Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·180 syf.··
2019 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2019 19:10
İnceleme yazmanın zor olduğu kitaplardan biri daha. Empati de yapamıyorsunuz, çünkü hiç o kadar aç kalmadınız! Knut Hamsun, Norveç doğumlu bir yazar, (Norveç bugün Avrupa standartlarının üstünde bir ülke ve Avrupa'nın en pahalı ülkelerinden biri. Dünyanın en zengin ve mutlu ülkeleri listesinde sadece mali zenginliğin değil sağlık, eğitim, teknoloji erişimi, güvenlik, istihdam gibi faktörlerinde değerlendirildiği listede ilk 28 ülkenin ilk sırasında yer almakta) Ülkede yoksulluk ve işsizliğin hakim olduğu dönemlerde yaşayan Hamsun'a Nobel ödülü kazandıran bir kitap "Açlık" Yazarın konu aldığı açlığı, okuyucuya bu kadar net anlatabilmesi, iliklerine dek hissettirebilmesi için şüphesiz onu yaşamış olması gerekir diye düşünüp hayatını araştırdığımda, kitapta hayatından kesitler olduğunu gördüm. Kahramanın açlıkla ve kendisiyle verdiği mücadelede ne denli güçlü oluşunu takdir ve hayranlıkla okudum. Ve aslında o yokluğun, yoksulluğun içinde açlığa katlanabilmekten ziyade kahramanın kişiliği, tavrı, tarzı kitaba en büyük değeri katmış bence... Okunması ve anlaşılması açısından son derece sade bir dil kullanılmış..(Çevirmenin Behçet Necatigil olması da artı bir değer daha katmış) Keyifle okuduğumu söyleyemem ama iyi ki okumuşum dediğim kitaplar arasında yerini aldı.. Kesinlikle tavsiye ederim.. İyi okumalar!
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,6bin okunma
Okumak doldurur, konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır..
10/10
·180 syf.··
2020 217. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2020 02:58
Yazar, yaşanılan tüm olumsuzluklara rağmen güçlü, cömert, savaşçı, onurlu, ahlaklı, değerlere sahip bir karakter çizmeye çalışması oldukça dikkat çekici, yokluğun içinde açlığa karşı verilen umutsuz bir savaş söz konusu her satırında romanın. Açlık kitabını okurken o kadar derin bir açlık hissettim ki zaten kitabın arkasında "açlığı iliğinize kadar hissedeceksiniz" yazıyor ve gerçek anlamda her hücremde açlık hissettim lakin yemek yiyince geçen açlıktan değil. O kadar derin ve anlamlıydı ki okurken bir kaç sayfa okuyup devam edemiyordum (bu kadar geç bitirme sebebimdir) çok üzülüp aynı anda tahammül edemiyordum. aç ve susuz kalmanın ne olduğunu gerçekten bilmek gerek. Yemekten içmekten kesilmiş bir vücudun reaksiyonlarının bilinmesi şart. Vazgeçmez İnanır zor koşullar içinde yazar olma hayaline Zor günlerin geçeceğine. İnanmak, hayal yetisinin zenginliğiyle derinleşir, içselleşir, güçlenirmiş, insan beklide bu yeti karşısında yaşama tutunur.Okunması gereken bir eser olduğunu, bana çok şey kattığı bilgisi ile söylemek isterim. Keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,6bin okunma
Açlık
Puan vermedi·180 syf.··
2019 1. kitabı
“Hala hayatta olmak için kederle ağlamanın eşiğindeydim.” Dostoyevski’nin Raskolnikov’u, Kafka’nın “Açlık Sanatçısı” ve Orwell’in Paris’te ve Londra’daki Down and Out’u ile bağlantılı olduğunıu
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,6bin okunma
Açlık
Puan vermedi·180 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
Bu kitabı okurken gece saat birde kalkıp yemek yiyesim geldi. Tam bir AÇLIK meselesi okurken siz de acıkacaksınız onun için yemek hazırlayıp öyle başlayın derim. İyi okumalar.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,6bin okunma
O gitti, ben kaldım; ardından baktım, sessizce ağladım.
Puan vermedi·180 syf.·
2021 7. kitabı
Knut Hamsun Norveçli bir yazar. Yüz yıla yaklaşan ilginç bir yaşam öyküsü ve kendisine Nobel Edebiyat ödülü kazandıran ilginç bir kitabı var: Açlık. Bu kitabın birinci dünya savaşı sonrasında
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,6bin okunma
“Açlık” başlığı altında toplanan bir hayat...
Puan vermedi·180 syf.··
2020 47. kitabı
Bir yazarın geçmişi, bir insanın... Aslında geçmiş de değil, hala içinde bir yerlerde yaşamaya devam etmesi. Yazar olma hayalinin peşinden içinde bulunduğu sefilliği düşünmeden koşar adım giden genç
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,6bin okunma
Kimsin?
Puan vermedi·180 syf.··
2020 2. kitabı
Siz nerden bileceksiniz? Yazilar da besteler gibidir..! Keza daha zordur. Beste de inisi cikisi bilirsiniz, yonlendirirsiniz ve izleyiciler dinler. Yazi iste oyle degildir. Beyninizdeki firtinayi kagida aktarmaniz, okuyucuyu da o bicim yonlendirmeniz gerekir. Soyut bir labirent oynunda , dogru yonleri sadece biz biliyorken; okuyucunuzun dogru yönde ilerlemesini.. 'Açlik' tam olarak bunun cevresinde yasam mucadelesi veren nadide eserlerden. Cektigin sıkıntıları kitaba yansitmaksizin mucadelene devam edisin.. Ozenmistim adama yahu, her seye ragmen dürüstlugu ve vicdani, boyun egmeyisi, ukala tavirlari, vazgecmeyisi, hayati amaci..
1000Kitap
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,6bin okunma
Millet Ajj Ajj !!!
9/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2021 02:37
İnsan açlığa ne kadar dayanabilir? İnsan bu süreçte ne kadar mücadele edebilir? Dilenmek mı? Çalmak mı? Vücudunu satmak mı? Yoksa soylu bir ölümü tercih etmek mi? Kitabı okurken bu sorular kafamı kurcaladı durdu. Başa gelmeden bilinmez ama eğer bütün imkanlar zorlandıysa, gerçekten artık hiçbir çözüm kalmadıysa ben de soylu bir ölümü tercih ederdim. Açlık sadece hayatta kalma mücadelesi değil ki, asıl zorda kaldığında davranış biçimin insanlığını ortaya koyuyor. Varken paylaşmak çok kolay ama yokken yine de başkaları için de çabalamak takdireşayan. İki kuru ekmeğin varken diğerini komşunla paylaşabilecek misin asıl sınav bu. Işte tam da çoğumuzun sınıfta kaldığı tam da bu nokta. Baş karakterimiz açlıkla savaşan, hayatta kalma mücadelesi veren ,ve kendi halinde zihni el verdikçe makaleler yazmaya çalışan bir sefil. Hayata karşı duruşu örnek alınması gereken bir adam. Kitapta da görüyoruz ki insanı ayakta tutan tek şey sevgi. Gözlerini aydınlatan tek şey umut. Tek ilaç sarılmak... Ben bu hayat mücadelesini okumayı sevdim. Ama rica ederim elinizde çayınız, kahveniz, çikolatanızla okumayınız! Biraz empati. Acaba biz açlığa direnmek için en fazla ne yapabilirdik biraz bunu düşünelim. Okuma grubumuzun 2021 ilk kitabıydı kitabı doğum günüsü şerefine İlayda @Cadyali seçti. Şimdiden iyi ki doğdun premses... Diğer örgüt üyeleri @onderbsra @mmmmeltemmmm Asiye KÖKSALAsiye KÖKSAL GöktürkGöktürk okurdaşlarım sizinle okumayı özlemişim iyi ki varsınız...
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,6bin okunma
10/10
·180 syf.··
2020 5. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2020 00:48
Kimsesi ve parası olmayan ve tek gayesi yazar olmak olan bir insan ne denli zarif olabilir, ne denli aç kalabilir, bir kitap bir okuru nasıl parçalayabilir?Açlığın bile ne kadar namuslu ve gururlu yaşanabileceğinin her ne olursa olsun umudunu yitirmemenin güzel kurgusu.Bahsedilen açlık öyle bir açlık ki; kahramanın parmaklarını ısırıp kanıyla midesini yatıştırmaya talaş yiyerek ayakta kalmaya yeleğinin düğmelerini satıp ekmek almaya giden bir süreci anlatır. Yine de tüm bu sıkıntıların amacı yazmaktır. Namusuyla yazmak.Yoksa üç günlük açlığınızla bakkala gidip size uzatılan ekmek yerine ille de mum istemek başka türlü açıklanamazdı. Sefaletin anlatılış şekline hayran olmamak elde değil. Yazarın sefalet ve açlığı bu denli anlatabildiği ve "diğer" lerinin yaşamlarını yüreğinde hissederek kaleme aldığına şahit olmaktan mutluluk duyacaksınız bu kitabı okurken. Hamsun'un kalemindeki ustalığı hissedeceğiniz oldukça farklı ve başarılı bulduğum bir eser.Tasvirleri ile betimlemeleri ile bu kitap çok büyük bir övgüyü sonuna kadar hak ediyor.Hayatınız herhangi bir döneminde parasız ve aç kalmışsanız kitabı çok iyi anlarsınız. Parasızlık ve açlık bu kadar iyi anlatılamaz.Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kısa, akıcı, duygusal, sürükleyici...
1000Kitap
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,6bin okunma
4/10
·180 syf.·
Açlığı gerçekten tatmadan ana karakterin bu kitapta yaşadıklarını empati etmek gerçekten çok zor. Bu kadar aç olmasına rağmen onurlu bir insan olarak yaşamaya çabalaması takdire şayan. Bunun dışında kasaptaki artık kemiği alıp onu yemeye çalışması ne kada çaresiz bir durumda olduğını gösteriyor. Bu kısım gerçekten insanın içine dokunuyor. Çünkü kasaptan kemiği isterken bile köpeği için aldığını söylüyor, kendini kötü durumda göstermemek için. Sonra bu kemiği yemeye çalışıp başaramıyor, ağlıyor, inliyor, Tanrıya şikayet ediyor, ona meydan okuyor. Oysa yapmak istediği sadece yaşayabileceği bir çatı, yemek ve yazarak hayatını sürdürebilmesi için kağıt ve kalem. Onurlu bir yazar olabilme yolunda başarısız olan bir adamın acıklı bir öyküsüydü okuduğum. Fakat kitapta karakterin aç oluşunun tanımlanması, yaşadıkları çok yavaş ilerliyordu ve bazı yerlerde aynı şeyler sürekli betimlendiği için sıkıldığımı söyleyebilirim. Bunun dışında, yazarın yaşadıklarının gerçekten insanın içini acıtmasına rağmen kitabı tatmin edici bulamadım.
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,6bin okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.