Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Açlıktan çok daha fazlası
10/10
·237 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2020 18:17
Kitabın sonuna geldim ve kitabı elime aldığımda açlığın midedeki boşluğu mu yoksa öğrenme açlığından doğan bilgi açlığı mı diye düşündüğümü hatırlıyorum şimdi ise fiziksel tokluk olmadan bilgeye aç olmanın imkansızlığı dehşetini yaşıyorum , kitabın ilk satırından son satırına kadar midemdeki tokluktan ,evimdeki rahatımdan,geceki mışıl mışıl uykumdan dolayı kendimi sorguladım . Yazı yazabilmem için bir kalemin ihtiyacıma yeterli olduğunu bildiğim halde bir kutu kalem koleksiyonumdan utandım,aç gözlülük müydü,savurganlık mıydı yoksa daha başka birçok şey mi? Kahramanın yatacak belli bir yerinin olmamasına karşılık herkesteki bir yere ait olma hissi geldi aklıma öyle değil mi hepimizin kendime bir ev alayım da yerleşeyim derdi vardır. Göçebe yaşamanın , dar bir alanda yaşam mücadelesi vermenin ne kadar zor olabileceğini düşündük mü hiç? Bir başka konu da hep derler ya ne olursa olsun ideallerinizden ve hayallerinizden asla vazgeçmeyin ,peki karnımız açsa yatacak bir yerimiz yoksa yazacak tek kalemimizi kaybettiysek ,diğer insanların tamamen hor gördüğü biri haline dönmüş isek eğer nasıl vazgeçmeyelim ? Eğer bir gün herhangi bir konuda karşılaştırma yapacak olursanız yapmamanız gerektiğini çok iyi anlatan bir kitap bence neden mi aç yatanla tok yatan bir mi mesela ,cebinde 10 lirası olanla 100 lirası olan bir mi ,hayatın yıldırdığı bir insanla tüm hayatı bedava eline sunulan biri bir mi ....
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 198435,6bin okunma
Açlık Üzerine
Puan vermedi·237 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
(spoi içerir) AÇLIK Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehirde, Kristiana’da… başlangıç böyle olunca İstanbul’a yeni gelen Anadolu insanı canlandı gözümde. Pek çok film ve dizide karşımıza çıkan o meşhur replik yankılandı aklımda. ‘’İstanbul seni yeneceğim.’’ Romanı ilk okuduğumda, İstanbul’da geçen bütün süre boyunca bin bir eziyet, yokluk ve alçalmanın her türlüsünü gördükten sonra bin bir pişmanlıklarla memleketine dönen garibi bulacağımı düşünmüştüm .Tekrar okuduğumda yine aynı hislerin oluşacağını düşünmemiştim. Belli ki ilk okuduğum dönemde insanların yaşamla olan kavgasını konu edinen yeşilçam klasikleri tekrar canlanacaktı. Benim için kitabın kahramanı bizim alışageldiğimiz klasikler içinde yer alıyordu. Satırlarda ilerlerken gözlerim sefaletine rağmen aşık oluşunu aradı. Zengin kız fakir oğlan kleşesine doğru yol almayacağını bile bile satırlarda bunu aradım. Andreas Tangen’ın kendi açlığına karşı para bulacak bir ihtimali keşfettiren yaşlı iğneciye minettar olmas,ı iyilerin bir gün kazanacağını düşündürdü. Aç iken onurlu duruşundan taviz vermiyor. Kimseden yardım istemiyor. Hatta o kadar ustaca yalanlar söylüyor ki kendisi de buna şaşırıyor. İlginçtir ki tok olduğunda bir kızın peşine takılacak, evine kadar takip edecek ve ona kendi dünyasında Ylajali diye hitap edecekti. Yaşamını çok zor devam ettirirken aşkına dair düşüncelerine pek yer veremezdi. Açlık unutturuyordu belki de. Böylece açlığın dahi merhaleleri olduğunu karekterimizin çektiği acılarla anlıyoruz. Tek lokmasız geçen günlerinin birinin de bundan daha iyi günlerim olmuştu diyecekti. Uzun süre çektiği açlıktan sonra bir şeyler yeme fırsatı bulduğunda midesinin kabullenemeyişi açlıktan daha üzücüydü galiba. Açlık bütün duygulara baskın gelmişti. Park ve mezarlıkları mesken
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 198435,6bin okunma
Açlık
Puan vermedi·237 syf.··
Beğendi
·
2022 22. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2022 19:49
Bir varmış Bir yokmuş. Fakir ama gururlu bir genç varmış. Sanat aşkıyla doyurduğu ruhuna rağmen midesine söz geçiremeyen, hak etmediği parayı almaktansa parmaklarını yemeyi göze alan, deli olmadığını kendine kabul ettirmek için, yine kendine akıllı olduğunu ikna etmeye çalışan midesinin guruldamasına kulak tıkayıp, ondan yardım isteyen kişiler için çare arayan o kişinin adı Kunt Hamsun'muş. Yazarın kendi hikayesini yine kendi kurgusuyla dile getirdiği, monologların bol olduğu bir kitap.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 198435,6bin okunma
8/10
·237 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Bu yorum spoiler içerebilir de içermeyebilir de. Kitabı okumadıysanız ne olur ne olmaz dikkatli davranın :)) Maddeden önce manayı aramayanlar “açlık” kavramını yalnızca karın tokluğunun durumuna göre değerlendirir. Birçok kişi fiziksel açlığın yanında “ruhsal” açlığı göz ardı eder ancak bir Knut Hamsun romanında durumun böyle olmadığını düşünüyorum. Ayrıca yorumuma başlamadan önce, kitapta Rus edebiyatı havası hissettiğimi de söylemem gerek. Kitaptaki kahraman, maddi ve manevi açlığı temsil eden en önemli unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Fazla kalın bir eser olmamasına rağmen, son sayfaya kadar kitabı ilgiyle okudum ve kısa sürede bitirdim. Şükürler olsun, hayatta her yönden böylesine büyük bir açlıkla karşılaşmamış olsam da eserdeki çaresizlik duygusunu sonuna kadar hissettim ve zaman zaman farklı konularda aynı duyguyuları kendimin de yaşadığını anladım. Aslına bakarsanız hepimiz bir şeylere açız ancak bu açlık baş gösterdiğinde karnımızı ve kalbimizi yanlış şekilde doyurduğumuz için hiçbir şeyin farkına varmadan yaşayıp gidiyoruz. Karakterimiz de maddi imkanlarından dolayı aynı şekilde hareket ediyor. Başta para olmak üzere eline geçenlerle bocalıyor ve ne yapacağını şaşırıyor. Günümüz şartlarında hepimiz kazandığımız parayla ne yapacağımızı aşağı yukarı kestirebiliyoruz ve bu, karnımızı doyurmak için yaptığımız en temel şey. Bununla birlikte konu ilişkilerimize gelince birçoğumuzun eli ayağına dolanıyor ve açıkçası karakterimizin tutumlarında da bir benzerini sezdim diyebilirim. Son olarak kitabın anlatımından bahsetmek istiyorum çünkü kurgusundan diline kadar her yönüyle zevkle okudum. Keşke daha uzun bir kitap olsaydı diyeceğim, çünkü hikayenin heyecanlı bulduğum
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 198435,6bin okunma
7/10
·237 syf.··
Beğendi
·
2018 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2018 19:57
Knut Hamsun'un kısmen otobiyografik tarzda kaleme aldığı romanda, yazarımızı edebiyat uğruna açlık ve sefaletle yaşamını sürdürmeye çalışan genç bir yazarın hikayesini anlatıyor. Okuduğum bir tanıtım yazısı üzerine tanıştığım kitap, açlığı gerçekçi betimlemeleriyle öne çıkıyor. Kısmen acıma duygusu ve kısmen karakterin yerine kendinizi koymanızla sürükleyici bir kitaba dönüşüyor. Kısa bir roman olması nedeniyle de bir çırpıda okuyup bitirebiliyorsunuz.
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 198435,6bin okunma
10/10
·237 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Bir yazı yazmak için ilhamı açlıktan mi alıyordu?Yoksa aç olmak zaten onun işi gereği miydi?Knut Hamsun yaşamış ve anlatmış.Gerçekten çevremizde kaç kişi var onun gibi bir lokma yemek için çareler arayan.Belki de toplumun kanayan yarasına parmak basmış.İnsan sadece yemeye aç olmaz ki sevgiye,dostluğa,mutluluğa ve kalabalığa bile aç olabilir.Acaba Hamsun un yaşadığı hangi açlıktı?
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 198435,6bin okunma
Puan vermedi·237 syf.··
2023 23. kitabı
Eserin kahramanı, yazmaya tutkuyla bağlı, yaratıcı bir kişidir. Gazete yazıları için bir kalem umuyor. Açlıktan ölecek. Odun çiğnemek zorunda kalıyor, köpeğine vermek için kasaptan bir kemik alıyor, elbiselerini rehin vererek ekmek alıyor... Yani onu görmeden bir gün geçmiyor. Eseri okuduktan sonra derin bir şükran duygusu hissettim. Bugünkü günüme, şimdiki hayatıma, kaderime razı oldum. Bereketler içinde gömülü yaşadığımı fark ettim. Beden ne kadar gergin olursa, vücut ne kadar acıkırsa, kalbin gözleri de o kadar açılır, altıncı hissin geliştiğini öğrendim. Çalışsak da çalışmasak da rızkımızın Allah'ın garantörü olduğunu ama dürüst çalışmamız gerektiğini, şerefimizi para için satmamamız gerektiğini anladım. Müslüman olduğumuz için şükrediyordum. Onun için hissettim çünkü yaşadıklarının bir kısmı benim hayatımdaydı ama onun mutlu sonla bitmesini istiyordum. Sonu karmaşık. Eser popülerdir. Özellikle gençlerin okuması çok güzel.
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 198435,6bin okunma
Açlık Duygusunu İşleyen İlk Nitelikli Roman
7/10
·237 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
Otobiyografik öğeler taşıyan Açlık, Knut Hamsun'un en önemli romanlarından biri. Yazarak hayata tutunmaya çalışan roman karakteri yaşadığı açlıkla maluldur. Her şeyini kaybeden karakter, yaşadığı pansiyondan da atılır, ormanda, mezarlıkta sağda solda yatar. Açlık bedensel insanî ihtiyaçların en önde geleni olduğu için sık sık tanrıyla tartışır ve delilik nöbetleri geçirir. Gazeteye yazdığı yazılardan aldığı üç beş kuruş bitince yine açlık yaşar. Eline para geçince har vurup harman savurur. Yoksullara yardım eder, yine açlığa düşer. Psikolojik yönü güçlü, tanrıyı ve insanları sorgulayan, insanlığa olan inancını kâh yitirip kâh geri kazanan bir tiptir roman karakteri. Romanın sonunda bir gemide iş bulur ve yeni bir yaşama doğru yola çıkar. Varoluşçu ve psikolojik yönü güçlü bir roman Açlık. Açlık konusunu başka bir yazar yazdı mı bilmiyorum ama roman doyurucu olduğu kadar sıradandı da. 19. Yüzyıl romanlarının tipik yönlerini temsil ediyor ve hatta Dostoyevski izleri bile görülüyordu. Mutlaka okunması gereken bir roman olduğunu düşünmüyorum ama merak edenleri tatmin edecek bir roman.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 198435,6bin okunma
9/10
·237 syf.··
Beğendi
·
2003 2. kitabı
·
307 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2003 13:11
Bukowski tavsiyesiyle okuduğum bir kitaptır.Açlığı gerçekten çok güzel tasvir etmişti.Uzun yıllar öne okumuştum ama dimağımda güzel hatıralar bırakan bir kitap olmuştu.Okunması gereken bir eser.
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 198435,6bin okunma
10/10
·200 syf.··
2024 74. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2024 20:22
l Psikolojik roman türünde yazılmış eserlerin başında gelen Açlık, Knut Hamsun’un hayatından izler taşıdığından biyografik/ otobiyografik bir kitap olarak da değerlendirilir. Roman, açlığı yaşamış bir yazarın kaleminden çıkmıştır. Hamsun bu eseri ile 1920 yılında Nobel edebiyat ödülünü kazanmıştır. l İşsiz ve beş parasız kalan genç adam her şeyini rehinecilere bırakır. Bir yandan da çok zor şartlar altında makaleler yazarak bunları dergilere ve gazetelere gönderir. Yazıları kabul edilmez. Artık kaldığı pansiyonun da parasını ödeyemez duruma gelip, dışarda parklarda yatmaya başlar. Günlerce aç kalır. Yoksullukla beraber gencin aşık oluşuna, bazen hayatı alaya alışına, tüm bitkinliğine ve onun ardından gelen tarifsiz düşüşe de tanık oluyoruz. l Günümüzde birçoğumuzun hiç aklına gelmeyen, görmediğimiz bir dünyada ruhunuzu derinden sarsacak bir gezintiye çıkarıyor. Bugüne kadar açlığı belki de hiç böyle bilmediğinizi keşfedeceksiniz ve gerçek açlığı öğreneceksiniz. Kitaptaki kahramanımız ile aynı açlığı, çaresizliği ve acıyı derinden hissedeceksiniz. l Bu kitabı tok birinin okuması ve aç birinin okuması arasında çok fark var zannımca. Hani deriz ya “Tok açın halinden anlamaz.” diye. O kadar doğru ki. Açlıktan tahta parçaları yiyip hayatta kalmayan çalışan, belki yiyebilirim diyerek parmağını ısıran ama aynı zamanda dilenmeyi kabul etmeyen, karakterinden asla ödün vermeyen ve düşmeyen bir adamın kitabı. l Siz hiç acıktığınız için talaş çiğnediniz mi? Hayatınızı bir mercimek çorbasına feda edecek hale geldiniz mi? Yaması gelmiş kıyafetinize temiz ve parlak görünsün diye tükürüğünüzü sürdünüz mü? Kulağa nasıl zor geliyor değil mi? O kadar etkilendiğim bir kitap oldu ki! İçim çekildi.. Boğazım düğümlendi.. Herkese bol kitaplı günler ve iyi
İnceleme
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.