Kürk Mantolu Madonna

8,9/10  (11.602 Oy) · 
31.902 okunma  · 
139.758 gösterim
Sabahattin Ali – Eserin ana fikri ile ilgili düşüncelerini bu sözlerle belirtmiştir:

”Dünya’nın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!... Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?”

1998’ten bu yana YKY (Yapı Kredi Yayınları) tarafından basılan kitap müthiş bir satış başarısı yakalayan ve ilk basımı 1943 yılında Remzi Kitabevi’nden çıkan “Kürk Mantolu Madonna”, kitap olarak basılmadan önce 1941 yılında 48 bölüm halinde “Hakikat” gazetesinde “Büyük Hikaye” başlığı altında yayımlanmıştır.

Sabahattin Ali, Büyükdere’de ikinci kez askerliğini yaptığı dönemde sol bileğini sakatlamasına rağmen romanı yazmaya devam etmiştir.

Kitap 73 yıl sonra 2016 yılında İngilizceye çevrilerek “Modern Klasikler” serisi adı altında “Madonna In A Fur Coat” ismiyle Penguin yayınları tarafından yayımlanmıştır. Kitabın İngilizceye çevirisini “Maureen Freely” ve “Alexander Dave” gerçekleştirmiştir.

Hep başkalarının istediği gibi yaşayan Raif Efendi, memnuniyetsiz hayatının tek bir anıyla değiştiğine şahit olacaktır: Maria Puder isminde bir kadına âşık olduğunda... Babasının isteğiyle Berlin’e giden ve oradaki bir sanat galerisinde hayran kaldığı bir tabloyla karşılaşan Raif Efendi, tabloda resmedilen kadın portresinin Andrea Del Sarto tarafından resmedilmiş "Madonna delle Arpie" adlı tablodaki Meryem Ana (Madonna) tasvirine benzediğini düşünür. Raif Efendi, daha sonra takıntı derecesinde hayran olduğu tablodaki yüzün sahibiyle karşılaşacaktır.

Madonna ismi, Orta-Çağ İtalyancasında “ma donna” öbeğinden gelmektedir. “Ma donna”, kısaca “leydim” anlamına gelir ve Hz. Meryem’in sıfatlarından biridir.
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 1998
  • Sayfa Sayısı:
    164
  • ISBN:
    9789753638029
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
 21 May 2017 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 8/10 puan

Her gün etrafınızda gördüğünüz insanları aslında ne kadar görüyorsunuz hiç sorguladınız mı?

Kendiniz için yıllar sonrasına zaman kapsülü niteliğinde bir mektup bıraktınız mı? Bilinmeyen bir kadın ya da bilinmeyen bir adam olabildiniz mi? Asıl değerin, bilinen ve alışılmış doluluklarda değil, bilinmeyen ve tarif edilemeyen boşluklarda olduğunu anlayabildiniz mi?

Sizin hiç Tyler Durden'iniz oldu mu?

Peki hiç mi kafes olup bir kuşu aramaya çıkmadınız?

Kürk Mantolu Madonna, boşlukların felsefesidir. Tablodaki kadının aşağıya doğru gizemli bakışından tümevarım yoluyla bütün romana yayılmış kocaman bir boşluktur. Bu öyle bir boşluk ki, çukur ve kapanmamış yer olarak tanımlanan bir boşluk. Peki Raif Bey TDK'ya cevap olarak ne diyor?
"Ben de, o zamana kadarki hayatımın boşluğunu, gayesizliğini sırf böyle bir insandan mahrum oluşumda bulmaya başlamıştım." 86. sayfa

Boşlukların farkındalığında olarak yaşamak gerçekten kolay mı zannediyorsunuz? Dolu dolu geçirdiğimiz hayatların niteliği konusunda kendinizi hiç sorguladınız mı?
Hayatı genel izleyici çemberi içinde yaşamak nasıl bir histir peki?

Raif Bey, koşuyor, hastalanıyor, çevirmenlik yapıyor, seviyor, deliriyor. O da benim, senin, onun gibi sadece bir insan. Bir ruhunun bulunduğunu geç de olsa fark etmiş bir insan. Peki biz vücutlarımızla yaptığımızı sandığımız bu eylemleri gerçekten de ruhumuzu ve yüreğimizi de ortaya koyarak gerçekleştirebiliyor muyuz? Gerçeğin mayasını gözümüzle değil, esas yüreğimizle görmek istiyor muyuz?

Kürk Mantolu Madonna, boşlukların ütopyasıdır. Boşlukların anlamını en güzel şekilde idrak edeceğiniz romanlardan birisidir. Raif Bey anlatıcı için, Maria Puder de Raif Bey için bir ütopyadır. Fakat aynı zamanda boşlukların distopyasıdır da diyebiliriz. Çünkü boşluklar bu ikilemde kaldıkları sürece anlamlı olan olgulardır zaten. O bilinmez boşluğun kapanıp kapanmayacağını bilmeden yaşamak, beynini ve ruhunu bitirmek harika bir distopya değil midir? Bu kalabalık hayatta, bu dolulukların kirlettiği hayatta, yüreğimizi ve ruhumuzu gereksiz şeylerle doldurmaya çabalayan yüzlerce olayın, nesnenin, insanın olduğu bu hayatta biraz da boşlukların olmasını arzulamak harika bir ütopya değil midir?

Kürk Mantolu Madonna, toplumların analizidir.
"Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi." diyor bize Raif Bey 149. sayfada. Gerçekten de bir kişiden bütün insanlara yayılan bir tümevarım mümkün müdür? Sınırların denendiği bir romandır Kürk Mantolu Madonna. Sınırlardan korkmamamızı öğretir, sevmenin sınırı mı olurmuş yani?

O aşağı bakış yok mu o aşağı bakış. Ah, Raif! Seni anlıyorum. Anlamaz mıyım hiç? Belki o kadın yukarıya ya da sana doğru baksaydı sen o kadınla hiç ilgilenmeyecektin. Ama o kadının aşağı doğru bakması yok mu... O aşağı ki neler olmuyor o yeryüzünde. Her gün bombalar atılıyor, çocuklar ve masumlar ölüyor o aşağıya bakılan yerde. Boşluklar her gün bombalarla, ölümlerle, yalanlarla dolduruluyor. Belki de bu ilk bakış sana bu kadar şeyi düşündürdü. Neden olmasın? Hayatla savaşı olan bir insanı tanımak istedin diye suçlu mu oldun yani?

O zaman Raif, sana diyorum... Boşluklarını bir insanla kapatmaya veya kapatmamaya çalışan sana diyorum ki, senin Maria'nı günümüzde Madonna ile karıştıranlar var Raif. Biliyorum, üzüleceksin bunları okuyabiliyorsan eğer fakat gerçek bu. Özür dilerim sana o hasta yatağında bunu söylediğim için. Biz de senin defterini okuduk işte fena mı? Hem sen de seni dinleyecek ve anlayacak birilerini aramıyor muydun? Bir kişiye de olsa içindekileri dökmek istiyordun... Artık içini dökebildiğin ve onları anlayan milyonlarca insan oldu. Biz bu kitap oldukça senin boşluklarını kapatmaya her zaman devam edeceğiz Raif.

Oguzhan Kocyiğit 
 07 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yine bir kitap bitti... Bu sefer ne diyeceğimi, nerden bașlayacağımı bilemiyorum. Kitabi elime alıp, bașlama faslı o kadar kolaydı ki, nerden bilebilirdim bu ani terkedilmiș hissini yașamayı... Keșke daha uzun sahifelere sahip olsaydı kitap, keșke Raif efendi ile tanıșabilseydim, bunu șuan o kadar çok istiyor, o kadar çok istiyorum ki, Raif efendi ne muazzam bir adam. Gerçekten, olanları hazmedemiyorum. Boğazımdan yıkıntı ile geçiyor, bu süre zarfında olanlar. Drama ile yakından boğuluyorum. Sabahattin Ali'nin çok okunmasına șașmamalı...
Kitabın ve yazarın edebi noktasına gelecek olursak, muhteșem demem kafidir. Bazı eski Türkçe kelimeleri okumak ve anlamlarını așağı bölümde görmek, oldukça huzur verici... Okunmalı dediğim yazarlar arasına girdi bu usta yazar... Ama tabii dayanabilecek iseniz, demekte bir sakınca olmaz, sanırım...

Kürk Mantolu Madonna benzeri kitaplar

Meral 
02 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Güzel bir hayat yaşarken, beklenmedik bir durum ortaya çıkar ve bütün mutluluk yok olur. Dıştan sakin görünen fakat içinde fırtınalar kopan, hayata küsmüş bir şekilde devam eden insandır Raif.. Yüreğimde Raif 'e karşı bir acı hissediyorum hala.. Mükemmel roman.

Hacı Seydaoğlu 
12 Eyl 2014 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Çok güzel bir roman deyip geçmek kitap ve Sabahattin Ali için büyük haksızlık olur. Kitabı okumadan önce popülerliğini biliyordum. O nedenle büyük beklenti içerisinde okudum. Genellikle büyük beklenti oluşunca insan istediğini bulamadığı için beğenemiyor. En azından ben böyleyim. Fakat bu kitapta böyle bir şey olmadı. Beklediğimin de üstünde çıktı. En beğendiğim yönü ise yazarın Türkçe'yi kullanma tarzı. Kişisel bir takıntım var. Anlatım bozukluklarına çok dikkat ederim bir şey okurken. Bu kitapta o kadar uzun, karışık ve devrik cümle kullanılmasına rağmen bir tane bile anlatım bozukluğuna denk gelmedim. Zaten kitabın bu muhteşemliğini anlayınca yarısından sonra anlatım bozukluklarını aramayı bıraktım. :)

Kitabın hikayesi de muazzamdı. Özellikle 1900'lü yıllarda Almanya'daki yaşamı ve Türkiye'deki yaşamı merak edenler için güzel olacaktır. Değişik bir roman işte. Bitirdikten sonra bir kaç gün hikayeyi düşünmeden edemiyor insan. Sanırım yerli edebiyatımızda bundan 5 tane daha kitap bulamayız.

1 puanı nereden kırdım bilmiyorum. Belki de ileride puanımı değiştirip 10 veririm. Fakat bence bir kitaba 10 vermek zor olmalı. Çünkü 10 verdiğiniz bir kitap sizin için her yönüyle kusursuz ve hayatınızı etkileyen bir kitap olmalı bence. Sanırım ciddi anlamda bir etki doğurmadığından dolayı 10 veremedim.

Son olarak kitabı bitirme durumum üzerine bir şey söylemek istiyorum. Sabah 11'de sınavım vardı. Antalya'dan İstanbul'a akşam 9 arabasıyla gidiyorduk İbrahim'le (@ibrahimkorhan). Sınava hiç çalışmamıştım. 20-30 sayfa okuyayım diye elime bir aldım, sabaha kadar bırakamadım. O kadar içine çektiki hikaye gerçekten bırakamadım. Sınavı bir şekilde geçtim o ayrı mesele tabi. :)

Velhasıl okuyun derim. Bu türde kitapları sevmiyorsanız bile okuyun.

Ümit 
20 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Hepimiz bir Raif efendi olmak istememiş miydik kitabı okurken?.. Sonra kendimiz engel olduk kendimize, zor geldi vazgeçmek kendimizden.Hiçbir getirisi olmayan ve; gönlümüzü değil sadece bedenlerimizi tatmin eden saçma şeyler peşinde koşmamış mıydık? Çünkü biz insandık, insanlıktık...

Yasee 
 10 Şub 21:19 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabı starbucks bardağı ile fotoğraf çekilmeyeni dövüyorlarmış dediler. Ben yine de çekilmedim. Hatta tuttum balkona koydum arkaya da Hekimbaşı Mezarlığı'nı aldım öyle çektim. Altına da şunları yazdım:
" Ölüm değilmi ki içimizde kalanları bir daha söylememize engel olan en can yakıcı ve en büyük pişmanlığımız ? Bugün içim bulutlu. Bugün umut yok. Bugün duygularım karışık. Maria Puder ve Raif Efendi'nin aşkı ile yok olup gitti tüm umutlar, ihtimaller ve hatta yaşama dair iyi şeyler... Gömdüm hepsini karşıdaki mezarlığa.
Bugün ikinci okuyuşum. Belki ilerde yirmi iki...
Çünkü bazı kitaplar hafızadan silinip gitmemeli.
"Ah Maria, niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz? Niçin rüzgârlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz? Niçin yanımda değilsin?"

Bence iyi olmuş, güzel de olmuş. Çok beğeni almadı ama olsun. Hep o lanet olası starbucks bardağının eksikliği :D

Okumayan kalmadıysa da gözünüze bolca sokulduğu için illaki bir kaç fikir oluşmuştur kitaba dair. Yine de bilmeyenlere içeriği hakkında bilgi vermek, bilenlere de bende hissettirdiklerini anlatacak bir kaç cümle kurayım.
Raif Efendi tüm ön yargıları alt üst eden bir adam. Dışarıdan bakıp herkesin pasif görüp hiçbir işten anlamadığını düşünmesine rağmen bambaşka bir dünya ve yaşanmışlık var kendi içinde.
Maria Puder ise tam güçlü bir kadın örneği benim gözümde. Tüm yaşanmışlığına rağmen dik duruşu ile adeta taht kurdu kalbimde. Genel olarak kitap özetlerinde hep Raif Efendi üzerinde durulmuş ama bence Maria da başlı başına ele alınıp psikolojisi üzerine düşündürecek bir karakter.
Ve aralarındaki müthiş aşk...
Aşk diyince sizin anladığınız şey gelmesin aklınıza. Hani yaşı, mesleği, geliri, memleketi, kültür seviyesi, evi, arabası... yani kısacası kriter kelimesi altında topladığınız ve bunlar uyuyuyorsa kabul ettiğiniz değil, tüm bu ıdı vıdılardan bambaşka bir şey onların ki.

Daha tanımadan, tanışmadan aşık oluyor Raif Efendi. Hem de bir tabloya. Günlerce gitmiyor tablonun önünden. Her detayına kadar ezberliyor tabloyu ve bir gün ressamıyla da tanışıyor. Ama öyle kaptırmış ki kendini tabloya, konuştuğu kişinin o olduğunu fark etmiyor bile. Başka zaman bambaşka şartlarda üstelik hiç de istemediği bir durumda tekrar karşılaşıyor Maria Puder ile. İşte o zaman başlıyor her şey. Ama istediğiniz gibi güllük gülistanlık da gitmiyor malesef. Ama yine de aşklarını yaşamaktan vazgeçmiyorlar.

Çünkü Atilla Şanbay'ın dediği gibi;
Bazı şeyler, kötü sonlara rağmen yaşanacak kadar güzeldir.
Yüzyıllardır oynanmasına rağmen, hiçbir seyirci sahneye fırlayıp, Romeo'nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır.
Sonunda geminin batacağı bilindiği halde, Titanic filmi defalarca izlenmiştir.
''Bitecektir'' korkusuyla aşktan kaçanlar, eğer dünyaya gelmeden önce kendilerine danışılsaydı, sonunda öleceklerini bildikleri için, hiç doğmamayı seçerlerdi.
Böyle yaşanmaz...
Romeo ölmeli,
Titanic batmalı
Ve aşk
Her şeye rağmen yaşanmalı.

En başından beri sürükleyici olan, Maria Puder ile tanışmasından sonra sizi daha çok içine alan bir kitap.
Kısacası efendim. Okuyun ve ısrarla okutun lütfen. Olmazsa bir kahve ısmarlayın. Okuma isteği otomatikmen gelir zaten :D

Sevgiler <3
Iyi okumalar ^_^

Semih 
 19 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Defalarca okunabilen, her okunuşta yeni dokunuşlar bulunabilen, Türk edebiyat tarihinin en güzide, en naif ve en sarsıcı eseridir.

Çoğunlukla ülkemizde, bir Sabahattin Ali hayranının ısrarlı ve bıktırıcı tavsiyesi üzerine okunmaktadır. Tavsiye üzerine okunan kitaplardan hoşlanmayan biri olarak, bu harika eserle tanışmam, kitabevinin ''en çok satılanlar bölümü''nde gerçekleşmişti. Kitabın yalnızca arka kapağını okuduğumda aldığım o anki edebi hazzı ve yazarın samimiyetini unutmam asla mümkün değil.

Eseri okumaya başladıktan sonra peş peşe 5 kere daha ara vermeksizin okuyup hemen çevremdeki insanlara da okutma gayretine giriştim. Zira kitap benim için Türk edebiyat tarihinin adeta Kuranı haline gelmişti. Tavsiye üzerine kitap okumaktan hoşlanmayan biri olan beni, kısa sürede tavsiye ederek kitabı okutmaya çalışan birine çevirmişti. Bu kişisel değişimim üzerine, samimiyetime ve kitap zevkime güvenen onlarca kişiye kitabı tavsiye ederek okuttum ve o okuyan kişilerden bazıları şimdinin hakimi ve savcısı oldular. Birçoğu da kitabı onlarca kişiye okuttu, Tıpkı benim onlara okuttuğum gibi. Böylece tanımadığım birçok kişinin hayatına dokunmamı sağladı, Kürk Mantolu Madonna...

Şimdilerde ise sosyal medyada, kitap okuduğunu göstermenin ve entelektüel kişiliğini ön plana çıkarmanın en önemli ögesi haline gelmiş durumda. Bilinçsiz okurlar tarafından içi boşaltılmış halde ve birçok hadsiz fenomen tarafından espri konusu olmakta. Varsın, o cahiller basit esprilerine konu ededursunlar, biz edebiyat severler için Kürk Mantolu Madonna'nın yeri tartışılmayacak bir şekilde zirvededir.

Nurhan Işkın 
15 Eki 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Raif Efendi...Ruhunu analiz ederek yaşadığı aşkla, kendini keşfedip diğer insanlarda görmediği sevgiyi ve tutkuyu Kürk Mantolu Madonna Maria Puder'le tanıştıktan sonra daha iyi anlamaya başlayacaktı. Bomboş hayatının, ruhunu besledikçe doyduğunu tecrübe edecek ve yaşamı boyunca bu doyumu sağlayan tutkuya sarılacaktı...
İnsanın dış görünüşünden ziyade iç dünyasının anlatıldığı muhteşem bir eser...
Okuyacak olanlar asla pişman olmayacak, aksine son sayfasından sonra keşke devam etseydi diyeceğiniz etkisinde uzun süre kalacağınız bir kitap...

Sanırım bu ülkede gelmiş geçmiş en popüler kitap ünvanına sahip olabilir. Öyle ki hakkında karikatürler, espriler yapıldı. Nereye gitsem,sosyal medyada hangi sayfaya girsem mutlaka karşıma çıktı. Bu kitapla birlikte kahve popülerliği de arttı. Çünkü herkes bu kitabı okuduğunu gözümüze sokmak için,bol bol kahveyle çekilmiş resimler attı,atıyor. Ama sonuna kadar bu ilgiyi hakediyor. Kitabı ilk üniversiteye başladığım yıl hocam hediye etmişti. Malesef ülkemizde cümleleri bu kadar sağlam pek yazar yok. Bunu söylemekten nefret ediyorum ama her kalemi eline alana yazar demek Sabahattin Ali gibi yazarlara saygısızlık. Kitap Almanya ve Türkiye arasında geçiyor. Gerçek aşkı,vefayı (Maria Puder in vefası, Raif Efendi de bu duygunun kırıntısı yok ) ve hüsranı en içten şekliyle anlatmış.

Mavi kapağıyla, yanında kahvesiyle, belki de çimenlikte instagram kullanıcılarının vazgeçilmez romanı Kürk Mantolu Madonna...

Popüler olan şeyleri okumama, izlememe gibi huylar edinmeseydim belki de çok daha önce tanışmış olacaktım bu şaheserle. Öğretmene sinir olup derse küsen öğrenci sendromumu en sonunda yenebildim ve hüzünlü bir aşk hikayesine yelken açtım...

İş arkadaşlarımızı, komşumuzu, ailemizi ne kadar tanıyoruz acaba?
Onlar bizi tanıyorlar mı?
Birini tanıma sürecine girerken kıstas aldığımız kriterler ne?
Bu gibi sorularla baş etmek gerekiyor öncelikle. Bana kalırsa kimse kimseyi tamamen anlayamaz, tamamen yakınlaşamaz. Ama anlayabileceği yakınlaşabileceği kadarını da yapmak istemez. Çünkü zamanımız kısıtlıdır, çünkü gerek yoktur, çünkü daha kendimizi bile anlayamamışken başkası da nerden çıkmıştır? Gördüğümüz insanla ilişiğimize devam edip etmeyeceğimizi, gördüğümüz ilk andaki saliselik dilimle karar veririz. Karşımızdaki kişiyle insan olduğu için değil, göze çarpan bir özelliği olduğu için ilgileniriz.

Raif Bey'i de kimse tanımak istememiş. O da bir başkasının ilgi alanına girmemeye gayret etmiş, saklamış sahip olduğu değerli şeyleri en ücra köşelere bir kadının gelmesini beklemiş. Kadın gelmiş, hikaye başlamış...

Kitap kadınlık/erkeklik olgularını oldukça iyi işlemiş. "Sen kadın olmalıymışsın." der Raif Bey'in babası. İçe kapanık olmak, itaatkar olmak, sessiz olmak... Bütün bu edilgen tutumlar toplum nazarında kadın olduğunda ne kadar iyiyse, erkek olduğunda ise o kadar kötüdür. Toplum ataerkildir, aile ataerkildir ve otoriteden uzak bir baba başarısız kabul edilir. Maria Puder ise daha cüretkar, daha konuşkandır. Onun da toplumda yeri pek yoktur. Erkeklik gururunu yüceltmeli, en üstlere koymalıdır ya namuslu(!) olmalıdır ya da barda bir erkeğin onu tamamen etten kemikten görmesine, dokunmasına ses çıkarmamalıdır.

Bir şekilde belirlenen bu rollerin dışında kalmış, iki farklı karakter. Biri özgüvenini muhafaza edemememiş, öbürü insanlara olan inancını. Peki bu rolleri kabullenselerdi daha büyük bir facia çıkmaz mıydı? Kendisi gibi olamayan mutsuz iki insan. Hiç başlamayan bir aşk. Maalesef insanlar hoşlandıkları gibi insanları tercih edip gerisini boş vermektense toplumun tamamını sıraya dizme görevini kendinde hak görüyor. Mutsuzluk da işte tam orada başlıyor.

Bazen de tamamen rastgele buluyor bizi mutsuzluk. Birbirinden alakasız önemsiz olaylar birleşe birleşe bize yeni bir kader örüyor. Tamamen tesadüfi bu olaylar silsilesinde ufacık bir kesiti geçmişe gidip değiştirsek değişen kaderimiz, o anda çoktan var olmuş oluyor. Raif Bey'in babası ölmese diyorum, enişteleri dolandırmasa, Maria annesine Raif Bey'in ismini verse veya da o gazete kağıdını en başta Raif Bey hiç cebine atmasa... Böyle sürüp gidiyor işte. Belki böyle olmazdı.

Sabahattin Ali'yi daha önce hiç okumamayı o kadar büyük bir eksiklik olarak görüyorum ki en yakın zamanda telafi edeceğim. Kitabın ününe gelecek olursak da iyi ki diyorum. En azından popüler kültür nadiren de olsa kaliteyi de besleyebiliyor. Bu diğer olasılıktan bin kat daha iyi.

Aysel 
10 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin AliKürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 86)Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 86)
Elviniko 
 12 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Aşk
Benim beklediğim aşk başka! O bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka; istemek bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka... Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!.

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin AliKürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
esraaltunerrr 
 24 Eyl 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Varlık
Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan insanı vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat hep böyle değil midir ? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 86)Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 86)
Kutluay 
14 Eki 2014 · Kitabı okudu · 10/10 puan

"Bir ümidim yok. Bu sondu. Artık hiç bir şeyin değişmesine imkan yok, lüzum da yok."

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin AliKürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

“Ben böyleyim işte!” dedi. “Ben garip bir kadınım. Benimle ahbaplık etmek isterseniz birçok şeylere tahammüle mecbur kalacaksınız."

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin AliKürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
Hacı Seydaoğlu 
 12 Eyl 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İnsan
Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamakta bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 38)Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 38)

“Yılbaşının da sence hiçbir hususiyeti yok mudur?” diye sordum.
“Hayır” dedi, “senenin diğer günlerinden ne farkı var sanki? Tabiat onu herhangi bir şekilde ayırmış mı? Ömrümüzden bir sene geçtiğini göstermesi bile o kadar mühim değil; çünkü ömrümüzü senelere ayırmak da insanların uydurması… İnsan ömrü doğumdan ölüme uzanan tek bir yoldan ibarettir ve bunun üzerinde yapılan her türlü taksimat sunidir…”

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 110)Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (Sayfa 110)
Akın 
27 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"... İnsanlara ne kadar muhtaç olursam, onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu..."

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin AliKürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
130 /

Kitapla ilgili 22 Haber

“Kürk Mantolu Madonna” için koku tasarımı
“Kürk Mantolu Madonna” için koku tasarımı Sabahattin Ali‘nin ünlü romanından uyarlanan “Kürk Mantolu Madonna” koku entegrasyonu yapılan ilk tiyatro oyunu olma özelliği taşıyor.
Kürk Mantolu Madonna’yı kimin oynayacağı belli oldu
Kürk Mantolu Madonna’yı kimin oynayacağı belli oldu Sabahattin Ali’nin ünlü romanı Kürk Mantolu Madonna’nın film yapımcısı Ay Yapım, başrol için Marion Cotillard’la görüşüldüğünü açıkladı.
Kürk Mantolu Madonna İran’da Sansürlendi!
Kürk Mantolu Madonna İran’da Sansürlendi! Türk edebiyatının unutulmaz yazarlarından Sabahattin Ali’nin kaleme aldığı Kürk Mantolu Madonna kitabı İran’da sansürlendi. Eserin Farsça çevirisindeki ‘öpme’ fiilleri kitaptan çıkartıldı.
Sabahattin Ali’yi Solcu Yapan Kitap ”Oil” - Petrol
Sabahattin Ali’yi Solcu Yapan Kitap ”Oil” - Petrol Sabahattin Ali’yi Solcu yapan, kendi deyimiyle; ‘İnsan, namuslu bir insan mutlaka solcu olmalı’ dedirten Kitap: "Oil - There Will Be Blood" Petrol - Kan Dökülecek...!
'Kürk Mantolu Madonna' film oluyor!
'Kürk Mantolu Madonna' film oluyor! Uzun süredir beklenen haber sonunda geldi. Sabahattin Ali'nin 'Kürk Mantolu Madonna' kitabı film oluyor!
Kürk Mantolu Madonna Tasarım Halinde Londra’da
Kürk Mantolu Madonna Tasarım Halinde Londra’da Türk edebiyatının önemli isimlerinden Sabahattin Ali’nin en çok okunan romanı Kürk Mantolu Madonna için yapılan bir tasarım 17-25 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek Londra Tasarım Festivali’nde sergilenecek.
Sayfalar Arasından Zihinlere Temas Etmeyi Başaran 14 Kadın Karakter
Sayfalar Arasından Zihinlere Temas Etmeyi Başaran 14 Kadın Karakter Edebiyat sahnesinin gizemli figürleri daima kadınlar olmuştur. Geçmişten günümüze ataerkil olan dünyanın hazineleri de, hep onların arasından çıkar. Zihne, yüreğe, fikre işleyen 14 müthiş kadın:
3 /