Bir Ölümlünün Elinden Yaratılış Sorunsalı ( Belki kurgusal olduğu kadar gereksiz, basit ve saçma olabilir ama eğlenceli doğrusu)
İyilik, kötülük, günah vb. mefhumların yanısıra; suç, doğru-yanlış, medeniyet ve sanat gibi toplumsal ve kültürel normlar, insanın inşa ettiği veya irade kullandığı süreçlere isnat eder, evet. İnsanın, evreni ve kendini değiştirmeye bu derece muktedir oluşu kaçınılmaz olarak şu klişe soruyu her daim gündemimizde tutmaktadır: İnsan, bilgi ve ihtiyat sahibi bir mahlukat olmasına rağmen nasıl oldu da cennetten düştü ? Şeytan tarafından mı kandırıldı ? Teolojik öğretileri kabul edip öyle olduğunu varsayalım. Peki o zaman Şeytanı kim kandırdı? Aden bahçesine girebilecek kadar ayrıcalık sahibi olan ve ilk insanı kandırabilecek kadar mahir olan bu kurnaz ve semavi varlığı baştan çıkarcak derecede kudret sahibi kişi ( varlık, güç vs ontolojik anlamda) kim olabilir ? Bu ilahi manipülasyon kimin eseri olabilir ? Cevabı o malum varlık ise, yani her şeye kadir olan Tanrı ise, ilk yalancı Tanrı’dır diyebilir miyiz ? Tanrı’nın doğasına içkin olarak kabul edebileceğimiz bu “yalan” mefhumunun, insanlığın serüvenine zemin hazırladığını varsaydığımız an, insanın gelişmekte olduğunu fakat insanlığın yerinde saydığını ileri sürebiliriz.
Postmodern durum, üst anlatıların saygınlığının kaybolmasıyla İNSAN fikrinin (kendine özgü ilgileriyle politik bilinci uyum içinde olmayanların dışlanmasını ve yok edilmesini içeren, kapsayıcı “biz” in ya da tarihin öznesinin) otoritesinin de sönüp gideceği iddiasında bulunmuştu…
Peki üst anlatıların -klasik kitle ideolojilerinin- kahramanını oluşturan bu kolektif “biz” yerini yeni/radikal/özgün (!) birey(selliğ)e bırakabildi mi ?
Başarılı bir dış politikanın vazgeçilmez unsurları:
1- Konu ile ilgili unsurların dikkatli bir şekilde analiz edilmesine dayanan uzun vadeli stratejik görüş.
2- Devlet adamı, muğlak ve sıklıkla birbirleriyle çelişen çeşitli baskıları analiz edip onları bütünleştirici ve amaca uygun yönde şekillendirerek, bu vizyonu biçimlendirmelidir. Bu stratejinin sonucunun nereye varacağını ve bu stratejinin neden tercih edildiğini bilmelidir.
3-Devlet adamı, mümkün olan çerçeveyi zorlayacak şekilde hareket ederek, toplumun deneyimleriyle arzuları arasındaki uçurumu daraltmalıdır. Alışılmış olanın yinelenmesi durgunlukla sonuçlanacağından, burada gereken cesaret hiç de azımsanmamalıdır.