Hacı Seydaoğlu

Hacı Seydaoğlu
@haciseydaoglu
Yazılımcı
Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi
426 moderatör puanı
1.004 kütüphaneci puanı
1637 okur puanı
Nisan 2012 tarihinde katıldı
Aslında Avukatlar birer psikolog mudur!?
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Yazarın Nietzsche Ağladığında kitabını okuduğumda, zerre okuyamadığım felsefeyi yalın diliyle anlatabildiği için çok sevmiştim Yalom'un kalemini. Çok benzer bir şekilde, bu kitapta da Psikoloji alanı aynı basitlikte ele alınmış. Psikologların el kitabı olabilecek, alanın tarihini, inceliklerini ele alan bir kitabı, benim gibi alanla ilgisi olmayanların bile zevkle okuyup anlayabileceği bir şekilde işlemiş. Yalom da kitaplar da iyi ki varlar. Bu şekilde olay bazlı hikayeleştirilirse sanırım dünyadaki her şeyi anlayabilirim. Biyoloji derslerini mesela anlatsalar, şöyle kalp kapakçıklarımız bir rakı sofrasına oturup dertleşse, ben dedikodu peşine düşerken alttan alta hangi organ nerededir ne işe yarar öğrenirim mesela vsvs. :) Gelgelelim anlattıklarına... Kitabın ortalarına doğru psikolojinin gereksiz olduğunu düşünmeye başladım. Olaylara psikologun gözünden bakınca, aslında ortada ciddi bir bilimsel çalışmanın olmadığını, bizim sadece birer danışman olarak para akıtan insanlar olduğumuzu, iyi bir arkadaşla bile düzgün bir sohbet ederek pek çok sorunu halledebileceğimiz gibi bir düşünceye kapıldım. Ne büyük genellemeler, ne büyük düşünceler. Tam bir kitap kurduyum değil mi :d. Her neyse, okumaya devam ettikçe bir yerden sonra psikolojinin ne kadar da gerekli olduğunu düşünmeye başladım. Hatta acaba benim de düzeltilmem gereken bir şeylerim var mıdır, acaba bir psikologa mı gitsem diye bile düşündüm. :) Durun hemen yargılamayın, uçtan ucaların adamıyım ben. Ortada bir Yalom var, bir kitap var etkilenmem çok normal değil mi? Peki neden psikologlar gereklidir? Çünkü pek çoğu insanın kendi kendine sorunlarını çözebilecek imkanları bulunmuyor. Yukarıda dedim ya bir arkadaşınızla bile çözebilirsiniz sorunları. Peki her arkadaş bu ihtiyacı karşılayabiliyor mu? Bence bu
Edebiyat
DivanIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 20216,7bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
Ne güzel bir kitap. Hoş tatlı, tadı dimağınızda kalan, ufuk açıcı, kafa dağıtıcı, bilgi verici, akıcı sakin güzel bir kitap. Naçizane 10/10 verdiğim birkaç kitaptan birisi. Üstelik yazarıyla çağdaşız da. Gönül rahatlığıyla, 'hâla yaşayan' bu yazara, kendisi yaşarken kıymet verdiğim için gururlanabiliyorum. Bence önemli bir meziyet. Şu anda Sabahattin Ali'nin ne kadar mükemmel olduğunu söyleyen pek çok insan, aynı dönemde yaşasaydı muhtemelen kendisine 'vatan haini, dış mihrak' diyecekti. Hele Yaşar Kemal. En sevdiği kahramanı İnce Memed olan pek çok insan, 80'lerde, 90'larda Yaşar Kemal'i bir kaşık suda boğabilirdi sanırım. O yüzden diyorum, Orhan Pamuk'u seviyorum. 1940'larda yaşasaydım da Sabahattin Ali'yi severdim. Bu övünülebilecek nadir bir özelliktir. "Orhan Pamuk nobel aldıysa ülkesini eleştirdiği için alıyordur" diyorlar. Çok kötü bir cümle değil midir bu? Kendinin, kendisinden çıkanın gerçekten de değerli olabileceğini kavrayamıyor. Örneğin Orhan Pamuk, Khaled Hosseini ve Paulo Coelho'nun çok üstünde bir yazar değil midir? Bu nasıl bir kıt bakıştır. Orhan Pamuk çok iyi bir yazar olduğu için Nobel almıştır. Bu ikinci yorum bana göre daha vatansever bir yorum. Vatanımızı, insanımızı sevmek değerlerimizi evrensel bir dil ile aktarmak köyümüzden çıkmadan portakal kesmekten daha vatanseverdir bence. Bu kitapla ilgisiz giriş çok uzun oldu, çünkü bir kitabı tahlil etmeyi bilmiyorum. Politik çıkarımlar yapmak, dedikodu yapmak, bazı insanları gömmek, bazılarını da aşırı övmek daha bildiğim bir şey olduğu için, giriş sandığınız şey "inceleme"nin kalanından daha bile dolu olacak. Üzgünüm. :) Yazarımız Orhan Pamuk ağabey ne yaptığını bilen, özgüvenli bir edayla farklı bir tarz denemiş. En azından okuduğum 210 kitaptan farklı bir tarz diyeyim. Olayları karakterler ve
Edebiyat
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320bin okunma
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2023 11:30
Bir kaç yıl önce her erkeğin potansiyel bir tacizci adayı olduğuna ve erkeklerin bu konuda kendilerini sürekli olarak eğitmesi gerektiğine dair bir şeyler okumuştum. Bu fikri paylaştığım ve görüşlerine değer verdiğim pek çok erkek bu fikre karşı çıksa da içimde buna hep bir parça inandım. Bu kitabı aylardır bir türlü düzenli kitap okuyamadığım için okumaya başladım. Akıcı bir roman olsun diye başladım. Öyle de çıktı. Kitap gayet akıcı ve güzel bir kurguya sahip. Bunun yanında da girişte bahsettiğim düşüncemi bir parça besledi. 'Normal'e yakın bir erkeğin parça parça neye dönüştüğünü görme fırsatı veriyor. Olayları karakterlerin kendi ağzıyla anlatarak iki taraflı düşünebilmemizi de sağlıyor. Kitaba çok derinlikli bir felsefe kitabı gibi yaklaşmak çok abartılı olabilir, fakat çerez bir polisiye romandan da fazlası denilebilir. Okumanızı tavsiye ederim.
Edebiyat
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
7/10
·240 syf.··
2022 5. kitabı
Bu kitap gerçekten de savaş ile ilgili bir kitap. Derin bir felsefe ve hayata genel olarak dokunabilecek öğretiler hevesi ile okudum, fakat öğretilerin yüzde 90'ı direkt savaş alanı ile ilgiliydi. 'Arazide kuş varsa düşman yakında değildir.' 'Ağaçlar hışırdıyorsa düşman yakınlardadır.' gibi komik bazı öneriler de var. :) Fakat gene de 2.500 yıl önce 'aslolan savaşmak yıkmak değil, yıkmadan kazanmaktır. Ülkeleri yakıp yıkan savaş zafer değildir. Kendi toprağın dışında saldırma. Gücünü olduğundan daha az göster. Zaferi kutlama.' gibi çağının çok ötesinde fikirler var. Bunların bazısını şu anda bile benimsemeyen liderler var. Bkz. Putin. Bu yorumu yazmamın sebebi şu: Sakın benim yaptığım hatayı yaparak bu kitabı Kastaş Yayınlarından okumayın. 40 sayfalık kitabı bilmediğim bir sebeple 200 sayfaya çıkarmışlar. İlk olarak 30 sayfalık bir tanıtım/özet koymuşlar. Bu tanıtımda Sun Tzu'nun fikirleri genel olarak özetlenmiş. (Sun Tzu, San Zu olarak telafuz ediliyormuş bu arada) Şaka gibi ama neredeyse özet asıl kitap kadar uzun. Daha sonra nihayet kitaba yer vermişler. Sun Tzu’nun sade eseri 40 sayfa. Bunun sonuna da 100 sayfa küsür yazarın çağdaşlarının fikirleri ile ilgili yorumları eklemişler. Bütün kitabı madde madde tekrar yazarak alta saçma sapan yorumlar eklemişler. Yorumların çoğu da aslını tekrar ediyor direkt. Haliyle kitabı zor bitirdim. Eminim diğer yayınların basımı böyle değildir. Nitekim İş Bankası yayınları 40 sayfa gözüküyor. Demek ki geniş özet, yorumları eklememişler. Sonuç olarak kitap bence savaşçı, komutan olmayan insanlara çok da hitap etmiyor. Fakat bir klasik olarak okunmalıdır. En azından herkesin dilinden düşürmediği kitabı ortamlarda okudum demek için bile okunur. Ama Kastaş dışında bir yayınevinden okuyun lütfen. :) İyi okumalar dilerim.
Savaş SanatıSun Tzu · Kastaş Yayınları · 201249,5bin okunma
5/10
·500 syf.··
2022 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2022 13:38
·
[Yorum uyarısı: bu metin kişisel değerlendirmelerden oluşan bir yorumdur. İnceleme vasfına sahip değildir.] Bu tür kitaplar sayesinde kendimden şüphe ediyorum. Arkadaşlar bu kitabın puanı nasıl 8.3 olabilir?. Ne derinlikli bir karakter yapısı, ne çok iyi bir kurgu ne de mükemmel bir dili var. Aynısını şimdi bir genç yazsa Watpadd kitabı diye aşağılanır fakat Emily Bronte yazınca dikkate değer sayılılıyor. Yazar genç yaşında yazmış kitabı. Genç yaştada da üzücü bir şekilde veremden ölmüş. Evet, yazarın yazdığı yaşına göre başarılı sayılabilir. Fakat bir kitabı değerlendirirken yazarın çektiği çileleri ve zorlukları da göz önüne almalı mı ki? Bence kesinlikle eserler yazarından bağımsız olarak ele alınmalıdır. Uğultulu Tepeler bağımsız bir kitap olarak ele alınırsa, kurgusu zayıf, dümdüz karakterler içeren, gereksiz uzatmalarla dolu, yazım dili özgün olmayan düz bir kitap çıkar karşımıza. Yazarla birlikte düşünülürse de, genç yaş+hastalık+bulunduğu coğrafyadan çıkamamış bir insanın böyle bir eser yazabilmiş olması iyi bir şey. Pek çok insan bunu başaramaz. Fakat bu kitabı iyi diye değerlendirmek için yeterli midir? Muhtemelen bu kitaptan hemen önce Budala'yı okuduğum için kitap bu kadar yavan geldi. Budala'daki karakterler kitap boyunca bize bir iyi gibi gelir, bir kötü gibi gelir. Bazılarına ön yargı ile yaklaştığımızı fark ederiz kitabın ortalarında. Sonlara doğru ise, bazılarının başta sandığımız gibi olduğunu anlarız. Tıpkı gerçek dünyada olduğu gibi. Uğultulu Tepeler'de ise karakterler nettir. Ya kötüdür, ya iyidir. Baştan sona aynı çizgide devam eder. Karakter derinliğini geçtim olay örgüsünde sürpriz bile pek azdır. 'Allah seni Madame Bovary'nin Emma'sı, Budala'nın Nastasya Filippovna'sı ve Uğultulu Tepeler'in Catherine'i gibi kadınlara aşık etsin.' Bir erkeğe yapılabilecek
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201257,9bin okunma