Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·200 syf.··
2024 74. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2024 20:22
l Psikolojik roman türünde yazılmış eserlerin başında gelen Açlık, Knut Hamsun’un hayatından izler taşıdığından biyografik/ otobiyografik bir kitap olarak da değerlendirilir. Roman, açlığı yaşamış
İnceleme
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
9/10
·195 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2025 00:27
AÇLIK -KNUT HAMSUN-195 sayfa, “ O sıralar Kristiania’da,(Oslo’nun eski adı) gelip geçende izler bırakan bu ilginç kentte, başıboş dolanıyor ve açlık çekiyordum…” bu cümleyle başlıyor kitap ve tüm
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
İnsan Ruhunun Uçurumlarında Bir Yolculuk
10/10
·195 syf.··
2025 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 22:09
Bazı kitaplar vardır, sadece bir hikâye anlatmaz; sizi içine çeker, iliklerinize kadar hissettirir. Knut Hamsun’un Açlık kitabı tam olarak böyle bir roman. Aç kalmanın fiziksel bir durumdan çok,
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
7/10
·195 syf.··
2025 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2025 18:22
Açlığın ne olduğu insana neler hissettirdiğini dibine kadar anlatan ve yaşatan bir kitap.Yazdıklarını postalayacak parası yok, geceleri çalışmak için mum alamıyor, Karnını doyurabilmek için tek ceketinin düğmelerini satmaya çalışan bir genç düşünün."Ceketimin düğmelerini söksem kaç para verirlerdi ki?" ama yazdıklarının para edeceği ümidi hep var, ümidini kaybetmiyor.Fakat artık açlık ve yoksulluk dilencilik yapmasına ya da hırsızlık yapmasına yalan söylemesine kısaca ruhunun kirlenmesine sebep olmaya baslayacagini fark ettiğinde pes ediyor. .....Kaçınılmaz olanın başıma bir gün önce ya da sonra gelmesi aslında önemsiz değil miydi?...
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
• Adı yahut geçmişi olmayan, içler acısı bir odada yaşayan, geçimini sağlamak için gazetelere yazılar yazan genç ve idealist bir adam, arta kalan zamanında başkenti adımlamakta ve çoğunlukla açlık çekmektedir. Haysiyetini belki de hayatın kendisinden çok önemseyen ve her şeyin bir şekilde yoluna gireceğine inanan bu adam çok geçmeden kendini bir başına, sokaklarda bulacaktır. • 20. yüzyılın en mühim yazarlarından biri olan ve Norveç'in Dostoyevski'si olarak anılan Hamsun'un başyapıtı Açlık, yabancılaşmanın, çaresizliğin, açlığın fiziksel deneyiminin ötesinde, "insan ruhunun keşfedilmemiş çatlakları"nı açığa çıkarıyor. • Yazar kahramanın ve dönemin psikolojisini okuyucuya hissettiriyor... açlık, yoksulluk, umutsuzluk, beklenilmeyen sevgi, çıkmazsızlıkla nasıl yaşayabilme durumunu anlatan güzel bir hikaye. • Herkese keyifli okumalar diliyorum ..! • ⁠Kitaplarla kalınız..!
Roman
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Knut Hamsun~Açlık
Puan vermedi·195 syf.·
2025 41. kitabı
"O sıralar Kristiania'da, gelip geçende izler bırakan bu ilginç kentte, başıboş dolanıyor ve açlık çekiyordum..." Öncelikle adam oldukça gururlu biri ve bu gururu yüzünden yanlış
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·195 syf.··
2025 41. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 07:18
Fyodor Dostoyevski
Fyodor Dostoyevski
ya da
Lev Tolstoy
Lev Tolstoy
romanları tadında. O yokluk, emantçilere bırakılan ve bir daha asla geri alınamayan eşyalar, dibin dibi... Yazarlıkla hayatını kazanmaya çalışan bir genci okuyoruz. Sadece yazarlıkta ısrar etmiş de değil, her iş ilanına başvurmuş ama hiç olumlu sonuç alamamıştır. Oldukça gururludur. Asla yokluğunu belli etmek istemez, en ufak imayı bile kaldıramaz. Zaman zaman aklını kaybettiği bile olur açlıktan. Ama asla bir yoksula karşı kayıtsız kalamaz. Kahramanımızın birçok talihsizliğe uğradığı doğru ama bazen gururundan, bazen de savrukluğundan elindeki üç kuruştan olması okurken sinirimi bozdu. Ölecek dereceye geldiği halde ertesi günü elinde üç kuruşu varken düşünmedi. Neden bu hale düşmüş, kitapta anlatılmıyor. İma edilen daha beş altı ay önce gayet iyi durumda olduğu. Yazarın kendi hayatından parçalar içerdiğini söyleyenler var, yazarı detaylı araştırmadım. Ama şunu söylemem gerekir ki, okurken inanılmaz bir huzursuzluk hissedeceksiniz. Yazarın öyle bir anlatımı var ki, siz de onunla o çileleri çekiyorsunuz. Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı. Rus romanlarını sevdiğim için beğendim. Keşke hasta yatağımda, hastalıktan iştahım kesilmiş bir haldeyken okumasaydım:) merak edenlere ve Rus romanlarındaki o yokluğa alışkın olanlara tavsiyemdir. Kitapla ve sevgiyle...
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Açlık
Puan vermedi
Öncelikle ifade etmeliyim bu kitabı herkes gibi ben de tok karnına okudum. Yazar bu kitapta insanın çok açken bedeninde, kişiliğinde, ruhunda neler yaşadığını açlığın insan psikolojisine neler yaptığını ve yaptıracağını çok güzel hissettirmiş. Açlık, “Hayatınızı bir mercimek çorbasına feda edecek hale gelmek.” İşte kitaptaki karakter tam olarak böyle biri. Açlıktan kıvranırken bir kemik parçasını yalarken, kendi parmağını emerken, tükürük biriktirip yutarken, talaş kemirirken buluyor kendini. Hem aç, hem sefil ama bir o kadar da gururlu, onurlu, ahlaklı. Asla dilenmeyen, çalmayan, şahsiyetinden ödün vermeyen, emeğiyle hak etmeyi isteyen biri. Kendisi bir dilim ekmeğe muhtaçken eline geçen ekmeği paylaşacak kadar cömert. Kimseden yardım talep etmeyecek kadar gururlu. Tabii, her şeyde olduğu gibi gururda da denge olmalı, zira fazla gurur öldürür insanı. Yazar, kendi otobiyografisini anlatmış. Tok karnına bu kitabı okurken betimlemeler insanda endişe uyandıracak cinsten. Oysa biz, açlığın resmini çok kez görmüş kişileriz. Hemen yanı başımızda Gazze’de çocuklar açlıktan ölüyor, ölmeye de devam ediyor. Biraz güneyde, Afrika’da açlık tarif edilemeyecek gibi. Hepimiz çok net biliyoruz. Kitabı okurken yeni bir şey görmüyorsunuz ama yüzleşiyorsunuz eğer çok aç kalırsam ben ben olarak kalabilir miyim. Yoksa ben ben değil miyim. Okumayan arkadaşlara tavsiye ediyorum.
Duygu/Düşünce
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·195 syf.··
2025 2. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 02:10
Kitap akıcı. Kahramanın ağzından anlatılmış. Okurken açlığı, çaresizliği ama bunun yanında gururu, onuru, umudu dibine kadar hissediyorsunuz. Sürekli açlık çekmesi, buna bir türlü çare bulamaması bir noktadan sonra insanı sıkıyor. Bir yandan da her şeye rağmen idealleri ve umudunun olması, vicdanını yitirmemiş olması güzeldi.
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Hayal Gemisinin Yelkenleri
8/10
·195 syf.··
2025 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2025 05:49
Adeta kendi içinde beyin fırtınası estiriyor yazar, resmen bende de estirdi muhterem. benim elime geçtiyse ve de sonuna kadar okuduysam bu kitaba 5 puanın altında  vermem olanaksız. Kendi yazma
Duygu ve Düşünce
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.