Koleksiyoncu

8,5/10  (55 Oy) · 
120 okunma  · 
52 beğeni  · 
1.511 gösterim
Koleksiyoncu, İngiliz edebiyatının önde gelen yazarlarından John Fowles'un, birçok yayınevinden geri çevrilme talihsizliğini yaşayan; ama yayımlandığında kendisine bugünkü ününü getiren ilk romanı.Fransız Teğmenin Kadını, Yaratık, Mantissa ve Büyücü gibi başyapıtların habercisi...

Koleksiyoncu, bir kelebek koleksiyoncusuyla, aşık olarak kaçırıp zindana kapattığı bir resim öğrencisi arasındaki "mecburi" ilişkinin romanıdır görünürde.Ama Fowles'un olağanüstü üslubu ve ustalığıyla, bu ilişki, başka birçok ilişkiye de gönderme yapmakta, ahlaki kaygılarla baskı altına aldığımız yabanıl doğallığımız içinde, aslında neyi nereye kadar haklı ve geçerli bulabileceğimiz gerçekliğiyle bizi yüzleştirmektedir.

Farklı yolculuklara açık bir kurgusu olan bu roman, sadece kendimize göre haklı olan bir tutku adına yapabileceklerimizin ikna edici ve masum bir anlatısı olarak okunabileceği gibi, içimizdeki "iktidar" ve "teslim olma" isteğinin hangi şartlarda ortaya çıkabileceğinin alıntısı olarak da okunabilir.Ya da iki ayrı sosyal tabakanın birbirine yakınlaşma çabalarının, aslında alt sınıfın üst sınıfa yaranma, üst sınıfın ise öğretmenlik kisvesine bürünerek "yığınları" mümkün olduğunda kendisinden uzak tutma kaygısından başka bir şey olmadığının çarpıcı bir anlatısı olarak da yorumlanabilir.

Sadece bir psikolojik gerilim romanı olarak okunduğunda bile inanılmaz tatlar alacağınız Koleksiyoncu, bunun ötesine geçmekten ve kendi karanlıklarıyla yüzleşmekten korkmayanlara... Ya da Fowles'un dediği gibi, "Her insan kendisi için bir giz olmalıdır" sözüne inananlar için...
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2009
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9789755393087
  • Orijinal Adı:
    The Collector
  • Çeviri:
    Münir H. Göle
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Tuco Herrera 
 12 Tem 19:55 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

--- DANDANAKAN TEKSTİL LORDLARI SPONSORLUĞUNDA İNCELEMELERİMİZ TÜM HIZIYLA DEVAM EDİYOR... ---

Yine sahaflardan sıfırını bol çingenelik ve NO SURRENDER mottosuyla sıfır geri vites yaparak (pazarlık elzem şey! kınama kınanacak duruma düşersin ...) üstüne üstlük ikinci el olmasına rağmen çok ucuza kapattığım tabiri caizse zümrütlerden biri oldu bu kitap.. yazarı ve kitabı daha önce duymuş olmama rağmen piknik alanında unutulmuş simide üşüşen obez karıncalar misali sürekli kitap aldığımdan kelli bir türlü sıraya sokup alamamıştım.. "Ve Kitap"tan Baran' ın ısrarları üzerine mırın kırın ettik sonra kurbanlık alır gibi cephe savaşı verip pazarlıkta galip gelerek attık çantamıza kitabı ..tüm bu bahsettiklerim geçen haftasonu oldu.. ancak dün sıraya koyup okumaya başlayabildim ..

hemen belirteyim , incelemelerimi takip edenler bilir ..iyiliğe geçit vermem ..hayatımda değil tabii ki ..edebi eserlerde ve sanatta artı müzikte her daim KARANLIK olandan yanayım ..eleştiriden negativiteden yanayım.. kırlar, kuşlar, sarı sarı papatyalardan bana ne .. hepsinin üzerine katran döksünler .. Kafka'nın da ( babamın oğlu olur kendisi =) ) dediği gibi kitap dediğin seni sarsacak ..zengin kız fakir oğlan ve belediye otobusu ile akşamları yer sofrasında kuru soğan 5 lemesinde bilindik sona ulaşan eserlere gönlümün tüm hatları DİKENLİ TEL çekmiş durumda..bilemiyorum bu konuda sanırım bende de bir anormallik olabilir..belki de dinlediklerimden kaynaklıdır.. her neyse kitaptan bahsedecek olursak benim tabirimle "AYI" gibi güzel .. cidden kötülükler silsilesi .. kitap boyunca sayfalardan katranlar , YAĞDIR MEVLAM GORE diye diye aktı yerlere ..günlerimi karalara boyadı..

Öncelikle Koleksiyonculardan bahsetmem lazım sizlere kitabı özümseyebilmeniz için.. Kendim de #20278297 ( bkz:Japon Yapmış ) incelememde belirttiğim gibi bu gruba mensup insanlardan biriyim .. niçin toplar biriktiririz.. çünkü topladığımız her neyse ona bir TAKINTIMIZ vardır da ondan ..topladığımız şey her neyse ona karşı bir zaafımız vardır..gözümüz görmez ondan başkasını .. bu topladıklarımız kimi zaman kibrit kutusu olur , kimi zaman açık arttırmayla satılan picture lp ler (resimli plaklar) ya da aklınıza getirdiğiniz her hangi bir nesne .. işte kitabımızın kahramanı da bunlardan biri .. kendisi de kelebek toplayanlardan.. ama öncesinde KARADUL AROMALI ANASI kendisini terk edip gittiği için hayatının bir döneminde mavi ekran vermiş.. bünye baskıyı kaldıramayınca barometre çatlamış .. dolayısıyla arkadaşımızın dengeler normalde bozuk.. yıllar yılı naif kişiliğ ile de toplumdan, dolayısıyla hatun kısmı ve sosyal ortamlardan izole olmuş.. bir anlamda çekomastikle yalıtmışlar onu.. sonrasında bu takıntılı kardeşimiz şansa talihe büyük ikramiyeyi cukkalayıp küçük çaplı bir lord olunca dönemin londrasında, daha öncesinde platonik aşkı olan CİMCİME hatunu da "kolleksiyonuna" katmaya karar vermiş..buraya kadar sanırım herşey tamam ?

Velhasıl kelam , psikolojik gerilim kategorisine giren kitap burdan sonrasında başlıyor .. o yüzden pekte spoiler vermiş sayılmam .. anlatım muazzam .. yazarın dili ve olaylar şu sıcak günlerde soğuk karpuz + beyaz peynir etkisi yaptı bünyede.. okudukça satırlar, yokuştan kayarken tornetten düşen ilkokul çocuğunun asfaltta kaşar peyniri gibi rendelenişini yaşattı bana ( çok düştüm iyi bilirim). inanılmaz zevkli ve cidden çok başarılı..kitabın gelişme kısmını HER İKİ TARAFIN ( kurban kız cimcime hatun ve esas oğlan) AĞZINDAN sizlere aktardığı için kıyaslama da yapabiliyorsunuz .. bu da ayrı bir cici opsiyon ..kısacası yazar LOBOTOMY için matkap , çekiç , dikenli tel ve keskiyi ayağınıza kadar getirmiş..gerilim severim diyenler huuuuuuu!!! BUYURUN HALİL İBRAHİM SOFRASINA ...

Kübra 
 01 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bir geri zekalının romanı. Sakın yanlış anlaşılmasın romanın başkarakteri gerçekten geri zekalı. Yaşayacak kadar akla sahip birinin, zekası ve kalbiyle hayatı yorumlayışı ve başka hayatları hiç edişi, insanın kalbini şu sıcakta daha bir terletiyor.

Koleksiyoncu denen varlığa, bir gün piyango gibi bir şeyden para çıkar ve o parayla yaşanabilecek onca güzel şey varken, bu kıt gider bir sanat öğrencisi kızı kaçırır. Kendince aşıktır. Kızı tutsak ettiği süre içinde, kızın kurduğu cümlelere verdiği tepkiler, o anlamayan halleri ve korkunç bencilliği insanı çıldırtan cinstendi. Kız buna insan gibi yaşamak istediğini, misal bir Fransız parfümü almasını söylediğinde gidip 14 şişe alıp gelecek kadar tuhaftır. Mevzu bunun çok pahalı olması. Kız zaten bunun aklından zoru olduğunu anlamış ve bu yüzden onu denemişti, gördü ki adam uçuk.

Aradaki zeka, kültür ve zevk farklılıklarının uçurum olduğu bu psikolojik gerilim romanını gerçekten çok beğenerek okudum. Tabi o kelebekleri kanatlarından tutup, acımasız bir yöntemle ölmelerini izleyen koleksiyoncu ruh hastasını dan dun odunla dövmek istemedim değil. Kıza o kadar üzüldüm ki sanki gerçekmiş gibi onun hapis hayatını yaşadım. Kitabın sonu da ayrı bir darbe indirdi beynime.

Boyalar, renkler hep ilgimi çeker. Fonda bu kaçırılma olayı var ama sanatla ilgili güzel tespitler, bakış açıları, konuşmalar da var. Bu kitabı zekasızlığın bir insana neler yaptırabileceğini görmek, gerilmek, biraz da sanatla ilgilenmek isteyenlere tavsiye ederim.

Eyüp Tatar 
 23 Haz 10:47 · Kitabı okudu

Fowles okuyacakların ilk başlaması gereken, edebi işçiliği ve kalitesi yanında popüler olmayı da başaran, yayınlandıktan sonraki yıllarda senaryoya uyarlanıp filmi de çekilen bir kitap..

Kitap basit bir aşk hikayesine dayanmaz; saplantının ittiği gerilim, gerilimin tetiklediği buhran ve buhranın müjdelediği bir yüzleşmeyi barındırır bünyesinde. Varoluşsal bir yüzleşme..

Kitap iki bölümden oluşur ve her bir bölümdeki olayların gelişimi, ana karakterlerden birinin gözüyle anlatılır. Yazarın Miranda aracılığıyla güzel sanatlara dair bilgisini konuşturduğu bu roman, esasında iki kutba sahip: Acımasız, kaba, cahil ve çoğunluğu oluşturan avam, yani alt tabaka ile eğitimli, görgülü, kibirli bir azınlığı temsil eden havas, yani yüksek tabakanın çatışmasına odaklanır. Masumiyetin fakat kaba sabalığın, saflığın fakat kötücüllüğün birleştiği alt tabaka, her koşulda, ince ruhlu ama kibirli, eğitimli ama üstten bakan elit kesimi sindirmektedir. Bu savaş, her kültürde, her toplumda benzer şekillerde sahnelenir. Roman, işte bu sınıf çatışmasına, toplumsal muharebelerin bu en büyüğüne eğilmektedir.

Kitabın içeriğine gelirsek.. Sıkı durun, Spoiler tehlikesi..

Son derece zararsız görünüp ruhsal çöküntülerin eşiğinde olan, eşikte kaldığı için görünürde sadece canı sıkılan, sevdiği tek şeyin topladığı kelebeklerden oluşturduğu koleksiyonu olduğu, günün birinde ise kelebeklerden daha ilgi çekici, daha heyecan verici, daha güzel bir şeyi, bir kadını koleksiyonuna eklemek isteyen bir adamın günlerce takip edip kaçırmayı planladığı kadını alıp evindeki mahzene tıkması..

Toplum tarafından adeta dışlanmış, ezik, asosyal ve sorunlu bir kişi olan adamımız, yüksek eğitimli ve üst sınıfa mensup Miranda'ya deliler gibi aşık. İkramiyenin kendi biletine çıkmasından sonra, tüm parayı gözlerden uzak bir ev satın almaya, evin bodrum katını bir insanın kaçamayacağı şekilde dizayn etmeye ayırır. Kadının tüm isteklerini karşılayıp, yine de onu tutsak eden roman anlatıcısı, bize tüm bu süreci, öyle bir doğallık ve haklı olduğu hissiyle anlatır ki, apışıp kalırız. İlk bölümü okurken, kadını eğitimi nedeniyle adamı sürekli aşağılayan, burnu havada bir kibir budalası olarak görürken, ikinci bölümde, kadının tutsaklık günlerini anlatan günlüğü okuduğumuzda, adamın zavallılığını, kadının her bir hareketinin belli amaçlar taşıdığını, defalarca kaçma teşebbüsüne rağmen adamın bir sülük gibi kanını, esasında hayatını içtiğini görürüz. Kitap, etkileyici bir sona sahip.

Celal Uslu 
04 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Kitabı ilk elime aldığımda okumaya değer görmemiştim... Kendimce haklı nedenlerim var zannediyordum. Mesela kitabı ilgi çekici kılmak için içine pornografik ögeler serpiştirilmiştir, ya da erkek egemen zihniyetin iştahını kabartıp egosunu okşamak için yazılmıştır gibi düşüncelerim vardı. Çünkü hikayeyi spoiler vermeden özetlemek gerekirse piyangodan para kazanan; silik, hiçbir iktidar elde edemediği için kötü düşüncelerini içine gömen bu yüzden gri bölgede kalan, tipik bir devlet memuru 'erkek' figür; özgür, donanımlı, yaşça genç fakat olgun ve resim kabiliyeti olan 'kadın' figürü sinsice bir planla zapturapt ediyor olmasıydı... Üstelik tüm bunları onu delicesine sevdiği için yaptığını söylüyordu... Günümüz kadın cinayetlerinin(katliamlarının) mihenk taşı da bu içi boş, yalandan sebep değil mi?


Yukarıda belirttiğim nedenlerden ötürü içimde bir tiksinti duyuyor ve kitabı elde ettiğim için pişmanlık besliyordum. Kitaptan kurtulmalıydım hatta ciddi ciddi onu yakmayı bile düşündüm. Üzerine bir güzel nutuk çekip, böyle kitapların okunmaması gerektiği; çünkü olayı meşrulaştırdığını burada edebi değeri bir kenara bırakmak gerektiğini bas bas bağırma planları kurguluyordum...

Bütün bu düşüncelere kitap hakkında hiçbir araştırma yapmadan kapılmıştım. İnternet de biraz araştırdım. Ön yargılarımdan sıyrılıp okumam gerektiğine karar kıldım ve iki günde bitirdim...

Kitap da olayın kurban gözünden anlatıldığı bölüme kadar da hissettiğim ikirciklenme peşimi bırakmadı. Fakat o bölümden sonra adeta başım döndü. Belki çok şatafatlı veya imgesel veya edebi açıdan derin cümleler barındırmasa da kullanılan oldukça yalın ve gerçeklik barındıran cümleler beni eşduyuma zorladı.

Tutsak kadın, tutulduğu mahzende günlük tutuyor. doğal olarak İçinde bulunduğu korkunç ve insanlık dışı durumdan yakınıyor. Bu gözüme çarpan ilk detaydı; büyük resimde ise yitirilip giden insanlıktan, savaşlardan, açlıktan, atom bombasının yarattığı tahribatından, yoksulluktan, açlıktan toprak yiyen çocuklardan, toplumsal sınıf savaşlarına kadar birçok konuya değiniyor. Kendisini kaçıran erkekten yola çıkarak insan dünyası ve doğası üzerine adeta felsefi salvolar gönderiyor. Sonuna kadar direneceğinden ve bunu yaparken de kendisini derdest eden hastalıklı yöntemleriyle değil; inandığı doktrinler doğrultusunda -şiddet içermeden- savaşmayı seçen bir kişilik olarak karşımıza çıkıyor.

Esir olarak tutulduğu süre boyunca, önceki yaşadığı hayatın anlamsızlığından, insanlara bildikleri doğruları anlatma çabasından hatta bunun doğru olup olmadığı noktasında ikileme düşerek bahsediyor. Tam bu noktada kitabı kapatıp biraz düşündüm. Son 2-3 yıl içerisinde ne çok şey yaşamış, ne çok şey atlatmıştım. Bildiklerimi insanlara aktarabilmiş miydim, peki benim doğru dediklerim kime göre neye göre doğruydu, hayatımda kesiştiğim insanlar doğrularımı nasıl karşılıyorlar bana nasıl tepki veriyorlardı? Hakkaniyetle kendime cevap verebilir miydim? Düşüncelerimi biraz daha derinleştirdim... İnsanlar yaşadıkları hayati olayları atlattıktan sonra daha bir keskin olurlar; ya daha önce inandığı ideolojilerine, doktrinlerine, düşüncelerine sımsıkı sarılırlar ya da tümüyle onları terk ederler. Ben ise arafta kaldım... Düşünün alanda kalabalığın orta yerinde bir canlı bomba
-inandıkları doğrultusunda- bir eylem gerçekleştirmiş ve kendini patlatmış... Siz şans eseri bombadan da, içinden fırlayan bilyelerden de, çivilerden de, şarapnel parçalarından da kurtulmuşsunuz. Alanda ki yaralı insanları 'güvenli' yerlere taşımaya çalışıyorsunuz ve etraf gazla kaplı nefes alış verişi sağlıklı değil, üstelik size kendi siyasi partisinin el işaretlerini yapan, yüzünüze tarif edilemeyecek bir kinle bakan insan toplulukları var. Daha yitirdiklerinizin yasını tutamış, bir hafta gibi kısa bir süre sonra, girdiğiniz bir toplulukta sınıfsal sorunları tartışıyorken kendinizi buluyorsunuz... İçimden bir şeyler koptu, ne tümüyle terk edebiliyor ne de ateşli bir biçimde savunabiliyorum... Herhalde Ortadoğu insanı yaşama böyle küsüyor: sanattan, müzikten, kitaptan, tiyatrodan böyle kopuyor sonra da toplumun metalarına böyle tamah ediyor...


Bir ihtimal kitap size benim hissettiğim duyguları vermeyebilir ama okunmalı. Bir puanı kırpmamın nedeni ise biraz bencilce -böyle bir hakkım var mı bilmiyorum- sonu istediğim gibi bitmedi. Spoiler vermemek için zorlukla susuyorum.

Baran 
 28 Tem 20:27 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · Puan vermedi

Öncelikli olarak şunu belirtmeliyim ki hep ağır ve teorik kitap okuyan kişiler için elbette biraz yavan gibi gelebilir. Fakat kitap içerisinde sanat adına çok şey bulabilirsiniz. Eğer benim gibi okuduğunuz kitaplarda notlar alıp (kitap , resim , müzik vs. ) Sonradan bunları araştırıyorsanız bilin ki bu kitapta çok şey araştıracaksınız. Daha önce duyulmamış çok fazla isim var. Fakat daha önce bu kitap ile ilgili sosyolojik çıkarım yapılabilir mi diye düşünüp burada da paylaşmıştım. Kesinlikle evet bu sadece bir gerilim kitabı değil içinde sosyolojik çok fazla boyut var. Özellikle sınıfsal farklılıklar üzerine geçen diyaloglar birey-toplum, sınıf-toplum, sınıf-ahlak kavramı üzerine düşündürüyor. Ahlak parayla satın alınabilir mi? Ya da ahlaki değerler maddi farklılıklarla değişikliğe uğrayabilir mi? Sorularına cevap bulabilirsiniz. Bu arada aynı isimli bir de filmi çekilmiş kitabın 1965 yapım. Ben kişisel olarak film-kitap ikilisinden öncelikle kitabın okunup ardından filmin izlenmesi taraftarıyım. Tabi bu yine kişisel bir tercih karar sizin. İyi okumalar, iyi seyirler.

güzin tanyeri 
 05 Haz 15:40 · Kitabı okumadı · 10/10 puan

bu kitap cahilliğe ve zorbalığa bir karşı duruş olduğu kadar (freddie), aydın ve zengin insanın züppeliğine (miranda) de bir tokat bence. freddie'nin ne kadar hasta ruhlu olduğuna hepimiz hemfikiriz zaten, ben miranda'nın ulaşılmazlığından bahsetmek istiyorum. freddie bu üst sınıfın arasına katılmak için gerekli gördüğü miktar parayı buluyor, ama yine kültürsüzlüğü yüzünden bunu başaramayacağını biliyor. ve parasını kendini geliştirmeye yatırım yapmak için kullanmak yerine miranda'yı kaçırmaya karar veriyor. neden? miranda için hazırladığı odaya onun ilgi alanlarına ait kitaplar seçmeyi biliyor, ama açıp okumaya korkuyor o kitapları. neden? neden freddie, kim, nasıl inandırdı seni aptalın biri olduğuna?

Kitap yalnızca 
29 Eki 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

(spoiler içerir)
Hastalikli bir adamin gencecik bir kizin hayatini mahvedisi adli roman...Bu nasil bir zihniyet ki kizin üstünde hak talep edebiliyor.Adamin sonunda intihar etme istegini okudugum anda cok sukur dedim ,cunku biliyordum bu zihniyette ki insanlar durmaz tekrar kılıfına uydurup tekrarlar nitekimde oyle olacaginin sinyalini yazar bize verdi. Kitap bunun disinda gunlerimizi ne kadar da bos gecirdigimiz konusunda da guzel vurgular yapmis bize, bilgilerimizin ne kadar kıt oldugunu ve zenginleştirmek için hiç birşey yapmadigimizi bir guzel vurmuş yüzümüze... Okumanızı şiddetle olmasa da tavsiye ederim.

Hastalıklı bir ruh ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Muazzam derecede güzel kurgulanmış, betimlemeleri harika bir psikolojik gerilim kitabıdır. Ana karakter tamamen kendini toplumdan soyutlamıştır. Tek ilgi alanı kelebeklerdir ve bunları biriktirmekten büyük haz duymaktadır. Biriktirme olayı artık farklı bir boyut kazanmış olan ana karakterin sadece görüntüsüne hayran olduğu bir kadını tutsak etmesini anlatan kitabın sonu ayrıca ilginçtir. Koleksiyonculara bakış açınızı değiştirten okunması gereken bir kitap.....

Ibrahim D 
16 Eyl 08:57 · Kitabı okudu · 48 günde · 9/10 puan

Bu kitabi ve yazarı hep erteletip durmustum, keske gunlerdir erteliyorum desemdim, hayir neredeyse 1 yildir ertelemistim. Dun gece bir solukta okudum, hatta önce filmini izleyerek, kendimce spoilerin tuzagina düşmeye bile istedim. Iyi de oldu.

Ingiliz edebiyati hep cekici gelmistir insanogluna, j. Joyce, wirginia woolf, j. Fowles... Insani gozlemlerken farkli bakmaktan ziyade ic gozlemlerini tarafsiz ve gercekci bir sekilde başardıkları icin belki bu kadar ozeller.

Kitabin konusuna gelince : takıntılı derecede baskarakterimizin kelebek koleksiyonuyla baslayip insan düzeyine kadar yükselen bir takintidan bahsediyorum. Her ne kadar masum bir düşünce gibi olsa da eylemsel asamaya geçince olanlari ayri değerlendirmek istiyoruz, ancak yazar izin vermiyor. Sade bir mekan ve kisi arasindaki o özel dokuyu bozmak istemiyoruz okuma boyunca.... Her ne kadar miranda bunun yanlış olduğunu soylesede, inanmak istemiyoruz. Ta ki kitabin sonunda bizi şaşırtan sonuna gelene kadar.

Keyifle okuyunuz...

Sibel İmamoğlu 
19 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı okumamın üstünden iki ay geçmiş olmasına rağmen hala hakkında düşünüyor ve her düşündüğümde hayran kalıyorum. Karakterlerin psikolojik olarak değişimi öylesine güzel anlatılmış ki insanı her şeyin olabileceğine inandırıyor. Karakterler yavaş yavaş değişiyorlar ve ben sadece yazara hayranlık duyabiliyorum. Uzun zamandır bir kitabı bu kadar çok sevmemiştim.

2 /

Kitaptan 41 Alıntı

Kübra 
03 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Duyguları ifade edememek, derin olmadıkları anlamına gelmez.

Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 66)Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 66)
Tuco Herrera 
12 Tem 12:13 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"İnsan değil ;insan kıyafetine bürünmüş bir BOŞLUK."

Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 247 - Ayrıntı Yayınları 7. Basım 2016)Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 247 - Ayrıntı Yayınları 7. Basım 2016)
Tuco Herrera 
12 Tem 11:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Doğru söze ne denir?!?!
"Eğitimsizden ve cahilden NEFRET EDİYORUM."

Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 230 - Ayrıntı Yayınları 7. Basım 2016)Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 230 - Ayrıntı Yayınları 7. Basım 2016)
Kübra 
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İnsan mutluluğun ve iyiliğin yüzeyini kazırsa, altından bütün çıkacak olan bu karanlıktır.
Siyah ve siyah ve yine siyah.

Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 259)Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 259)
Sibel İmamoğlu 
19 Şub 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Şimdi peri masalı anlatma sırası sende." dedim. Yalnızca, "Sizi seviyorum." dedi.

Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 196)Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 196)
Sibel İmamoğlu 
20 Ara 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Önemi olmayan budalalıklarla kaybedecek zamanın olmamalı. Ciddi bir yaşam sürmelisin. Saçma sapan filmlere canın çekse bile gitme; ucuz gazeteleri okuma; radyo ve televizyondaki aptallıkları dinleme; havadan sudan konuşarak zamanını boşa harcama. Yaşamını kullan.

Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 151)Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 151)
Kübra 
03 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

''Güç, insanı yoldan çıkarır'' derdi hocalarımdan biri. Üstelik Para Güç'tür.

Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 25)Koleksiyoncu, John Fowles (Sayfa 25)
5 /

Kitapla ilgili 1 Haber

1. İzmir 1000Kitap Buluşması
1. İzmir 1000Kitap Buluşması 1. İzmir 1000Kitap Buluşmamızı 02.07.2017 tarihinde gerçekleştirdik. Bizim için iyi ki’lerle dolu bir gün oldu. Katılan arkadaşlara canı gönülden teşekkür ederim. Güne dair içeriğe ulaşmak için haberin devamına bakabilirsiniz