Adı:
Sula
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755105505
Kitabın türü:
Çeviri:
Ülker İnce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sula
Sula
"Toni Morrison"un, "En Mavi Giz" ve "Katran Bebek"ten sonra yayın evimizde yayınlanan üçüncü romanı. "Sula", Nobel jürisine göre "Bir ayrıntılı çizimdir, Siyah Venüs'ün kurban edilişidir." "Sula", "Toni Morrison"un yapıtlarında, her çareye başvuran, her şeyi göze alabilen kadın kimliğinin, kadınlar geleneğinin ilk temsilcisidir. "Toni Morrison"un bu dokunaklı romanı, kendilerinin beyaz ve erkek olmadıklarını kısa süre içinde kavrayan iki Zenci kahraman "Mel ile Sula"nın hayatlarını çocukluktan başlayarak yollarının ayrıldığı kadınlığa geçiş yıllarına, daha sonra yollarının yeniden kesiştiği günlere kadar izliyor. "Nel Wright" doğduğu yerde kalmayı, evlenip çocuk yetiştirmeyi, Zenci topluluğunun bir direği olmayı seçen 'klasik' bir kadındır. "Sula" ise kasabadan ayrılarak yüksek okula gider; asidir, dostlarının kocalarını (Nel'in kocası Jude'ü bile) ellerinden alan bir iblis, Beyazlarla yatan bir 'orospu', cemaatin bütün iş ilişkilerini, bütün ahlak kurallarını tehlikeye atan bir büyücüdür. "Toni Morrison", kadınlar arasında cinselliğe dayanmayan o gizemli dostluğu ele almış, iki kadın arasındaki dostluğun tansıklı yanını göstermek istemiştir: Bu dostluk öylesine önemlidir ki hiçbir küçük ihanet, 'koca'nın çalınması bile bunu bozmamalıdır.
(Arka Kapak)
192 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitaplarında, Amerika'daki siyahilerin yaşamını anlatan 1993 yılı Nobel Ödülü sahibi Toni Morrison, bu kitabında da yine aynı çizgide yazdığı ilginç ve dramatik bir siyahi toplum hikayesini bizlere aktarmaktadır.

Toni Morrison bu kitabında bizi, yirminci yüzyılın ilk yarısında yaşanan olaylar için
ABD'deki Medallion City adlı kasabaya, özellikle de kasabanın siyahilerin yaşadığı bölgesi olan Taban'a götürüyor. Bu kasabada yaşayan ve gittiği her yere, her kişiye kötülük bulaştıran Sula ismindeki siyahi bir kadının dramatik hikayesini bizlere anlatıyor.
Yazar bu konuyu anlatırken yine her kitabında olduğu gibi önce , ana karakterin etrafındaki tüm kişilerin ayrı ayrı biyografilerini yazarak, aynı zamanda da toplumun o dönemdeki yaşantısına ve olaylara geniş yer vererek bize aktarıyor.

Siyahilerin beyazlardan gördüğü eziyetin yanı sıra siyahi toplumun kendi içinde birbirlerine yaptıkları eziyete de geniş olarak yer veriyor. Ana temalar ise siyahilerin zor olan yaşantısının yanında, özellikle siyahi kadın olmanın verdiği daha da zor yaşam koşulları ve batıl inançlar.

Ben, yazarın oldukça akıcı ve sürükleyici olarak yazdığı bu kitabını beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ederim.
192 syf.
·5 günde
Dili o kadar akıcı ve sürükleyici ki, uzun zamandır böyle bi kitap okumamıştım. Yazarın diğer kitaplarını da okuma isteği duyuyorum. Gerçekten etkileyici bir hikaye. Zıtlıkların (siyah-beyaz, iyi-kötü, yaşam-ölüm vb) irdelendiği, yıllara meydan okuyan bir kitap. Siyahi toplumun yaşayış düzeni, dışlanmaları ve ötekileştirildikçe birbirlerine kenetlenmeleri.. Kötüklerin, kötülerin iyiliği yaşattığını gözler önüne seriyor. Kötü olmazsa iyi de olmaz. Ama kötü gerçekten kötü mü? Ya da iyi gerçekten iyi mi?.. Kim bilir?

Hikayenin içeriğinden bahsedip büyüyü bozmak istemiyorum, okumanızı öneririm.
188 syf.
·4 günde·6/10 puan
Bir bölümdeki olayın sonu gelmeden diğer bölüme geçiyor. Diğer bölümde yarım bitiyor. İlerleyen sayfalarda biraz kendine çekiyor insanı. Elimden bırakamayacak kadar hevesli okumadım. Belki ömrümün diğer zamanlarında açıp tekrar okurum belki o zaman fikirlerim daha farklı olur. Değişik geldi bana. Ama güzel diyelim güzel olsun. :)))
188 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Nobel Ödüllü yazarın eseri,özgür ruhlu ,geleneklere aykırı siyahi bir kadın olan Sula’nın kendi olma mücadelesini anlatıyor.Kitapta Sula’nın ve etrafındaki kadınların kimlikleri,renkleri ve cinsiyetleri üzerinden birçok mesaj verilmiştir.Birinci Dünya Savaşı’nın korkunç yüzü,siyahlara ayrılan bir dünya ,emekçilerin mücadelesi ,kadın erkek ilişkileri,ayakta kalabilmek ve dengeyi koruyabilmek için verilen savaş...Verilen savaşta her şey mübah:ölüm,ihanet,acı,yalnızlık...
Ölümle örülü bir yaşam görürüz eserde.Hatta savaşın ve yaşamın getirdiği ölüm acısını hafifletmek,korkuya engel olmak için “Ulusal İntihar Günü”bile düzenlenir.Amaç korkuyu denetim altına almaktır.Bu sarsıcı ve akıcı kitap bitince kötü, iyi kadar gerekli midir sorusunun yanıtını ararız.Tüm bunların temelinde kendi olma çabası ve özgürlükler vardır.
“Özgürlüğe temas kaçınılmaz bir şeydi.Bazılarımız başarılı oldu bazılarımız öldü.Hepimiz tadına baktık.”
188 syf.
·3 günde·6/10 puan
Toni Morrison'dan okuduğum ilk kitaptı. Yazar siyahi ayrımcılığına değinmesi ve kadın sorunlarını işlemesiyle dikkatimi çekmişti. Sula da yine iki siyahi kız arkadaşın (ve annelerinin) yıllar içinde yaşadıklarını konu ediniyor. Ben pek beğenemedim. Yazarın dili şiirsel ama herhangi bir duygu hissettirmekten uzaktı. Zaten uzun uzun şiirsel cümlelerdense süssüz, açık ve net olanı tercih ederim. Sevemememde en büyük etken kullandığı dildi. Karakterler de bana soğuk geldi konu ilgimi çekse de bir türlü kitaba ısınamadım, bitirmek için okudum.
188 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Sula da beğenilen En Mavi Göz kitabının yazarından.
Siyahi bir kadın olan Sula, arkadaşı Nel; dostlukları, çocukluklarında paylaştıkları suç, aşk ve ihanet konuları ele alınıyor.
Sula özgürleşme adına diğer insanlardan daha farklı davranarak adeta topluma baş kaldırıyor.
Farkında olmadan toplum tarafından dışlanıp, ruhunda iyice yalnızlaşıyor.
188 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Sanırım daha çarpıcı bir eser bekliyordum ki beklentimin altında kaldı.Yazarı tanımak için yanlış kitaptan başlamış olabilirim.Benim için asıl çarpıcı olan Toni Morrison’un Sula kitabı dışındaki tüm kitaplarında hiç giriş bölümü olmayışıydı.Bu kitapta da aslında bir sunuş bölümü yokmuş ama sonradan eklenmiş.
Bu beni kitaptan daha fazla etkileyen bir unsur oldu.
Okumayı hedeflediğim En Mavi Göz kitabından sonra belki yazarı biraz daha anlayabilirim.
188 syf.
·7 günde·8/10 puan
Kitabı bitirir bitirmez yazarı araştırdım. Okuduğum en kısa ve her şeyin özeti olan şu satırlara ulaştım :
"Toni Morrison 1931 yılında ırkının ona bahşettiği siyah bir deri ve anlatılagelmiş yüzlerce kölelik hikâyesiyle birlikte doğar. Babası, evlerinin önünde beyazlar tarafından linç edilmek üzereyken son anda kurtulur ve ailesiyle birlikte Ohio’ya kaçar. Gerçek adı Chloe Anthony Wooford olan bu küçük siyahi kız ileride Nobel Edebiyat Ödülünü alan ilk Siyahi Kadın Yazar olacaktır. "

Kitapta zencilerle beyazların aynı kilisede dua edemediği, aynı yerde yaşamadığı, aynı hastanede bulunamadığı, aynı mezarlıkta bile yatmaya layık bulunamadığı bir dönemi biraz aykırı bir karakter olan Sula ile çok başarılı bir biçimde anlatmıştır.

İnsanın içindeki kötüyü tüm çıplaklığıyla gösterir Sula okuyucuya. Kitabı bitirirken soruyoruz kendimize kötü olan Sula mı, yoksa çevresinde insanlar mı?

Şu bilgiyi de paylaşmak istiyorum :Amerikalılar onun için ‘Lady of Literature’ yani Edebiyat leydisi derler. Romanlarında kadını ve kadınsal öğeleri çok fazla kullandığı için ona ‘siz feminist misiniz?’ diye bir soru yönelten muhabire şöyle der: Ben kapalı olan her şeye karşıyım, kapatılan kapılara- hatta bir romanın sonunu kapatmaya bile… Benim için her şey açık olmalı, serbest olmalı, özgür olmalı…

Sevgisiz büyüyen iki kız çocuğu olan Nellie ve Sula birbirlerini bulur, hayata böyle tutunurlar. Birbirlerini tamamlarlar. Bir suça ortaklık bile ederler. Sula, Chicken Little'yi döndürürken elinden kayıp nehre düşmesi bile onların ilişkisini zedelemez. Ta ki 10 yıllık ayrılıktan sonraya kadar.

Taban çok güzel ve objektif anlatılmış. Siyahi bir yazar olmasına rağmen Taban'daki siyahileri anlatırken oradaki kıskanç kadınları, kendileri gibi olmayanlara nasıl nefret beslediklerini, Taban'ın nasıl bağnaz olduğunu harika ve tarafsız anlatmış.. Gerçi Sula'nın ahlaki olarak rezil davrandığı kısımlar beni rahatsız etse de vermek istenen mesaj okuyucuya tam olarak geçiyor.
Sula şahsına münhasır biridir. Biraz anarşist bir yapıya sahip. Taban kadınları onu uğursuz, büyücü görüyor. Sula da onları zerre kadar umursamıyor. Yalnız Nel'e üzüldüm.
Kitabın tüm başrol kahramanları sıradışıydı. Hannah, Eva, Sula... En güçlü olan ise bence Eva'dı.  Bir erkeğin yapamadığı şeyi yapıp çocuklarının karnını doyurur, bacağını kaybetme pahasına onların hayatta kalmalasını sağlar.

Sula ise tüm toplum normlarına, evliliğe, bunlara boyun eğenlere nispet yapar gibi başkaldırır.
188 syf.
·2 günde·2/10 puan
Merhaba;
Toni Morrison dan okudugum ilk kitap oldu Sula .
Üstelik epeydir de merak ettigim bir yazar kendisi.
Diger kitapları nasıldır, başka bir kitabı ile bir şans daha vermelimiyim bilmiyorum ama bu kitabı sevemedim.
Sevmeyişimin nedeni kurgusu oldu.
Ele aldığı konu güzel aslında; kendi özgün karakteri ile var olma cabasında olan Sula'nin ve onun ailesinin üzerinden ırkcılığı ele almış yazar. Fakat cok fazla kopukluk vardı.
Örnegin; bir bölümü okuyup sonuna yaklaşırken önemli bir olay oluyor, fakat devam eden bölümde başka bir olay okuyorsun, bir iki bölüm sonra tekrar ilk okuduğun onemli olayla karşılaşıyorsun. Bunun gibi kopukluklar benim, vermek istediği mesajdan uzaklaşmama ve kitaptan kopmama neden oldu.
Oysa ki ne kadar güzel bir arka kapak yazısı var kitabın. Toplumsal sorunları ele alan eserleri okumayı çok sevmeme rağmen, gercekten beni hayal kırıklığına uğrattı.
Herkese keyifli okumalar dilerim.
Youtube kanalıma abone olup videolara göz atarsanız çok sevinirim.

https://www.youtube.com/...YAdpca9gSpXaa33F04Cw
188 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10 puan
Kitapta siyahilerin beyazlar tarafından ötekileştirilmesi anlatılmaya çalışılmış ancak siyahilerin yaşam tarzı o kadar tuhaf olaylar üzerinden verilmiş ki okurken bile ötekileştirmemek zor. Misal; parmağını psikopatça kesen küçük kız, sigortadan para almak uğruna bacağını kesen kadın, çocuğunu yakan anne, kendini yakan kadın, kazayla ırmağa düşürülen çocuk, en yakın arkadaşının kocasını kandıran kadın, protesto amaçlı tüneli yıkarken altında kalan insanlar, batıl inançlar, rüyalar ve negatif anlamları, toplu felaketler silsilesi ile zengin ve acayip olay örgüsü. Olaylar, beyazların siyahileri kandırması sonucu verimsiz bir tepeyi “Tanrı’ya en yakın yer” diyerek verdikleri Taban’da geçiyor. Kitaba ismini veren Sula, toplumun değer yargılarına başkaldırması ile kendi toplumu içinde ötekileştirilmiş, ilginç fikirleri olan genç bir siyahi kadın.
Kötülerin varlığı sayesinde ortaya çıkan iyilikler ve kötüler ortadan kaybolunca eski haline dönen sözde iyi insanlara vurgunun yapıldığı pasaj, kayda değerdi.
Toni Morrison 1993 yılı Nobel Edebiyat Ödüllünü alan siyahi bir kadın yazar.
Kitabın filmi çekilse, oldukça heyecanlı bir gerilim filmi olacağı kesin ama bana göre ince bir kitap için fazla kalabalık bir olay örgüsü var.
Benim için en güzeli, kitabı canım @buketinkitapları ile birlikte okumak oldu.
“Birileri sizi bırakıp gitmeden önce onları özlemek düpedüz bahtiyarlıktır..”
“Biliyorlardı, yalnızca tabut toprağın altında kalacaktı; hava kabarcıklı kahkahalar, parmaklarının avuçtaki basıncı sonsuza kadar dünyada kalmayı sürdürecekti.”
“Kötülük, insanların kötülükle başa çıkıp yaşamayı başarabilmesi için vardı.”
“-Cehennemin en dayanılmaz yanı sonu gelmez oluşudur. Sula böyle demişti. Bir şeyi hep, sonsuza kadar yapmanın dayanılmaz olduğunu söylemişti.”
192 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Amerikan edebiyatı her zaman farklı bir deneyim oldu benim için. Bize uzak bir coğrafya olmasının yanısıra uzak bir hikâye. Insanın o dönemi tahayyül edebilmesi için ise anlatım biçimi çok iyi olan bir yazara ihitiyacı oluyor. Toni Morrison tam da öyle biri. Siyahi kadınların bir dönemine ışık tutmuş bu kitapta ve yaşadıklarını çok iyi anlatmış.

Kitapları okurken zihninizde hep kişilerin görüntüleri, evler, sokaklar, odalar canlanır. Ancak, birşey dikkatimi çekti zihnimde hep beyaz insanlar vardı. Durdum, zihnimde siyahileri canlandırdım ve kitabı okumaya öyle devam ettim. Inanın bana çok daha etkileyici.

Sula baş kahramanımız ancak onun yanında hayatlarının derinliklerine yolculuk ettiğimiz aynı ağırlıkta yer alan çok karakter var; Eva, Hannah, Jude, Bayan wright ve tabii ki Nel. Karakterlere eşit dağıtılmış çarpıcı ve çok cok güzel bir dille yazılmış. Toni Morrison harika bir kadın yazar.

Kitabın başındaki önsöz ise okuma sırasında çok faydalı oluyor, atlamayın mutlaka dikkat verin.
188 syf.
·5 günde
Kitab hadisələrə fərqli baxış bucağından baxmağımıza kömək edir. Bəzən düzgün zənn etdiklərimiz səhv ola bilər. Yazıçını hər obrazın gözündən hadisələrə baxmağı çox gözəl bacarıb. Bəzi hadisələr olduqca təsirli idi. Sırf onlara görə oxumağa dəyər. Cəmiyyətdə bir insana qarşı yönəlmiş qınağın hansı xurafat düşüncələri yaratdığını görəcəksiniz.
Kötülük, insanların onunla başa çıkıp yaşamayı başarabilmesi için vardı, bu yüzden su taşkınlarına, beyazlara, vereme, açlığa, bilgisizliğe karşın yaşamaya karar verdiler... Öfkeyi iyi biliyorlarlardı, ama umutsuzluğu hayır, hangi nedenden canlarına kıymıyorlarsa aynı nedenden dolayı günah işleyenleri taşlamıyorlardı, bunu küçümsüyorlardı.
Onu korkutan ölüm ya da ölmek değildi, bunların insanı hiç beklemediği bir anda yakalayışlarıydı.
Toni Morrison
Sayfa 30 - Sel Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sula
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755105505
Kitabın türü:
Çeviri:
Ülker İnce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sula
Sula
"Toni Morrison"un, "En Mavi Giz" ve "Katran Bebek"ten sonra yayın evimizde yayınlanan üçüncü romanı. "Sula", Nobel jürisine göre "Bir ayrıntılı çizimdir, Siyah Venüs'ün kurban edilişidir." "Sula", "Toni Morrison"un yapıtlarında, her çareye başvuran, her şeyi göze alabilen kadın kimliğinin, kadınlar geleneğinin ilk temsilcisidir. "Toni Morrison"un bu dokunaklı romanı, kendilerinin beyaz ve erkek olmadıklarını kısa süre içinde kavrayan iki Zenci kahraman "Mel ile Sula"nın hayatlarını çocukluktan başlayarak yollarının ayrıldığı kadınlığa geçiş yıllarına, daha sonra yollarının yeniden kesiştiği günlere kadar izliyor. "Nel Wright" doğduğu yerde kalmayı, evlenip çocuk yetiştirmeyi, Zenci topluluğunun bir direği olmayı seçen 'klasik' bir kadındır. "Sula" ise kasabadan ayrılarak yüksek okula gider; asidir, dostlarının kocalarını (Nel'in kocası Jude'ü bile) ellerinden alan bir iblis, Beyazlarla yatan bir 'orospu', cemaatin bütün iş ilişkilerini, bütün ahlak kurallarını tehlikeye atan bir büyücüdür. "Toni Morrison", kadınlar arasında cinselliğe dayanmayan o gizemli dostluğu ele almış, iki kadın arasındaki dostluğun tansıklı yanını göstermek istemiştir: Bu dostluk öylesine önemlidir ki hiçbir küçük ihanet, 'koca'nın çalınması bile bunu bozmamalıdır.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 218 okur

  • Esas Adam
  • fernando pessoa
  • Lili Marlen
  • Edanur Kılıç
  • Sıradan dünyalı
  • HavvaNur
  • Erhan Baykar
  • Ebru Aykaç Takipçisi
  • Emre köse
  • Barbara bakırcıoglu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3.6 (3)
9
%2.4 (2)
8
%7.2 (6)
7
%2.4 (2)
6
%4.8 (4)
5
%2.4 (2)
4
%1.2 (1)
3
%1.2 (1)
2
%0
1
%0