·
Okunma
·
Beğeni
·
11997
Gösterim
Adı:
Büyücü
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
688
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393735
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Magus
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Büyücü
Büyücü
The Magus
Mitolojik öğelere ve Shakespeare'in ünlü oyunu Fırtına'ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede John Fowles, savaşın acımasızlığını, bir Akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, Tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. Gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, Fowles'un Prospero'su Conchis tarafından bir dizi yanılsama, maske ve gösteriyle çarpıcı bir biçimde sahneye konuyor.

Büyücü'de, insanlığın karşı karşıya bulunduğu tehdit, Batı kültürünün duvarları arasına olduğu kadar insanın kendi bilincinin duvarları arasına da gizlenmiştir. Urfe gibi, içinde doğdukları kültürün sosyal yapılarınca dayatılan davranış kalıplarından uzak durma özgürlüğüne sahip olduklarını keşfeden bireylerin çabalarıyla varılabilecek yeni bir bilinç düzeyine yolculuktur bu. 

Random House'un 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz yapıt listesinde yer alan Büyücü, kişisel özgürlüğe ulaşmanın ve insanın kendini keşfetmesinin zorluklarına dair bir edebiyat şöleni...
685 syf.
·Beğendi·10/10
Seneler önce okudum "Büyücü"yü. Hatta ilk başta Ayrıntı Yayınevi baskısını okuyup daha sonra Afa baskını da edinip okumuştum. şimdi kütüphaneme bakıyorum da iki baskı da yok.
beş tane roman deseler bir tanesi kesinlikle büyücü olur benim için. John Fowles'ın kurgu dehası şimdiye kadar okuduğum herkesin önüne geçiyor.
eskiden kitapçı iken kitapları bir kaç cümle ile anlatmaya çalışırdık müşterilere. bu kitap için kullandığım cümlelerin başında şu geliyordu, "Her 5-10 sayfada bir şaşırmaya hazır olun, her bir yalanın yalanla yalanlanacağı bir kitap okuyacaksınız." Umarım bu cümle sizin için spoiler etkisi yaratmaz ama okurken hissettiğim tam olarak buydu.
peki başka ne vardı bu romanda diye sorarsanız. başka ne olmasını isterdiniz diye sormam gerekir o zaman benim de çünkü benim hayal gücümün de bir sınırı var ve John Fowles da bunun çok çok ötesine geçmiş.
685 syf.
·41 günde·Beğendi·10/10
We shall not cease from exploration,
and the end of all our exploring
will be to arrive where we started
and know the place for the first time.
T. S. Eliot

/Araştırmaktan vazgeçmeyeceğiz ve
Araştırmamızın sonunda
başladığımız yere tekrar dönecek,
Orayı yeniden keşfedeceğiz /


Sizin haberiniz olmadan size bir oyun oynatırlarsa ve bu oyunun başoyuncusu siz olursanız kendinizi nasıl hissederdiniz? Bu soruya çabuk cevap vermeyin, kendinize biraz düşünmek için zaman verin ve bu romanı okuduğunuzda kesin kararınızı vermiş olursunuz. Ama ben böyle maceraya atılmak isterdim, habersiz dahi olsam.

İki gencin aşkı ile kitap bizi karşılıyor. Bırakmayı düşünmüştüm ki tam o sırada tuhaf şeyler olmaya başladığını anladım. Giz, tereddüt, tabii ki merak ve birçok soru işareti kitabı devam etmeye itti beni. Romanı birkaç bölüme ayırabilirdim ama bunu yapmaya gerek yok çünkü yapıtın bütünlüğü dikkatinizi sürekli toplu tutuyor. Okuduğum her bir sonra ki sayfa ile birlikte içimden ‘’yok artık!’’ diyesim geliyordu. Polisiye, erotik ve mistisizm karışımını romanın bir bölümünü Bulgakov’un Usta ve Margarita’nın balo sahnesini bana anımsattı.

Başka okurların yorumlarını okudum biraz da edebiyat eleştirilerini ve tabii ki kitabın sonunda yazarın kendisinin kitapla ilgili açıklamalarını. Kimisi insanın sadece hissel tarafı ile uğraşırken kimisi genel tabloyu görme çabasında idi. Bütün yorumlara rağmen ve bütün yorumlardan dolayı kurgu ve anlatım akıcılığı ile birlikte bence çok güzel bir roman. Paradoksal entrika ustası, Fowles, onun sonsuz gizemli anlatımının tahminini okuyucuya bırakır. Kitabın başlangıç ve bitiş mısraları ile bende incelememe eklemeden edemiyorum.

Cras amet qui numquam amavit
quique amavit cras amet

/Asla sevmeyen yarın sevecek
seven de yarın sevecek./
685 syf.
·Beğendi·10/10
Ne yazacağımı pek bilmeden başlıyorum aslında yazmaya. Kitap o kadar yoğun bir kurmacayla dolu ki, uzun zamandır böyle kafa karıştırıcı, bilinci bulandırıcı bir kitap okumadığımı söyleyebilirim. Evet 700 sayfalık oldukça uzun bir roman ve bir çırpıda bitirdim de diyemeyeceğim. Gerçekten zor bir roman olduğunu kabul etmek gerekiyor. Yazarın kurgusu o kadar etkileyici ki okurken bilincinizin bulanacağına, karakteri içselleştireceğinize emin olabilirsiniz. John Fowles' ın okuduğum ilk romanı ama son olmayacağı kesin.
688 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
Dün bitirdiğim kitaba yorum girmek için bir gün beklemem gerekti, kafamı toplayabilmek adına. Büyücü benim için uzun soluklu ve derinlikli bir okuma oldu. Labirentimsi yapısı uzun tasvirleri insanı peşine takıp sürüklese de çoğu zaman kendimi o labirentte bir fare gibi hissettim. Tepemde dikilen John Fowles ise her şeyi görüyor ama ben onun bıraktığı kırıntıları izlemekten başka bir şey yapamıyorum. Kendine Tanrı rolünü verdiği bu kitabında okuyucu yani bizler büyük bir çaresizlik hissediyoruz. Tam bir çıkış yolu bulmuşken yazarın bir oyunana daha burnumuza kadar batmış buluyoruz kendimizi çaresizliğimiz ise bundan kaynaklı. Bir çok yorumda Nicholas Urfe oidipal durumlarda diye okudum ama nasıl olmasın ki karşısında Tanrı rolünde olan bir Maurice Conchis var ve Urfe e bütün oyun sahasını açıyor adeta çocuğunu oyun parkına götüren bir baba. Zaman zaman şeytan rolünde zaman zaman Tanrı rolünde yani insanın en basit hali iyi veya kötü.
Edebiyatın kamu spotu gibi sürekli iyi mesaj vermesi gerektiği algısı bana hep çok saçma gelmiştir. Bir mesaj verme kaygısı da. Bu kitap da bunların hiç biri yok derinlik var sen ne kadar istersen o kadar derine girersin sadece bunda seçim senin.
Ama yazarın okucuyla bu kadar oynaması iplerin onda olması ve o son beni fazlasıyla gerdi senden intikam alıyorum John Fowles ve kitabına puanımı düşük veriyorum. Uzun bir labirentte bir süre kaybolmak isterseniz okuyun, okutun.
685 syf.
Adam yazıyor, böyle bir kurgu nasıl yapabiliyor, şaşırmamak mümkün değil. Okurken bir şeyleri yakalayabilmek veya kaçırmamak için çok uğraştım.
Yazarın ön plana çıkmış üç eseri var ki, Franszı Teğmenin Kadını, Koleksiyoncu ve Büyücü... Üçüde okunmalıdır bence..
688 syf.
·7 günde·9/10
Öncelikle bu kitaptan önce Shakespeare'in Fırtına'sını okumanızı öneririm.
Daha sonra uzun bir inceleme ekleyeceğim. Kitabı okumak isteyenlere duyurulur, hiç çekinmeden başlayın. Kurgusunu çok beğendiğimi söylemeliyim, o bir puanı da o sondan dolayı kırdım. Fowles'in en iyi kitabı olduğunu düşünüyorum. Okumadığım bir kitabı daha var, onu okuduktan sonra kesin kararımı vereceğim. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar, uzun bir inceleme ve analiz ekleyeceğim ilerleyen günlerde.
685 syf.
·6/10
700 sayfalık bir kitap vakit ayırıp okumama değdi mi bilemiyorum. Sabırla okudum öyle her sayfa akıcı değil. Sadece “Esas trajedi buydu. Bir adamın kötü olmaya ... milyonlarca insanın iyi olmaya cesaret edememesiydi." sözüdür kitaptan aklımda kalan. Kitapta bu söz bile havada kalmıştır, etkileyici bir olay bağlamında sarfedilmemiştir. Hikaye, kurgu etkileyici değil.
685 syf.
·Beğendi·9/10
Okuduğumun üzerinden zaman geçmesine rağmen hatırdan silinmeyecek alıntılarla burada buldum kendimi. Kitap bana ne hissrttirdi emin değilim. Çok huzurlu bir yolculukta hüzünlü olmak gibi. Kitabın adını ve içeriğini sonlara doğru özdeşleştiriyorsunuz ve her şey yerine oturuyor. Özgürlük nedir? Özgür müyüz? Olmak istiyor muyuz? İlk olarak her daim içsel konuşmalarımızın kaynağı olacak bu kavramı uzun uzun okutan ve unutamayacağım mekanlarla betimlenmiş bir kitap. Görmediğim bir yeri okuduklarımın bana hayal ettirdikleri sayesinde görmeye can attığım bir ada, deniz kıyısı, gemiler ve harika bir yaz... Olayların büyük bir kısmı zihninizde de kurduğunuz iç açıcı ve huzur veren bu adada geçse de gerçek ile olmayanı ayırt edemedeğiniz anlar oluyor ki huzurunuz kaçıyor. Her şey mükemmel gidemiyor her zaman olduğu gibi. İçerisindeki 'Prens Ve Büyücü' masalı kitabın bütünü hakkında yorum yapabilmek ve zihnimizde karanlıkta kalan yerleri aydınlatmak açısından önemli ve etkileyici bir bölüm. Her anında okumaktan keyif aldığım zekice ve hayran bırakan bir kitap. Unutmamak için arada açıp baktığım alıntılardan birini buraya bırakarak bitiriyorum.
'Cras amet qui numquam amavit quique amavit cras amet'
'Asla sevmeyen de yarın sevecek seven de yarın sevecek'
685 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Oxford mezunu Nicholas Urfe, aşktan ve yaşadığı bunalımdan kaçmak için İngilizce öğretmeni olarak bir Yunan adasına gider. Şair olmak isterken hayallerinin yıkıldığı dönemde, Conchis adlı bir milyoner ile tanışır. Ve bunun sonrasında yaşanan ürkütücü olaylar ile akıl sağlığından şüphelenmeye başlar.. Yazarın Koleksiyoncu adlı romanını severek okuduktan sonra, Büyücü'yü de aynı zevkle okudum. Sayfa sayısı biraz fazla gibi görünse de gerek kurgusu gerekse anlatımı açısından bence bir başyapıt..
688 syf.
·40 günde·9/10
Okuduğum en ilginç romanlardan biriydi. Neredeyse bir paradoks üzerine oturtulan konu, okuru hem sürüklüyor hem de hayatla olan bağlantısı ve önlenemez gerçekliği konusunda ciddi soru işaretleri uyandırıyor.
Mitolojik ögelere göndermelerle yüklü roman, edebiyat tarihini bilenler ya da aşina olanlar için daha da çekici bir hâle bürünüyor.
Ben çok hoşnut kaldım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Büyücü
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
688
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393735
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Magus
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Büyücü
Büyücü
The Magus
Mitolojik öğelere ve Shakespeare'in ünlü oyunu Fırtına'ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede John Fowles, savaşın acımasızlığını, bir Akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, Tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. Gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, Fowles'un Prospero'su Conchis tarafından bir dizi yanılsama, maske ve gösteriyle çarpıcı bir biçimde sahneye konuyor.

Büyücü'de, insanlığın karşı karşıya bulunduğu tehdit, Batı kültürünün duvarları arasına olduğu kadar insanın kendi bilincinin duvarları arasına da gizlenmiştir. Urfe gibi, içinde doğdukları kültürün sosyal yapılarınca dayatılan davranış kalıplarından uzak durma özgürlüğüne sahip olduklarını keşfeden bireylerin çabalarıyla varılabilecek yeni bir bilinç düzeyine yolculuktur bu. 

Random House'un 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz yapıt listesinde yer alan Büyücü, kişisel özgürlüğe ulaşmanın ve insanın kendini keşfetmesinin zorluklarına dair bir edebiyat şöleni...

Kitabı okuyanlar 642 okur

  • Ali Satılmış
  • Ali Altaş
  • Furkan Arat
  • Şefika Meral Kançeltik
  • Onur KILIÇ
  • elif
  • Hanife KADIOĞLU
  • Özkan Karagöl
  • Çağlar Fişenk
  • ipek yağmur kuzum

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%9
25-34 Yaş
%29
35-44 Yaş
%43
45-54 Yaş
%14
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.6
Erkek
%39.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.4 (101)
9
%29.6 (87)
8
%17 (50)
7
%11.6 (34)
6
%4.8 (14)
5
%0.7 (2)
4
%0.3 (1)
3
%0.7 (2)
2
%0.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları