Dikkat kaybının en görünür semptomu, kitap okuyamama. Çünkü kitap, ‘lineer dikkat’ gerektirir; sayfa sayfa ilerleyen anlatı, beynin hem kısa hem uzun süreli hafızasını aynı anda çalıştırır. Her yeni paragraf, öncekiyle bağ kurar, okurun zihninde bir bütün inşa eder.
Ekran ise bu bağı koparır. Saniyeler içinde yeni bir içerik, yeni bir başlık, yeni bir uyarıcı… Zihin, hiçbirinde derinleşmeden yüzeyde kayar. Artık iki sayfa okuduktan sonra elimizin telefona gitmesi, beynimizin uzun süreli sabır yerine hızlı ödüle koşullanmasının kaçınılmaz sonucu.
Bu yalnızca bir okuma alışkanlığının kaybı değil, karmaşık düşünme becerisinin, derin bağ kurma yetisinin ve empati kapasitesinin de yavaş yavaş silinmesi.