Nobel Ödüllü yazarın eseri,özgür ruhlu ,geleneklere aykırı siyahi bir kadın olan Sula’nın kendi olma mücadelesini anlatıyor.Kitapta Sula’nın ve etrafındaki kadınların kimlikleri,renkleri ve cinsiyetleri üzerinden birçok mesaj verilmiştir.Birinci Dünya Savaşı’nın korkunç yüzü,siyahlara ayrılan bir dünya ,emekçilerin mücadelesi ,kadın erkek ilişkileri,ayakta kalabilmek ve dengeyi koruyabilmek için verilen savaş...Verilen savaşta her şey mübah:ölüm,ihanet,acı,yalnızlık...
Ölümle örülü bir yaşam görürüz eserde.Hatta savaşın ve yaşamın getirdiği ölüm acısını hafifletmek,korkuya engel olmak için “Ulusal İntihar Günü”bile düzenlenir.Amaç korkuyu denetim altına almaktır.Bu sarsıcı ve akıcı kitap bitince kötü, iyi kadar gerekli midir sorusunun yanıtını ararız.Tüm bunların temelinde kendi olma çabası ve özgürlükler vardır.
“Özgürlüğe temas kaçınılmaz bir şeydi.Bazılarımız başarılı oldu bazılarımız öldü.Hepimiz tadına baktık.”