Geri Bildirim
Adı:
Büyücü
Baskı tarihi:
Mayıs 2012
Sayfa sayısı:
685
ISBN:
9789755393735
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Magus
Çeviri:
Meram Arvas
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Mitolojik öğelere ve Shakespeare'in ünlü oyunu Fırtına'ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede John Fowles, savaşın acımasızlığını, bir Akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, Tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. Gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, Fowles'un Prospero'su Conchis tarafından bir dizi yanılsama, maske ve gösteriyle çarpıcı bir biçimde sahneye konuyor.

Büyücü'de, insanlığın karşı karşıya bulunduğu tehdit, Batı kültürünün duvarları arasına olduğu kadar insanın kendi bilincinin duvarları arasına da gizlenmiştir. Urfe gibi, içinde doğdukları kültürün sosyal yapılarınca dayatılan davranış kalıplarından uzak durma özgürlüğüne sahip olduklarını keşfeden bireylerin çabalarıyla varılabilecek yeni bir bilinç düzeyine yolculuktur bu. 

Random House'un 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz yapıt listesinde yer alan Büyücü, kişisel özgürlüğe ulaşmanın ve insanın kendini keşfetmesinin zorluklarına dair bir edebiyat şöleni...
(Tanıtım Bülteninden)
We shall not cease from exploration,
and the end of all our exploring
will be to arrive where we started
and know the place for the first time.
T. S. Eliot

/Araştırmaktan vazgeçmeyeceğiz ve
Araştırmamızın sonunda
başladığımız yere tekrar dönecek,
Orayı yeniden keşfedeceğiz /


Sizin haberiniz olmadan size bir oyun oynatırlarsa ve bu oyunun başoyuncusu siz olursanız kendinizi nasıl hissederdiniz? Bu soruya çabuk cevap vermeyin, kendinize biraz düşünmek için zaman verin ve bu romanı okuduğunuzda kesin kararınızı vermiş olursunuz. Ama ben böyle maceraya atılmak isterdim, habersiz dahi olsam.

İki gencin aşkı ile kitap bizi karşılıyor. Bırakmayı düşünmüştüm ki tam o sırada tuhaf şeyler olmaya başladığını anladım. Giz, tereddüt, tabii ki merak ve birçok soru işareti kitabı devam etmeye itti beni. Romanı birkaç bölüme ayırabilirdim ama bunu yapmaya gerek yok çünkü yapıtın bütünlüğü dikkatinizi sürekli toplu tutuyor. Okuduğum her bir sonra ki sayfa ile birlikte içimden ‘’yok artık!’’ diyesim geliyordu. Polisiye, erotik ve mistisizm karışımını romanın bir bölümünü Bulgakov’un Usta ve Margarita’nın balo sahnesini bana anımsattı.

Başka okurların yorumlarını okudum biraz da edebiyat eleştirilerini ve tabii ki kitabın sonunda yazarın kendisinin kitapla ilgili açıklamalarını. Kimisi insanın sadece hissel tarafı ile uğraşırken kimisi genel tabloyu görme çabasında idi. Bütün yorumlara rağmen ve bütün yorumlardan dolayı kurgu ve anlatım akıcılığı ile birlikte bence çok güzel bir roman. Paradoksal entrika ustası, Fowles, onun sonsuz gizemli anlatımının tahminini okuyucuya bırakır. Kitabın başlangıç ve bitiş mısraları ile bende incelememe eklemeden edemiyorum.

Cras amet qui numquam amavit
quique amavit cras amet

/Asla sevmeyen yarın sevecek
seven de yarın sevecek./
İsmine aldanıp, sihirli, cadılı, korkunçlu şeylerin döndüğü bir kitap sanmayın. Bu kitap, ne bir vampirin sarışın bir dilberi izbe köşelerde hüpletmesini konu alan dandik bestseller romanlara, ne de fantastik kurgusuyla süpürgeye binip emmi, dayı demeden tüm aile efradına dünya turu attıran beş para etmez kitaplara benzer.

Kitaba gelelim:

Okuyun, büyük eser. Pek çok okur için "bir kitap okudum, bütün hayatım değişti" cümlesindeki kitap olma özelliği taşır. "Görmediğim şeye inanmam" deriz. Bu roman öyle bir afallatır ki, gördüklerimizin dahi bir kurgu olup olmadığını anlayamayız. Bu yönüyle kitap, Truman Show nam filme göz kırpar. Ya herkes parayla tutulmuş figüranlardan oluşuyorsa? Ya her şey tamamen bir aldatmacaysa? Gerçek nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Konusuna gelirsek:

İngilizce hocası olan kahramanımız Nicholas Urfe'nin bir yunan adasına öğretmen olarak işe alınıp, bu adadaki sıkıcı günlerinin birinde, adayı turlarken karşılaştığı garip bir adam ile olan münasebetlerini konu almakta. Kahramanımız, bu esrarengiz adamın anlattığı hayli ilginç şeylere inanmakta zorlanırken, bir yandan da bu adamın yakınındaki insanların, bu adamın zeki bir şarlatan olduğuna dair itiraflaflarının doğruluğunu-yanlışlığını öğrenmeye çalışır. Her biri kendi savlarıyla kahramanımızı ikna etmeye çalışadursun, bizimki ... neyse, neyse, anlatmayayım, sürprizi kaçar.

Mutlaka okuyun.. Sıkı bir okurun görmezden gelemeyeceği bir kitap. Görün bu kitabı. İşte böyle...

Benzer kitaplar

Seneler önce okudum "Büyücü"yü. Hatta ilk başta Ayrıntı Yayınevi baskısını okuyup daha sonra Afa baskını da edinip okumuştum. şimdi kütüphaneme bakıyorum da iki baskı da yok.
beş tane roman deseler bir tanesi kesinlikle büyücü olur benim için. John Fowles'ın kurgu dehası şimdiye kadar okuduğum herkesin önüne geçiyor.
eskiden kitapçı iken kitapları bir kaç cümle ile anlatmaya çalışırdık müşterilere. bu kitap için kullandığım cümlelerin başında şu geliyordu, "Her 5-10 sayfada bir şaşırmaya hazır olun, her bir yalanın yalanla yalanlanacağı bir kitap okuyacaksınız." Umarım bu cümle sizin için spoiler etkisi yaratmaz ama okurken hissettiğim tam olarak buydu.
peki başka ne vardı bu romanda diye sorarsanız. başka ne olmasını isterdiniz diye sormam gerekir o zaman benim de çünkü benim hayal gücümün de bir sınırı var ve John Fowles da bunun çok çok ötesine geçmiş.
Ne yazacağımı pek bilmeden başlıyorum aslında yazmaya. Kitap o kadar yoğun bir kurmacayla dolu ki, uzun zamandır böyle kafa karıştırıcı, bilinci bulandırıcı bir kitap okumadığımı söyleyebilirim. Evet 700 sayfalık oldukça uzun bir roman ve bir çırpıda bitirdim de diyemeyeceğim. Gerçekten zor bir roman olduğunu kabul etmek gerekiyor. Yazarın kurgusu o kadar etkileyici ki okurken bilincinizin bulanacağına, karakteri içselleştireceğinize emin olabilirsiniz. John Fowles' ın okuduğum ilk romanı ama son olmayacağı kesin.
Oxford mezunu Nicholas Urfe, aşktan ve yaşadığı bunalımdan kaçmak için İngilizce öğretmeni olarak bir Yunan adasına gider. Şair olmak isterken hayallerinin yıkıldığı dönemde, Conchis adlı bir milyoner ile tanışır. Ve bunun sonrasında yaşanan ürkütücü olaylar ile akıl sağlığından şüphelenmeye başlar.. Yazarın Koleksiyoncu adlı romanını severek okuduktan sonra, Büyücü'yü de aynı zevkle okudum. Sayfa sayısı biraz fazla gibi görünse de gerek kurgusu gerekse anlatımı açısından bence bir başyapıt..
john Fowles'dan okuduğum ilk roman...kurgu içinde kurgu var. fantezi ve gerçeklik biribirine ancak bu kadar yakışabilirdi. tam sonunu anladım dediğiniz an yazar sizle tekrar oyun oynamaya başlıyor.iyi roman okumak isteyenler mutlaka John Fowles'a uğramalı.
Adam yazıyor, böyle bir kurgu nasıl yapabiliyor, şaşırmamak mümkün değil. Okurken bir şeyleri yakalayabilmek veya kaçırmamak için çok uğraştım.
Yazarın ön plana çıkmış üç eseri var ki, Franszı Teğmenin Kadını, Koleksiyoncu ve Büyücü... Üçüde okunmalıdır bence..
Abanoz kule okuduğum ilk eseri idi yazarın.Tanrı-yazar kavramını reddettiğini ikinci kez gördüm.Ucu açık düşünceler,ucu açık bir son.İnsanın biriciklik duygusunun örselenişi ,Gerçeklik duygularının ustaca esnekleştirilmesi beni yakaladı ve hiç bırakmadı.Üstünde defalarca düşünülmesi,pek çok kez okunması gereken bir klasik bence.
Akıcı,sürükleyici,hem sonunu merak edip bitirmek istediğim, hem de hiç bitmesin dediğim bir roman. Aklımın sınırlarını zorladı, çok boyutlu bir kurgunun içinde buldum kendimi tek kelimeyle büyülendim.
I think the only disturbing thing was that it was quite long reading and had been quoted too much by French and Greek languages. a little seperate book could be written with its footnotes. if i remember correctly, it was over five hundred. except for these little obsessions, it was a good reading experience for me. thanks to the recommenders.
"Esas trajedi buydu. Bir adamın kötü olmaya cesaret etmesi değil, milyonlarca insanın iyi olmaya cesaret edememesiydi. "
“Eski bir Yunan halk ezgisinde der ki: Ekmek için çalan masum, altın için çalan suçludur.”
Tüm korkuların, tüm dehşetin, asıl kötülüğün sonsuz kaynağı, insanın bizzat kendisi.
'Zenginlik bir canavardır. Bunu finansal
anlamda kontrol etmeyi öğrenmek insanın bir ayını alır. Psikolojik olarak kontrol etmeyi
öğren-mekse uzun yıllar. Bu uzun yıllar boyunca bencil bir hayat sürdüm. Her tür zevki tattım.
Bol bol seyahat ettim. Tiyatroda biraz para
kaybettim, ama çok daha fazlasını borsada
kazandım Kimisi şu an epey meşhur olan pek
çok dost edindim. Ama hiçbir zaman çok mutlu olmadım. Öte yandan sonunda bazı zenginlerin asla keşfedemediği bir şeyi keşfettin-—her birimizin belli bir mutluluk ve mutsuzluk kapasitesi olduğunu. Ve hayatın bize sunduğu ekonomik koşulların fazla etkilemediği.
"Vatanına ihanet eden birinin misafiri olmaktan utanmıyorsun ya?" "İnsan soyuna ihanet eden
biri olduğunuzu düşünmüyorum." Yatak odasının pencerelerine doğru ilerledik.
İnsan soyu önemsizdir. İhanet edilmemesi
gereken insanın kendisidir."
"Bence Hitler'in kendisine ihanet etmediği
söylenebilir." Bana döndü.
Haklısın. Etmedi. Ama milyonlarca Alman
kendilerine ihanet ettiler. Esas trajedi buydu.
Bir adamın kötü olmaya cesaret etmesi değil,
milyonlarca insanın iyi olmaya cesaret
edememesiydi."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Büyücü
Baskı tarihi:
Mayıs 2012
Sayfa sayısı:
685
ISBN:
9789755393735
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Magus
Çeviri:
Meram Arvas
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Mitolojik öğelere ve Shakespeare'in ünlü oyunu Fırtına'ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede John Fowles, savaşın acımasızlığını, bir Akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, Tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. Gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, Fowles'un Prospero'su Conchis tarafından bir dizi yanılsama, maske ve gösteriyle çarpıcı bir biçimde sahneye konuyor.

Büyücü'de, insanlığın karşı karşıya bulunduğu tehdit, Batı kültürünün duvarları arasına olduğu kadar insanın kendi bilincinin duvarları arasına da gizlenmiştir. Urfe gibi, içinde doğdukları kültürün sosyal yapılarınca dayatılan davranış kalıplarından uzak durma özgürlüğüne sahip olduklarını keşfeden bireylerin çabalarıyla varılabilecek yeni bir bilinç düzeyine yolculuktur bu. 

Random House'un 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz yapıt listesinde yer alan Büyücü, kişisel özgürlüğe ulaşmanın ve insanın kendini keşfetmesinin zorluklarına dair bir edebiyat şöleni...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 172 okur

  • Oğuz Deveci
  • Elif Şanverdi
  • Atakan Gazioğlu
  • Melek Işık
  • Elif
  • Ayhan Sürücü
  • Günel
  • Türkan Tacir
  • Jeune Premier
  • Vincenzo Mizar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%9
25-34 Yaş
%29
35-44 Yaş
%43
45-54 Yaş
%14
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.6
Erkek
%39.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.4 (34)
9
%25.3 (23)
8
%18.7 (17)
7
%12.1 (11)
6
%5.5 (5)
5
%0
4
%0
3
%1.1 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları