Emre Gündaş

Emre Gündaş
@Emre_Gundas
Hakkari’de doğup İzmir’de yaşayan sonrasında Instagram sayesinde influencer olup ülkemizi dolaşma fırsatı bulan Yunus göbek adlı insan.
Gezgin (influencer)
Üniversite Mezunu
Hakkari/Yüksekova (İzmir)
931 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
gencgezginler
Şu anda okuduğu kitap
Modern Zamanların Ruh Hırsızları: Bir Uyanış Rehberi
9/10
·182 syf.··
2026 1. kitabı
·
388 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 00:48
Aziz Dost, Pascal Couderc ’in bu eseri, modern zamanların ruh hırsızlarını ifşa eden bir hakikat aynası gibi önümüzde duruyor. İnsan, bazen en yakınındakinin kendi ışığını sadece kendi karanlığını örtmek için kullandığını fark edemez. Oysa her birimiz, kalbimizi bir emanet gibi taşırız ve bu kalbi, kendi nefsinin zindanında mahpus kalmış, başkasının enerjisiyle beslenen bedbaht ruhlara meze etmemeliyiz. İyilik, cahilin elinde bir zaafiyete, zalimin elinde ise bir iştah kaynağına dönüşür. Eğer bir bağ, seni kendi fıtratından, iç huzurundan ve asıl merkezinden uzaklaştırıyorsa, orada durmak sabır değil, kendi ruhuna zulümdür. Unutma ki kalp bir kaledir ve bu kalenin anahtarını, onu sadece kirletmek isteyenlere teslim etmek, uyanış yolundaki en büyük engeldir. Bu yüzden, seni aşağı çeken her yörüngeden çıkıp kendi hakikatine hicret etmek, gerçekleştirilebilecek en büyük ıslahattır. Kendi değerini bir başkasının iki dudağı arasına bırakan, hürriyetini de o dudaklara teslim etmiş demektir. Özellikle nefislerin dizginlendiği, kalplerin sükûnete çekildiği bu mübarek Ramazan ayında; sadece dünyevi hırslara değil, ruhumuza sızmaya çalışan o vesveselere de bir 'oruç' tutturmalıyız. Bu mukaddes ay, iç dünyamızdaki o büyük 'ıslahat'ı gerçekleştirmek ve bizi kendimizden uzaklaştıran her türlü manipülasyon zincirini kırmak için en güzel iklimdir. Ruhun bu arınma mevsiminde, kendi hakikatine hicretin daim olsun. Bu kitabı okurken aslında kendi ruhunun tapusunu nasıl koruman gerektiğini tefekkür edeceksin. Kimsenin seni suçluluk prangalarıyla bağlamasına, senin nurunu kendi karanlığına gömmesine izin verme. Sözü yormadan, sükûtun ve hakikatin serinliğine sığınmanı dilerim. Selametle...
1000Kitap
İkili İlişkilerde Duygusal ManipülasyonPascal Couderc · İletişim Yayıncılık · 20212,210 okunma
Reklam
BEDENİN ŞİFASI HASTANEDE, RUHUN "ISLAHAT"I KİTAPTA...
"Bir kitap gelir, kapıyı çalar ama ev sahibi o an 'can' derdindedir, açamaz..." Selahattin Tomar Bey ile dijital alemde, o kalabalıklar içinde yollarımız kesiştiğinde ve bu eser gündeme geldiğinde, takvimler geçen senenin bu vakitlerini gösteriyordu. Lakin o günlerde ben, kitabın kapağını değil, kendi kaderimin en zorlu sayfasını çevirmeye çalışıyordum. AMATEM’in o sessiz ve ağır duvarları arasında, nefsimle bir cenk halindeydim. Bedenim arınmaya çalışırken, ruhum "Ben kimim?" sorusunun cevabını arıyordu. O yüzden bu kitap, sahibini bekleyen bir mektup gibi bir kenarda vaktini bekledi, demlendi. Bugün, o fırtınalı günleri geride bırakmış, kardeş acısıyla pişmiş ama "Elhamdülillah" diyebilen bir Çelebi olarak bu "Islahat"ı elime aldım. Ve gördüm ki; benim hastane odasında kendi nefsim için verdiğim kavgayı, yazar cemiyetin tamamı için vermiş. İmam Gazali Hazretleri buyurur ki: "Suç, kalbin bir hastalığıdır; ceza ise acı bir ilaçtır. Eğer ilaç şifa vermiyor, sadece can yakıyorsa, o hekimlik değil, cellatlıktır." Kitabı okurken şunu hissettim: Yazar, Oktay karakteri üzerinden bize "suçlu" diye yaftalanan insanın aslında "yaralı" olduğunu haykırıyor. Biz o zorlu süreçlerde nasıl ki "bu adam bitti" denilip bir kenara atılmadıysak, nasıl ki bize "iyileşmek mümkün" denildiyse; bu kitap da topluma aynı reçeteyi sunuyor: "Hapsetme, tedavi et. Karartma, aydınlat." Bu kitap, benim için sadece bir kurgu değil, vicdanın ta kendisidir. Bir insanı demir parmaklıklar ardına gömmek kolaydır; zor olan, o "Oktay"ların içindeki insanı çekip çıkarmaktır. Selahattin Tomar, kalemini yargılayan bir tokmak gibi değil, uzanan bir dost eli gibi kullanmış. "İnsan harcanmamalı" diyen o sesi duydum satır aralarında. Ben ki o "düşüş"leri yaşamış biri olarak diyorum ki: İnsan, düştüğü yerden kaldıracak
İnsan ve Duygular
IslahatSelahattin Tomar · Selahattin Tomar · 2022655 okunma
“BEN DELİ DEĞİLİM” diyenler için (Bedava Haftasonu Terapisi)
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2024 79. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2024 00:00
İrvin David Yalom'un orjinal ismi “Lying on the couch” ve bizdeki ismi “ise psikologların hastaları için kullandıkları uzun koltuktan aldığı ismi “DİVAN” ile karşımıza çıkıyor. Aslında bu roman bana daha çok istatistik raporu veya dökümantasyon tadında gerçek yaşamdan kesitlere yer veriyor. Irvin D. Yalom da zaten tıp fakültesini bitirmiş bir psikolog yazar hatta yazar olmak İçin tıp fakültesi okumuş ve romanlarında yaşadığı tecrübeleri aktarmıştır. Nietzsche Ağladığında romanı sonrası ikinci kitabı olduğunu belirteyim. Bu iki kitap arasında içsel kapıştırmaya girmeyeceğim. "Nietzsche ağladığında" beni daha çok etkilediğini söyleyebilirim sadece. Okumayanlar var ise , Spinoza Problemi (Nazi Subayının Spinoza’ya duyduğu metinlerce ilgi ve alakasını Baruch Spinoza ’nın hayatıyla paralellik içerisinde yer veriyor) Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri adlı hikayelerinin topladığı kitabı ( 70 yaşındaki Thelma’nın 7/24 aklından çıkaramadığı tutku ve saplantının iç içe geçmiş hikayesi bu örneklerden yalnızca birisi) tavsiye ederim.Neyse.. Sırtınızı yaslayın Divan’a dönelim;) Bir psikoterapistin Divan’ı ve bu Divan’da hastalarıyla, dostlarıyla, düşmanlarıyla hatta iç dünyası ile hep bir görüşme halinde bir şekilde sunulan bir kurgu ile karşılaşma içine giriyoruz.Tüm insani duyguların bu terapi de karşımıza çıktığını söyleyebilirim. İnsan doğasındaki zaafiyetlerin ciddi anlamda konuyu ele alıyor o konuya değineceğiz. Bir terapi de ne olursa o terapi başarılı olur. Hastaya nasıl geçer. Ve cevap nasıl alınır ya da alınmaz. Gitmeden kendinizi bir psikoterapistin karşısında oturduğunuzu hissettirebileceğiniz “Hani Yaşatıyor” derler ya o hissi alacağınızı gitmeden kendinizi o dünyanın içinde bulacağınız o kitaplardan . Gülser Budayıcıoğlu kitaplarını okuyan var ise ona nazaran bir tık daha fazla etki edeceğinden şüphem yok. Bir terapide gerçek
1000Kitap
DivanIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 20216,7bin okunma
GERÇEK MANADA YALNIZLIK HİSSİNİ ÇEKENLER BURADA MI?
9/10
·416 syf.··
2023 30. kitabı
Bugün 14 şubat o zaman bende yalnızım diğer yalnız arkadaşlar için ayrıntıları vermedeki ustalığının yanı sıra psikolojik tahlilleri ve güçlü edebi ifadesiyle Fyodor Dostoyevski tadını aldığım en değerli ve entellektüel yazarlarımızdan biri Peyami Safa ’nın Yalnızız romanını inceledim. Yalnızız insanı ürperten sapık bir şüphe motifi ile başlar. Sonra tereddütler, şüpheler, cemiyetimizin sınırlarını aşmayan değişik durumlar içinde mevzularını değiştirerek sürer gider. Mekan ve olaylar sınırlı ve yerli fakat gerek insan gerekse cemiyette çözümlenmek istenen meseleler cihanşümul ve ebedidir. Romancının hayata sunduğu teklifler bütün bir insanlık içindir. Samim bir yandan içinde yaşadığı cemiyetin ve birlikte olduğu insanların meselelerini günün idrak ölçüleri ile çözmeye çalışırken, odasına kapandığında zamanlarda ise Peyami Safa’nın Simeranya ülkesini yazmaya ve hayatın problemlerini orada çözmeye çalışır. Maddenin üstünde bir mânâ , fiziğin ötesinde ise bir metafizik gerçeği, dünyadaki bütün kıymetlerden başka ve onların üstünde bir ruh ve bir Allah vardır. Bu gerçekler bilinmedikçe, ilim ve teknik bu bütün içindeki yerini almadıkça insanlık buhrandan buhrana sürüklenecek huzur ve sükuna kavuşamayacaktır. Sanatçı mütefekkirimiz insanlığın tanrın ipine sarılmaya, ona tutunmaya davet ediyor. Maddecilikten kurtulamayan her şeyi fizik kurallarıyla ve laboratuvarlarda çözmeye ve izaha kalkışan yirminci asrın medeniyetinin idrakını genişletmelidir. İnsan ruhunu anlamadan atomu parçalamak ve onu anlamakta mümkün değildir. Bir öksürükle gökte bir yıldızın düşmesi arasında sıkı münasebetler vardır ve bunlar bir büyük oluş sürecinin ayrı ayrı görünüşleridir. İnsan kavrayışına korkunç bir vüsat kainata hakim bir bütünlük ve düzen getiren düşünceleriyle Peyami Safa beşer idraki ile ilahi nizamın
14 Şubat
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,2bin okunma
ALLAH SENİ BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN ÖMER
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2024 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2024 18:53
Sabahattin Ali ’nin kısacık ömrüne sığdırdığı üç romanından biri olan İçimizdeki Şeytan özellikle Kürk Mantolu Madonna ’yıda yakın zamanda okursanız onun dünyasını daha fazla girebildiğinizi farkedeceksiniz. Kitabın konusunu hemen hemen birçok arkadaşımızın bildiğini düşünüyorum. Okumayanlar ise konusu çok gerçek,samimi ve bizden diyebilirim. Hayata gerçekten çok farklı pencerelerden bakmanızı sağlayacağını düşünüyorum. Burdan ana karakterlerimizden Ömer’e ayrıca seslenmek istiyorum Allah seni bildiği gibi yapsın kardeşim. Yaptığın yanlışlar,iç dünyanda yaşadığın çelişkilerle resmen beni içine çektin. Macide hanıma gelince özellikle iradesinden etkilenmedim desem ayıp olur. Güçlü,ağır başlı ve kontrollü, sadece kendisi için değil ikisi için de doğruluğuna inandığı şeyi tüm arzularına rağmen yapmaktan alı koymadı kendini.Bu konuda saygım sonsuz ancak döneminden kaynaklı olsa gerek kitabın son satırına kadar aciz ve bir erkeğe bu kadar bağımlı olmasını sindiremedim. Bu konuda haklısın haksızsın tartışırız burası sonuçta bir kitap platformu.Sonuçta o zamanlar toplumda kadınlara bakış açısınıda bize gösteriyor. Kitap hakkındaki tek isyanım bu olabilir. Macide hanımın nezdinde tabi. Konuyu toparlayalım. Özellikle karakter analizine söylenecek söz bulamadım. Düşüncelerin tasviri tam yerindeydi. Ömer’de de,Macide de de Bedri’de de kendimden bir şeyler buldum. Sabahattin Ali’nin ömrü keşke daha uzun olsaymış kim bilir ne şaheser eserlerine şahit olacakmışız. Ruhu şâd mekanı cennet olsun.
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma
Reklam