1000Kitap Logosu
Büyücü
Büyücü
Büyücü

Büyücü

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.6
519 Kişi
1.238
Okunma
475
Beğeni
25bin
Gösterim
688 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 19 sa. 30 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Ayrıntı Yayınları · Nisan 2019 · Karton kapak · 9789755393735
Orijinal adı
The Magus
Diğer baskılar
Büyücü
Büyücü
Büyücü
The Magus
Mitolojik öğelere ve Shakespeare'in ünlü oyunu Fırtına'ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede John Fowles, savaşın acımasızlığını, bir Akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, Tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. Gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, Fowles'un Prospero'su Conchis tarafından bir dizi yanılsama, maske ve gösteriyle çarpıcı bir biçimde sahneye konuyor. Büyücü'de, insanlığın karşı karşıya bulunduğu tehdit, Batı kültürünün duvarları arasına olduğu kadar insanın kendi bilincinin duvarları arasına da gizlenmiştir. Urfe gibi, içinde doğdukları kültürün sosyal yapılarınca dayatılan davranış kalıplarından uzak durma özgürlüğüne sahip olduklarını keşfeden bireylerin çabalarıyla varılabilecek yeni bir bilinç düzeyine yolculuktur bu.  Random House'un 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz yapıt listesinde yer alan Büyücü, kişisel özgürlüğe ulaşmanın ve insanın kendini keşfetmesinin zorluklarına dair bir edebiyat şöleni...
6 mağazanın 6 ürününün ortalama fiyatı: ₺53,15
8.6
10 üzerinden
519 Puan · 95 İnceleme
Cigdem
Büyücü'ü inceledi.
688 syf.
·
10 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Paylaşılacak birkaç kitap yorumum bekleyedursun, ben direkt #büyücü ye geçiyorum. Hatta ortasından anlatmaya başlıyorum siz oradan anlayın “ben ne okudum!” :) Aslında hepimiz bir oyunun içindeyiz. Adına hayat denilen bir oyun. Sınanıyoruz, deneniyoruz, neyi ne kadar yaşıyoruz gerçekten. Neyi sorguluyoruz? Ne kadarı gerçek yaşadıklarımızın? Her şeye şüpheyle mi yaklaşacağız? Ne kadarı gerçek ne kadarı oyun bu yaşanılanların? Nasıl özgür olacağız? Kendimizi bulma yolunda karşılaştığımız zorluklar mücadelemize değecek mi? Gerçekle yalanın içiçe geçtiği inanılmaz bir kurguya sahip #büyücü Birkaç cümleyle anlatılacak kadar basit bir eser değil. Bir kez daha hayran oldum #johnfowles e. Üzüldüm, şaşırdım, yoruldum, zihnim allak bullak oldu. İnsanın aklıyla oynadığı bir gerçek. Devamlı sorgulamalarla geçen, gizemi her sayfada hissettiren, psikolojik ve mitolojik anlatımlarla da gerçekten büyülü bir yolculuktu. Okuduğum üçüncü kitabıydı yazarın. O yüzden tarzını benimsediğimi düşünüyorum; kitabın sonu her zamanki gibi bize kalmış. Tatmin etmeyen ve belirsiz. Ama ben seviyorum. Tanışma kitabı olmasın derim ama tanışın bir şekilde..
Büyücü
8.6/10
· 1.238 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
24
Demir
Büyücü'ü inceledi.
607 syf.
·
55 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
inceleme yine güncellendi
İlk yazıldığı andan itibaren güncellenmeye devam eden, yazarın ilk yazmaya başladığı kitap olmasına rağmen kurgusu çok geç tamamlanan Büyücü, basıldıktan sonra da yenilendi ve düzenlendi. İki kez baştan yazıldı. Sürekli güncellendi (tıpkı şu an okuduğunuz inceleme gibi). Bu değişiklikler Türkçe çevirilere de nüfuz etmiştir, çünkü Hürriyet yayınevinin 1973'te bastığı roman, aslında son haline 1977'de kavuşmuştur. Güncel metin Afa ve Ayrıntı'da bulunabilir. Ancak her çeviri değerlidir... Hangi çeviriyi okumalıyız? Ayrıntı: Vintage baskısından güncel metin. Çeviride asıl anlamdan çok estetiğin öne çıktığı Meram Arvas çevirisi. Fowles'un 1977'de eseri son kez gözden geçirirken yazdığı önsöz metni, bu yayınevinde sonsöz olarak birebir veriliyor. Afa: 1995'te ilk baskısını yapan Afa da tıpkı Ayrıntı gibi çeviride güncel metni esas alıyor. Fowles'un yazdığı önsözün kayda değer kısımları ve çevirmen Münir Göle'nin yorumları kitap başında verilirken yazarla kişisel dostluğu bulunan çevirmenimizin Fowles ile olan söyleşisi de kitap sonunda veriliyor. Söz konusu söyleşi Afa'yı tercih etmek için özel sebep oluşturmakta. Hürriyet: En yalın metindir. Ayşen Besen çevirisi aslına sadıktır, fakat baskı tarihi (1973) nedeniyse eski bir versiyonu esas alıyor. Eski versiyonla yenisi arasında dağlar olmasa da ayrıntısal farklar var. Mesela diğer baskılara kıyasla bir bölüm eksik. Ancak üslubun sadeliği ve daha temel bir biçim olma özelliği Hürriyet'i de öne çıkarıyor. Sonuç? Üçünü de alıp okuyacaksınız. İsterseniz okumayın, Fowles'u severseniz muhtemelen okumak isteyeceksiniz. Fowles'tan Abanoz Kule adlı hikaye de Büyücü'ye referans ve yardımcı metin olarak okunabilir; aynı anahatlar, özdeş öğreti ile farklı ve kısa bir kurgudur. Abanoz Kule çevirisinde ise hem İletişim, hem Ayrıntı yayınevi tercih edilmelidir. İletişim (1990), birkaç öyküden oluşan aynı isimdeki kitaptan yalnızca Abanoz Kule hikayesini çevirip yayınlandı, fakat Münir Göle çevirisi ve incelemesi artı değerdir. Ayrıntı ise tahmin edebileceğiniz gibi tek kitapta birkaç hikaye verdiği için tercih edilebilir. Aslında biraz dogmatik bir romandır Büyücü, ancak metafizik ve üzerine düşünmeye zorlayan sahneleri dogmatik kelimesinin anlamını biraz yumuşatmamız gerektiğini gösteriyor. Kahramanını analiz eden ve tedaviye, yani Fowlesvari (doğacı ve özgürlükçü olarak güncel -doğaya büyük bir saygıyı ifade etmek için daha doğru kelime bulamadım- kinizm) bir varoluşçuluğa yönlendiren bir romandan bahsediyoruz. Kahramanla oyun oynayan ve onu sürekli aldatarak eğiten Conchis karakteri ile kahramanın ilişkisi, yazar ile biz okurun ilişkisidir bir yandan, çünkü aynı öğreticilik Fowles'ta da mevcuttur. Dogmatiklik eleştirisi almasının sebebi de bunlardır. Sorgulamalarınızda ne kadar ileri gidiyorsunuz? Hayata ve gençliğe, varoluşa ve hiçliğe, dogmalara ve mitlere, iradeye ve özgürlüğe, YALANA VE GERÇEĞE. VEYA YANILSAMAYA VE GERÇEĞE! Fowles başarısının sırrı karakterlerini özgür bırakmasında; Özgür olamayan özgür irade sorununu buradaki karakterle deşiyor, kurgusuna en olmayacak ivmeleri kazandırıp, bir roman tasarlarken çizdiği yoldan saptıkça her seferinde daha iyi bir yol açıyor. Bir roman mı? Deneme ve derin öykülerini birlik içinde sunmak için tasarladığı bir kitap mı? Bir kurgu ki içinde kendinden derin kurgular var. Bir uçurumdur Büyücü. Kurmaca ile gerçeğin birbirine karıştığı, kurmacanın da her seferinde gerçeklik algısıyla çarpıştığı; başta şüpheci bir kinizm, nihilizm yüklü karakterin yaşadıkça bulanıklaşan, tasvir edilmesi zor durumunu anlatan Fowles yapıtı. Sürreal, post-modern. Savrulan gençliğin düşünsel aşamalarını yansıtıyor, yanılsamaları gösteriyor; aynı zamanda yanıltıyor, çünkü kahramanı savuran rüzgar yalanı yalanla yalanlıyor. John Fowles bu romanla neyi amaçlamaktadır? Hayatın anlamsızlığı, insanınsa anlamlandırma telaşı. Her sorusuna yalanla cevap verilmesine, kendisinin de bunu bilmesine rağmen, muhtemelen çelişki yakalama ya da hikayeyi zihninde tamamlama arzusuyla yanıp tutuşan, aslında çok zeki olan, ancak gerçek bir zekayla karşılaştığında yeni yetme birine dönen, anlamsızlığı kavradığında bu anlamsızlıktan kendine bir anlam yaratmak isteyen ya da anlamsızlığın sefasını sürmek isteyen kahramanımızın başına gelenlerin düşünme yolundaki gelişiminizi etkileyecek ilginç hikayesi. Sonsöze dayanarak derim ki: John Fowles'un bu romandaki asıl amacı ise bir bakıma kurmacalar desteğiyle inançlarının avuntusuna sığınan insanların gerçeği fark etmesi -en azından belirsizliği. Sorgulaması. En önemlisi, özgür olması. Her açıdan. Ahlakı öldürmesi. Hayatı öğütleyen, biz zayıf bacaklıları zalim ama babacan bir gülümseyle yaşama iten, bizim de yüzümüzde doğal bir gülümseme oluşmasını isteyen, Fowles. yine de John Fowles, kitabın manası hakkında şöyle diyor, "Anlamı, okurda bıraktığı her türlü tepkidir; bana kalırsa, önceden belirlenmiş 'doğru' tepki diye bir şey yoktur." not: ikinci kez okudum, üçüncüde incelemeyi tekrar güncelleyebilir veya düzenleyebilirim.
Büyücü
8.6/10
· 1.238 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
15
derinbook
Büyücü'ü inceledi.
688 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Okuduktan sonra, belli bir süre kabuslar görmenize ve benim gibi hafif paranoyak bir kişiliğe sahipseniz, atak geçirmenize neden olabilecek bir kitap. Bendeki yan etkileri bunlar olmuştu. "The Truman Show" izleyenler bilir. Hayatınız bir film sahnesi siz de o filmin başrolüsünüz ama haberiniz yok. Tam olarak böyle bir şey. Olayları kısaca örneklendirmem gerekirse; içinden çıkması imkansız gibi görünen bir labirente giriyorsunuz. Hangi yöne giderseniz gidin nereye çıkacağınızı tahmin etmek dahi mümkün değil. Bir yöne adım atıyorsunuz, orada Nazilerin işkencelerinin acımasızlığına bizzat şahit oluyorsunuz, orada acıdan kayboluyorsunuz ve diğer yolu deniyorsunuz. Orada da Mitolojik karakterlerin içerisinde çırpınıyorsunuz. Karşınıza birden "the tempest" kitabından Prospero çıkıyor belki de siz de Calibansınızdır. Oradan çıkıyorsunuz, İsviçre’de bilerek ve isteyerek dünya ve insanlarla bütün ilişkisini kesmiş birisiyle karşılaşıyorsunuz; kendinizi, yaşamı ve yaratıcıyı sorgularken buluyorsunuz. "Aşk" isteyeceğiniz son yol olmasına rağmen gözlerinizi kör edercesine aşkın içine batıyorsunuz. Ve daha anlatamadığım diğer bütün büyülü yollar... Anlayacağınız, bataklığa düşüp çırpındıkça dibe daha beter batmak gibi. Okurken gerçekten çok etkilendiğim, nefes almadan okuduğum. Önümdeki sayfayı okurken gelecek sayfada ne olacağını daha çok merak ettiğim, bitirene kadar uykularımın harap olduğu harika bir kitap. Kısaca anlatmak neredeyse imkansız. O yüzden bu zor geçen karantina günlerini değerlendirmek istiyorsanız elinizi çabuk tutun, hemen okuyun derim
Büyücü
8.6/10
· 1.238 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
16
öznur Gürpınar Efe
Büyücü'ü inceledi.
686 syf.
·
47 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Büyücü romanı ile bu üçüncü yolculuğumuz; ne onlu yaşlardaki kapıldığım gizemli yolculuğa ne de yirmili yaşlardaki sıkıntılı varoluşsal sorgulara bulaşmadan dingin bir merak ve keşifle hem kitabı hem de daha önceki benleri okudum. Kitabı tanımlamak benim için zor; uzun bir yolculuk üstelik eşsiz bir manzara nereye bakacağını şaşırıyor insan! Ne anlamalıyım bu kitaptan ya da ne çekiyor beni bu kitaba on yılda bir kesin bir şey söyleyemiyorum. Sanırım bilgelik, varoluş, sınanma, çözdükçe tekrarlanan düğümler, insanın içini okuyan satırlar, analizler, soru içinde sorular vs çekiyor beni içine! Kaç kez yanılır insan, kaç kez sınanır, kaç kez inanabilir aynı yalana ya da aynı doğru kaç kez yanlışlanır? Bizi kendimiz yapan nedir, kararlarımızın saf seçimlerimiz olduğunu nasıl anlayabiliriz? Tercihlerimiz gerçekten de bize mi ait? Rollerimizin hangileri gerçek, hangileri yalan, rollerimizi seçme şansımız var mı? Mecbur kaldığımız rollerde tökezlersek ne olur? Bu ve onlarca soruyu düşündürdü eser bana elbette tüm cevapları vermedi ama her sorunun birden fazla doğru cevabı olduğunu gösterdi. Yıllar önce okuduğumda ilişkilere güvenimi sarsmıştı ama ilişkilerin farklı boyutları olabileceğini de göstermişti. Aşka, sadakate ve cinselliğe bakış açımı oturtmuştu. Arayışın sonsuz bir aşk olduğunu ama bulmanın da güvenli bir liman olacağını düşündürmüştü. Nitekim zamanla deneneyimlerim de bunu doğruladı... Yazarın hayal gücünü, insanı anlama ve tanıma becerisini, muazzam bilgi birikimini uzun uzun övmeyi gereksiz ve hadsiz buluyorum zira zaten roman 20. Yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz roman arasında. Hem dönemi hem kültürü de arka plana pek ustaca yerleştiren yazar yine dönem ve kültürün de eleştirisini satır aralarına öyle güzel yerleştirmiş ki ayni zamanda savaşa, savaşın taraflarına, savaş sonrası toplum yapısına sahip bilgilere de farkında olmadan vakıf oluyorsunuz. Tabiatın insan doğasındaki etkisinden tutun da kadın erkek ilişkilerine, Tanrı’ya, özgürlüğe, tutsaklığa, çaresizliğe vakıf olmadığınız pek bir kavram da kalmıyor aslında. Daha önce 1972 hürriyet yayınları basımından okuduğum romanı bu kez ayrıntı yayınlarından daha uzun ve daha farklı bir baskıyla okudum elbette deneyimim bu baskı ile daha da derinleşti. Derin sularda yüzmeyi seven, kendi Zihni’nin derinliklerinden korkmayan, kendi ile yüzleşmek isteyen herkese tavsiye ederim. Sevgiler...
Büyücü
8.6/10
· 1.238 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
29