Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·200 syf.··
2024 74. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2024 20:22
l Psikolojik roman türünde yazılmış eserlerin başında gelen Açlık, Knut Hamsun’un hayatından izler taşıdığından biyografik/ otobiyografik bir kitap olarak da değerlendirilir. Roman, açlığı yaşamış bir yazarın kaleminden çıkmıştır. Hamsun bu eseri ile 1920 yılında Nobel edebiyat ödülünü kazanmıştır. l İşsiz ve beş parasız kalan genç adam her şeyini rehinecilere bırakır. Bir yandan da çok zor şartlar altında makaleler yazarak bunları dergilere ve gazetelere gönderir. Yazıları kabul edilmez. Artık kaldığı pansiyonun da parasını ödeyemez duruma gelip, dışarda parklarda yatmaya başlar. Günlerce aç kalır. Yoksullukla beraber gencin aşık oluşuna, bazen hayatı alaya alışına, tüm bitkinliğine ve onun ardından gelen tarifsiz düşüşe de tanık oluyoruz. l Günümüzde birçoğumuzun hiç aklına gelmeyen, görmediğimiz bir dünyada ruhunuzu derinden sarsacak bir gezintiye çıkarıyor. Bugüne kadar açlığı belki de hiç böyle bilmediğinizi keşfedeceksiniz ve gerçek açlığı öğreneceksiniz. Kitaptaki kahramanımız ile aynı açlığı, çaresizliği ve acıyı derinden hissedeceksiniz. l Bu kitabı tok birinin okuması ve aç birinin okuması arasında çok fark var zannımca. Hani deriz ya “Tok açın halinden anlamaz.” diye. O kadar doğru ki. Açlıktan tahta parçaları yiyip hayatta kalmayan çalışan, belki yiyebilirim diyerek parmağını ısıran ama aynı zamanda dilenmeyi kabul etmeyen, karakterinden asla ödün vermeyen ve düşmeyen bir adamın kitabı. l Siz hiç acıktığınız için talaş çiğnediniz mi? Hayatınızı bir mercimek çorbasına feda edecek hale geldiniz mi? Yaması gelmiş kıyafetinize temiz ve parlak görünsün diye tükürüğünüzü sürdünüz mü? Kulağa nasıl zor geliyor değil mi? O kadar etkilendiğim bir kitap oldu ki! İçim çekildi.. Boğazım düğümlendi.. Herkese bol kitaplı günler ve iyi
İnceleme
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
9/10
·195 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2025 00:27
AÇLIK -KNUT HAMSUN-195 sayfa, “ O sıralar Kristiania’da,(Oslo’nun eski adı) gelip geçende izler bırakan bu ilginç kentte, başıboş dolanıyor ve açlık çekiyordum…” bu cümleyle başlıyor kitap ve tüm kitap boyunca karakterin açlığını okuyoruz. O açlık sıkıntıları çekerken,duyduğu ızdırabı, midesinin açlıktan kıvrandığını okudukça istediğin zaman yemek yemenin,yemek alacak paranın olduğunu düşününce şükrediyor insan. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Knut Hamsun’a 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü kazandıran “Açlık” romanı yazarın en bilinen romanı olup bir bakıma kendi hayatını anlattığı otobiyografik bir eserdir. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Karakterin ismi yok;biz onu her daim aç bir insan olarak okuyoruz.Sadece bir yerde kendisine takma isim veriyor ;Andreas Tangen.O kadar fakir ve yoksul ki o dönemde erkek giyiminde olmazsa olmaz denilen yeleğini,paltosunu ,paltosunun düğmelerini, saatini ,rehinciye vererek karnını doyurmaya çalışıyor,oda bir kaç gün sürüyor.Genç bir yazar. Hem en mükemmeli yazıp para kazanmaya çalışıyor hem de kendini arıyor,iç mücadeleler içinde hayatını sorguluyor.Son derece gururlu ve duygusal.Bazen bu gururu okuyucuyu çileden çıkarıyor.Alın teri dökmeden para kazanmayı asla kabul etmiyor.Kendisinden daha kötü durumda olana elindekileri verecek kadar da vicdanlı. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Kitap açlık duygusuyla mücadeleyi o kadar güzel bir şekilde anlatıyor ki….Aç kalsamda değer yargılarımı yitirmem,itilip kakılmaya tahammül edemem,kibirle edilen yardımı kabul edemem,yardım edilecekse bu karşılıklı olmalı hatta ben daha çok yardım edebilmeliyim diyen bir insanın açlık ve yoksullukla mücadelesini okuyoruz kitapta…
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
İnsan Ruhunun Uçurumlarında Bir Yolculuk
10/10
·195 syf.··
2025 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 22:09
Bazı kitaplar vardır, sadece bir hikâye anlatmaz; sizi içine çeker, iliklerinize kadar hissettirir. Knut Hamsun’un Açlık kitabı tam olarak böyle bir roman. Aç kalmanın fiziksel bir durumdan çok, insan ruhunda nasıl derin yaralar açabileceğini anlatan, sarsıcı, yer yer ürkütücü ama bir o kadar da büyüleyici bir eser. Romanın isimsiz kahramanı, açlığın pençesinde kıvranırken sadece midesi değil, gururu, hayalleri ve insanlık onuru da giderek tükeniyor. Kimi zaman açlıktan dolayı zihni bulanıyor, kimi zaman ise en saf düşüncelere kapılıyor. Onun dünyasında sefalet bile bir sanat hâline geliyor, çünkü yoksulluk sadece bedenini değil, zihnini de kemiren bir güç. Hamsun’un anlatımı o kadar gerçekçi ki, satırlar arasında açlığın ağırlığını hissediyor, çaresizlikle birlikte gururun nasıl iç içe geçtiğini görüyorsunuz. Kahramanın bir lokma ekmek bulamadığı hâlde onurunu koruma çabası, insanın hayatta kalma içgüdüsü ile gururu arasındaki savaşı gözler önüne seriyor. Ve işin ilginç yanı, tüm bu trajedinin içinde bazen kendinizi gülümserken buluyorsunuz—çünkü anlatıcının çaresizliği kadar, onun kendisiyle olan ironik ilişkisi de sizi etkiliyor. Açlık sadece bir sefalet romanı değil; aynı zamanda bir insanın sınırlarını, hayata tutunma çabasını ve modern toplumun acımasız gerçeklerini tokat gibi yüzümüze çarpan bir yapıt. Kitabı bitirdiğinizde, “Ben olsam ne yapardım?” sorusu zihninize kazınıyor. Eğer hâlâ okumadıysanız, Açlık sizi unutulmaz bir yolculuğa çıkaracak. Ama dikkat edin, bu yolculuktan döndüğünüzde açlık kavramına eskisi gibi bakamayacaksınız. Çünkü Hamsun’un açlığı sadece mideyle ilgili değil; ruhun, gururun ve insanlığın açlığı… Ve belki de en büyük soru şu: Gerçekten tok muyuz?
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
7/10
·195 syf.··
2025 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2025 18:22
Açlığın ne olduğu insana neler hissettirdiğini dibine kadar anlatan ve yaşatan bir kitap.Yazdıklarını postalayacak parası yok, geceleri çalışmak için mum alamıyor, Karnını doyurabilmek için tek ceketinin düğmelerini satmaya çalışan bir genç düşünün."Ceketimin düğmelerini söksem kaç para verirlerdi ki?" ama yazdıklarının para edeceği ümidi hep var, ümidini kaybetmiyor.Fakat artık açlık ve yoksulluk dilencilik yapmasına ya da hırsızlık yapmasına yalan söylemesine kısaca ruhunun kirlenmesine sebep olmaya baslayacagini fark ettiğinde pes ediyor. .....Kaçınılmaz olanın başıma bir gün önce ya da sonra gelmesi aslında önemsiz değil miydi?...
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
• Adı yahut geçmişi olmayan, içler acısı bir odada yaşayan, geçimini sağlamak için gazetelere yazılar yazan genç ve idealist bir adam, arta kalan zamanında başkenti adımlamakta ve çoğunlukla açlık çekmektedir. Haysiyetini belki de hayatın kendisinden çok önemseyen ve her şeyin bir şekilde yoluna gireceğine inanan bu adam çok geçmeden kendini bir başına, sokaklarda bulacaktır. • 20. yüzyılın en mühim yazarlarından biri olan ve Norveç'in Dostoyevski'si olarak anılan Hamsun'un başyapıtı Açlık, yabancılaşmanın, çaresizliğin, açlığın fiziksel deneyiminin ötesinde, "insan ruhunun keşfedilmemiş çatlakları"nı açığa çıkarıyor. • Yazar kahramanın ve dönemin psikolojisini okuyucuya hissettiriyor... açlık, yoksulluk, umutsuzluk, beklenilmeyen sevgi, çıkmazsızlıkla nasıl yaşayabilme durumunu anlatan güzel bir hikaye. • Herkese keyifli okumalar diliyorum ..! • ⁠Kitaplarla kalınız..!
Roman
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Knut Hamsun~Açlık
Puan vermedi·195 syf.·
2025 41. kitabı
"O sıralar Kristiania'da, gelip geçende izler bırakan bu ilginç kentte, başıboş dolanıyor ve açlık çekiyordum..." Öncelikle adam oldukça gururlu biri ve bu gururu yüzünden yanlış kararlar alıyor. Yaptığı şeylere gerçekten sinirlendim. Elbette bu davranışlarının arkasında bazı nedenler var, ama yine de benim gözümde salak bir karakter. https://1000kitap.com/gonderi/279173165 Knut Hamsun, Açlık'ta karakterin kendine yetemeyen gururu, toplumdan kopuşunu ve Tanrı'yla olan kavgasını anlatıyor. Adamın yaşadığı açlık fiziksel olduğu kadar, aslında daha çok bir "anlaşılma" ve "var olma" mücadelesi. Roman boyunca adam, gururunu koruyabilmek için kendini yalanlarla kandırıyor. Bu durum hem sinir bozucu hem de insana acı verici, çünkü çoğumuz hayatın bazı dönemlerinde benzer kırılganlıklarımızı saklama ihtiyacı hissederiz. Adamın gururu o kadar büyük ki, açlıktan bayılmak üzereyken bile kendisini dilenciden üstün görmek istiyor. Dilenciye para vermek için yeleğini rehin bırakması bunun örneğidir. Bu hareket, bir yardım değil kendi onurunu ve insanlığını kanıtlama çabasıdır. "Bakın, ben hâlâ iyiyim, hâlâ başım dik." Gerçekteyse adam açlıktan çok kendi kibriyle savaşıyor. Belki de asıl açlığı "tanınma" ve "değer görme" arzusudur. Yazdıklarının yayımlanmasını, birilerinin onu onaylamasını bekliyor gibi bir havası var. Biz sokağa düşsek: youtube.com/shorts/ggsWWxj3... Tabii o dönemde sokakta yoksul gezip yazarlık yapmaya çalışmak toplumun gözünde bir tür serseriliktir. Bu yüzden adam hem açlıktan hem toplumdan hem de kendinden utanır ama onu ayakta tutan şey yine de gururudur. Kibirle direnir. https://1000kitap.com/gonderi/278851806 Tanrı'yla olan ilişkisi ise bir nevi meydan okumadır. Dua etmekten çok sitem eder, pazarlık yapar gibi konuşur. "Ben
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·195 syf.··
2025 41. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 07:18
Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski ya da Lev TolstoyLev Tolstoy romanları tadında. O yokluk, emantçilere bırakılan ve bir daha asla geri alınamayan eşyalar, dibin dibi... Yazarlıkla hayatını kazanmaya çalışan bir genci okuyoruz. Sadece yazarlıkta ısrar etmiş de değil, her iş ilanına başvurmuş ama hiç olumlu sonuç alamamıştır. Oldukça gururludur. Asla yokluğunu belli etmek istemez, en ufak imayı bile kaldıramaz. Zaman zaman aklını kaybettiği bile olur açlıktan. Ama asla bir yoksula karşı kayıtsız kalamaz. Kahramanımızın birçok talihsizliğe uğradığı doğru ama bazen gururundan, bazen de savrukluğundan elindeki üç kuruştan olması okurken sinirimi bozdu. Ölecek dereceye geldiği halde ertesi günü elinde üç kuruşu varken düşünmedi. Neden bu hale düşmüş, kitapta anlatılmıyor. İma edilen daha beş altı ay önce gayet iyi durumda olduğu. Yazarın kendi hayatından parçalar içerdiğini söyleyenler var, yazarı detaylı araştırmadım. Ama şunu söylemem gerekir ki, okurken inanılmaz bir huzursuzluk hissedeceksiniz. Yazarın öyle bir anlatımı var ki, siz de onunla o çileleri çekiyorsunuz. Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı. Rus romanlarını sevdiğim için beğendim. Keşke hasta yatağımda, hastalıktan iştahım kesilmiş bir haldeyken okumasaydım:) merak edenlere ve Rus romanlarındaki o yokluğa alışkın olanlara tavsiyemdir. Kitapla ve sevgiyle...
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Açlık
Puan vermedi
Öncelikle ifade etmeliyim bu kitabı herkes gibi ben de tok karnına okudum. Yazar bu kitapta insanın çok açken bedeninde, kişiliğinde, ruhunda neler yaşadığını açlığın insan psikolojisine neler yaptığını ve yaptıracağını çok güzel hissettirmiş. Açlık, “Hayatınızı bir mercimek çorbasına feda edecek hale gelmek.” İşte kitaptaki karakter tam olarak böyle biri. Açlıktan kıvranırken bir kemik parçasını yalarken, kendi parmağını emerken, tükürük biriktirip yutarken, talaş kemirirken buluyor kendini. Hem aç, hem sefil ama bir o kadar da gururlu, onurlu, ahlaklı. Asla dilenmeyen, çalmayan, şahsiyetinden ödün vermeyen, emeğiyle hak etmeyi isteyen biri. Kendisi bir dilim ekmeğe muhtaçken eline geçen ekmeği paylaşacak kadar cömert. Kimseden yardım talep etmeyecek kadar gururlu. Tabii, her şeyde olduğu gibi gururda da denge olmalı, zira fazla gurur öldürür insanı. Yazar, kendi otobiyografisini anlatmış. Tok karnına bu kitabı okurken betimlemeler insanda endişe uyandıracak cinsten. Oysa biz, açlığın resmini çok kez görmüş kişileriz. Hemen yanı başımızda Gazze’de çocuklar açlıktan ölüyor, ölmeye de devam ediyor. Biraz güneyde, Afrika’da açlık tarif edilemeyecek gibi. Hepimiz çok net biliyoruz. Kitabı okurken yeni bir şey görmüyorsunuz ama yüzleşiyorsunuz eğer çok aç kalırsam ben ben olarak kalabilir miyim. Yoksa ben ben değil miyim. Okumayan arkadaşlara tavsiye ediyorum.
Duygu/Düşünce
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·195 syf.··
2025 2. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 02:10
Kitap akıcı. Kahramanın ağzından anlatılmış. Okurken açlığı, çaresizliği ama bunun yanında gururu, onuru, umudu dibine kadar hissediyorsunuz. Sürekli açlık çekmesi, buna bir türlü çare bulamaması bir noktadan sonra insanı sıkıyor. Bir yandan da her şeye rağmen idealleri ve umudunun olması, vicdanını yitirmemiş olması güzeldi.
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
Hayal Gemisinin Yelkenleri
8/10
·195 syf.··
2025 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2025 05:49
Adeta kendi içinde beyin fırtınası estiriyor yazar, resmen bende de estirdi muhterem. benim elime geçtiyse ve de sonuna kadar okuduysam bu kitaba 5 puanın altında  vermem olanaksız. Kendi yazma tutkumu da göz önüne alırsam yazma tutkusunu her şeyin üstünde tutan karakterin onurlu ve gururlu kişiliğinden ödün vermemek için sonuna kadar mücadele etmesi beni derinden etkiledi. Her insan gibi o da hayat kavgasında yoksullukla mücadele ederken bazı hatalar yapar bunu karşın açlık ve sefalet içinde yaşam mücadelesini sürdürür. Arada geçirdiği buhran sırasında bazen çok beğenmediğim isyankar zamanları olsa da bu hali okuyucuyu kitabı okumaya sürükler. Bunları göz ardı ediyorum çünkü sadece buhran geçirdiği zamanlarda olur, diğer zamanlarında ise yaşamındaki aptallık dercesinde dürüstlükleri ile bizleri güldürür tıpkı bir drama gibi, güldürürken düşündürür. Aynı zamanda yediklerini hatta yemediklerini düşünürsek oraları görmezden gelebiliriz bence. Kitapta en sevdiğim karakter kumandan lakabı ile editör ,yazılarını yayınlayan ona destek veren kişiydi. Beni etkisine alan yazarı özleyeceğim, uzun süre sokaklarda gözüme takılan insanlar bana onu çağrıştıracak sanırım.. Dilerim ki kimse bu şekilde açlıkla sınanmasın ve bizler de paylaşımcı ruhumuzu hiçbir zaman kaybetmeyelim. Neyse ki sonu beklediğim kadar kötü bitmedi. Maalesef hayatta her şey önümüze gümüş tepsiyle sunulur gibi  sunulmaz, hepimizin ulaşmak istediği   hayalleri  vardır illaki. Bu hayallere giden yol çok uzun ve ulaşılmaz gibi görünse de önceliklerimiz, ihtiyaçlarımız söz konusudur. Her ne olursa olsun hayal gemimizin yelkenlerini indirmeden bizi istediğimiz yere götürmesi temennilerimle sözlerime burada son veriyorum. Keyifli okumalar...
Duygu ve Düşünce
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.