Aziz Dost,
Pascal Couderc ’in bu eseri, modern zamanların ruh hırsızlarını ifşa eden bir hakikat aynası gibi önümüzde duruyor. İnsan, bazen en yakınındakinin kendi ışığını sadece kendi karanlığını örtmek için kullandığını fark edemez. Oysa her birimiz, kalbimizi bir emanet gibi taşırız ve bu kalbi, kendi nefsinin zindanında mahpus kalmış, başkasının enerjisiyle beslenen bedbaht ruhlara meze etmemeliyiz. İyilik, cahilin elinde bir zaafiyete, zalimin elinde ise bir iştah kaynağına dönüşür. Eğer bir bağ, seni kendi fıtratından, iç huzurundan ve asıl merkezinden uzaklaştırıyorsa, orada durmak sabır değil, kendi ruhuna zulümdür.
Unutma ki kalp bir kaledir ve bu kalenin anahtarını, onu sadece kirletmek isteyenlere teslim etmek, uyanış yolundaki en büyük engeldir. Bu yüzden, seni aşağı çeken her yörüngeden çıkıp kendi hakikatine hicret etmek, gerçekleştirilebilecek en büyük ıslahattır. Kendi değerini bir başkasının iki dudağı arasına bırakan, hürriyetini de o dudaklara teslim etmiş demektir.
Özellikle nefislerin dizginlendiği, kalplerin sükûnete çekildiği bu mübarek Ramazan ayında; sadece dünyevi hırslara değil, ruhumuza sızmaya çalışan o vesveselere de bir 'oruç' tutturmalıyız. Bu mukaddes ay, iç dünyamızdaki o büyük 'ıslahat'ı gerçekleştirmek ve bizi kendimizden uzaklaştıran her türlü manipülasyon zincirini kırmak için en güzel iklimdir. Ruhun bu arınma mevsiminde, kendi hakikatine hicretin daim olsun.
Bu kitabı okurken aslında kendi ruhunun tapusunu nasıl koruman gerektiğini tefekkür edeceksin. Kimsenin seni suçluluk prangalarıyla bağlamasına, senin nurunu kendi karanlığına gömmesine izin verme. Sözü yormadan, sükûtun ve hakikatin serinliğine sığınmanı dilerim.
Selametle...
“Herkes zaman zaman kendini açacak yeni, temiz bir sayfa ister ancak hayat öyle bir hak tanımaz. Daha önce yazdıklarını silmek gerekir. O zaman da ya iz kalır, ya da sayfa yıpranır.”