Giriş Yap

Engin Geçtan

Yazar
8.7
6bin Kişi
Unvan
Türk Psikiyatr ve Yazar
Doğum
İzmir, Türkiye, 12 Ocak 1932
Ölüm
19 Şubat 2018
Yaşamı
Engin Geçtan 12 Ocak 1932'de İzmir'de dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini İzmir’de tamamladı. 1956 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan Geçtan, psikoloji ve nöroloji dallarında ABD'de New York ve Columbia üniversitelerinde beş yıl süreyle uzmanlık eğitimi gördü. 1974'te profesörlüğe yükselen Geçtan, ODTÜ, Ankara, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyeliğinde bulundu. Ayrıca, bir yandan psikiyatr olarak mesleğini icra ederken, bir yandan da sürekli yazıyordu. Geçtan’ın, Dersaadet'te Dans, Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?, Kırmızı Kitap ve Kızarmış Palamutun Kokusu ve Tren adlı romanları bulunuyor. Uzmanlık alanı psikiyatri olan Engin Geçtan 1975-1987 yılları arasında meslek dışı okuyucular tarafından da ilgiyle karşılanan dört kitap yazdı. Çok sayıda basım yapmış ve yapmakta olan ve kendi bilimsel disipliniyle ilgili bu dörtlünün ardından, (İnsan Olmak, Varoluşçu Psikiyatri, Normaldışı Davranışlar ve Psikanaliz ve Sonrası, Metis) psikiyatri alanının çerçevesinden çıkma isteği doğrultusunda roman-senaryo çalışmalarına başladı. Ankara ve İstanbul’daki dört üniversitede öğretim üyeliği yapmış olan Engin Geçtan halihazırda üniversitedeki part-time görevi dışında klinik çalışmalarını psikoterapist olarak sürdürmektedir. Dersaadet’te Dans, Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?, Kırmızı Kitap ve Kızarmış Palamutun Kokusu romanlarına 2004 yılında Tren’i de ekledi. Kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, ülkemiz insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren Kimbilir? ve Hayat adlı kitapları yayımlandı. Geçtan’ın Kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, ülkemiz insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren Kimbilir? ve Hayat adlı kitapları da bulunuyor. Psikiyatri uzmanı, romancı ve yazar Prof. Dr. Engin Geçtan 86 yaşında yaşamını yitirdi. Prof. Dr. Engin Geçtan, Psikiyatri alanıyla ilgili çok sayıda basım yapmış “İnsan Olmak”, “Varoluşçu Psikiyatri”, “Normaldışı Davranışlar” ve “Psikanaliz ve Sonrası” kitaplarını kaleme aldı. Engin Geçtan ardından, roman-senaryo çalışmalarına başlamıştı. “Dersaadet'te Dans”, “Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?”, “Kırmızı Kitap” ve “Kızarmış Palamutun Kokusu” romanlarına 2004 yılında “Tren”i de ekleyen Geçtan, kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, Türkiye insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren “Kimbilir?” ve “Hayat” adlı kitapları yayımlamıştı. Prof. Dr. Engin Geçtan, ayrıca ODTÜ, Ankara, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyeliğinde bulunmuştu.

İncelemeler

Tümünü Gör
181 syf.
·
10 günde
·
10/10 puan
Psikiyatr Engin Geçtan, yaklaşık 35 yıl önce kaleme aldığı bu kitabında adeta tüm insanlığın falına bakmış. Böylesine bilimsel alt yapısı olan bir eser için 'fal' benzetmesi yapmamı yadırgayacak olanlara baştan söyleyim ki, bu tabiri özellikle kullandım. Çünkü Geçtan'ın kitabında anlattıklarının yüzde birini bir falcı karşımıza oturup anlatsa, hepimiz hem şaşırır hem de duyduklarımızdan mest olurduk. Çünkü birinin bize bizi anlatmasını her zaman gizemli bulur ve bundan haz duyarız. Tabii Geçtan falımıza bakarken iskambil kağıtları ya da bakla, boncuk gibi gereçler yerine bilimsel olarak kabul görmüş kuramları, klinik deneylerden edindiği tecrübeleri, kişisel araştırmalarını ve gözlemlerini kullanıyor. Günlük hayatta hepimizin yaşadığı ortak sorunları genel başlıklar halinde bölümlere ayırıp tüm detaylarıyla inceliyor. İçinde yetiştiğimiz aile yapısı hayatımız boyunca davranışlarımızı nasıl etkiliyor? Neden başka insanlara karşı zaman zaman öfke ve düşmanlık duyuyoruz? Neden bazen kendimizi değersiz hissediyoruz? Neden çoğu zaman kendimizi kaygılı hissediyoruz? Günlük yaşamda sorumluluklarımızdan kaçtığımızın ne kadar farkındayız? Kimi zaman kalabalıkta dahi kendimizi yalnız hissetmemizin altında ne yatıyor? Özellikle ilişkilerimizde verdiğimiz ve vermediğimiz tepkiler, o ilişkiyi nasıl etkiliyor? gibi insan olmaya dair pek çok sorunun cevabını detaylı olarak bulabileceğiniz bir kitap İnsan Olmak... Kitabı bitirdiğinizde, her şeyden önce kendinizi, ailenizi, çevrenizdeki insanları hatta genel olarak insanı tanıma sürecinde çok önemli kazanımlar elde ediyorsunuz. Kitap boyunca kendi davranışlarınızda fark etmediğiniz pek çok detayı ve nedenlerini öğrenme, sorgulama ve kabullenme süreçleri yaşıyorsunuz. Günlük hayatta evde, işte, sosyal hayatta diğer insanlarla olan ilişkilerinizde verdiğiniz tepkilerin nedenlerini öğreniyorsunuz. Ve tabii ki, adımız, sanımız, toplumsal statümüz, mal varlığımız, ırkımız, ideolojimiz, cinsiyetimiz ne olursa olsun aslında davranışsal olarak pek çok yerde aynı hamurdan yoğrulduğumuz, aynı kaynaktan beslendiğimiz ve pek çok hadise karşısında neredeyse aynı tepkileri verdiğimiz gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz... Biraz da kitabı okuyacaklar için birkaç tavsiyede bulunmak isterim... Öncelikle bu kitap bir oturuşta okunup sindirilecek bir kitap değil. Duruma göre günde 200-250 sayfa okuyabilmeme rağmen 180 sayfalık bu kitabı 10 günde bitirebildim. Kaldı ki, bu bile bana göre hızlı bir okumaydı. Çünkü kitabı okurken Engin Geçtan'ın tüm birikimini bir oturuşta kağıda döktüğüne rahatlıkla tanık olabilirsiniz. Kitap boyunca yazar size nefes aldırmıyor adeta. Her paragraf, her satır, her cümle tespit içeriyor. Kitabı okurken birkaç saniye dalıp giderseniz anında geriye dönmek zorunda kalırsınız. Tek bir boş cümleye rastlamadım ben. Bu da doğal olarak kitabı okumayı biraz zorlaştırıyor. Çünkü kitaptan yeterince faydalanabilmek için iki okuyup bir düşünmek, değerlendirme yapmak ihtiyacını hissediyorsunuz. Bir cümle bittiğinde birkaç yıl önce yaşadığınız bir olay bir anda aklınızda canlanıveriyor. kendinize dair pek çok şeyi yeniden sorguluyorsunuz. O yüzden bu kitabı, başka bir kitaba devam ederken her gün bir doz olmak şartıyla ilerleyebileceğiniz ikinci bir kitap olarak düşünebilirsiniz. Sonuç olarak, kendi hikayesine içeriden, kendi bilincinin derinliklerinden genel bir bakış atmak isteyen herkes bu kitabı düşünmeden alıp okuyabilir. İnsan olmak, biraz da bu çabayı gerektiriyor sanırım... Herkese keyifli okumalar...
İnsan Olmak
8.9/10 · 13,8bin okunma
·
16 yorumun tümünü gör
Reklam
184 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
"Bir insanı sevmek, onun gerçeklerini anlamaya çalışmayı da içerir." Diyor psikiyatr-yazar
Engin Geçtan
Başka bir satırda ise: "Kendisine değer vermeyen insan başkalarının duygusal ihtiyaçlarını da algılayamaz." diyor. Yani çevremizdeki insanları anlayabilmek, onları gerçek anlamda sevebilmek için önce kendimizi sevmek ve anlamak zorundayız. Kendimizi sevebildiğimiz kadar sevebiliriz başkalarını, ne eksik ne fazla... Ve biz anlayabildiğimiz kadar, sevebildiğimiz kadar insanız aslında. Çünkü "İNSAN OLMAK" sadece doğmakla elde edilen bir kavram değil, gelişmekle ilerleyen bir süreç, olgunlaşmakla varılan bir sonuç.
Engin Geçtan,
İnsan Olmak
kitabıyla kendimizi anlamamızı sağlıyor. Başımıza gelen olaylarda suçluyu hep çevremizde ararken aslında olayların kaynağının kendimiz olduğunu fark ettiriyor.
İnsan Olmak
kitabında yazar adeta ruhun tomografisini çekiyor. Önemsiz gibi görünen en ufak bir davranışın bile ruhsal yönden bir dayanağı olduğunu, kişinin çocukluğundan izler taşıdığını gösteriyor. Örneğin; yamuk duran bir tabloyu düzeltmek gibi basit bir davranış aslında sizin baskıcı ve otoriter bir aile yapısında büyüyüp, bastırdığınız ama açığa çıkmaya çalışan yönünüzü düzeltmeniz, aile ve toplum beklentilerine uymanız anlamına geliyormuş. Bunun gibi şaşkınlık verici ilginç çıkarımlar var kitapta. Kitabın bende biraz tokat etkisi yarattığını, benliğime ayna tutup bana gösterdiğini söyleyebilirim. Okurken sık sık kendimi sorgulayıp, öz eleştiri yaptım. Bazı satırlarda kendimi, bazı satırlarda çevremdeki insanları buldum. Kitabı sessiz bir ortamda, sakin kafayla okumanızı tavsiye ederim. Kendinizi gerçek anlamda tanıyınca siz de şaşıracaksınız.Keyifli okumalar diliyorum.
İnsan Olmak
8.9/10 · 13,8bin okunma
·
3 yorumun tümünü gör
167 syf.
·
4 günde
Hayat göz ardı edilen yerde saklıdır!
“İnsan hayatın ne olduğunu anlayana kadar ömrünün yarısını tüketmiş olur” (Fransız Atasözü).   Ülkemizde psikanaliz, psikoterapi ve psikiyatri denilince ilk akla gelen önemli isimlerden biri de
Engin Geçtan
’dır. Onun, “Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar”, “Psikanaliz ve Sonrası” ve “Varoluş ve Psikiyatri” gibi eserleri bu alanda yazılmış en iyi kitaplar arasında hâlâ yerini koruyor. Geçtan’ın bu eserleri akademik yönü nedeniyle daha çok psikoloji ve psikiyatri eğitimi alan ya da bu alanda kendini yetiştirmeyi amaçlayan okurlara hitap ediyor. Ancak onun yalnızca akademik eğitim alanlara değil, aynı zamanda toplumun tüm kesimlerine de hitap edebilmek için “
İnsan Olmak
” ve “
Hayat
” başta olmak üzere birçok eser kaleme aldığını görüyoruz.* • • • Bu yönüyle
Engin Geçtan
’ın daha önceden “
İnsan Olmak
” kitabını okumuş ve insan ruhunun fotoğrafını çekip önümüze koymuş hissine kapılmıştım. Kitabında öyle cümle ve paragraflar vardı ki, kitabı okuyalı üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen hâlâ her biriyle ilgili bir kitabın yazılabileceğini düşünüyorum. Geçtan’ın bu eserini okuduktan sonra onu bütün yönleriyle tanıma adına hem verdiği mülakatlara hem de yazdığı tüm eserlere yönelik ilgim daha da arttı diyebilirim. İşte onun “
Hayat
” adlı eserini bu duygu ve düşünceler içerisinde satın almıştım ve okumak için de uzun bir süredir bekletiyordum.     • • • Kitabı elime alıp okumaya başladığımda kendi kendime “işin epey zor” dedim. Zira kitap, fizik, psikoloji ve felsefe eğitimi almış, bir bilim kadını olan Danah Zohar’ın dilimize “Kuantum Benlik” ismiyle çevrilen kitabından alıntılarla başlıyordu. Özellikle bu alıntılarda geçen kuantum fiziği, atom altı parçacıklar ve kaos gibi kelimeleri okudukça çok da ilgi alanım olmayan bilimsel bir sahaya girdiğim düşüncesine kapıldım. Ancak kitabın 30-40 sayfasını geçtikten sonra “Hayat”ın tam da ortasında buluverdim kendimi. Neydi hayat? Bir anlamı var mıydı? Onun baş aktörü insanın gölgesine, kendine ve doğaya yabancılaşması nasıl gerçekleşiyordu? Kaygıları ve korkuları nelerdir? Narsisizminin kökeninde yatan biyolojik ve psikolojik faktörler nelerdir? Çağımızda depresyon bulaşıcı bir hastalık gibi neden yaygınlaşıyor? Kentleşme ve modernleşme süreçlerinde insan yalnızlığını nasıl yaşıyor? Günlük yaşamımızda hız, neden uyuşturucu etkisi yapıyor? Mutluluğu yakalamanın bir yolu var mıdır? Cevabı aranan o kadar çok soru var ki, bu soruları uzatarak canınızı sıkmak istemem.       • • • Geçtan, kendime göre tespit edebildiğim bu sorular etrafında insanı; istek ve arzularını; umut ve umutsuzluklarını; zamanı kullanma, doğa ve yaşamla iletişim kurma şeklini; psikolojik ve ruhsal hastalıklarını ve onu çepeçevre kuşatan hayatı geriye dönük olarak sorguluyor. Bunu yaparken batıda ve doğuda yetişmiş birçok psikolog, filozof ve sosyologun düşüncelerine atıflar yapıyor. Bu düşünce insanlarının görüşlerini kendi deneyimleri ve danışanlarının hikâyelerinden verdiği örneklerle harmanlayarak aktarıyor. İçinde yaşadığımız hız çağında koşuştururken kendimize ve hayata dair göremediğimiz alanlarla ilgili bizlere ayna tutuyor. Çoğu zaman kendimizle baş başa kaldığımızda düşünüp anlamlandıramadığımız ve kimseyle paylaşamadığımız birçok konuya tatmin edici açıklamalar getiriyor. Öyle ki “Hayat, ayrıntı olarak bakmaya şartlandırıldığımız için göz ardı ettiğimiz yerlerdedir aslında” (s.30) diyen Geçtan, yaşamın tüm alanlarıyla ilgili sunduğu bu bilgilerle entelektüel açıdan insana farklı ufuklar açıyor.    • • • Velhasıl adında olduğu gibi kitabın içerisinde hayata dair herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği pek çok konu var. Bununla birlikte verilen bazı bilgilerin belirli bir sistematik dâhilinde sunulmaması; psikoloji, sosyoloji ve felsefeye ait bazı kavramların da okurun bildiği düşünülerek aktarılmasının kimi okurları sıkabileceğini ve kitabı yarım bırakmasına neden olabileceğini belirtmeliyim. Böylesi bir handikapın, atıf yapılan kavramlarla ilgili zaman zaman küçük araştırmaların yapılması ve kitabın hazmedile hazmedile okunması durumunda aşılabileceğini düşünüyorum. Doğrusu okurken bir konu bütünlüğü yokmuş hissine kapıldığım, ama bitirip bir bütün olarak değerlendirdiğimde dopdolu bir kitapla karşı karşıya olduğumu anladığım, her bir satırında yaşam deneyimi damlayan, samimi ve içten bir üsluba sahip bu değerli eseri, ilgi duyan tüm okurlara içtenlikle tavsiye ederim.   İncelememe Geçtan’ın hayatı tam da yaşadığımız şekliyle anlatan şu sözleriyle son veriyorum. Hayat, “Önce günaydın, sonra bir haz, biraz acı, biraz aşk, biraz hayal kırıklığı, biraz sıcaklık, biraz yalnızlık, biraz boyun eğme, biraz başkaldırı ve ardından iyi geceler. Düş gücü ve tutkuları engellenmişler için ise hayat, çocukken oynadığımız oyunların büyüyünce izin verilmeyen oyunsuzluğu. Bence hayat, burada saydıklarımla ve saymadıklarımla, tartışılması gerekmeyecek kadar sıradan ve yalın” (s.176).   Tüm kitap dostlarına keyifli okumalar dilerim! …………………………………………………………………............... * Engin Geçtan’ın kitapları şimdilerde Metis Yayınlarında yayınlanıyor. İlgilenen okurlar için bu kitaplar, ilk yayınlanma tarihine göre aşağıda görüldüğü gibidir: ·  Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar (1975) ·  İnsan Olmak (1983) ·  Psikanaliz ve Sonrası (1988) ·  Varoluş ve Psikiyatri (1990) ·  Kırmızı Kitap (1993) ·  Dersaadet’te Dans (1996) ·  Bir Günlük Yerim Kaldı İster Misiniz? (1997) ·  Kimbilir (1998) ·  Kızarmış Palamutun Kokusu (2001) ·  Hayat (2002) ·  Tren (2004) ·  Seyyar (2005) ·  Kuru Su (2008) ·  Zamane (2010) ·  Mesela Saat Onda (2012) ·  Rastgele Ben (2014) ·  Orada, Bir Arada (2017)
Hayat
8.5/10 · 2.531 okunma
·
3 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.47