonunda arzuladığı genç adam ile yoksullaşan ailesine olan bağlılığı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. • Tutucu bir toplumun gerçekliğini ve yasaklarını konu eden Victoria, şiddetli bir rüzgârın karşısında ayakta durmaya çalışan iki genç fidanın çarpıcı ve lirik romanı. • insanların sevdiklerine karşı acımasız olmalarının zararını yine kendilerinin çekeceklerini çok güzel anlatmış Hamsun, çünkü, sevgi çok sınanmaya gelmez. Aşkı bir insan ancak bu kadar güzel anlatabilir, Bu kadar kısa bir zaman da , seven sevdiğine sevgisini anlatabilmeli vakit daha varken ..! •Çok tanıdık geldi bana bu aşk hikayesi : Ö&G • Herkese keyifli okumalar diliyorum ..!
Roman
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,550 okunma
7/10
·160 syf.··
2022 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2022 01:10
Evet, neydi aşk? Güllerin arasında esen bir rüzgâr hayır, kanda bir sarı fosforlaşma. Hatta ihtiyarların gönüllerini bile danslara uyandıran, cehennem sıcağı bir müzikti aşk. (Sayfa/ 47) Aşk bir insanı yere yıkabilir, onu tekrar ayağa kaldırabilir, onu yeniden rezil edebilirdi. Bugün bakarsın beni sevmiş, yarın seni, öbür gün onu! Böyle kararsızdı aşk. (Sayfa/ 47) Böyleydi aşk... Victoria; şato sahibinin biricik kızı ve değirmencinin oğlu Johannes'in aşk hikâyesi... Tutku, hayalkırıklığı, bekleyişle örülü masalsı bir hikâye... Nobel ödüllü büyük usta Knut Hamsun'un 1899'da yazdığı bu naif eser, Türk edebiyatının usta kalemlerinden Behçet Necatigil'in şiirsel çevirisiyle daha da kıymet kazanıyor. "Açlık" eserinden sonra okunduğunda aynı beklentiyi karşılamasa da farklı olay örgüsüyle, tasvir ve betimlemeleriyle çok özel olduğunu düşünüyorum. Okumalarımda yazarın biyografisiyle esere başlamayı seviyorum. Önsöz kısımlarını çok seviyorum. Zira yazılan eserlerde yazarların hayatlarından parçalar olduğunu bilmek o eseri daha da önemli kılıyor. Knut Hamsun'un, çoğu yazarda da olduğu gibi, idealleri uğruna yaşadığı zorlukları göz önüne alırsak bu esere bakış açımız değişebilir... Hüzünlü bir aşk hikâyesi Victoria... Victoria mı? Johannes mi? Kalbim ikisinde de kaldı... Sizce nedir aşk? Aynı pencereden bakabilmek değil midir hayata?... Sevgiyle...
VictoriaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 20241,550 okunma
9/10
·120 syf.··
2025 52. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 21:14
Kısacık, kalbinizi kıracak bir kitap. AçlıkAçlık kitabı da beni hüzne boğmuştu. Çok basit cümlelerle duygularını böyle karşıya geçirebilmek her yazarın harcı değil. Bu kitapta hayat mücadelesi değil, aşk anlatılıyor. Karşılıklı ama imkansız, imkanı olsa da imkansız olmaya devam edecek, naif insanların, naif ve sonsuz aşkları... Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitapla ve sevgiyle...
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.