1000Kitap Logosu
Sevilen

Sevilen

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

352 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 9 sa. 58 dk.
Adı
Sevilen
Orijinal adı
Beloved
Basım
Türkçe · Türkiye · Sel Yayınevi · Ocak 2016 (İlk yayınlanma: 8 Temmuz 2004) · Karton kapak · 9789755707686
Diğer baskılar
Sevilen
Sevilen
Sevgili
Beloved
 Kölelik cehennemine içeriden bir gözle bakan Sevilen, çocuklarıyla birlikte kölelikten kaçan bir kadının özgürlük savaşını anlatıyor. Geçmişin ağırlığını omuzlarından yıllar sonra dahi indiremeyen, onun hayaletleriyle boğuşan Sethe, annelik vicdanıyla, kadınlığıyla ve ait olduğu toplumla hesaplaşıyor. Kadınlık ve annelik duygularıyla müthiş bir şekilde harmanlamış Toni Morrison'ın bu dev eseri, zalimliklerle dolu bir tarihe ışık tutarken, siyahi bir ailenin merkezinde çok kişisel bir varoluş hikâyesinin duygu dolu inceliklerini ıskalamamayı başarıyor. Acı ve güzelliği yan yana getiren şiirsel diliyle Toni Morrison'a Pulitzer Ödülü'nü kazandıran Sevilen, büyülü atmosferi ve doğaüstü detaylarıyla fazlasıyla sahici bir masal… (Tanıtım Bülteninden)
Fiyatlar
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
İdefix
idefix.com

Okurlar

Kadın
% 73.9
Erkek
% 26.1
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
7.8
10 üzerinden
297 Puan · 88 İnceleme
262 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Sessiz kalabalığın ardından etkili bir ağıt...
Toni Morrison’un Pulitzer ödüllü, 1987 tarihli romanı “Sevgili” -orjinal adı ve bence daha doğru bir çeviri ile "Sevilen"-, kölelik hakkında yazılmış en çarpıcı romanlardan biri. 1850li yılların Amerikasında, iç savaş ve takip eden zenci haklarının tanınması dönemi öncesinde geçen roman, köleliğin zenci toplumu üzerindeki travmatik etkisini son derece etkileyici, vurucu, rahatsız edici bir dille aktarıyor. Hikayenin kimi zaman yazarın, kimi zaman ise kahramanların ağzından anlatıldığı, zamanda ileri-geri gidişlerle beslenen, çok katmanlı bu roman edebi anlamda çok, çok başarılı. Ancak uyarmalıyım; okuması, dilinden dolayı değil, içten hissettirdiği acılar nedeniyle zor bir eser. Morrison bu romanını gerçek bir hikaye üzerine kurgulamış. 1856 yılında Kentucky’de köle olarak tutulduğu çiftlikten kaçan Margaret Garner, eşi ve çocukları ile sığındığı kulübede askerler tarafından kıstırılınca, 2 yaşındaki bebeğini “onun da köle olmasını engellemek için” kendi elleriyle öldürür. Morrison, artık şöhreti yakaladığı yıllar olan 1987de bu gerçek hikayeyeden esinlenerek “Sevgili”yi yazar. Yazarın yakın arkadaşı ve kendisi de önemli zenci hakları savunucularından olan Oprah Winfrey’in tanıtımı ve sinema filmi ile roman dünya çapında bir üne kavuşur. Toni Morrison'un Nobel Edebiyat Ödülü’nü 1993 yılında aldığını da bir not olarak belirtelim. İyi bir beyaz ailenin yanında, köle olmalarına rağmen köleliklerini hissetmeden yaşayan; yani dövülmeyen, aç bırakılmayan, tecavüz edilmeyen, zorla çiftleştirilmeyen, damızlık olarak kullanılmayan, bazen fikirleri bile dinlenen bir köle ailesinin çevresinde geçer olay. O zenciler bu hayatın içine doğmuşlardır, eğitimleri yoktur, sadece kendilerine öğretilen işleri bilirler, çiftlik dışında bir yer tanımazlar. Dışarıdan kulaklarına gelen zencilere eziyet edildiği haberlerine şüphe ile yaklaşırlar; onların beyazları iyidir ve hayatın hep böyle süreceğine inançları tamdır. Bilge anneleri Bebe Suggs’un uyarılarını dinlemeden, hayatlarına “sevgi”nin girmesine izin verirler; aşık olurlar, ailelerini el üstünde tutarlar ve çocuklarını severler. Halbuki beyaz adamın elinde silahı ile hükmettiği bu dönemde sevgi, zenciler için en büyük zayıflık, en büyük tehlikedir. Nitekim çiftlik sahibinin ölümü, karısının da hastalanması sonrası gelen mirasçılar; öğretmen ve iki oğlu; çiftlikteki zencilere köle olduklarını hatırlatacak ve tüm dramın başlangıcını oluşturacaklardır. Kahramanımız Sethe, gerçek hayattaki Margaret Garner’dır. Kayınvalidesinin uyarılarını göz ardı ederek hem kocasını, hem de peşi sıra doğurduğu 3 çocuğunu sever Sethe. İçlerinde en cesurudur, işlerin kötüye gittiğini anladıklarında, hamile olmasına rağmen, kaçma planına o uyar ve çocuklarını o dehşetten kaçırmayı başarır. Ama ırkçılığın devlet eliyle desteklendiği o günlerde beyaz adamın zulmünden kaçmak; hele sağlıklı, çalışabilir, hala doğurabilir zenciler için; imkansızdır. Sethe bu imkansızı başarırken hem sevgili evladından, hem de aklından vaz geçmek zorunda kalacaktır. Kölelik yıllarında zenci toplumunun yaşadığı eziyeti, özellikle ruhlarında açılan yaraları ile ortaya sermeyi hedefliyor Morrison. Dövülen, kırbaçlanan, zincire vurulan, ağızlarına metal gem geçirilen insanların… Doğurganlıkları ile iyi para getirdiklerinden evlenmeleri istenmeyen, sürekli farklı zencilerle çiftleştirilen kadınların… Beyaz adam tarafından tecavüze uğrayan kadınların… Biraz iş yapabilir hale geldiğinde (6-7 yaşlarında) annelerinden ayrılıp satılan çocukların… Annesi tarlada çalışabilsin diye anne sütünden mahrum bırakılan bebelerin… Hayvan yerine koyularak damgalananların… Kafaları ve bacakları kesilerek asıldıklarından kim oldukları ancak vücutlarındaki doğum lekeleri ile tespit edilebilen cesetlerin… Bir insan hayatta ne kadar travma yaşayabilir, bunları nasıl göğüsleyebilir, ne kadarını kaldırabilir? Soruyor Morrison. “Tehlikeli, çok tehlikeli diye düşündü. Eskiden köle olan bir kadının bir şeyi bu kadar çok sevmesi, hele çocuklarına bu derece düşkün olması çok tehlikeliydi. En iyisi her şeyi azıcık sevmekti. Öyle olunca, çocuğun boynunu kırıp çuvala tıktıklarında ondan sonra doğacak çocuk için bir parça sevgin kalabilirdi.” Sethe’nin hapisten çıktıktan sonra bile kendine bir düzen kurabilmesi, “Sevgili” ortaya çıkana kadar olanları kabullenip yaşamaya devam edebilmesi, bize insanın acılara karşı ne kadar da güçlü olduğunu gösteriyor. Sethe’nin “Sevgili”nin, ona göre öldürdüğü yavrusunun, ortaya çıkışı ve sevgilisi tarafından terk edilmesi sonrası yaşadığı psikolojik çöküntü ve ağır depresyonu da çok güzel aktarmış Morrison. Sethe’nin nezdinde, köleliği birinci elden yaşamış bu toplumun her bireyinin içindeki o büyük psikolojik travmayı, aşılması çok zor olan çöküntüyü en ince ayrıntısı ile hissetmemizi sağlamış. Eser kimi çevrelerce “duygu sömürüsü yaptığı” gerekçesi ile çokça eleştirilmiş. Bu eleştiriyi hak ediyor mu derseniz… Morrison’un romanını popülaritesini arttırmak amacıyla, Oprah Winfrey’in desteği ile, uygun bir zamanda piyasaya sürdüğünü söylemek mümkün belki. Ama bu ne kadar önemli? Büyük yazarların kaderi, reklamdan kaçarak, parasızlıktan aç bilaç, sürünerek yaşamak olmamalı. Morrison Amerika Birleşik Devletleri’nin bugünkü büyük zenginliğinde büyük payı olan bu sessiz kalabalığın ardından etkili bir ağıt yakıyor. Ve bu ağıt, aldığı ödülleri, çok okunmasını ve takdir edilmeyi sonuna kadar hak ediyor.
Sevgili
7.8/10 · 953 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
352 syf.
·
13 günde
·
Puan vermedi
"Anlatılacak bir öykü değildi bu." diyor yazar kitabın son sayfasında ama bazen böyle olaylar/öyküler özellikle anlatılmalı. Vicdandan yoksun insanların yüreği sızlamalı. Pulitzer ödülü alan bu roman sömürgecilik ve postmodernizmin izlerini yoğun bir şekilde taşıyor. Yazar bolca flashback kullandığı için ekstra dikkat isteyen bir kitap (belki bu yüzden belki de çeviri yüzünden ara ara zorlandım). Ama okunması o kadar da zor bir kitap değil. Irkçılık son derece ölümcül, can yakıcı, yürek burkan seviyelerde. Öyle ki, beyaz insandan tiksiniyorsunuz. Bir anneye en büyük acıları yaşatan, insanlara insan sıfatını çok görüp, ondan yoksun bırakan diğer insanların ayrıcalığı nedir? Ten renkleri mi? Yazıklar olsun o renklere, öyle ki romanda bahsedilen insanları pembe ve kırmızı renkten dahi soğutan o barbar sistem yerin dibine batsın. Üzücü, duygusal ve son derece çarpıcı bir romandı. Yine bilmediğimiz bir yerlerde, aklımızın almayacağı hatta tahmin bile edemeyeceğimiz şeyleri yaşayan birileri var. O insanlara kim yardım edecek!! Ölüm mü? Ölümün, yaşamdan daha cazip gelmesi çok zor olsa gerek... Umarım kimse bu durumlara düşmez. Umarım!
Sevilen
7.8/10 · 953 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
352 syf.
·
25 günde
·
2/10 puan
Sevilmeyen
Ölmeden önce okunması gereken kitaplar arasındaydı. Listeye baktığımda bu kitabı okumadığımı fark ettim. Hemen okumalıyım... Kitabı elime aldığımda arka kapağındaki yazıyı okuyup çok heyecanlandigimi, bir solukta okuyup içime işleyecek bir eser dediğimi hatırlıyorum. Ama maalesef kitap beklentimin cok çok altındaydı. Öyle çok doğaüstü olaylar anlatılmış ki kitabın asıl konusunu ( kölelik , beyaz irktakilerin siyahi ırklara yaptığı eziyet ve köleliğe bağımlı yaşam) gölgede bırakmış.Dogaustu olayları okurken nevrim döndü, algilayamadim doğrusu. Çevirmenden kaynaklı bir sorun diye mi de düşünmeden edemedim. Püren Ozgeren'in cevirmenligini yaptığı birçok kitabı okumama ve sevmeme rağmen bu kitaptaki cevirmenlige hayran kalamadim. Dönüp tekrar okuyacağım kitap değilsin...
Sevilen
7.8/10 · 953 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
352 syf.
·
15 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Çocuklarınızı korumak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?
Daha detaylı bir inceleme için; youtu.be/5CbFsRbhRRQ Kitabı okuyanlara soruyorum; Sethe'in yerinde olsaydınız siz ne yapardınız? Kitap, 1873 yılında, özgür siyahlar için kurulmuş bir kasabadaki 124 numaralı evde başlıyor. Başlangıçta evin üç sakini var; Sethe ve kızı Denver ile evi ele geçirmiş hayalet. Sethe ve Denver’ın tekdüze hayatı, uzun zaman sonra evlerine gelen ilk misafir olan Paul D’nin gelişiyle değişiyor. Paul D, gelişiyle birlikte anıları da tetikliyor ve bundan sonra geçmişle şimdiki zaman arasında gidip gelen bir kurgu okumaya başlıyoruz. Yine hikayenin giriş kısmında Sevilen’in gelmesi, 124’ü hiç olmadığı kadar karıştırıyor. Gizemli genç kızın sevgiye olan açlığı ve Sethe’e olan bağlılığı, Sethe'i çözümsüz bir vicdan savaşına sokuyor. Geçmiş yüzünü göstermeye başladığı andan itibaren, karakterlerin gizem dolu hatıraları, iç savaşları ve vicdan sızıları sizi sarıyor. Kurgu, sağlam kökleri olan beş karakter çevresinde geçiyor; Sethe, Denver, Paul D, Sevilen ve Baby Suggs. Temelde aynı soruna, köleliğe dayansa da hepsinin kendine özgü derin hikayeleri var. Yan karakterler, ana karakterlerin canlılığını ateşliyor ve onları biraz daha gerçekçi kılıyor. Kitabın büyük kısmı hakim bakış açısıyla yazılmış, ancak bazı yerlerde Sethe, Denver ve Sevilen’in gözünden yazılan bölümler var. Lirik bir dili var. Şiirsel ve birçok yerde hüzünlü. Doğaüstü imgeler kullanılmış, bu da kitaba gerçek dışı bir his katmak yerine tam tersi, gerçekçiliğini destekliyor. Anlatım dağınık, birçok şeyi net açıklanmıyor. Bazı sonuçlara, parçalardan bütün oluşturarak okurun varması bekleniyor. Düz bir zaman çizgisinde ilerlemiyor. Karakterler arasında geçişler olduğu gibi, zamanlar arasında da geçişler var. Hatta bazen yakın geçmişe bazen de uzak geçmişe gittiği için okuması ve anlaması oldukça zor. Ağır ilerleyen bir kitap. Ama bunun sebebi edebi sanatların yoğun olarak kullanılmasından çok, anlatmak istediği konunun ağırlığı. Bunun yanı sıra karakter fazlalığı, betimlemelerdeki ve anlatımın genelindeki detaycılık, zikzaklı zaman çizgisi gibi unsurlar da okumayı zorlaştırıyor. Kitapta olayları değil, olayların insanlar üzerinde yarattığı sonuçları okuyorsunuz. Psikolojik ve manevi tahlillerle dolu. Kölelik olgusunun birçok farklı karakter gözünden incelendiği bu kitapta, kölelerin en büyük sorunu olan kimlik ve benlik arayışı inceleniyor. Köleliğin sadece fiziksel olmadığı, ruhsal, zihinsel ve düşünsel sınırları da olduğu, özgürlükten sonra bile bahsedilen bu sınırların bazılarının aşılmasının mümkün olmadığı ve hatta özgür doğup büyüyen siyahilerde bile bu sınırların bulunduğunu görüyoruz. Manevi olarak yoran bir okuma. Utanç duyduğunuz, kalbinizin sıkıştığı, karnınıza ağrılar girdiği bir kitap. Tam da amaçlandığı işlevi görüp okuyan insanın kalbine ve vicdanına dokunuyor. Bencil bir kitap. İlginin tamamen kendisine verilmesini istiyor, dikkat dağınıklığını asla kabul etmiyor. Sabırlı ve meraklı okurlar için ideal. Heyecan ve sürükleyici bir olay ağı arayanların uzak durması gerekiyor. Yine de ben, bu acı dolu başyapıtın, herkes tarafından hayatının bir döneminde okunması gerektiğini düşünüyorum. Bu arada Toni Morrison'ın Nobel Ödülü almış ilk siyahi kadın yazar olduğunu da unutmamak gerek. Okuduğunuz için teşekkür ederim, sevgiyle.
Sevilen
7.8/10 · 953 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
352 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Kitapta, kölelik döneminde Amerika'daki bir çiftlikte geçmişte yolları kesişen bir grup köleden,hayatta kalanların geçmişten o güne kadar yaşadıkları dramatik olaylar anlatılmaktadır.. Tabii ki özellikle de, çocuklarının köle olmaması için her şeyi yapabilecek karaktere sahip bir anne olan Sethe'nin yürek burkan hikayesi. Yazar bu dramatik olayları anlatırken, aynı zamanda da o insanların yaşadıkları karşısındaki psikolojik durumlarını da muhteşem bir şekilde bize ifade etmektedir. Kitabı okurken insan,maalesef bu durumların yaşanmış olduğunu düşündükçe kendi insanlığından nefret ediyor. Morrison'a Pulitzer ödülünü kazandıran Sevilen büyülü atmosferi olağanüstü detaylarıyla fazlasıyla sahıci bir masal Arka kapaktan.. Sahip olduğun en iyi şey, kendinsin... (s:348)kitsptan Okuyun bence #edebiyat
Sevilen
7.8/10 · 953 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.