1000Kitap Logosu
Dalgalar
Dalgalar
Dalgalar

Dalgalar

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.8
434 Kişi
1.618
Okunma
454
Beğeni
28bin
Gösterim
256 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 7 sa. 15 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · Şubat 2019 · Karton kapak · 9786053328605
Orijinal adı
The Waves
Diğer baskılar
Woolf 1920’lerin ortalarında Dalgalar’ı tasarlarken ortaya çıkacak romanın benzeri görülmemiş bir “melez” olacağından emindi. Şiirin coşkunluğuyla nesrin sıradanlığını kaynaştıran soyut ve gizemli bir yapıt, bir “oyunşiir”, olay örgüsü yerine ritimle yazılmış “yepyeni türde bir kitap” vardı aklında. Birçok kişi tarafından yazarın en büyük başarısı olarak görülen Dalgalar, altı arkadaşın çocukluktan orta yaşa dek yaşamlarının; onları kuşatan dünyayı algılayışlarının ve kim olduklarını keşfedişlerinin izini sürer. Romanda bilinç akışı tekniğine yoğunlaşan Woolf’un lirik ve duyarlı diliyle dünyevi ve gündelik olan, yepyeni bir boyut kazanır. Modern kentin bir kaleydoskobu andıran görüntülerine ve gürültüsüne uzak geçmişe ait imge ve sesler karışır. Romanın her bir sayfasından yayılan akışkan ve her okuyuşta daha da derinleşen anlamlar, bizi hiç bitmeyecek bir okuma deneyimine davet eder. VIRGINIA WOOLF (1882-1941): Roman türüne özgün katkılarda bulunmasının yanı sıra döneminin önemli eleştirmenlerinden biri olan Virginia Woolf, Londra’da doğdu. Eğitimini eleştirmen olan babası Sir Leslie Stephen’dan aldı. İki dünya savaşı arasındaki dönemde, Londra’nın edebi çevrelerinin yanı sıra İngiliz yazar, filozof ve sanatçılardan oluşan Bloomsbury grubunun üyeleri arasında da önemli bir şahsiyet haline geldi. 1912’de Leonard Woolf’la evlendi ve 1917’de birlikte Hogarth Yayınevi’ni kurdular. Mrs. Dalloway (1925) ve To the Lighthouse (1927; Deniz Feneri) gibi çığır açan romanların yazarı olan Woolf, daha sonra tarihsel bir fantezi olan Orlando’yu (1928) ve I. Elizabeth döneminden 1928’e değin İngiltere’deki edebiyat yaşamını konu aldığı uzun denemesi A Room of One’s Own’u (1929; Kendine Ait Bir Oda) yayımladı. 1931’de yayımlanan Dalgalar’ı daha geleneksel bir roman olan The Years (1937; Yıllar) izledi. Yazar son romanı Between the Acts’i (1941; Perdeler Arasında) bitirdikten sonra ruhsal bunalım sonucu kendini evinin yakınındaki bir ırmağa atarak yaşamına son verdi.
5 mağazanın 34 ürününün ortalama fiyatı: ₺12,93
7.8
10 üzerinden
434 Puan · 115 İnceleme
RA
Dalgalar'ı inceledi.
256 syf.
OKUYORUZ DEĞİL Mİ!
"Dalgaları okumayı düşünüyorsanız mutlaka ama mutlaka bu incelemeyi gözden geçirmenizde fayda olacağını düşünmekteyim" Bir kere Virginia Woolf'u (1882-1941) okumak başka bir şey diğer yazarları okumak daha ayrı bir şey! Woolf'un dünyasına girecekseniz, öncelikle hayatla boğuşmuş olmanız gerekir düzenden tiksinmiş olmanız gerekir, sevgiden darbeler almış olmanız gerekir, şeklin ötesine geçmiş olmanız gerekir, insanı bir haz makinası olarak görmemeniz gerekir, isminiz sorulduğunda biraz düşünerek cevap vermeniz gerekir -ne olabilir diye- yani kısaca hayatı sorgulamanızda en az normalin bir tık üstünde olmanız gerekir.... -olmazsak nolur? anlayamazsınız! ya yarıda bırakırsınız ya da söversiniz! azarlarsınız ve hiç hak etmediği ithamlarda bulunursunuz --ayy ne karamsar bir kadın yani bu neye benzer biliyor musunuz, denizi kıyısından ibaret zannetmeye benzer biri size denizin derinliklerinden bahsederse onu delilikle suçlamanıza benzer öYle Yaparız; genelde somutun ötesine geçen, geçerken de somutu hırpalayan soyutla sevişen kişilere deli deriz, o da öyle diyor ya; "Yeniden delirmekte olduğumdan şüphem yok" ve ekliyor; "sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum. bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum. " diyor ve cebindeki taşlarla nehrin suyunda soyutlaşmak, üstündeki beden yükünden kurtulmak için bir adım atıyor! "Ölüme hangi adı vereceğiz?"...... Virginia Woolf genel olarak eserlerinde ve özel olarak da bu kitabında "bilinç akışı" tekniğini kullanır bilinç akışı dediğimiz teknik kısaca karakterlerin iç seslerinin kendi ağızlarından bir olay örgüsü olmadan, mantıksal bağlantılar kurmadan zihninden geçen düşüncelerin olduğu gibi yansıtılmasıdır. Bu durum, ister istemez eserin okunmasını zorlaştırır bir de bunun üzerine Virginia Woolf'un gerçeğe yakın dünyası koyulunca bu zorlanma kat kat artabilir.... bütün bunlara "eywallah" diyorsanız eserin özeline geçelim Bu eserde bilinç akışı tekniği kullanılarak 3 kız, 3 erkek arkadaşın çocukluğundan gençliğine, gençliğinden ihtiyarlığına ve ölümüne giden bir yoldaki imgeler ve kendilerinde meydana gelen değişimleri içerir. Bütün ömür bir güne benzetilir, hayatlar gündoğumu ile başlar ve günbatımı ile son bulur günün ortasında her biri orta yaşlarındadır sonra yavaş yavaş batıma doğru yol alır. Hayat bir deniz ve ruhlardaki ritimler ise birer dalga olarak simgelenir. Ruhlardaki hareketler yükselip alçalarak bir dalga oluşturur... genç yaşta ölen Percival konuşturulmaz ancak ölümünden sık sık bahsedilir. Yazar bazen bu altı kişinin aslında bir kişi olabileceği izlemini de bizlere verir.. o da artık bizim düşünce dünyamızda şeklini bulur. Okurken belli noktalara odaklanmamanız için hislerimden bahsetmeyeceğim ama okumadan önce mutlaka dikkat etmeniz gerekenlerden ilki altı kişinin isimlerini genel özellikleriyle iyi belirlemeniz ve ikincisi ise konuşmaya başlayan kişiyi iyi bilmeniz gerekir çünkü yazar hangisine geçtiğinden bahsetmez kendinizi okumaya kaptırırsanız tam olarak kimden bahsettini kaçırabilirsiniz, bu da karışık olan durumu iyice karışık hale getirebilir ve gelen dalga ile boğulma tehlikesi geçirebilirsiniz... son olarak okuyun ya da okumayan önerisinde bulunmayacağım ancak eğer Virginia Woolf'u ilk kez okuyacaksanız bu eserden başlamayın.. derim... ..saygılarımla
Dalgalar
7.8/10
· 1.618 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
211
berra
Dalgalar'ı inceledi.
256 syf.
·
18 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Dalgalar
Öncelikle kitabı uzun sürede okudum çünkü hem çok yoğundum hem de kitap sindirerek okunması gereken bir kitaptı (ileride dönüp 252 sayfalık şeyi 2 haftada mı bitirdin diye kendime kızmamak için açıklamamı yazıyorum) İncelemeleri okuyarak başlamıştım kitaba o yüzden okunması zor bir kitap olacağını biliyordum ve ilk kitabımdı Virginia Woolf'tan okuduğum (çoğu kişi ilk kitap olarak bunu seçmemeyi söylemiş ama çok geçti ) Karakterlerin iç dünyasının bu kadar açık ve gerçekçi bir şekilde aktarıldığı başka kitap zor bulurum gerçekten evet çok zordu okuması benim için her cümlenin anlamını iki kere düşündüm hatta ilk bazı yerleri anlayamadım sonradan oturttum herneyse bu 6 arkadaşın (Susan, Bernard, Jinny, Neville, Louis, Rhode) düşüncelerini ve çocukluktan yaşlılığa kadar geçen zamandaki davranışlarını teker teker izleyip takip etmek çok güzeldi ve o kadar iyi betimlemiş ki diyecek söz bulamıyorum kitabı 5 sene sonra tekrar okuyup tekrar değerlendiricem büyük ihtimalle çünkü hala hakkını veremediğimi düşünüyorum
Dalgalar
7.8/10
· 1.618 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
28
Resul Bulama
Dalgalar'ı inceledi.
256 syf.
·
12 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
DALGANIN RİTMİ
Bugün günlerden Çarşamba, yarın Perşembe. Bir dalga vuruyor sahile düzenli aralıklarla. Dalgalarda usta bir yazarın dokunuşları gibi bir ahenk var. Sahile bir şey olmuyor sular vurdukça veya oluyorsa da ne olduğu önemli değil. Dalganın düzenli ve dinlendirici sesi kalıyor sadece kulaklarda. Ölmek en iyi dinlenme şeklidir, dalganın biteceğinin farkında ve umurunda olmadan! Edebiyat dünyasında önemli yapıtlarda bir erkek ağırlığı göze batar belirgin şekilde. Elbette bunun farklı edebi türlerde istisnaları vardır. Ama hem edebiyat teorisi, hem farklı biçemsel denemeler, hem de öykü yönüyle edebiyata vurulan kadın imzası Virgina Woolf’a aittir sanırım. Bu nedenle 3. Woolf okumamı yapmış bulunuyorum, diğerleri rafta sırasını bekliyor. İlk okuduğum Mrs. Dalloway , ikincisi ise öyküler kitabıydı. Okuma zorluğuna sıkça vurgu yapılan bu kitapta en belirgin olan neydi peki? Tek kelimeyle ritim! Edebiyat dersi verecek kadar belirgin bir şekilde ritim ustalığı baştan sona göze çarpıyordu. Kitabı okumadan önce herhangi bir incelemeye göz atmadan kitabın beni nereye götüreceğini görmek istedim. Kitapta 6 çocukluk arkadaşının hayat yolculuğu beraber işleniyor. Bu 6 arkadaşın kimler olduğu hatta hangilerinin kız ismi hangilerinin erkek ismi olduğuna bile dikkat etmedim. Kitabın sonunda yazar bu 6 karakterden hangisi olduğunu bilmediğini söyleyerek bu belirsizliğe vurgu yapsa da, karakterler arasındaki anlatı geçişleri rahatsız etmedi beni. Bunları birbirinden ayırmaya da çalışmadım bu yüzden. Hayat bu 6 karakterin etrafında akmaya devam ederken yazar bütün detayları anlatsa bile bunların ne kadar gereksiz olduğuna ve ilgilenmediğine de vurgu yapar aslında. O ilgili değilse ben karakterlerin hayatını neden merak edeyim ki! Ben hep o dalga sesini aradım kelimeler arasında… Her bölüm başında güneşin doğuşu ve batışıyla başlayan ikişer sayfalık şiirsel anlatım ayrı bir lezzet katmıştı kitaba. Her bölümde bu güneşle başlayan anlatım kitap boyunca devam eden dalgalarla finalde bir araya gelerek ritmini tamamlar. Özellikle ilk bölümdeki başlangıç için şöyle bir not almışım: “Ne zaman kelimelerim tükense geri dönüp dilimin çözülmesini istediğimde tekrar tekrar okumam gereken bir giriş bu.” Yazar, satır aralarında kendi öykü ve şiir anlayışına dair notlar aktarırken, “Yazarken ritim en başta gelen özelliktir,” diyor. Peki yazar bu iki ayrı sembolü finalde buluşturmanın dışında ritim için neler yapar başka? 1. Bugün pazartesi der önce, bunu açar anlatır. Birkaç paragraf sonra pazartesi, salıyı birlikte işler. Yine anlatır, anlatır. Çarşambayı ekler bu ritme. Dalgalar sahile vurmaya devam etmektedir. Sayfalar sonra Perşembe gelir satırların arasına. Anlarsınız ki ritim dersi devam ediyor. 2. Belli olayları düzenli aralıklarla hatırlatır bizlere (Bahçe sahnesi, restaurant, Percival’in gelişi). Bu tekrara düşmek değil aksine bir beklenti oluşturur okurda. 3. Aylara ve zamana vurgu yapar belirli aralıklarla. Hayat akıp gitmektedir, tüm karakterler için ayrı bir yol vardır. Kimi ölür, sağ kalır bazısı. Ölen belki kalmak isterdi, belki kalan ölmek… 4. Tık tık tık gibi ikilemeler kullanarak. (Bir tek dalganın gerçek sesiydi eksik kalan…) Bunların dışında yazarın kullanmış olduğu benzetmelerden bahsetmezsek eksik bir yazı olacağını düşünüyorum. Satır aralarında notlar alıp biriktirdiğinden de bahsederken bu emeğinin satır aralarına nasıl serpiştirildiğinden bahsetmek isterim. - “Hala doymamış küçük bir kuş gibi ağzımı açık tutuyorum - Bir çavlanın üstünden usulca kayan bir kütük gibiyim. - Çok yaşlı bir meşe direğin odunun içinde yüyerek yolunu bulan bir kurt gibiyim. - Muhteşem bir hayvanın yan tarafındaki bir kabuk muşuz gibi, - Şimdi bu kokunun ve görkemli ısıtıcının içinde dolanmış yaprakları açılan bir eğrelti otu gibi…” Daha fazlası da vardı ama sıkmamak için alıntı olarak da paylaştığım şu benzetmeyi yazmasam olmaz! “Alay bandosunun peşi sıra yol boyunca tırıs giden, ansızın bir ağaç gövdesini, kahverengi bir lekeyi koklamak için duran, derken kırma bir sokak köpeğinin peşinden karşıya bir koşu tutturan, sonra da kasaptan gelen büyüleyici et kokusunu koklarken bir patisi havada kalan küçük bir köpek gibiyim.” Bu benzetmeyi yazabilmek için nasıl bir gözlem yaptığını merak ettim gerçekten… Son olarak sondan bahsetmeliyim, hayır kitabın değil, yazarın sonundan. Son cümlesinde ölüme meydan okuyan yazar, şöyle seslenir kitabın içinden bizlere: “Yenilmeden ve boyun eğmeden, kendimi sana doğru savuracağım, Ey Ölüm!” Bu ilk dalgadır. Satır aralarında “öldüğümü varsayalım,” der. “Size kesinlikle söyleyebilirim ki, bu, isteğim dışında olmayacak.” S.172. Bu ikinci dalgadır. Sonra bu ölümün nasıl olacağını da söyler bize detaylarıyla. “Dalgalı suların üstünde gideceğim ve beni kurtaracak kimse olmaksızın batacağım.” S. 134. Bu da son dalgadır. Sonra dalga sesleri kesilir birden, duyulmaz olur. youtu.be/0pwjnLMpE28 Ha! Bir de ritmi yakalamak için fonda dalga sesleri dinledim yazarken, aylardan aralık, günlerden Çarşamba… İncelemenin tam metni için, kitaphaber.com.tr/dalganin-ritmi-wool...
Dalgalar
7.8/10
· 1.618 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
21
108