Adı:
Deliliğin Tarihi
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
798
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755330402
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Raison Et Deraison-histoire De La Folie A L’age Classique
Çeviri:
Mehmet Ali Kılıçbay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Yayınevi
Michel Foucault, Deliliğin Tarihi’nde, deliliğin gündelik yaşamın bir parçası sayıldığı, kaçıklarla çılgınların sokaklarda ellerini kollarını sallayarak dolaştıkları Orta Çağdan, tehlikeli sayılmaya başladıkları, tımarhanelere kapatıldıkları, öteki insanlarla aralarına ilk kez duvarların çekildiği on sekizinci yüzyıla kadar, Batı’da deliliğin arkeolojisini irdeliyor.rnrnDeliliğin fantastik dünyasında dolaşırken Foucault, aslında "deli"nin bize onun deli olduğuna karar veren, onu öyle konumlandıran genel toplumsal harita üzerinde işgal ettiği yer itibariyle yansıdığını gösteriyor. Her çağın kendi ütopyası içinde kendini arındırdığı, saflaştırdığı, idealleştirdiği tarihsel yolculukta, delinin bu arınma ayin ve oyunundaki yerini ve rolünü kavramamızı sağlıyor. Bu nedenle, Deliliğin Tarihi, aynı zamanda aklın tarihinin ana hatlarını da ortaya koyuyor: Akıl, kendini ancak deliliğin zıddında, deliliğin zıddı olarak tanımlayabiliyor. Öyleyse delilik, toplum düzeninin varlığı için gerekli; çünkü bu düzen ancak kendi negatifinin aynasında kimlik bulabiliyor
Mehmet Ali Kılıçbay, Deliliğin Tarihi 1 sunuşuna " Toplumları kapsadıkları, benimsedikleri ile dışladıklarının zıtlığı içinde okumak mümkündür. " diyerek başlar. İnsan Foucault'un Ortacağ'ın Narrenschiff (Deliler Gemisi) yolcuları için " Deli, çılgın kayığının üzerinde, öte dünyaya doğru yola çıkmaktadır; kayıktan indiğinde de öte dünyadan gelmektedir." (Deliliğin Tarihi-1) deyişiyle karşılaşınca sormadan edemiyor: Neredeyim sorusuna yanıt veremeyenlerin,gittiği ve geldiği yeri sorgulayabilmesi olanaklı mıdır? Öyleyse bir daha soralım: Sizce, öte dünya masalları hangi aklın ürünü olabilir? Son kez soralım: Bizim yüzyıllardır dolap beygiri dibi dolanıp durmamızda aklın yeri ne?
Deliliğin Tarihi 1
Sosyoloji ve felsefe alanında incelenmesi oldukça nitelikli bir eser :) yavaş yavaş ve bağlı olduğu teoriye göre değerlendirip,düşünülmeli :)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.632 Oy)18.180 beğeni41.209 okunma2.653 alıntı173.395 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.190 Oy)8.499 beğeni27.238 okunma765 alıntı132.839 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.747 Oy)6.060 beğeni15.948 okunma2.637 alıntı82.331 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.188 Oy)3.701 beğeni12.255 okunma1.110 alıntı50.261 gösterim
  • Böyle Söyledi Zerdüşt
    8.4/10 (1.208 Oy)1.328 beğeni4.206 okunma5.044 alıntı56.079 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.245 Oy)7.586 beğeni20.501 okunma3.667 alıntı122.565 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.192 Oy)3.255 beğeni9.925 okunma4.730 alıntı90.071 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.441 Oy)5.550 beğeni18.819 okunma772 alıntı96.210 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.101 Oy)7.670 beğeni21.561 okunma765 alıntı84.198 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.527 Oy)8.479 beğeni25.027 okunma2.260 alıntı108.015 gösterim
Bu eser ne ilginçtir deliliğin düşünsel anlamda geri düşündüğümüz çağ ve toplumlarda daha özgür bi durum ortaya koyduğunu anlatiyor.onceleri hayatın icin de olan deli sonra modernite ile beraber bir nevi hapishaneye tıkılıyor.ve süreç aydınlanma aklın üstün olduğu toplumlarda devirde oluyor.deli ve aklını kaçıranlar yeniden tanımlanıp aslında cik daha vahim bir süreci yaşıyorlar.boylece aklı töz alan modern insan delinin negatif kimliği ile kendini tanımlıyor kendini meşrulaştırıyor...acaba diom onlara bu süreç dayatan bizler mi deliyiz ...
"kafka’nın değişim eserinde hayvanlaşan hayat anlayışımızı kaç kişi anlayabildi ki, intihar etmek için çabalarını kaçımız düşündü ki, yoksa hasta bir kişiliği mi okuyoruz?

kaç kişi sanat adı altında mozart’ın sarayda kızların peşinde koşarken krala yakalanmasını biliyor ki? kız çığlıklar içinde kaçarken mozart onun peşinde koşuyordu. üstü başı dağınık, kendinden geçmiş bir halde kralı karşısında görünce susmak yerine krala şunu demişti: “ben bayağı biriyim ama yazdıklarım bayağı değildir.”

zweig’in, tanrı’nın bileklerinden tuttum derken, “kaderime ben hakimim” demek istediğini. hugo’nun kadın düşkünü olduğunu, dostoyevski’nin kumar tutkunluğunu, balzac’ın dolandırıcılığını, poe’nin ayyaş olana kadar içtiğini, “sen sarhoş mu yazıyorsun?” dedikleri zaman, kaç kişi yüzünde beliren sanat anlayışı ile yaşamının arasındaki uçuruma kendini koydu?

tarih deliliklerle dolu, kaç kişi bu deliliklerin arasında yolculuk yapmak ister?

“gecenin mahremiyetini yırttım” derken rimbaud’u kaçımız anladı, verlain korkularının kendini uyutmadığını, nietzsche otel odasında kusmukları içinde ölürken yanında hiç kimsenin olmamasını, miller’in karısını sattığını bile bilmiyoruz belki de…

gorki gibi yazabilmek için on yılımı harcarım diyebilecek kaç deli var aramızda, descartes’in alın kuralları eserini yazdıktan sonra tebessüm içinde övünerek kahvesini yudumladığını, kendi romanında kurguladığı kişiliğe herkesten önce kendisinin inandığı gogol gibi, kaç kişi var kurgusuna güvenen?

tarih deliliklerle dolu…

cipolla’nın iktisat tarihine meydan okuduğunu bile unutmuşuzdur.

ibni sina’nın “tıbbı üç kelime içine alıyorum” dediğinde kibirli halini , batuta her gördüğü yüze inancını sorduğunu, farabi mutluluk teorisini kalem alırken mutsuz olduğunu kaçımız düşündü ki?

düşüncelerin sakıncalı olabileceğini bile kralların savaşları kaybettiklerinde anladıklarını, kardeş kavgalarının gölgesinde suskunlukları, saray odalarında musiki yerine fransız müziğinin seslendirildiğini, kaç kişi gerçeklerin bizim düşündüğümüz gibi olmadığını biliyor ki?

tarih deliliklerle dolu….

sanat anlayışını hayatları ile kıyasladığınızda kaç sanatkar, kaç yazar, kaç şair, aklımızda hayal etmiş olduğumuz şekilde yaşadı ki?

sanat delilik ister demiyorum, ama sanatkar deli olabilir…"
Mutluluk hayatta insanın kendini ne kadar güzel oyalayabildiğiyle doğru orantılıdır. Mutlu hissediyorsanız siz bu işi güzel yapıyorsunuz demektir.
Eğer iyi bakılacak olursa, hayatımızın tümü bir masaldan, bilgimiz bir aptallıktan, emin olduğumuz şeyler hikayelerden başka bir şey değillerdir; kısacası bu dünyanın tümü bir oyundan ve sürekli bir komediden başka bir şey değildir.
Delilik, insanın bütün zayıflıklarını meydana getirdiği koroyu yönetmektedir.
Michel Foucault
Sayfa 53 - İmge yayınevi
"... gereksiz birçok şeye eğilim duyulmasına neden olan lüks.... Bu durum, memnun edilmesi için çok sayıda ilaç verilmesi gereken, ama gene de mutsuz olmaktan kurtulamayan hastalık hastasının durumudur."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deliliğin Tarihi
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
798
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755330402
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Raison Et Deraison-histoire De La Folie A L’age Classique
Çeviri:
Mehmet Ali Kılıçbay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Yayınevi
Michel Foucault, Deliliğin Tarihi’nde, deliliğin gündelik yaşamın bir parçası sayıldığı, kaçıklarla çılgınların sokaklarda ellerini kollarını sallayarak dolaştıkları Orta Çağdan, tehlikeli sayılmaya başladıkları, tımarhanelere kapatıldıkları, öteki insanlarla aralarına ilk kez duvarların çekildiği on sekizinci yüzyıla kadar, Batı’da deliliğin arkeolojisini irdeliyor.rnrnDeliliğin fantastik dünyasında dolaşırken Foucault, aslında "deli"nin bize onun deli olduğuna karar veren, onu öyle konumlandıran genel toplumsal harita üzerinde işgal ettiği yer itibariyle yansıdığını gösteriyor. Her çağın kendi ütopyası içinde kendini arındırdığı, saflaştırdığı, idealleştirdiği tarihsel yolculukta, delinin bu arınma ayin ve oyunundaki yerini ve rolünü kavramamızı sağlıyor. Bu nedenle, Deliliğin Tarihi, aynı zamanda aklın tarihinin ana hatlarını da ortaya koyuyor: Akıl, kendini ancak deliliğin zıddında, deliliğin zıddı olarak tanımlayabiliyor. Öyleyse delilik, toplum düzeninin varlığı için gerekli; çünkü bu düzen ancak kendi negatifinin aynasında kimlik bulabiliyor

Kitabı okuyanlar 96 okur

  • Sisyphos
  • Pinar Enni Demir
  • Ferhat Akpınar
  • Requiem
  • B. Bulut Sağlam
  • HOMO FABER...
  • Sefkan Kaplan
  • terkos kazansakis
  • Cezmi şeker
  • erdijrk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%14.9
25-34 Yaş
%42.6
35-44 Yaş
%25.5
45-54 Yaş
%10.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%6.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%32.1
Erkek
%67.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%62.5 (15)
9
%20.8 (5)
8
%12.5 (3)
7
%0
6
%4.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları