Insanların karşılıklı didişmeleri benim canımı çok sıkan bir şeydir. Fakat daha ziyade üzüldüğüm bir şey varsa o da şudur: Yürekleri her eğlenceye karşı açık olmak lazım gelen gençler, tazeler, o kıymetli gençlik günlerini avanakça dertlendirir, İş işten geçtikten sonra da boşu boşuna dövünürler. Ben işte buna üzülürüm.
Uzaklar yaklaşınca, özlediğimiz yere varınca görürüz ki değişen hiçbir şey yoktur. Kendimizi yine o yoksulluğumuzun dar çerçevesi içinde buluruz. Bu böyle gider ve ruhumuz daima elinden kaçan saadetin arkasından içini çeker durur.