Yedi iklim, dört mevsimin yaşandığı yarımada biçimindeki müstesna coğrafyamızda insanların cesur ve korkak, eğitimli ve cahil, dürüst ve yalancı kümelerine ilaveten yananlar ve yakanlar olarak da ikiye ayrılabileceği gözden kaçmasın. Bu da terli terli su içilmemesi gerektiği bilgisinin yanındaki yerini alsın.
Güneş ve Çelik, Yukio Mişima’nın kurgu dışı metni.
Yazarın kendi yaşamından yola çıkarak kaleme aldığı uzun bir deneme de diyebiliriz.
Mişima’nın ortaya koyduğu tezi savunması, bu eseri denemeden uzaklaştırıp esere manifesto özelliği katsa da yazarın dilinin samimiliği, öznel çıkarımları ve kendi deneyimlerinden yola çıkışı eseri, denemeye yaklaştırır.
Mişima, bu kitabında sözcüklerin dünyasında yaşayan; edebiyatın entelektüel yönüyle ilgilenen biridir. Daha sonra kendine doğuştan verilen bu saf hâli(güneşi) terk ederek kendini disiplinle şekillendirmeye ve çeliğe dönüşmeye karar verir. Çünkü kurgunun bir eksiklik ve yalan olduğunu fark eder. Ona göre, yalanla uğraşan insan da kendi gerçekliğinden uzaklaşmaktadır.
Güneş ve Çelik kitabı, bu dönüşümü anlatır.
Eser İkarus’un gökyüzünde süzülüş hikâyesi ile biter. Yunan mitolojisinin bu anlatısı, sınırlarını bilmezsen, haddinini aşarsan sonun felaket olur öğretisini içerir. Oysa Güneş ve Çelik kitabı, sınırları zorlamadan hakikate ulaşamazsın, düşüncesinin altını çizer.
“Bilinç ile bedensel ıstırap arasında mutlak bir bağlantı vardır, bedensel ıstırabın sonuna kadar devam ettiğinin canlı tanığı olarak bile bilinçten öte bir şey yoktur.” s.35
Güneş ve ÇelikYukio Mişima · Can Yayınları · 202611 okunma