İçimde derin hisler uyandıran kendimden ve çevremden çok şey bulduğum Martin Eden bir aşk romanı gibi başlasa da bunun çok ötesindedir. Kitapta sınıfsal farklılığın insan yaşamı üzerindeki etkileri çok açıktır. Farklı sınıflardan olmasına rağmen insanlar kendilerine verilmiş olan çerçevenin dışına çıkmamakta birbirlerine benzemektedirler. Martin Eden her ne kadar kutsal aşk için kendine bir hedef koysa da aşkın ötesinde bir çaba göstermiştir. Ve ulaştığı noktada eskiden gözünde ulaşılmaz olan üst sınıftaki insanları yığıntı olarak isimlendirmiştir. Çünkü onlar da sorgulamadan kendi sınıflarının ortak yargısını benimsemişlerdir. Martin Eden hangi sınıftan olduğunun bir önemi olmadan dayatılmış olan fikirleri eleştirmiş ve kabul etmemiştir. Bu dünyadan değilmiş gibi sevdiği kadının dudağına kiraz bulaşmasıyla kendisi gibi etten kemikten bir insan olduğunu fark etmiş ve aslında sevdiği kadının o değil de zihninde oluşturduğu kişi olduğunu anlamıştır. Yaşadıkları ve yaşayacakları kendisine artık bir anlam ifade etmeyi bırakmış ve kendi başarı hikayesini noktalamıştır. Bu kitap insanların odak noktasının ün para gibi somut şeyler olmasını bu kalıba uyulması gerektiğini aksi takdirde o insanın başka bir sınıfa ait olmasını gözler önüne sermektedir.
Martin EdenJack London · Sıradışı Yayıncılık · 2011135,2bin okunma
Martin Eden gemi tayfasına dahil kaba saba bir adamdır. Ancak bir gün karıştığı bir kavgadan aristokrat bir ailenin oğlu onu dayak yemekten kurtarıp evine yemeğe davet eder. Kendisini böylesine üst düzey bir aile içinde bulan Martin evin kızı Ruth a aşık olur ve kendisini sorgulayıp değişmeye çalışır...
Okuduğu kitaplar, kendi hayatından sıyrılışı, onlara dahil olmaya çalışması ve sonunda kendisini her iki hayata da ait hissedememesi...
Martin EdenJack London · Sıradışı Yayıncılık · 2011135,2bin okunma
Bazı romanlar var, her şeye rağmen ayakta durabilmeyi öğrenmek için okunur.
İşte onlardan birisi; kesinlikle pişman etmeyecek "inat, azim, umut ve ayakta durma" hikayesi. Şimdiden keyifli okumalar.
●Jack London ve Martin Eden. Bu yazarı ilk okuyorum. Kızım okumuş, mutlaka okumam gerektiğini söyledi ve okudum.
●Martin Eden tesadüfen Ruth ile tanışır ve ona aşık olur. Böylece Ruth'un ailesine ve ona yakın olmak için yapacağı tek şey kendini geliştirmekti. Tahsili yoktu, ama okumayı seviyordu. Halk kütüphanesindeki binlerce kitabı ilk gördüğünde ağzı açık kalan ama sonrasında onların efendisi olandı; onun doymak bilmeyen bir beyni ve zekası vardı. İlk önce sadece o aşıktı, ama zamanla Ruth da ona aşık oldu ve aralarında gizli nişan yaptılar. Martin Eden'in içindeki yazma içgüdüsü onu rahat bırakmadı, beyninde dans eden fikirleri, hikayeleri kağıda dökmeye başladı. Hatta bir çoğunu Ruth'a da okudu. Ama onun pek beğendiği söylenemezdi. Aradan epey zaman geçti Martin Eden devamlı yazıyordu. Yemeden içmeden, uyumadan yazıyordu. Zor şartlarda yapıyordu bunları. Ya elbisesini, ya daktilosunu,
ya da bisikletini rehin verip onlardan gelen parayla karnını doyurabiliyordu. Ama yılmadı yazdı yazdı. Bir yandan da yazdıklarını yayınevlerine göndermeye başladı ama bütün zarflar geri geldi, hiç kabul gören olmamıştı. Yine de devamlı okuyordu, devamlı yazıyordu. Ruth ona gelirinin olmasını, bir iş bulmasını dayatıyordu.
●Martin de bekle gör diyordu....
●Ama kimse onu beklemedi, görmedi, inanmadı. Kendi sonunu tek başına kendi hazırladı...
●Daha fazlası kitapda. Tavsiye olunur.
Martin EdenJack London · Sıradışı Yayıncılık · 2011135,2bin okunma
Martin Eden hayati ve insanları yorumlama biçimi ,burjuvaya karşı isyanı , Aşkı icin sınıf mücadelesi ve insanları tanıdıkça beyninin hasta oluşu, başarı ve hazin bir arada bu başarı Martin Eden mutlu etmez ,,ruhunu burjuvaya ve kapatilazm satanlar yüzünden yazarlığını bırakır , Aşkı ve sınıf mücadelesi nin anlamı kalmaz , çok başaralı dev bir Eser
Martin EdenJack London · Sıradışı Yayıncılık · 2011135,2bin okunma
İşçi sınıfına dahil bir gencin, bir üst sınıfa ait bir bayanla yaşadığı, trajedi dolu aşk hikayesi.
Bir delikanlının, aşkı uğruna katlandıkları sıkıntıları anlatan bir roman. Öyle aman aman bir eser değil. Okumayınca çok şey kaybetmeyeceğiniz gibi, okuyunca da öyle çok şey kazanacağınız bir roman değil. Ama, yine de, okuyunca pişman olmayacağınız bir eser.
Martin EdenJack London · Sıradışı Yayıncılık · 2011135,2bin okunma
arzulanan, peşinde koşturulan, uğruna bir çok şey feda edilen ve varıldığında mutlak mutluluğa erişileceği düşünülen hedeflerin elde edilmesiyle beraber gelen boşluk, hissizlik, amaçsızlık ve anlamsızlık duygusunu bu kitaptan daha güzel betimleyebileni herhalde yoktur.
Kitaba başlamadan önceki beklentilerim çok farklıydı , yazarın konuyu böyle işleyeceğini tahmin etmezdim. Öncelikle kitapta en çok gözüme batan şey konunun kendisini aşırı tekrar etmesi oldu bi iki yüz sayfa falan hep aynı şeyleri okudum resmen bu yüzden oldukça sıkıldım. Diğer bir konu ise karakterlerin hiç bana geçmemesi oldu bir türlü sevemedim hiçbirini ki bu nadir yaşadığım bir durumdur .Kitapta güzel mesajlar vardı elbette ama benim gözüme olumsuzlukları daha çok geldi bu yüzden artık bitsin modunda okudum. Tavsiye edeceğim bir kitap değil maalesef.
Toplumdaki sınıflar arası uçurumları özetleyen onlarca kitap bulabilirsiniz fakat çok azında bu uçurumun farkında olmakla beraber farkı kapatmak için çok özel bir motivasyona sahip ve ne yapması gerektiğini bilen bir kahramana rastlarsınız. Martin Eden size iyi bir örnek olacaktır.
Martin EdenJack London · Sıradışı Yayıncılık · 2011135,2bin okunma
Şimdiye kadar nasıl okumamışım dedirtecek kadar sürükleyici ve anlamlı bir kitaptı. Okumayı düşünenlere tavsiye ederim. Kitabin yarı otobiyografik bir kitap olduğunu bilmek de insanı ekstra heyecanlandırıyor okurken.
Martin EdenJack London · Sıradışı Yayıncılık · 2011135,2bin okunma
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.