Adı:
Mrs. Dalloway
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
200
ISBN:
9789754700220
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mrs. Dalloway
Çeviri:
Tomris Uyar
Yayınevi:
İletişim Yayınları
"Yaşamı ve ölümü vermek istiyorum, sağlığı ve çıkgınlığı; toplum düzenini eleştirmek istiyorum, işler halinde, en yoğun biçiminde." Virginia Woolf belki de en tanınmış romanı olan Mrs. Dalloway için bir yazısında bunları söylüyor. Dediklerinin yapıyor da; her şeyden önce tek bir günün yoğun örgüsü içinde hem akreple yelkovanın peşinde koşan hem de o günün saatleri içinde kahramanlarının zihninde uzayıp giden iç zamanlar bulan bir roman bu.
Virginia Woolf'un diğer eserlerine nazaran daha kolay okunabilen bu eseri baş karakter Clarissa Dalloway'dan adını almaktadır.

Clarissa Dalloway'ın parti vermeyi düşündüğü bir gününü konu edinen eser bilinçakışı tekniğiyle yazılmıştır. Eser belli bir olay örgüsü olmadan, hayatları geçmişe doğru giderek ele alır ve belirtilen güne etkilerini inceler...

Eser büyük bir bölümünü katıldığı savaşta psikolojisi bozulan Septimus karakterine ayırır. Onun gözündeki dünyayı, onun dünyasına göre hayatı şekillenen karısı Rezia'nın dünyası ve bunların Clarissa Dalloway'ın gününe etkilerini işler...

Eserde belli bir olay örgüsü yok. Birçok konuya değinilir; geçmişte verilen kararların şekillendirdiği dünyalar, eşcinsellik (kadın-kadın) -bu sadece duygu olarak ele alınır- ruh sağlığı bozuk bir kişinin penceresinden dünya olgusu, inanç, aşk vb.

Virginia Woolf'u okumayı düşünenler "Kendine Ait Bir Oda" dan sonra Mrs. Dalloway'ı okuyabilirler...

bu arada dün iki saat uğraşıp detaylı bir şekilde hazırladığım "incelemeyi kaydet" sırasında oluşan hatadan dolayı kaybetmemin oluşturduğu can sıkıntısı devam etmektedir :)..
Kitabı okudum zoraki bitirdim. Uzak veya yakın birbiriyle alakasi olan veya olmayan bir sürü karakteri amaçsızca bir araya toplayıp bir roman yazmışlar. Bilinç akışı teknigiyle yazılmış ancak anladim ki bilinç akışı tekniği benlik bir teknik degilmis. Anlatımı edebi yönden çok güzel ancak konuyu beğenmedim. Belirli bir konu da yoktu zaten.

Benzer kitaplar

Bilinç akışı tekniği kullanılarak ,ölüm&hayat ve kadın&evlilik konuları hakkında yazılmış sıkı bir roman okudum.
Bu romanda yazar, Clarissa'nın bir gününü anlatıyor. Mrs.Dalloway yani Clarissa evinde bir parti verecektir, ve ona hazırlanıyordur.
Sonra Clarissa'nın gözünde verdiği tüm partiler birden anlamsızlaşır. Kadın kendini ve hayatı sorgulamaya başlar.
Mesela düşünür, 'aşık olduğum kişiyle evlenseydim daha mı mutlu olurdum?'
Sonra bakar ki , ne eski aşklar şimdiki aşk, ne eski sıkı dostlar şimdiki dost...
Herkes hayat rüzgarına kendini kaptırmış ve oradan oraya savrulmuş. Tanıdığı insanlar "Asla yapmam" dedikleri şeyleri yapmış, inandıkları çoğu ülkünün yerini başka işler almış...
Sonra bir de savaştan olumsuz etkilenmiş genç var ,Septimus, bir de onun mutsuz İtalyan eşi...
Bir de halden anlamayan , ilaç yazmayı iş bilen bir doktor.
Bu kitap kesinlikle çok iyi yazılmış. Lakin kitap öyle otobüste, serviste okunacak kitap değil, bu kitabı okumak isteyenlere tek tavsiyem, her gece bu kitap için "kesintisiz" yarım saat ayırın ve sabırla okuyun. Göreceksiniz ki , ayırdığınız zamana değecek. Okurken yazarın anlattığı doğayı zevkle izleyecek, parklarında gezecek ve Septimus'u göreceksiniz , onunla sohbet edeceksiniz....
ve sonraki gün onun evine gittiğinizde ona şöyle sesleneceksiniz: "Septimus seni alıyorum, seni anlıyorum tut elimi, in o pencereden..."
Mrs. Dalloway- Virginia Woolf

Okuduğum en ilginç romanlardan biriydi. Birkaç kez okumayı bıraktım, okuması çok zor gelmişti. Sessiz ortamda sakince okunması gereken bir roman olduğuna karar verdim ve sonunda bitirdim. :)


Roman aslında kitabın arkasındaki yazılanlar gibi. Tek bi gün anlatılıyor hatta birkaç saat. Mrs. Dalloway'in vereceği bir parti ve ansızın şehre gelen ilk aşkı ile karşılaşması. Bu karşılaşmadan sonra canlanan mazi. Yazarın ölümle ilgili düşünceleri yine bir iki karakter üzerinden işlenmiş. En çok ilgimi çeken yerlerdi bu düşünceleri.
Romanda karakter cümbüşü var desem yeridir. Bilinçakışı tekniği kullanılmış. Bu kadar uzun sürede ve zor okumamın sebeplerinden biride bu sanırım. "Kim kimdi? ne yapıyordu?" Diye defalarca önceki sayfalara dönüş yapmışımdır.

Tüm karakterlerin bir şekilde zihnine girip ruhunu yaşıyorsunuz. Sanırım romanı anlatabileceğim en iyi cümle bu.

İnsanın hissettiği tüm duygular yansıtılmış, aşk, sevgi, ego, nefret, kıskançlık,özlem ve dahası.Gündelik bir hayatta aklımızdan bir çok his geçer dilimize dökmediğimiz, bu romanda hissettiğim buydu. Okurken karakterlerin ruhuna büründüğümü hissettim.
Okumaya ilk başladığım zaman zorlanmış olsamda diline alıştıktan sonra benimsedim. Dalgalar isimli romanı merak ettiklerim arasında. Yakında onu okumayı düşünüyorum.
Bilinç akışı olduğu içi doğal olarak anlaşılması çok zor bir roman. Ama o kadar sürükleyici ki, 50 sayfa okuduğumu bile anlamıyordum. Bir roman hem bu teknikle yazılıp, hem nasıl sürükleyici olabilir diyorsunuz. Kitabın olay örgüsünü anlamayı beklemeyin ama konu bariz belli kitabın arkasında yazdığı gibi. Peter Walsh yani ilk aşkı beklenmedik bir şekilde çıkıp gelir. Ve ikisi arasında geçecek olayların ve o olaylara bağlı zincirleme bir sürü olay. Araya girerek (Yazar bu romanda intihar edeceğini sayfa 198'de ciddi ipuçlarını veriyor bence) Emily Brönte'den bahsetmesi'de çok hoştu. Kitapta o kadar çok karakter var ki, bir an karakter denizinde yüzüyorum zannettim. Gerçekten o kadar karakteri tahlil etmek çok zor. Kim kimdi ne yapar ne eder bunları anlamak imkansız diyebilirim. Başta dediğim gibi bir çırpıda okunabilecek bir roman değil Mrs. Dalloway. Ama atmosferi şahane. Kelimelerin hepsi belkide yıllarca düşünülüp yazılmış. İkili ilişkileri ne kadar güzel anlatmış Mrs. Woolf. Sadece bunları okumak bile size yetebilir kanısındayım. Sonuç olarak anlaşılması zor ama harika bir roman okudum. 1001 kitap içinde olması da sizi heyecanlandırır düşüncesindeyim. İyi okumalar. !
Mrs. Dalloway, Woolf okumaya başlamak ve bilinç akışı tekniğiyle tanışmak için çok uygun bir kitap. Kitaba kendinizi kaptırıp içine girebilirseniz okurken adeta Virginia Woolf oluyorsunuz, onun beyniyle düşünüyorsunuz. Ama bilinç akışı tekniği okumaya alışkın olmayanlar için biraz zorlayıcı bir kitap olabileceğini de belirtmek isterim.
Virginia Woolf'un "Deniz Feneri"nden sonra okuduğum ikinci kitabı oldu ve bunu da çok beğendim.Yaptığı çıkarımlar, sorgulamalarla okurken sizi de düşündürmeye, kendi hayatınızı sorgulatmaya götürüyor.
Mrs. Dalloway'in parti vermek için hazırlandığı bir akşamın sabahından başlayarak kimi zaman evden bir kişinin, kimi zaman yoldaki evli ve mutsuz bir çiftin hayatına dahil olup onlarla Londra sokaklarında gezip en sonunda günü Clarissa'yı karşısında görüp etkilenen Peter gibi bitiriyorsunuz. Tek bir güne bunların hepsini sığdırmış yazar.
Kitapta özellikle dikkatimi ölüm-yaşam çatışması çekti.Yaşamak için bir uyum süreci ve zor sayılan bir sanat olduğundan bahsediliyor ama yazarımız için bazen günrşin ısıtıması da yaşamak için bir sebep olabiliyor.Ölüm ise insanın kendisiyle yalnız kalmasının bir yolu olarak gösterilmiş.
Kısacası Mrs. Dalloway başta olmak üzere birden çok insanın ruh dünyasına girip çıktığınızı hissediyorsunuz.
Kişilerin yaşamlarına ani geçişler olduğundan kalabalıkta okunabilecek bir kitap gibi gelmedi bana.Kesinlikle sessiz ve yalnız olduğunuz bir ortam ve zaman istiyor kitap sizden.İyi okumalar.
Bir zamanlar en cok okunanlar listesinde ilk 10 dan aşağı uzunca bi sure düşmemiş bir kitaptir kendisi.Lakin ben hiç beğenmedim.yazacaklarimdan sonra okumaktan vazgecebilirsiniz :) Kitap Tutku Yayinevinden.O kadar cok imla yazım hatasi var ki noktalamalar da aynı durumda.Çevirmen Derya Öztürk.şahsen bu nasil bir çeviridir efendim hicbir sey anlasilmiyor.ceviri yaparken ilk gaye anlaşilabilirliktir.inanin devrik cumle duz cümle dememis anlam kaymalarinin icinde boğulmuş.bazi cumleler yarim kalmıs cevirmen tamamlayamamış cümleyi bırakmış cumlenin ortasinda.zaten kurgusal açıdan bakarsak kitabın dili bi hayli zor.anlamak için beyni zorlamak lazım.ustune bir de çevirmenin bastansavma iş cikartmasi onun da üstüne basım hataları,imla hatalari derken bisey anlamadim kitaptan.okuyacaksaniz bu yayinevinden ve bu cevirmenden uzak durun belki anlarsiniz.
Teknik sıkıntılardan kitaba dönemedim. Bilirsiniz Virginia Woolf yarı deli bir yazar.sanırım bu kitabi da atak gunlerinde yazmış.Konudan konuya, karakterden karaktere atlamış.takip edemiyorsunuz.insan karmasasi var.bu kimdi demekten arka sayfalari kontrol etmekten tadı kaciyo kitabin.uzun oldu.neyse isteyen okusun işte.
Kadının sadece 1 günlük yaşamını 200 sayfaya sığdıran pek becerikli kızımız Virginia. Bir an ölüyorum dediğim mecburen okuduğum bir romandı neyse ki bitti:)))
The Hours (Saatler) filmi ile keşfettiğim, bana göre Virginia Woolf'un en naif, en kırılgan eserlerinden biri. Kitapta pek aşina olmadığımız "bilinç akışı" denen bir teknik kullanılmış. Yani kitapta yer alan bütün kişilerin düşünceleri üzerinden ilerliyor roman. Başlarda biraz garip gelse de okumaya devam ettikçe alışıyor ve hoş bir tat alıyorsunuz (En azından benim için öyle oldu). Kitabı okuyanların mutlaka bahsettiğim filmi izlemesini de öneririm.
Öncelikle Woolf'tan bahsetmek gerekirse; feminist, biseksüel olduğu iddia edilen, psikolojik sorunlarıyla kendini var etmiş, eserleriyle gerek modernizme gerek kadın yazarlara ışık olmuş bir yazar diyebiliriz. Mrs Dalloway ve diğer bir çok yapıtında "stream of consciousness" yani bilinç akışı denilen tekniği kullanmasıyla, okuru biraz yorar ve kitabı biraz anlaşılması zor kılar. Buna rağmen, savaş sonrası modern insanın halini çarpıcı bir şekilde yansıtmıştır. Kitap tam olarak bir gün içinde geçiyor olsa da, karakterlerin giriş çıkışı, düşüncelerin sürekli değişmesi bunu biraz unutturuyor. Size tavsiyem, Woolf okuyacaksanız rahat bir zaman ayarlayın ve karmaşıklığın içine bırakın kendinizi. Öbür türlü içinden çıkamayacağınız belki de yarım bırakacağınız eserleri olan bir yazar olarak kalacaktır ki bu biraz üzücüdür.
Bilinç akımı tekniği kullanılarak yazılmış bu romani okurken başlarda kafam hayli karışmıştı. Karakterleri tanıdıkça taşlar yerine oturmaya başladı:) tek bir günde, bir sehirde belli başlı kişiler etrafında şekillenen ve onların iç manolaglariyla zenginleştirilmiş bu romanda beğenmediğim tek yan fazla benzetmeye yer verilmeliydi diyebilirim. Tek bir günde geçtiği ve sürekli saat vurgusu yaptığı için yazar kitabın ismini ilk başta "saatler" koymak istemiş sonra vazgeçmiş. Yazarın okuduğum ilk romanıyla devamı gelicek. Beğendim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mrs. Dalloway
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
200
ISBN:
9789754700220
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mrs. Dalloway
Çeviri:
Tomris Uyar
Yayınevi:
İletişim Yayınları
"Yaşamı ve ölümü vermek istiyorum, sağlığı ve çıkgınlığı; toplum düzenini eleştirmek istiyorum, işler halinde, en yoğun biçiminde." Virginia Woolf belki de en tanınmış romanı olan Mrs. Dalloway için bir yazısında bunları söylüyor. Dediklerinin yapıyor da; her şeyden önce tek bir günün yoğun örgüsü içinde hem akreple yelkovanın peşinde koşan hem de o günün saatleri içinde kahramanlarının zihninde uzayıp giden iç zamanlar bulan bir roman bu.

Kitabı okuyanlar 437 okur

  • İA
  • serap kaçmaz
  • Hande
  • ...........9
  • Turgay Daryavuz
  • nida
  • Neslihan ÜNALAN
  • Kitap Odası
  • RA
  • Uygar Atasoy

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%3.8
18-24 Yaş
%24.4
25-34 Yaş
%36.6
35-44 Yaş
%18.8
45-54 Yaş
%8.5
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.2
Erkek
%21.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.1 (26)
9
%18.8 (27)
8
%27.8 (40)
7
%13.2 (19)
6
%12.5 (18)
5
%4.9 (7)
4
%2.8 (4)
3
%0
2
%0.7 (1)
1
%1.4 (2)

Kitabın sıralamaları