1000Kitap Logosu
Resim
Selçuk Baran

Selçuk Baran

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.6
1.167 Kişi
2.846
Okunma
270
Beğeni
8,3bin
Gösterim
Unvan
Türk Yazar, Çevirmen
Doğum
Ankara, Türkiye, 1933
Ölüm
Ankara, Türkiye, 1999
Yaşamı
1933’te Ankara’da doğdu. ortaöğrenimini ankara kız lisesi’nde, yükseköğrenimini ankara üniversitesi hukuk fakültesi’nde tamamladı. bir süre aynı fakültenin banka ve ticaret hukuku araştırma enstitüsü’nde çalıştı. ilk öyküsü 1968 yılında yeditepe dergisinde yayımlandı (çocuğun biri). 1972’de yayımlanan ve yirmi bir öyküden oluşan ilk kitabı haziran’la türk dil kurumu 1973 öykü ödülü’nü kazandı. ilk romanı bir solgun adam’a milliyet yayınları 1974 roman yarışması’nda beşincilik verildi. baran’ın bu romanı 1975 yılında basıldı. bunu bir öykü kitabı izledi: anaların hakkı. yazar, 1977’de yayımlanan bu kitabıyla 1978 sait faik hikâye armağanı’nı adnan özyalçıner’le paylaştı. bozkır çiçekleri adlı romanı milliyet yayınları 1979 roman yarışması’nda mansiyon aldı. kitap 1987’de basıldı. 1983’te yine bir öykü kitabı yayımlandı baran’ın: kış yolculuğu. bunu tortu (1984), yelkovan kuşu (1989) ve arjantin tangoları (1992) adlı yapıtları izledi. baran’ın ayrıca porselen bebek (1996) adlı bir çocuk kitabıyla , roald dahl’dan çevirdiği çarli’nin büyük cam asansörü (1991) adlı çocuk romanı ve devlet tiyatrosu’nca sahnelenmiş olan türkân hanım oyunuyla radyo oyunları var. selçuk baran 1980’lerde ankara’dan istanbul’a taşındı. bu arada yayımlanan öykü kitapları dışında radyo oyunları yazdı. bunlar trt istanbul radyosu’nda yayınlandı. 1993’te yeniden ankara’ya dönen yazar, bu tarihten sonra edebiyat alanında ürün vermedi. yıllar önce çalıştığı hukuk fakültesi banka ve ticaret hukuku araştırma enstitüsü’nde yayın sekreteri ve yayın müdürü olarak yaşamının sonuna kadar çalıştı. selçuk baran 4 kasım 1999’da ankara’da öldü. yıllar önce yazdığı güz gelmeden adlı son romanı ölümünden sonra yayımlandı.
212 syf.
·
5 günde
·
10/10 puan
Selçuk Baran, son zamanlarda başıma gelen en güzel şey... "Tortu" isimli eserini okuduktan sonra cümlelerimi özenle seçmiş, abartılı ifadeler kullanmaktan kaçınmıştım. Çünkü okurları etkilediğimiz bu tür kitap yorumlarında daha dikkatli hareket etmeli ve hiçbir okuru yanlış yönlendirmemeliyiz. Özellikle de genç okurları... Fakat "Bozkır Çiçekleri" isimli bu eserden sonra artık daha cüretkar yorumlar yapabilirim. Bu yüzden incelememe de iddialı bir cümleyle giriş yapmak istedim. Sadece şimdi vereceğim, Bozkır Çiçekleri'ne ilişkin bilgi bile size yazarın tarzını ve edebi gücünü az çok yansıtacaktır. İncelemenin sonlarına doğru ise yazarla ilgili genel düşüncelerimi ifade etmek istiyorum. "Bozkır Çiçekleri" özelindeki bilgiye geçersek, yazar kitabın hemen başına Metin Altıouk'un şu şiirini yerleştirmiş: "Acıya, aşka ve kışa Rengini savura savura, Bozkır Çiçeği Kavrulur zamanla." İstanbul'da doğup büyümüş ve bitki örtüsü olarak beton görmüş biri olarak bozkırdaki hayatı ve bozkır çiçeklerini pek bilmem. Bu sebeple bozkır çiçeği nedir diye internetten araştırdım. Karşıma Ekşisözlük'te yer alan şu bilgi çıktı: "Bozkırın kızgın güneşli günlerine kadar ömürleri olan, ince narin ama kıraç toprağa ve gecenin soğuğuna dayanabilecek kadar güçlü çiçeklerdir bunlar. Ne bol su isterler ne de humuslu bir toprak. Hayatta örnek alınası canlılar..." Kitapta ise yolları kesişen üç sıradan insanın -üç bozkır çiçeğinin- birbirlerinin hayatlarına dokunup daha sonra sessizce kendi yollarına gitmesi anlatılmış. Selçuk Baran'ın bozkır çiçeklerinin isimleri, Seyfi, Nurten ve Müfit. Yukarıdaki Metin Altıok'un şiirinde bahsedilen bozkır çiçeği ile Ekşisözlük'ten aldığım tanımda yer alan bozkır çiçeği özellikleri, eserimiz açısında son derece önem arz etmekte. Çünkü yazar, bozkır çiçeklerinin özelliklerini bitkilerden alarak insanlara karakter olarak yansıtmış. Bununla birlikte her üç karakterin de farklı yönlerinin eserin içerisinde yazar tarafından muazzam bir şekilde irdelendiğini ve okura sunulduğunu görüyoruz. Yazarın bu tarzı ve edebiyata olan bu yaklaşımı benim çok hoşuma gitti. Benim yazarlarım, işte bu tür yazarlar... Böyle yazarları okudukça veya keşfettikçe kesinlikle onlara kayıtsız kalamıyorum. Selçuk Baran'ı genel olarak nitelemek gerekirse, eserlerinde yalnızlığı, hüznü, umutsuzluğu, hayal kırıklıklarını, geleceğe karşı olan ilgisizliği, kayıpları işlemeyi seven bir yazar olarak niteleyebilirim. Seçtiği karakterler sıradan, içimizden, mahallemizden karakterler. Konuyu işleme şekli, şiirsel, edebi ve bana göre sanatsal... İnsan ilişkilerini çok iyi analiz etmiş, hem erkeklerin hem de kadınların doğasını çok iyi bilen, betimlemeleri doyurucu bir yazar... Böyle bir yazar neden okunmaz, aklım almıyor... Kitabı birlikte okumaya karar vermemiş olsak da aynı zaman diliminde okuduğumuzu fark ettiğim
Demet
ile kitaptan paylaştığımız alıntılara baktığımda, ikimizin de çok farklı ve çok fazla alıntı paylaştığımızı gördüm. Yani kitap birçok okura birçok farklı açıdan görüntü sağlıyor. Bu da yazarın kaleminin ne kadar güçlü olduğunu ve eserin dolu dolu bir eser olduğunu bizlere gösteriyor. Son olarak, Selçuk Baran'ın okuduğum bu ikinci kitabında da kitabı bitirdiğim anda beni sürüklemiş olduğu duygulardan ötürü kafamın içinde bir şarkı dolanıp durmaya başladı. Bence kitaptaki duyguları da iyi yansıtmakta. Sizinle de paylaşıp keyifli okumalar dilerim: youtube.com/watch?v=uCk2eiOdsyA
Okuyacaklarıma Ekle
212 syf.
·
7 günde
·
9/10 puan
İyi ki tanıdım seni Selçuk Baran, iyi ki o güzel ruhundan esintiler taşıyan kaleminin yazdıklarını okuyabildim, hissettiklerine şahit olabildim... Her eserinde paylaştığın karakterlerle farklı yolculuklar yapabilmemi sağladın, hiç görmediğim bir şehrin farklı yönlerini tanıttın, doğanın uyanışını, çiçeklerin renklerini, yağmurun bereketini, gecelerin ıssızlığını anlattın. Bir yüreğin savruluşunu, kırılganlığını, yalnızlığını hissettirdin. Her eserinde, değişik bir lezzet bıraktın dimağımda... Bozkır Çiçekleri, okuduğum beşinci eseri yazarın, sanıyorum tüm eserlerini tamamlayacağım. Hem öyküleri hem romanları ayrı bir serüven oldu benim için. Bir solukta okumak istediğim, sayfalar dolusu daha sürmesini istediğim... Eser dört bölümden oluşuyor. Seyfi, Nurten, Müfit ve Gidenler. Seyfi ana karakterle başlayan roman Nurten ve Müfit'in eklenmesiyle farklı bir boyut kazanıyor. Yaşama tutunmaya çalışan, yalnız kalmadan yaşamaya çalışırken hep yalnız olduklarının farkına varan üç gencin hikâyesi bu. Daha iyi bir yaşamı hayal eden Seyfi mi? Her yeni başlangıç için bitişlere ihtiyaç duyan Nurten mi? Güçlü duruşunun ardında yazgısına boyun eğen Müfit mi? Hangisi sizin kahramanınız? Her karakterin ruhunu ayrı ayrı hissettiren, her karaktere empatiyle yaklaşmanızı sağlayan Selçuk Baran bunu tüm eserlerinde okuyucuya tüm ustalığıyla hissettiriyor. Eserin, 'Gidenler' adlı son bölümü çok etkiledi beni. Gerektiğinde gitmek bir kaçış mı, korkaklık mı, cesaret mi, gereklilik mi?.. Bu bir veda mektubu olmasın! Senden ayrı olmayı, kendimi sensiz düşünmeyi kabul edemiyorum daha. Belki hiç kabullenemeyeceğim. Seni her zaman seveceğim. Sevildiğimi bilerek seveceğim. Sayfa/ 206 En etkilendiğim bölümle bitirmek istedim...Unutamayacağım... Sevgiyle...
Okuyacaklarıma Ekle
104 syf.
·
2 günde
·
9/10 puan
Tortu, Selçuk Baran'ın dördüncü öykü kitabı, benim ise tanışma eserim... Behçet Necatigil, öykücülüğü için "Keskin, belirgin çizgilerden kaçınarak, dikkat isteyen, belirsiz yaşantı parçalarını birleştiriyor; çağrışım ve yorumlara açılma gücü için okuyucudan katkılar bekleyen bir 'iç hayat' görünümleri çiziyor" saptamasında bulunmuş. Çoğunlukla öykü kitaplarında farklı hikâyeler anlatılır. Tortu'da yazar, bir öyküyü beş farklı bölümde incelemiş. "Ablam, Arif Hikmet Bey, Konak, Zekiye,Tortu" bölümlerinden oluşan eser baş karakter Halim'in hayatını anlatıyor. Tortu, hayatı anlatıyor aslında... Hüzünleri, mutlulukları, kayıpları, beklentileri, umutlarıyla yaşadığımız ya da yaşanılan hayatları anlatıyor... Ucundan, kıyısından herkese dokunan hayatları... Bazı eserler daha ilk sayfasından itibaren sarıp sarmalar ya, içine alıverir hani.. hem merak eder hem bitmesin istersiniz sayfaları çevirdikçe, işte Tortu onlardan biri... Yazarın naif ve hüzünlü kalemi yazılanları derinden hissettiriyor. Elimizde kalanlar yaşadığımız günlerin bir tortusudur. Şu gün ne veriyor, bilmiyoruz. Yıllar sonra tortusunu tadınca bileceğiz. / Sayfa 97 Pek çok yazarın övgüyle üstünde durduğu, ancak günümüz okuru tarafından daha fazla keşfedilmeyi bekleyen bir yazar Selçuk Baran. Ben, geç de olsa tanıştım ve çok sevdim, kesinlikle diğer eserleriyle de buluşacağım. Kitap raflarındaki birçok eserin arasından elini uzatıp tanışmayı bekledi bu güne kadar belki de.. ben o eli tuttum ve çok mutlu oldum... Haydi sıra sizde... Sevgiyle...
Tortu
9.0/10 · 527 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.