spoi içerir
Vebalı İnsan
Korkunç olan insan mı hastalık mı? Ya da hasta olmaktan korkup hastalıklı düşünceleriyle boğulmuş insan mı? Ya da duygularını tanımlayamamış kişi mi? İnsanı çıkmaz sokaklara sokan hissiyatlar mı? İnsan hiç hissetmeden yaşasaydı nasıl olurdu? Mesela korkuyu bilmeseydi, acıyı tanımlamasaydı, sevmek nedir hiç tanışmamış olsaydı, şefkatle hiç yolu kesişmemiş olsaydı yine de her dönem hortlayacak veba illetine tutulur muydu? Veba bu sadece bedende yaralar doğurmaz, ateşler içinde kıvrandırıp sayıklamalar arasında hülyalara daldıran mikroptan ibaret değil ki. Her dönemde başka türlü doğdu. Her veba yavaş yavaş işler kentlere. Kiminde farelerle başladı can almaya. Kemirgen sokak aralarında hatta daha kirli kanalizasyonlarda beslenerek yayıldı. Kısa sürede kentin sakinlerinin iğretisi ile tepkiler doğdu. Nerden nasıl geldiği bilinmeyen vebaya karşı alınacak önlemlerin de adı yoktu ilk zamanlar. Ama nasıl can aldığı öğrenildiğinde sevdiklerine son kez dokunamamanın acısını yaşatmıştı. Toprak acıyı hafifletir derler. Ölen kişinin ardından yakınları toprağına dokunarak konuşurlar. Toprağın insan enerjisine olumlu yönde etki ettiği aşikar. Ölümü de kabullenir kılması bir gün son durağın kendisi olduğunu hissettirmesinden geliyordur belki. Fakat veba da ölülerine başlarda uzaktan veda etme şansı verilmişti. Daha sonraları da artık bu mümkün olmadı. Cansız bedenine dahi vedayı çok gören bir illet insanları delirme eşiğine taşımıştı. ‘’Tamam! Hepimiz delireceğiz orası kesin’’ derken haklıydı Cottard. Fakat değişmez bir gerçek vardı her acıyı unuturdu insan. Hatırlamak için yavaşlar unutmak için hızlanır ifadeleriyle bütün süreç özetlenir gibiydi. Anne çocuğundan doğan boşluğu hiçbir şeyle dolduramayacağından o anda hep takılı kalacaktı. Anne zamanın