“Yoksul attığı her adımda çevresine bakar, karşılaştığı insanların söylediği her sözü kuşkuyla dinler; kendi attığı her adım düşüncelerine ve duygularına yeni bir ödev yükler, bir iş verir. Yoksul dikkatli bir dinleyicidir, duyarlıdır, tecrübeli bir insandır, ruhunda yanık yaraları vardır…”
Bu kitap Knut Hamsun'dan okuduğum ikinci kitap oldu. İlk okuduğum kitabı Açlık'tı. TÜYAP Kitap Fuarı'ndan bu kitabı alırken arkasını okumuştum ilk ve Hamsun'un diğer romanlarından daha farklı bir dille bu kitabı yazdığı söyleniyordu; bu farkı sadece Açlık'ı okumuş bir insan olarak bile anladım.
Kitabın konusu çok yaratıcı değil şahsıma göre, hatta biraz fazla hızlı geldi bana anlatım, biraz daha detaylandırılıp diyaloglar uzatılarak yazılabilirdi bence. Belki de gerçekten okurken çok zevk aldım ve bitmesini istemediğim için böyle söylüyorum... Dili çok akıcı, betimlemeler çok güzel, kısa bir kitap nasıl olsa 1 saatte okunup biter kafasında değilim artık; bazı kitaplar gerçekten çok sıkıcı ve o 1 saat bazen 10 saat gibi geliyor. Fakat bu kitapta sayfaları hızlı hızlı okuyarak, konsantre bir şekilde bitirdim.
Dediğim gibi, konusu bana göre üzerine uzun uzun düşünülerek bulunacak bir konu değil, biraz sıradan. Bu kitabı beğenme sebeplerimden biri sonunun hoşuma gitmesi. Bir de Camilla'ya fena tutuldum, ne gıcık bir karakter, Johannes daha iyi bir yaşamı hak ediyordu.
Bazı noktalarda kitap yarım kalmış gibi gelse de (mesela Johannes'in en azından çok tanınan bir yazar olmasını isterdim, ama Hamsun bu konuda ne Açlık'ta ne de Victoria'da yüzümü güldürmedi..)
Eğer okuma alışkanlığınız köreldiyse, bu kitapla tekrardan başlatabilirsiniz.
Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir Kristiania(Oslo) aç açına sürttügüm günlerdeydi....
Eserimizi okumaya başlarken bu sözler bizi karşılıyor. Yazarında bahsettiği gibi yaşamında tüm hayatın olumsuzluklarını,güçlüklerini yuttuğu bu şehir eserlerindede yaşadıklarını anlatması için ortam sağlamıştır.
Eserden bahsetmeden önce yazarın hayatını okumanızı tavsiye ederim.Çünkü aslında tamamen hikaye anlattığı karakter olan Wedel Jarslberg birebir kendi yaşamındaki kişidir. Hayatı boyunca Oslo şehrinden bir kaçışı olmuştur. Amerika'ya gitmiştir ama orada beklediği gibi bir serüven olmamıştır. Dakota eyaletinde çiftçilik yapmıştır. Burada yaşadığı hayatı anlattığı eser Serserilik Günleri dir. İncelemeye başladığım Açlık romanını ise gemide tekrar açlığı yaşadığı kötü anılarının olduğu şehir Kristiania giden bir gemide Copenhag'a yaklaşırken yazmaya başladı. Beş parasız şekilde açlık duymadan yazıyordu. İlkin isimsiz olarak ''Ny Jord'' dergisinde yayımlandı. Sonunda en ünlü eserini ortaya çıkardı.
Eser dört bölüm olarak ele alınmış. İlk iki bölüm bir yoksul yazarın açlık ile beraber yazılarında nasıl derin düşünceler ile hayatının ince bir çizgi üzerinde yürümesinde geçiyor. Bu çizgi o kadar keskinki bazen ölümü düşünüyor. Ama bir tarafı o kadar hayalperestki geleceğe dair hep bir şeyleri başarabileceğine inanıyor. Diger tarafı sürekli çabalıyor ve sonunda on kron olsada hayatını idame ettiriyor.
Ama öteki ölümün çizgisindeki tarafı ise tanrıyı reddeden ve sürekli isyan eden,başarısız olan taraftadır. Sefalet içinde kaldığında günlerce aç kalıyor. Dilinden şu sözler dökülüyor. ''Rabbim,Allahım ne kadar bahtsızım'' sürekli kendisini bir insandan aciz görüyor. Adeta deliriyor.Kendisini insanlık içindeki en alt kademe ve hiçbir şeye