İçimizdeki Şeytan

8,6/10  (1.669 Oy) · 
4.698 okunma  · 
1.741 beğeni  · 
16.382 gösterim
"İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizdeki şeytan yok... İçimizdeki aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..."
Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" gösteriyor Sabahattin Ali.
Aydın geçinenlerin karanlığına, "insanın içindeki şeytan"a keskin bir bakış.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2014
  • Sayfa Sayısı:
    268
  • ISBN:
    9789753638036
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hacı Seydaoğlu 
12 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitabı bitir bitirmez Franz Kafka'nın "Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?" sözü geldi aklıma. Uzun bir süreden sonra bir kitap okuduktan sonra gerçekten de sarsıldığımı fark ettim. Kitap bir kişisel gelişim kitabı değil tabi ki. Fakat içimizdeki şeytanı -ya da olmayan şeytanı- bize göstermesi bakımından birçok kişisel gelişim kitabından daha etkili diyebilirim.

Kitabın ana konusu 1940'larda yaşayan 20'li yaşlarında iki gencin hiçbir destek almadan, maddi zorluklar içerisinde evlenmesi ve o yılların milliyetçilerinin durumu. Olay çok az sayılabilir. Fakat üstadın tespitleri o kadar yerinde ve müthiş ki okurken sıkılmanız çok zor. Kitap çok geniş bir yelpazede birçok konuya temas ediyor. Bunların hepsini yorumlayabilmek benim haddim değil. İlişkiler ve içimizdeki şeytan bahsini Sena isimli okurumuz altta bağlantısını vereceğim yorumunda çok detaylıca ve güzel bir şekilde irdelemiş. İlkesel olarak 1000kitap’ta siyasi hiçbir görüşümü yazmamaya çalışıyorum. Fakat söz konusu Sabahattin Ali olunca sanırım biraz yazmak gerek.

En hayıflandığım nokta kitap 1940’larda geçmesine rağmen 2015 Türkiye’sinde pek bir ilerleme göremediğimdir. Bilakis gerilemeden de bahsedebiliriz. Kadın-Erkek eşitliğinden, cahil bir toplum oluşumuza hiçbir konuda bir adım bile ilerlemediğimizi düşünüyorum. Üstadın kaleminden ilk olarak Kürk Mantolu Madonna’yı okumuştum. İtiraf etmek gerekirse böyle bir kitabın yazarı nasıl olur da kalleşçe bir saldırı ile öldürülür diye düşünmüştüm. Fakat yazarı tanıdıkça, okudukça böylesi bir ülkede böyle bir yazarın öldürülmesinin çok “doğal” olduğunu daha iyi anlıyorum. Uzağa gitmeye gerek yok en basitinden Sabahattin Ali’yi öldüren Ali Ertekin isimli şahıs “milli hisleri tahrik”ten indirim alarak 4 yıl ceza almış. Ve birkaç hafta sonra aftan yararlanarak hapisten çıkmış. Sabahattin Ali’den –belki de öncesinden- Uğur Mumcu’ya, Sivas Katliamı’ndan Hrant Dink’e kadar uzanan bu “öldürme aklı” artık ülkemizde yerlileşmiş durumda. Bu ölümleri toplumun bütününe ya da belirli kesimlere mal etmek pekala yanlış olur. Fakat toplumun bütünü bu ölümlerin bir tanesinde bile ciddi bir tepki gösterseydi bunların yaşanması bu kadar kolay olmayacaktı. O yüzden dolaylı olarak bütün bir toplum suçluyuz.

Umarım bu ülke bir gün aydınına sahip çıkan bir ülke olur.
Umarım bir gün insanlar taraftar olduğu takımlar, oy verdiği partiler kadar aydınlarını, yazarlarını da sahiplenir.
-------
Sena Hanım’ın bahsettiğim yorumu: #324363 /> Kürk Mantolu Madonna hakkındaki yorumum: #617378

Sena 
04 Nis 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

‘Kürk Mantolu Madonna; Maria Puder’, ‘Üst Kattaki Terörist’in Alt Kattaki Komşusu; Nurettin ‘, ‘Yüzüncü Ad’ın Dul Kadını; Marta’, ‘Baltası Kadar Masum Katil; Raskolnikov’, ‘İsimle Ateş Arasında; Nihade’, ‘ 5 yaşında kocaman bir çocuk; Alper Kamu’, ‘Afili Filinta; Nuh Tufan’, ve dahası...

Ben kimseyi Ömer kadar sevmedim.



Öyle roman karakterleri vardır ki, romanın da önüne geçerler, Ömer gibi..

Seneler önce bir arkadaşımın okuyup okumadığımı sorduğu bir kitapla başladı Ömer ile olan hikâyem. Sabahattin Ali’nin ‘İçimizdeki Şeytan’ kitabı. Hiçbir fikrim yoktu, ben de çoğunluk gibi kült eser diye ‘’Kürk Mantolu Madonna’yı okumuştum tabi ama’ İçimizdeki Şeytan’la ilgilenmemiştim, nihayetinde bir romandı ve o vakitler roman okumak için güçlü gerekçeler arardım. (cahil yaşlar) Bunu bilen arkadaşım ‘Ömer ve Macide arasında geçen patolojik bir aşk hikayesi diyerek başladı söze, ilgimi çekeceğini bilerek devam etti; müthiş bir dönem eleştirisi ve roman kahramanları ile tanıdık kimselere yapılan göndermeler vs.. Bunu okuyan her kadının kitap bittiğinde ‘Macide’ olduğunu öyle hissettiğini de eklemişti, tecrübesiyle sabitmiş..

Neymiş bakalım deyip okumuştum. Okuduğuma asla pişman olmadığım –ki tavsiye üzerine okuyup pişman olmuşluklarım vardır- okumamış olanın ne büyük bir kayıp içinde olduğunu düşünüp hayıflandığım kitap. Bir ‘’Sabahattin Ali şahanesi: içimizdeki şeytan’’. Ben Macide yerine Ömer oldum kitabın sonunda orası da ayrı muamma. Mesela Macide’nin tüm masumiyet ve çaresizliğine rağmen onu suçladım, kitabı finalinde Macide’ye kızıp Ömer’e üzüldüm, her şeye rağmen Macide’den çok Ömer’i sevdim vs..

Sabahattin Ali denince akla ilk gelenin ‘’Kürk Mantolu Madonna’’ olmasını anlayışla karşılamakla beraber bunun diğer eserlerin önüne geçişini haksızlık olarak görmeye bu kitabı okuduktan sonra başladım. Öyle ki İçimizdeki Şeytan bana göre Kürk Mantolu Madonna’nın çok ötesinde çok daha güzel bir kitap. Bunlar göreceli kavramlar, muhakkak kişiden kişiye değişir biliyorum ama bende uyandırdığı duygu bu. Sabahattin Ali denince onca mücadele, fikir çilesi, siyasi kavgaları, mahkumiyetler ve neticesinde meçhul bir failli ölüm den sonra akla ilk Maria Puder gelir. Kürk mantolu.. Yeni öğrendim meğer, yazarın anıları yılar sonra okunduğunda görülmüş, aslında Almanya’da yaşadığı dönemde görüştüğü, birlikte müze ziyaretleri yaptığı gerçek bir kadınmış maria puder ve romana kahraman olmuş. Ömer’den önce benim de kahramanımdı.

Ve Ömer; kitapta kendi için aynen şöyle der (Sabahattin Ali’nin kalemiyle)‘’..hâlbuki omuzları üzerinde benimki kadar hummalı bir baş taşıyan insanlardan korkulmalıdır... Onlar dünyanın en fena ve en iyi mahlûklarıdır..’’

Omuzları üstünde hummalı başıyla Ömer, bir öğrenci, felsefe okuyor hafif kilolu, gözlüklü, kitap boyunca en kızdığım ama en sevdiğim karakter. İradesiz, zayif, çokça zaaf sahibi fakat bunları affettirebilecekse eğer - ki ben affettim, her türlü hatasının fazlasıyla farkında. Sadece bu bile Ömeri sevmek ve takdir etmem için yetti. Dahası cabası.

Ömer, asık olduğu ve aşkına hak ettiği karşılığı bulduğu konservatuarda piyano öğrencisi olan bir genç kız; Macide. ikisinin ortak arkadaşı piyano hocası bir genç adam ve İstanbul.. Türlü gatezeciler, politikacılar, hukukçular ve üniversite öğrencileri. Tümü romanda mevcut. Macide naif, anlayışlı ve çok da güçlü bir karakter. Ömer kadar zor bir insanla beraber hayata atılma riskini alacak kadar güçlü, en azından başlarda..

Romanda bahsi geçenin sıradan bir aşk hikâyesi olduğu kanısına varılsın istemem zira bir düşünceye körü körüne nasıl bağlanıldığı, yazarın kendi deyimiyle aydın geçinenlerin kofluğu, sürüklenmenin ve tutunamamanın çaresizliği de anlatılıyor romanda.Hakikat arayışı iddiasındayken bu arayışın için kaybolmuş bu yüzden asla bir yere ulaşamayan, yönünü seçemeyip bocalayan bir adam; Ömer, aşık olduğu kadın ve çevresi.. 1940'ların insanlarının psikolojik çözümlemeleri, , felsefe, siyaset, toplum ve birey eleştirisi ile dolu muhteşem öykü.

Öykünün ilk bakışta görünmeyen yüzü ise yapılan göndermeler. Kitap hakkında yapılacak küçük bir araştırma ile görülecektir ki hakkında yazılmış yazı ve tahlillerin çoğu karakterler üzerinden yapılan göndermelerle ilgilidir. Bu da romanın siyasi yönüdür. Döneminin iki mühim şahsiyetine ve yaşanan olaylara ışık tutması ile de bir belge niteliğinde değerlendirenler olmuştur. Romanda Ömer’in en yakın arkadaşı ‘ Nihat’ Nihal Atsız ile özdeşleştirilmiş hatta Atsız tarafından bu kitaba karşılık ilk basıldığı yıllarda ‘’İçimizdeki Şeytanlar’’ isimli bir broşür ile karşılık verilmiştir. Bir de ‘İsmet Şerif’ var, Peyami Safa’yı temsil ettiği şekilde yorumlanan karakter.

Siyasi ya da felsefi yönü bir yana roman şahane tiratlarla doludur. Özellikle Ömer’in vicdan muhasebesi sahnelerinde kendi kendine yaptığı sessiz konuşmalar.. Merak uyandırmasını umarak yaptığım bu tavsiyenin işe yaraması ihtimaline karşı kitaptan alıntı yapıp tadına kaçırmak istemiyor olmasam onlarca alıntı yapardım. öyle çok cümle var ki alıntılamak istediğim.

"... lakin hilkat bize bu felaketi hafifletecek bir vasıta vermiş: etrafı çeşmi ibretle temaşa kabiliyeti..." der mesela yazar bir yerde ilk okuduğum andan beri aklımdadır :

‘’Etrafı çeşmi ibretle temaşa kabiliyeti..."

Bu ne tatlı nasıl güzel bir söz sanatıdır. Sabahattin Ali maalesef bu cümleleri, bu romanı yazdıktan sadece 8 yıl sonra öldürüldü. Düşünmeden edemiyorum başka türlü olsaydı, daha neler okuyacaktık kaleminden. Elde kalanla yetinmek şimdi bize düşen, kitabı okumamış olan arkadaşlara tavsiyemdir bugün kendinize bir iyilik yapın, satın alın ve okuyun.

Başak Otsukarcı 
 22 Eki 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu iletiyi özellikle Tuncay Canımoğlu için paylaşıyorum. Kürk Mantolu Madonna'dan sonra bu kitap Sabahattin Ali'nin okuduğum ikinci kitabı ve Kuyucaklı Yusuf'u da okuyacağım günü iple çekiyorum. Şimdilik favorim İçimizdeki Şeytan.

Bu kitaptaki Macide karakterini bazı durumlardan kendime oldukça benzettim. Kitabın sonu benim için süpriz oldu ama iyilerin her zaman kazanacağına inanlardanım.

Sabahattin Ali karakter tahlillerini o kadar iyi irdelemiş ki etrafımızda ne yazık ki hala bu karakterde bir çok insan mevcut. Yazara bir çok konuda bu kitabı okuduktan sonra hak verdim ve zaten daha öncesinde de böyle düşündüğüm için kendimi mutlu sayıyorum.

Üslüp olarak akıcı bir kitap. yer yer eski Türkçe kelimelere rastlansa bile dipnot olarak açıklamaları verildiği için zorlanmadan ve büyük bir heyecanla okudum.

Herkesin içinde bir şeytan var mıdır yok mudur bunu bu kitabı okuduktan sonra daha iyi anlayacaksınız.

Keşke büyük yazarlardan biri olan Sabahattin Ali'yi genç yaşında bu şekilde kaybetmeseydik..

Hakan TEKİN 
 23 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna ve Kuyucaklı Yusuf' tan sonra okuduğum üçüncü Sabahattin Ali romanı.
Sabahattin Ali okurken ki hislerimi tercüme etmek oldukça güç...
Kitabın içeriğinden bahsetmek gereği duymuyorum(kitap hakkında yapılmış onlarca inceleme mevcut). Ben sadece bu eserleri, bu eseri, Sabahattin Ali 'yi okumayı samimiyetle öneriyor ve bunu rica ediyorum.
Okumalısın ...

Asiye-Melikşah 
04 Mar 10:29 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabın içeriğinden önce giriş kısmındaki yazısı için Selim İleri'yi takdir etmek lazım.Çünkü bu bölüm kitabın gerçek değerini biçmemiz için bir kılavuz.Çok güzel yazılmış ve harika tespitler yapılmış.
Bence bu kitap yazarın en iyi romanı.Diğerlerini okuyanlar ruhsal tasvirlere ve hayran bırakan betimlemelere zaten aşinadır.İçerik olarak özünü bulmaya çalışan bir kişiyi(Ömer)anlatıyor.Kendini bulmak adına etrafındakilerden yardım dilenen arkadaşlarından eşinden rehberlik isteyen dışarıdan müdahe ile kendine geleceğini sanan bir kişi.Ama bu mümkün olmuyor.Zira bir gruba ya da eşe sahip olmak insanı kamil yapmaz.Her şey zihnimizde içimizde başlayıp orda bitiyor.Yani aslında ışık içimizde ve kahramanımız bunu çok geç fark ediyor.Kitabın son bölümünde zaten bizi yoldan sapıtan kötü şeylere teşvik eden içimizde bir şeytan yok sadece zayıf iradesiz insanlarız diyor.Sanırım bazılarımıza boş yaşamak kukla olmak,düşünmekten kolay geliyor.

Bayan Okur 
29 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 11 günde · Puan vermedi

Kitap karakterleri insanı içine çekiyor. Karakterlerin ve fikirlerin güçlülüğü insana bir güç verip kitapla bütünleşmenizi sağlıyor. Benim favori karakterim Macide. Çok keskin,korkusuz ama bir o kadar korkak bir karakter. İlgiyle okudum.

Salih Çermik 
01 Haz 22:22 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Sabahattin Ali'nin kitaplarının çoğunu okudum. Elbette Sabahattin Ali denilince akla gelen eserler Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan'dır.
Sabahattin Ali'nin en iyi kitabı değil bence ama harika bir yapıt. Karakterleri öyle güzel işlemiş ki asla havada kalan bir yanı yok kitabın. Olay örgüsünde açık kalan bir yer yok. Kadın karakterleri bir kadın gibi yazması ve her çıkarımında haklılık payının yüksek olması yazarı da eseri de kıymetli kılıyor. Bu kitap ders kitabı olarak okutulabilir. Yaşadıklarını aşk zanneden gençlerin ilişkilerini aydınlatma da faydası olacaktır. Sadık olmak, aşık olmak ve hatta insan olmak zor iş. İşte bu zor işlerin neden zor olduğunu görebilir her okur bu kitapta. Romandan ziyade eğitici bir kitap. Bu yönü daha ağır bastı zihnimde. Özel bir yer edindi kitaplığımda. Ve bir de kitabın özeti olabilecek birkaç farklı cümleden biri şu olabilir: 'İlk aşk ömür boyu yaşanan aşktır, çünkü aşk bir defa yaşanır.'
Tavsiye edilir.

BİROL COŞKUN 
 20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

İçimizdeki şeytan, muhteşem bir eser. Ömer'e bayıldım. Hangimiz hiç Ömer olmadık ya da hiç Ömer'le karşılaşmadık ki. Hangimiz ara ara yanlışlarımızı, hatalarımızı içimizde ki sese, içimizdeki şeytana yüklemedik ki, kör şeytanı başımızdan kovmadık ki... Oysa Ömer çok farklı, şeytan onu değil, o şeytanı takip ediyor, peşini hiç bırakmıyor.

Melek Nur 
17 Eyl 11:54 · Kitabı okudu · 9 günde · Puan vermedi

" İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN"
İçimizde şeytan yoktur. Sadece çok düşünce aşırı dikkatsizlik, ve daha bir çok yazamadığım sözler. İnsan kitabın kapağını açar canınız nasıl çikolatalı bir çokonat çekiyorsa bu kitaba da canım çok çekti. Her sayfasını okuduğumda canım bir daha, bir daha diye tuturuyordu. Kitaba değinmek istiyorum. Kitab gerçekten Sabahattin Ali'nin okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen bende bir çok etki yarattı. Gerek sözleri, gerek anlatımı, gerek bize şeytanın nasıl içimizde canlandırdığını tıpkı Ömer gibi Macide gibi kitabı size kuru kuruşuna, sonuna kadar okuyun hatta okudukça yakınınızdaki insanlara tavsiyelerde bulunun okuyun okudukça bir çok şeyin farkına varırsın Keyifli okumalar değerli kitapsever arkadaşlar."

Yonca 
 01 Mar 15:48 · Beğendi · 10/10 puan

Bir kitabı okurken ilk kez derin bir acı hissettim. Macide oldukça güçlü,dirayetli ve sevdiği adama sonsuz bir aşkla bağlı bir kadın, Ömer ise içindeki şeytanla baş etmeye çalıştıkça daha çok kapılan ve sevdiği kadına zarar verdiğini hissettiği anda ondan vazgeçecek kadar çok seven bir adam.Sabahattin Alinin en değerli eserlerinden biri ve bu kitabı baş ucu kitaplarıma ekledim. Öyle ki defalarca okunacak bir kitap.

Kitaptan 834 Alıntı

Ferah 
 11 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı."

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 188 - YKY)İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 188 - YKY)
BİROL COŞKUN 
12 Kas 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir."

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Aliİçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali

"Etrafımız o kadar çirkefle dolu ki, temiz kalmak için bir tek çare kendi dünyamıza çekilmek ve muhitle, hiç olmazsa manen, alakamızı kesmektir."

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Aliİçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali
Gizem 
23 May 00:36 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Birbirimize söyleyecek hiçbir şeyimiz yok muydu?"

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 241 - YKY)İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 241 - YKY)

" Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsiniz."

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Aliİçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali
Yeliznd 
10 Ağu 01:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

..."Niçin uyandım?.. Niçin bana kendimi unutturan uykum sürüp gitmedi?"...

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 87)İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 87)
emine çelikbaş 
16 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"İlkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer... Ne olursa olsun..."

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 61)İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 61)
Elif Kimya Salt 
 07 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Tam yaşamaya başladığım bu andan itibaren beni öldü saysınlar.

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 100)İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 100)
84 /

Kitapla ilgili 10 Haber

Sabahattin Ali'nin Nazım Hikmet Üzerine Düşünceleri...!!!
Sabahattin Ali'nin Nazım Hikmet Üzerine Düşünceleri...!!! Sabahattin Ali'nin memleket şairi Nazım Hikmet için düşünceleri: "Yalnız şuna inan ki, senin dostun olmakla değil, sadece seninle aynı devirde yaşamış olmakla övünüyorum. Bence Cervantes’in ‘Don Kişot’undan beri kendi memleketine ve dünyaya bu kadar tesir edebilecek bir eser yazılmamıştır."
Nazım Hikmet'in Sabahattin Ali ve "İçimizdeki Şeytan" Romanı Üzerine Yazısı...!
Nazım Hikmet'in Sabahattin Ali ve "İçimizdeki Şeytan" Romanı Üzerine Yazısı...! Nazım Hikmet'in Sabahattin Ali'nin "İçimizdeki Şeytan" romanının 1955 Rusça baskısı için yazılmış, kitabın sonunda yayınlanmış yazısı...
Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne?
Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne? Kürk Mantolu Madonna (1943) nicedir okurun kabulünde! Bu benim için şaşırtıcı gelmese de; ilkin orada İçimizdeki Şeytan’ı (1940), ardından da Kuyucaklı Yusuf’u (1937) görmek istiyordum. Nitekim İçimizdeki Şeytan şimdilerde okurun ilgi odağı oldu, sanırım Sabahattin Ali’nin “kült” romanı da bunu izleyecek.
Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne?
Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne? Kürk Mantolu Madonna (1943) nicedir okurun kabulünde! Bu benim için şaşırtıcı gelmese de; ilkin orada İçimizdeki Şeytan’ı (1940), ardından da Kuyucaklı Yusuf’u (1937) görmek istiyordum. Nitekim İçimizdeki Şeytan şimdilerde okurun ilgi odağı oldu, sanırım Sabahattin Ali’nin “kült” romanı da bunu izleyecek.
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü Son yıllarda Muhteşem Gatsby, Dublinliler ya da Satranç'ın farklı yayınevleri tarafından basılan çevirilerini gördük. 2015 yılında ondan fazla yayınevi Gulyabani bastı, sayısız Küçük Prens baskısı gördük. 2016'da muhtemelen çok sayıda yayınevi Aşk-ı Memnu basacak. Ama asıl fırtına için biraz daha beklememiz gerekecek. 70 yıllık telif süresi Sabahattin Ali'nin eserleri için 2018 sonunda, George Orwell'ın eserleri için 2020 sonunda dolacak.