Adı:
Dalgalar
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328605
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Waves
Çeviri:
Tülin Cansunar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Dalgalar
Dalgalar
Dalgalar
Woolf 1920’lerin ortalarında Dalgalar’ı tasarlarken ortaya çıkacak romanın benzeri görülmemiş bir “melez” olacağından emindi. Şiirin coşkunluğuyla nesrin sıradanlığını kaynaştıran soyut ve gizemli bir yapıt, bir “oyunşiir”, olay örgüsü yerine ritimle yazılmış “yepyeni türde bir kitap” vardı aklında. Birçok kişi tarafından yazarın en büyük başarısı olarak görülen Dalgalar, altı arkadaşın çocukluktan orta yaşa dek yaşamlarının; onları kuşatan dünyayı algılayışlarının ve kim olduklarını keşfedişlerinin izini sürer. Romanda bilinç akışı tekniğine yoğunlaşan Woolf’un lirik ve duyarlı diliyle dünyevi ve gündelik olan, yepyeni bir boyut kazanır.
Modern kentin bir kaleydoskobu andıran görüntülerine ve gürültüsüne uzak geçmişe ait imge ve sesler karışır. Romanın her bir sayfasından yayılan akışkan ve her okuyuşta daha da derinleşen anlamlar, bizi hiç bitmeyecek bir okuma deneyimine davet eder.
VIRGINIA WOOLF (1882-1941): Roman türüne özgün katkılarda bulunmasının yanı sıra döneminin önemli eleştirmenlerinden biri olan Virginia Woolf, Londra’da doğdu. Eğitimini eleştirmen olan babası Sir Leslie Stephen’dan aldı. İki dünya savaşı arasındaki dönemde, Londra’nın edebi çevrelerinin yanı sıra İngiliz yazar, filozof ve sanatçılardan oluşan Bloomsbury grubunun üyeleri arasında da önemli bir şahsiyet haline geldi. 1912’de Leonard Woolf’la evlendi ve 1917’de birlikte Hogarth Yayınevi’ni kurdular. Mrs. Dalloway (1925) ve To the Lighthouse (1927; Deniz Feneri) gibi çığır açan romanların yazarı olan Woolf, daha sonra tarihsel bir fantezi olan Orlando’yu (1928) ve I. Elizabeth döneminden 1928’e değin İngiltere’deki edebiyat yaşamını konu aldığı uzun denemesi A Room of One’s Own’u (1929; Kendine Ait Bir Oda) yayımladı. 1931’de yayımlanan Dalgalar’ı daha geleneksel bir roman olan The Years (1937; Yıllar) izledi. Yazar son romanı Between the Acts’i (1941; Perdeler Arasında) bitirdikten sonra ruhsal bunalım sonucu kendini evinin yakınındaki bir ırmağa atarak yaşamına son verdi.
"Dalgaları okumayı düşünüyorsanız
mutlaka ama mutlaka bu incelemeyi gözden geçirmenizde fayda olacağını düşünmekteyim"

Bir kere Virginia Woolf'u (1882-1941) okumak başka bir şey
diğer yazarları okumak daha ayrı bir şey!
Woolf'un dünyasına girecekseniz, öncelikle
hayatla boğuşmuş olmanız gerekir
düzenden tiksinmiş olmanız gerekir,
sevgiden darbeler almış olmanız gerekir,
şeklin ötesine geçmiş olmanız gerekir,
insanı bir haz makinası olarak görmemeniz gerekir,
isminiz sorulduğunda biraz düşünerek cevap vermeniz gerekir -ne olabilir diye-
yani kısaca hayatı sorgulamanızda
en az normalin bir tık üstünde olmanız gerekir....

-olmazsak nolur?
anlayamazsınız!
ya yarıda bırakırsınız ya da söversiniz!
azarlarsınız ve hiç hak etmediği ithamlarda bulunursunuz
--ayy ne karamsar bir kadın
yani bu neye benzer biliyor musunuz,
denizi kıyısından ibaret zannetmeye benzer
biri size denizin derinliklerinden bahsederse
onu delilikle suçlamanıza benzer
öYle Yaparız;
genelde somutun ötesine geçen, geçerken de somutu hırpalayan
soyutla sevişen kişilere deli deriz,
o da öyle diyor ya;
"Yeniden delirmekte olduğumdan şüphem yok"
ve ekliyor;
"sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum.
bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum. "
diyor
ve
cebindeki taşlarla nehrin suyunda soyutlaşmak,
üstündeki beden yükünden kurtulmak için bir adım atıyor!
"Ölüme hangi adı vereceğiz?"......

Virginia Woolf genel olarak eserlerinde ve
özel olarak da bu kitabında "bilinç akışı" tekniğini kullanır
bilinç akışı dediğimiz teknik kısaca karakterlerin iç seslerinin
kendi ağızlarından bir olay örgüsü olmadan, mantıksal bağlantılar
kurmadan zihninden geçen düşüncelerin olduğu gibi yansıtılmasıdır.
bu durum, ister istemez eserin okunmasını zorlaştırır
bir de bunun üzerine Virginia Woolf'un gerçeğe yakın dünyası koyulunca
bu zorlanma kat kat artabilir....

bütün bunlara "eywallah" diyorsanız eserin özeline geçelim

Bu eserde bilinç akışı tekniği kullanılarak 3 kız, 3 erkek arkadaşın
çocukluğundan gençliğine, gençliğinden ihtiyarlığına ve ölümüne giden
bir yoldaki imgeler ve kendilerinde meydana gelen değişimleri içerir.
Bütün ömür bir güne benzetilir, hayatlar gündoğumu ile başlar ve günbatımı
ile son bulur günün ortasında her biri orta yaşlarındadır sonra yavaş
yavaş batıma doğru yol alır. Hayat bir deniz ve ruhlardaki ritimler ise
birer dalga olarak simgelenir. Ruhlardaki hareketler
yükselip alçalarak bir dalga oluşturur... genç yaşta
ölen Percival konuşturulmaz ancak ölümünden sık sık bahsedilir. Yazar bazen bu altı
kişinin aslında bir kişi olabileceği izlemini de bizlere verir.. o da artık bizim
düşünce dünyamızda şeklini bulur.

Okurken belli noktalara odaklanmamanız için hislerimden bahsetmeyeceğim
ama okumadan önce mutlaka dikkat etmeniz gerekenlerden ilki
altı kişinin isimlerini genel özellikleriyle iyi belirlemeniz
ve ikincisi ise
konuşmaya başlayan kişiyi iyi bilmeniz gerekir
çünkü yazar hangisine geçtiğinden bahsetmez
kendinizi okumaya kaptırırsanız tam olarak kimden bahsettini kaçırabilirsiniz
bu da karışık olan durumu iyice karışık hale getirebilir
ve gelen dalga ile boğulma tehlikesi geçirebilirsiniz...

son olarak
okuyun ya da okumayan önerisinde bulunmayacağım
ancak eğer Virginia Woolf'u ilk kez okuyacaksanız
bu eserden başlamayın.. derim...

..saygılarımla
Cümleleri bir olaya ya da bir nedene bağlamadan serbestçe okuyun...
 
Virginia her defasında farklı bir serüven ayrı bir heyecan, merak uyandırıyor ve sende derin izler bırakıyor.

Olay örgüsü yerine ritimle yazılmış bir kitap.Woolf Dalgalar'da altı arkadaşın hayatını zaman ve mekândan bağımsız olarak bilinç akışı tekniğiyle düzyazı-şiir şeklinde yazmış.Yıllar puslu, olay örgüsü en aza indirgenmiş daha çok ritme uyarak yazılmış.

Kitap uzun bir süre başucumdaydı çünkü gerçekten hissederek okudum.Başlangıçta kafa karıştırıcı ve zor bir eser gibi görünse de sana daha sonra öyle yoğun duygular hissettiriyor ki....

Okurken sorguluyorum bazı şeyleri. Alıntı yapmak istediğim o kadar fazla cümle vardı ki ne yazsam ne yazmasam eksik kalıyor kitabın tamamı gibi bütünlüğü  koruyamıyorum.

İyi okumalar.Sevgi ile kalın :)
Yazarla tanışma kitabım olan ''Dalgalar''ı severek okudum. Her bir cümlesiyle düşünürken detaylardaki güzelliği yaşıyorsunuz. Dalından düşen bir yaprakla yavaşça yere düşüyormuşsunuz gibi ya da akan bir suya eşlik eder gibi akıp gidiyorsunuz. Hayat bir deniz; dalgalar, yaşadıklarımız... Yapılan metaforlarla kitabı okumuyor, hissediyorsunuz.

Konu, olay örgüsü çok anlaşılır değil. Altı arkadaşın okul, gençlik ve orta yaş dönemleri anlatılmış.

Yazarın okuduğum bu ilk kitabı idi; diğerlerini de okuma hevesi uyandırdı bende.
Küçükken hikaye tamamlama oyunu oynardık. Bu kitapta o tarzda yazılmış. 6 arkadaşın her biri kendi kişisel bakış açısıyla hayatlarını kısa kısa kendi fikirleri ile anlatması ile oluşan bir eser. Yalnız bununla kalan bir kitap değil. Roman türüne yakın, şiir kalıntıları olan ve özellikle belirtmek isterim ki, Virginia Woolf' un müthiş betimlemeleriyle yazmış olduğu, kesinlikle unutulmaması gereken bir eser. "Dalgalar kıyıda kırıldı . "
Okuyup bitirdiğim için kendimi oldukça şanslı hissettiğim bir başyapıt. Okumak belki de fazla hafif bir kelime, yaşamak diyebiliriz. Dalgalar, yaşanması gereken, içine girilmesi, orada kalınması gereken bir kitap. Kesinlikle yalnız,sakin ve sindirerek okunmalı... Bilinç akış tekniğinin kusursuz kullanımı, gelişigüzel ve dağınık cümlelerden muazzam bir bütün elde edilebileceğini göstermiş, ayrıca elbette eserdeki gelişigüzellik sadece görünürde var olan bir durum. Muhteşem ve kült bir eser diyebilirim.
Virginia Woolf okumak kolay değildir sabır ister dikkat dağınıklığını affetmez. Güzel başladım kesintisiz okuyunca zaten akıyor ama araya kitap okuyamayacağım üç gün girdi bu da her şeyi mahvetti geri toparlamak zor oldu. Eğer okumayı düşünüyorsanız hiç kesilmeyecek şekilde ayarlayın. Kendisi bilinç akışı tekniğiyle bilinir, öncülerinden. Bu yüzden okumak zordur.
Kitaptan alıntı yapacak olsam tüm kitabı yazmam gerekir buraya. Woolf'ün kelimelerle oyunu bile denebilir bu kitap için. Şiir gibi tabiri kullanmadan edemeyeceğim.
Oysa İngiliz edebiyatının mihenk taşlarından Virginia Woolf’un (1882-1941) Dalgalar adlı eseri -roman ya da hikâye gibi kalıpların dışında olan- genellemelerin ona ilişmesine izin vermeyen, apayrı bir evren. Dalgalar, kendinizi düşüncelerin akışına bırakacağınız ve hangi kıyıya çıkacağınızı son sayfaya kadar kestiremediğiniz bir kitap.

Olay örgüsünden uzak olan ve çoğunlukla “durum hikâyeleri” diye adlandırdığımız eserlere çoğumuz önyargı ile yaklaşırız. Ancak yazarın çalkantılı iç dünyasının satırlarına yansımasından mıdır nedir, bu şiirsel ve cesur eserini okumak tüm bu önyargılardan utanmak için yeterli. Kişilerin mono/diyaloglarıyla ilerleyen Dalgalar, altı arkadaşın çocukluklarından orta yaşlarına kadarki değişimlerini ve yaşayışlarını anlatıyor.

Değişim, doğrusu Woolf’un bu eserini tek kelimeyle özetlemek gerekseydi bunun seçilmesi gerekirdi. Her yönüyle dinamik bir kitap bu; sözcüklerle ne kadar hızlı dans ederseniz edin çoğu cümleyi ikişer kere okuyarak imgelerle ilerlediğiniz, en ufak bir şeyin dahi nasıl büyük anlamlara geldiğine hayret ettiğiniz ve sayfaları çevirdikçe değiştiğiniz…

Dilinin fazla feminen oluşuyla eleştirilen Woolf -ki feminizmin o çağdaki en büyük temsilcilerinden oluşu göz önünde bulundurulursa bundan doğal ne olabilir- Dalgalar‘da ilerlemeye ve okuyucuyu sürüklemeye devam ederek dilini daha o günlerden nasıl oturttuğunu gösteriyor bize. Sürükleniyor, zamana eşlik ediyoruz; sonra da kendimizi renkli bir betimleme selinin ortasında buluyoruz.
254 sayfa olmasına rağmen, bitirdiğinizde iki hatta üç katı uzunlukta bir kitap okumuş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Kitap; 6 farklı kişi tarafından birinci ağızdan, okul cağlarından orta yaş dönemlerine kadar olan kısımda yaşadıklarını, hissettiklerini, birbirlerine karşı düşündüklerini konu alıyor diyebiliriz.
Kesinlikle kendinizi tam olarak verebileceğiniz zamanlarda okumanız gereken bir kitap, zihinsel olarak her cümlenin inanılmaz bir ağırlığı var ve yorgun geçen bir günün ardından rahatlamak için okunacak kitaplardan birisi değil dalgalar.
Ayrıca kitabın son cümlesi; Virginia Woolf'un mezarında da yazmakta.
Deniz kuşları, kelebek tozları, altın halkalar, gümüş sisler, dalgaların son kez titreyişi...
Bütün bunlar Virginia'nın sedefli kaleminden kulağıma fısıldanan, gözlerime ışıldayan büyünün parçaları. Ben bir kitap okudum ve kitap beni düşe çevirdi. Ben bir kitap okudum ve kitap bir şiirdi. Romanın şiire evrimi.

Satırları okumak, idrak etmek, tasavvur etmek açıkçası benim için çok da kolay değildi. Pür dikkat kendimi verdiğim cümlelerin dağınıklığı keskinliğimi ikiye bölmüştü. Onların gözünden biz ve bizlerin gözünden onlar.
İsmi gibi, beni dalgalandıran bu kitabı biri bana anlat dese söyleyecek bir şey bulamam. Bir konu yok çünkü ortada. Bir varoluş var. Bir tasvir var. Biraz o ve biraz ben varım.

Bir gün orijinal diliyle okuyarak şiirselliğin yeniden tadına varmak istediğim Virginia Woolf'tan "melez" bir eser. Sakin, yumuşak ama zorlu bir yolculuk.
Acı ilk yaşanıldığında sanki herşeyin sonu gelmiş ve bu felaketten kaçış yokmuş gibi hissederiz. Daha sonraları acımız hafifler ve hafifler biz yaşayabiliriz hafifleyen acımızla. Fakat bazen olur ki bir anda yüreğimize ilk anki gibi çöreklenir ve biz o berbat hissettiğimiz kısacık zaman diliminden nefret ederiz. Acımızı dalgalar şeklinde hissederiz. Denizde bir anda gelen dalga aslında bizim içimize bir anda giren acı ve o dalga geçtikçe biz o acıya biraz daha alışıyoruz. Bu kitapta bir anlamda bunu ifade ediyor. Bu yüzden Virginia Woolf benim okuduğum en mükemmel yazarlardan ve yazdıklarıyla adeta hissettiren cinsten.

Dalgalarda konu şu ki 3 kız 3 erkek olmak üzere 6 genç vardır
Bu 6 gençin çocuklukları ve olgunlaşıp büyürken arkadaşlıkları ve arkadaşları percival'ı kaybetmenin acısını şiirsel bir anlatı yaparak ifade ederler.

Virginia Woolf'un her kitabını öneririm gerçekten mükemmel ötesi bir yazar. Benim gerçekten hissederek okuduğum yazarlar arasında her zaman ilk sırada. Şiddetle herkesin okumasını tavsiye ederim.
Yahu... ağzım açık, bakıyorum öyle... ne desem ki şimdi?

Daha “Dışa Yolculuk” kitabının etkisinden çıkamamışken bir de üstüne bu eklendi, teşekkürler Woolf sayende otobüste ağlayacak kadar da oldum. Neyse, spoi vermeyeceğim ama öldüğümde Virginia ile karşılaşırsam hesap da soracağım, unutturmayın sakın.

Şöyle diyeyim, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış çok zevkli bir kitaptı. Arada hangi karakterde olduğunuzu unutuyorsunuz, kitaba ister istemez kaptırınca ipler de kopuyor tabi. Okuduğum en değişik ve sanki içim dökülmüş gibi hissettiğim kitaptı. Anlaşılan “En Sevdiğim” kitaplar listesine girdi.

Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum, Virginia ile tanışmak için gayet güzel bir kitap.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dalgalar
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328605
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Waves
Çeviri:
Tülin Cansunar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Dalgalar
Dalgalar
Dalgalar
Woolf 1920’lerin ortalarında Dalgalar’ı tasarlarken ortaya çıkacak romanın benzeri görülmemiş bir “melez” olacağından emindi. Şiirin coşkunluğuyla nesrin sıradanlığını kaynaştıran soyut ve gizemli bir yapıt, bir “oyunşiir”, olay örgüsü yerine ritimle yazılmış “yepyeni türde bir kitap” vardı aklında. Birçok kişi tarafından yazarın en büyük başarısı olarak görülen Dalgalar, altı arkadaşın çocukluktan orta yaşa dek yaşamlarının; onları kuşatan dünyayı algılayışlarının ve kim olduklarını keşfedişlerinin izini sürer. Romanda bilinç akışı tekniğine yoğunlaşan Woolf’un lirik ve duyarlı diliyle dünyevi ve gündelik olan, yepyeni bir boyut kazanır.
Modern kentin bir kaleydoskobu andıran görüntülerine ve gürültüsüne uzak geçmişe ait imge ve sesler karışır. Romanın her bir sayfasından yayılan akışkan ve her okuyuşta daha da derinleşen anlamlar, bizi hiç bitmeyecek bir okuma deneyimine davet eder.
VIRGINIA WOOLF (1882-1941): Roman türüne özgün katkılarda bulunmasının yanı sıra döneminin önemli eleştirmenlerinden biri olan Virginia Woolf, Londra’da doğdu. Eğitimini eleştirmen olan babası Sir Leslie Stephen’dan aldı. İki dünya savaşı arasındaki dönemde, Londra’nın edebi çevrelerinin yanı sıra İngiliz yazar, filozof ve sanatçılardan oluşan Bloomsbury grubunun üyeleri arasında da önemli bir şahsiyet haline geldi. 1912’de Leonard Woolf’la evlendi ve 1917’de birlikte Hogarth Yayınevi’ni kurdular. Mrs. Dalloway (1925) ve To the Lighthouse (1927; Deniz Feneri) gibi çığır açan romanların yazarı olan Woolf, daha sonra tarihsel bir fantezi olan Orlando’yu (1928) ve I. Elizabeth döneminden 1928’e değin İngiltere’deki edebiyat yaşamını konu aldığı uzun denemesi A Room of One’s Own’u (1929; Kendine Ait Bir Oda) yayımladı. 1931’de yayımlanan Dalgalar’ı daha geleneksel bir roman olan The Years (1937; Yıllar) izledi. Yazar son romanı Between the Acts’i (1941; Perdeler Arasında) bitirdikten sonra ruhsal bunalım sonucu kendini evinin yakınındaki bir ırmağa atarak yaşamına son verdi.

Kitabı okuyanlar 260 okur

  • Ceren selvi
  • Elif Yd
  • Ecem Şahin
  • ÖznurK
  • Lilith
  • FERAY
  • T. Küçüköğüt
  • Pınar Vardar
  • Su
  • Burak An

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1
14-17 Yaş
%6.1
18-24 Yaş
%24.5
25-34 Yaş
%33.7
35-44 Yaş
%20.4
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%6.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.4
Erkek
%25.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.8 (24)
9
%14.1 (11)
8
%23.1 (18)
7
%14.1 (11)
6
%6.4 (5)
5
%2.6 (2)
4
%2.6 (2)
3
%2.6 (2)
2
%2.6 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları