Adı:
İnsan Olmak
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
181
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753423984
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
İnsan Olmak
İnsan Olmak
İlk kez yayımlandığı 1983'ten günümüze defalarca baskı yapmış ve okurla kurduğu yapıcı ilişkiyi kanıtlamış olan bu kitabında Engin Geçtan insan olmanın ikilemini şöyle anlatır: "Çağdaş toplumlar kendine özgü bir olguyu da birlikte getirmiştir. İnsan eskisinden çok daha fazla sayıda insanla, çok daha kısa süreli, daha yüzeysel ilişkiler kurma eğilimindedir. Bu, soğuk bir günde karşılaşan bir grup kirpinin öyküsüne benzer. Kirpiler ısınabilmek için birbirlerine sokulurlar, ama dikenleri birbirine batar. Birbirlerinden ayrıldıklarındaysa soğuktan rahatsız olurlar. İleri geri hareket ederek sonunda dikenlerini batırmadan birbirlerini ısıtabilecekleri en uygun uzaklığı bulurlar."

Son yirmi yılın dünyasındaki sosyal ve maddi değişimler düşünülürse, kirpilerin birbirine daha da çok ihtiyaç duyduğunu, her kirpinin bu ikilem karşısında kendi cevabını bulması gerektiğini, tam da bu yüzden İnsan Olmak'ın bugün daha da güncel olduğunu söyleyebiliriz.
(Arka Kapak)
Psikiyatr Engin Geçtan, yaklaşık 35 yıl önce kaleme aldığı bu kitabında adeta tüm insanlığın falına bakmış. Böylesine bilimsel alt yapısı olan bir eser için 'fal' benzetmesi yapmamı yadırgayacak olanlara baştan söyleyim ki, bu tabiri özellikle kullandım. Çünkü Geçtan'ın kitabında anlattıklarının yüzde birini bir falcı karşımıza oturup anlatsa, hepimiz hem şaşırır hem de duyduklarımızdan mest olurduk. Çünkü birinin bize bizi anlatmasını her zaman gizemli bulur ve bundan haz duyarız.

Tabii Geçtan falımıza bakarken iskambil kağıtları ya da bakla, boncuk gibi gereçler yerine bilimsel olarak kabul görmüş kuramları, klinik deneylerden edindiği tecrübeleri, kişisel araştırmalarını ve gözlemlerini kullanıyor. Günlük hayatta hepimizin yaşadığı ortak sorunları genel başlıklar halinde bölümlere ayırıp tüm detaylarıyla inceliyor.

İçinde yetiştiğimiz aile yapısı hayatımız boyunca davranışlarımızı nasıl etkiliyor? Neden başka insanlara karşı zaman zaman öfke ve düşmanlık duyuyoruz? Neden bazen kendimizi değersiz hissediyoruz? Neden çoğu zaman kendimizi kaygılı hissediyoruz? Günlük yaşamda sorumluluklarımızdan kaçtığımızın ne kadar farkındayız? Kimi zaman kalabalıkta dahi kendimizi yalnız hissetmemizin altında ne yatıyor? Özellikle ilişkilerimizde verdiğimiz ve vermediğimiz tepkiler, o ilişkiyi nasıl etkiliyor? gibi insan olmaya dair pek çok sorunun cevabını detaylı olarak bulabileceğiniz bir kitap İnsan Olmak...

Kitabı bitirdiğinizde, her şeyden önce kendinizi, ailenizi, çevrenizdeki insanları hatta genel olarak insanı tanıma sürecinde çok önemli kazanımlar elde ediyorsunuz. Kitap boyunca kendi davranışlarınızda fark etmediğiniz pek çok detayı ve nedenlerini öğrenme, sorgulama ve kabullenme süreçleri yaşıyorsunuz. Günlük hayatta evde, işte, sosyal hayatta diğer insanlarla olan ilişkilerinizde verdiğiniz tepkilerin nedenlerini öğreniyorsunuz. Ve tabii ki, adımız, sanımız, toplumsal statümüz, mal varlığımız, ırkımız, ideolojimiz, cinsiyetimiz ne olursa olsun aslında davranışsal olarak pek çok yerde aynı hamurdan yoğrulduğumuz, aynı kaynaktan beslendiğimiz ve pek çok hadise karşısında neredeyse aynı tepkileri verdiğimiz gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz...

Biraz da kitabı okuyacaklar için birkaç tavsiyede bulunmak isterim... Öncelikle bu kitap bir oturuşta okunup sindirilecek bir kitap değil. Duruma göre günde 200-250 sayfa okuyabilmeme rağmen 180 sayfalık bu kitabı 10 günde bitirebildim. Kaldı ki, bu bile bana göre hızlı bir okumaydı. Çünkü kitabı okurken Engin Geçtan'ın tüm birikimini bir oturuşta kağıda döktüğüne rahatlıkla tanık olabilirsiniz. Kitap boyunca yazar size nefes aldırmıyor adeta. Her paragraf, her satır, her cümle tespit içeriyor. Kitabı okurken birkaç saniye dalıp giderseniz anında geriye dönmek zorunda kalırsınız. Tek bir boş cümleye rastlamadım ben. Bu da doğal olarak kitabı okumayı biraz zorlaştırıyor. Çünkü kitaptan yeterince faydalanabilmek için iki okuyup bir düşünmek, değerlendirme yapmak ihtiyacını hissediyorsunuz. Bir cümle bittiğinde birkaç yıl önce yaşadığınız bir olay bir anda aklınızda canlanıveriyor. kendinize dair pek çok şeyi yeniden sorguluyorsunuz. O yüzden bu kitabı, başka bir kitaba devam ederken her gün bir doz olmak şartıyla ilerleyebileceğiniz ikinci bir kitap olarak düşünebilirsiniz.

Sonuç olarak, kendi hikayesine içeriden, kendi bilincinin derinliklerinden genel bir bakış atmak isteyen herkes bu kitabı düşünmeden alıp okuyabilir. İnsan olmak, biraz da bu çabayı gerektiriyor sanırım... Herkese keyifli okumalar...
yıllardır kitapçılarda elime alır alır bırakırım, okuma kısmeti bu zamanaymış; ama evet yine doğruladım teorimi, her kitabın da kişinin hayatında doğru bir okunma zamanı varmış...

bir psikanalist elinden çıkmış insanın derinleri kitabı. insanın kendini ve insanı tanıması için bir yol gösterici aslına bakarsan.
ben öğretici çok şey buldum içinde. ders çalışır gibi de okumadım halbuki; karşılıklı sohbet eder gibi anlatmış, ben onu dinliyormuş gibi okudum.

insan ve insan ilişkileri konusunda kesinlikle ufkumu açtığını söylemeliyim.
Engin Geçtan İnsan Olmak kitabında insan davranışlarını ele almış. Hem kendinizi tanımanız hem de cevrinizdeki insanları anlayabilmeniz icin muhteşem bi kılavuz.
Tepkilerimizi, takıntılarımızı anlayabilmek, bu sorunlu davranışların nasıl alışkanlığa dönüştüğünü kavrayabilmemiz için, bu kitabı okumak kendimize yaptığımız bir iyilik olur.
Her yaştan insana hitap edecek kadar yalın bir anlatımı var. Akıcı ve anlaşılır.
Ablamın ısrarı üzerine hemen edinebilmek için kütüphaneden alıp okumuştum. Iyi ki okumuşum benim için büyük bir kazanım oldu.
Diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım.
Ozellikle anne baba ve egitimcilere öneririm.
Duygu durumlarının oluşum sebeplerinden; kişilik,mizaç ve fıtrat üçlemi içerisinde derin bir karşılaştırma yaparak içten denetim ve dış uyarıcılarla tutum ve davranışlarımıza olan etkileri en sade tonla anlatılmış. Öfke, kaygı, yalnızlık ile diğer uc noktada yer alan; kendini yaşamak, sorumluluk, cesaret ve türevleri duyguların yaşamımıza nasıl yön verdiğini hayattan örneklerle açıklamıştır. Güzel bir kitap, duyguları içerisinde bocalama yaşayanlara öneririm!
Yaşamın içinden geçen şahane bir kitap okudum.

Kendimizle yüzleşebilmek ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi. Anne-baba-çocuk ilişkisinden tutun da günlük hayatın vazgeçilmezlerinden olan kaygı, korku, sorumluluk, öfke gibi duygular hayrete düşürecek nitelikte ince ince işlenmiş. Sanki beni anlatıyor, diyebileceğiniz cümleler öyle fazla ki... İnsan bu, bahsi kendisi oldu mu daha fazla öğrenmeyi ister. Bu kitap kesinlikle yakınınızda durması gerekenlerden. Zaman zaman açıp okumalı, mesafe koymamalı insan olmanın manasını kavrayabilmek adına... Tavsiye ediyorum efendim, çokça hem de çokça...
Bu kitabı okurken aklınıza hep başkaları gelecek. Çevrenizden,ailenizden akrabalarınızdan..
Tam da filancayi anlatıyor diyeceksiniz. Ancak anlatılan onlar değil. Sizsiniz. Zira yazar da önsözde bu konudan bahsetmiş ve okurken aklınıza hep başkaları geliyorsa birseylerle yüzleşmekten kaçıyorsunuz minvalinde bi açıklama yapmış. Ve bahsedilen davranış şekilleri öyle büyük varoluşsal meseleler değil,oldukça gündelik ancak bir o kadar insani ve hayati meseleler. Cevap aranan bazı sorular ise şöyle;
Neden bazılarımız hata yapmaktan bu kadar korkarken bazılarımız da her defasında aynı hataları yapar?
Neden bazılarımız asansörü beklemek yerine yürüyerek çıkıp acele eder?
Neden kırmızı ışıkta beklemek bazılarına ıstırap gibi gelir?
Niçin bazılarımız kalabalık bir caddede yürürken sinirlenmeye,gerginlesmeye başlar?
Neden bize benzemeyen kişileri sevmeye meyilli oluruz ?
Neden bazı insanlarla konuşurken sürekli kendilerinden bahsettiklerini ve aslında bizi dinlemediklerini farkederiz?
Neden yapmak istediğimiz bazı şeyleri sürekli engelleyip yapmamak için adeta kendi kendi kendimizi engelleriz?
Neden bazılarımız buluşmalara hep geç kalır ?
Neden bazılarımız iyilik yaparken hep karşılık bekler?
Neden bazılarımız hayal kırıklığı yaşamamak için yapmak istediği şeyleri bile yapmaz yada neden bazılarımız reddedilmemek için hep reddeder?
Neden bazılarımız dünyaya öfke duyar
Neden bazılarımız birini anlayıp üzerinde etki kurabildikten sonra küçümsemeye başlarız ?
Niçin bazıları toplumun ve ailesinin tüm beklentilerini karşılayıp tamamen güvenli bir yaşam sağlarken bazıları da bireylesmeyi ileri götürüp yıkıcı bir toplum düşmanı olur ?
Neden cinsellik bazılarının tek amacı iken bazılarının en büyük korkularindan biridir?
Bunlara benzer bir yığın soruya bu kitapta terminolojik kelimeler kullanilmadan sade ve anlaşılabilir bir üslupla cevap aranmis ve çözüm önerileri getirilmiş. Bazı cümleler muhtelif yerlerde sık sık tekrarlanmis. Ancak bu kendini tekrarlamaktan ziyade bir ikaz olarak bilinçli bir şekilde yazılmış gibi duruyor. Hayatınızı değiştirmeyecek ama üzerine kafa yormaniza yarayabilir, yanlış gittiğini düşündüğünüz şeylere farkli bir açıdan bakmaya vesile olabilir. Varoluşcu psikoterapistlerden etkilenmiş ancak başta Freud ve Jung olmak üzere psikanalist kuramciları da yadsimadan eklektik bir görüş ortaya koymuş yazar. Yoğun psikolojik ve bilimsel terimlerle kitap okumaktan sıkılanlar ama yinede insan doğasına ilgi duyanlar için birebir. Özenle, kavram kargaşasi yasatmadan ancak herkesin de kendinden bir şeyler bulacağı bir kitap yazmış Engin Gectan. Çok geç tanıyıp, okumuşum. İlgililere tavsiye edilir.
Zizek’in bir sözüyle incelememe başlamak istiyorum: “Her şeyi yeniden tanımlamak zorundayız.’İnsan olmak ne demektir?’ den başlayarak.”
Neyiz biz? Ortak duygularımız, davranışlarımız birbirine benzer veya farklı yaşantılarımızla en geniş ve tek kelimelik tanımımız:İNSAN. Literatürdeki tanımımızsa şu: Memelilerden; iki eli iki ayağı bulunan, iki ayak üzerinde dik bir biçimde dolaşan, aklı ve düşünme yeteneği olan; dille ve sözle anlaşan, en gelişmiş canlı sayılan yaratık. Peki insanı “insan” yapan nedir bunlardan farklı olarak? İnsanları veya kendimizi ne kadar tanıyoruz; bu kırgınlıklarımız, tavırlarımız, sevinçlerimiz veya bu ‘tecrübe’ dediklerimizin temeli nereden geliyor ? Çevremizdeki insanların söylediklerinin ötesindeki söyleyemedikleri ne? Ya da var mı söylemediği, söyleyemediği veya belki de bilinçaltından çıkarıpta dillendiremediği ?
Engin Geçtan, henüz kitabın önsözünde şöyle bir cümle kurmuş: “Kalıpları kırmanın ürkütücü de olsa insana hayatiyet katan bir yanı vardır, bilirsiniz.” Nedir bu kalıplar? Ve neden ürkütücü olsun bu kalıpları kırmak, hem gerçekten dediği gibi kalıpları kırmanın ürkütücü olduğunu da nereden biliyoruz ki ?
Kitapta toplam 13 başlık var.Bizi toplumsal ve bireysel yönlerimizle özetleyen 13 başlık.Örneğin ana-baba ve çocuk adlı başlıkta sizin anne karnında varolmaya başladığınız ilk andan itibaren onlarla etkileşiminizin karakterinizin şekillenmesindeki önemini detaylıca anlatıyor. Veya “Değersizlik duygusu” başlığı altında sizin bireyleşebilmenizde değer görmenizin önemi, kendi hayatınızda yaptığınız işlere verdiğiniz değerin sizi tutarlı bir birey yapması gibi hem yüzeysel hem detaylı konular işlenmiş.Özellikle “Sorumluluktan kaçış” başlığında; sorumluluklarımızdan kaçmak için farkında olduğumuz veya olmadığımız çoğu şey çok orijinal bir şekilde ‘uyuşturucu’ olarak nitelenmiş.Öyle ya, zorunda olduğumuz ya da yapmamızın bize fayda sağlayacağını bildiğimiz halde sorumluluklarımızdan bizi alıkoyan şeyler bir tür uyuşturucudur heralde. Acaba önsözde Engin hocanın kalıp diye bahsettiği bizi uyuşturan şey bu kaçış mı? Sorumluluklarımızdan, toplumdan, aileden.. veya anne-baba-çocukta bahsedilen bize “gelenek, görenrk, toplum kuralları” adı altında yerleştirilmiş kalıplar mı ?
Kitabı okurken kendinize çok fazla soru soruyorsunuz, aynı zamanda sorduğunuz sorulara biraz yorumlar katarak cevaplarını da bulabiliyorsunuz.
Kitapta altını çizmediğim çok az sayfa kaldı, neredeyse her bölümde mutlaka bir şekilde kendinize rastlıyorsunuz ve birbiriyle bağlantılı bir biçimde kendinize dair belki de daha önce pekte farkında olmadığınız düğümleri daha fazla fark edip, devamını merakla okuyorsunuz.Ayrıca kitabın dili de gayet açık, rahatça okunuyor.Kendimizi daha iyi tanımak; eksikliklerimizi ve fazlalıklarımızı en azından gerekli ölçüde fark ederek daha dengede yaşamak mümkün(-s.150- Bir insanın kendi kısırdöngülerinin tümünü, görebilmesi gerçekleşmesi olanaksız bir durumdur.Böyle bir durumun gerçekleşmiş olduğunu varsaysak bile bu, o insanın kısırdöngülerinden arınabileceği anlamını taşımaz.Ama yine de kendine dönük yıkıcı mekanizmalarının kökenini tanıyabilmek, insanın kendisine ilişkin bilinmeyenlerinin sayısını azaltır ve onu rahatlatır.Ancak asıl önemli olan, bu mekanizmaların nedenlerinden çok, “nasıl” işlediğini anında görebilmektir.Psikolojik tedavi yöntemlerinin çoğu bireyin “nasıl yanıldığını” anında görebilmesine yardımcı olmayı amaçlar.)
Psikolojiye ilgisi olanların da okuyabileceği türden bir kitaptı.İyi okumalar :)
Kişisel gelişim kitaplarına sebebini çözümleyemediğim bir sevimsizlik duyuyordum. Bu kitabı bir listede gördüm. Merak duyup aldım ve okudum bit çok yerde altını çizerek tekrar ettim. Kitap gerçekten güzel. Şimdi yine birine verdim okuması için. İnsanın kendini ve insanlık olgusunu çözmesi adına yararlı bir kitap tavır ve davranışların altında yatan sebebleri fark etmek keşfetmek kızgınlık duygusunu ve iletişimsizliği azaltıyor guzel günlerde okuyunuz..
Yazarın yapmış olduğu psikolojik tahlilleri kitabı okumaya başladığınızda sadece bir okur olarak ele alıyorsunuz. Ancak ilerledikçe kimi satırlarda kendinizi kimi satırlarda bir arkadaşınız yahut bir akrabanınızı görüyorsunuz. Hatta yazarın tanımlamalarından yola çıkarak kendinizi “acaba sergilediğim bu davranış normal mi?” diye düşünmekten alıkoyamıyorsunuz kanaatimce. Sözün özü; insanlığa ait duyguları güçlü bir kalemden okumak, belki de sizi “İnsan Olmak”a biraz daha yaklaştırıyordur, ne dersiniz?
Tarih, iktidar duygusuna kapıldığı ve nerede duracağını bilmediği için kendisini ve çevresini yok etmiş insan örnekleri ile doludur. Para tutkusuna kapılan insanlar sahip oldukları imkanlarla orantılı bir yaşam sürdüremezler. Çünkü onlar için para iyi yaşamak için bir araç olmaktan öte, bir türlü giderilemeyen boşluklarını doldurabilecekleri sanısında oldukları bir nesnedir.
Kitap Freud, Fromm, Adler ve Jung'un düşüncelerinden de bahseden Engin Geçtan'ın ilk okuduğum ve fazlasıyla beğendiğim bir kitabı oldu. Psikoloji okuyanlara veya ilgilenenlere tavsiye ederim.
Kitapla ilgili övgü dolu yorumları gördüm ve hepsine katılıyorum. Ancak kitapta eksik gördüğüm bir nokta var ki yazar da bunun farkında. Bu eksik kısım: ekonomi-politik. Ekonomiyi, üretim araçlarının kullanılma biçimini ve onun insanı nasıl şekillendirdiğini bilmemek bazı konularda farkında olmadan eksik ya da taraflı yorum yapmamıza sebep olabiliyor. Kitabı okurken bir iki paragrafta böylesi bir izlenime kapıldım. Bunun dışında kitap gerçekten övgüye değer.
İnsanı anlamak..daha doğrusu kişinin kendi anlamını çözmek adına sayısız kitap yazılmış. Bir çoğunda da anlamın insanın kendisini anlayarak bulabileceği ki kendini anlamanın bir başkasını anlayabilmenin ön koşulu olduğu farklı kelimeler farklı analojiler ve farkli metaforlar kullanarak anlatılmasına sebep olmuş. Engin GEÇTAN kullandığı dil itibariyle bunu varoluşsal psikoloji üzerinden çokta sade ve çarpıcı örneklerle yapmış. Bununla birlikte temel psikoloji kuramlarinida eleştirmeden insanın nasıl daha yapıcı hale gelmesi gerektiğini ustalıkla anlatmış . Hocanın söyledikleri dikkate değer ve hatta sadece dikkate değil algıya ve iradeye değer nitelikte..
Uğraşı için devam eden insanları seviyorum.
Bilgiyi aktarma işini kendine dert edinmiş yazarları ve uzmanları seviyorum.
Ve Engin Geçtan senide bu çabadan dolayı sevdim. Haddim değil belki ama yazar okuyucusuna hayata dair ipuçları veriyorsa bence artık o aileden biridir. Selam olsun ...
Yalnızca işi düştüğünde ya da dert anlatmak için bizi arayanlar, karşılaştığımızda bizim o ândaki koşullarımız ne olursa olsun sürekli kendilerinden ve sorunlarından söz edenler oldukça sık yaşadığımız örneklerdir. Böylesi insanlar gerçekten bizi görmek istedikleri için değil, o anda yalnız kalmak istemedikleri için bizi ararlar, ilişkileri sürdürme çabalarının gerisinde de «günün birinde gerekli olabileceğimiz» düşüncesi bulunur. Bize ilgi gösterirler; ama bu bizi anlamaya çalışmaktan uzak, «yatırım» amacını içeren bir tutumdur. Kısa bir süre sonra mutlaka karşılığında bir şeyler istenir, veremediğimizde de kendi verdiklerini hatırlatarak bizi suçlamaya çalışabilirler.
Çünkü, bir duyguyu «nasıl» yaşamakta olduğumuzu farkedebilmek, onun geçmişe dönük «nedenleri»ni açıklayabilmiş olmaktan çok daha büyük önem taşır
Isparya uygarlıklarında cılız ve sakat çocukların yaşamasına izin verilmezdi. Çinliler iki cins arasındaki dengeyi korumak için bazen yeni doğmuş kız çocuklarını açıkta bırakarak ölüme terkederlerdi.
Engellenmenin yarattığı kızgınlık engelleyen kişiye yöneltilemediğinde küskünlük duygusuna dönüşür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsan Olmak
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
181
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753423984
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
İnsan Olmak
İnsan Olmak
İlk kez yayımlandığı 1983'ten günümüze defalarca baskı yapmış ve okurla kurduğu yapıcı ilişkiyi kanıtlamış olan bu kitabında Engin Geçtan insan olmanın ikilemini şöyle anlatır: "Çağdaş toplumlar kendine özgü bir olguyu da birlikte getirmiştir. İnsan eskisinden çok daha fazla sayıda insanla, çok daha kısa süreli, daha yüzeysel ilişkiler kurma eğilimindedir. Bu, soğuk bir günde karşılaşan bir grup kirpinin öyküsüne benzer. Kirpiler ısınabilmek için birbirlerine sokulurlar, ama dikenleri birbirine batar. Birbirlerinden ayrıldıklarındaysa soğuktan rahatsız olurlar. İleri geri hareket ederek sonunda dikenlerini batırmadan birbirlerini ısıtabilecekleri en uygun uzaklığı bulurlar."

Son yirmi yılın dünyasındaki sosyal ve maddi değişimler düşünülürse, kirpilerin birbirine daha da çok ihtiyaç duyduğunu, her kirpinin bu ikilem karşısında kendi cevabını bulması gerektiğini, tam da bu yüzden İnsan Olmak'ın bugün daha da güncel olduğunu söyleyebiliriz.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 742 okur

  • Birokurun dünyası
  • Henry Chinaski
  • Sevgi Çapraz
  • Selin Yalın
  • Ramazan Kadıoğlu
  • Nazan Tuncer
  • Dilara Ayas
  • Kadir Temel
  • Tugce Turkcan
  • Hüseyin KÜPELİ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.6
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%22.4
25-34 Yaş
%30.9
35-44 Yaş
%28.3
45-54 Yaş
%7.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.3
Erkek
%36.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.2 (121)
9
%25.9 (76)
8
%17 (50)
7
%8.8 (26)
6
%3.4 (10)
5
%1 (3)
4
%0.7 (2)
3
%0
2
%0.3 (1)
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları