Hapishanenin Doğuşu

9,0/10  (17 Oy) · 
57 okunma  · 
27 beğeni  · 
2.006 gösterim
İktidarın kendini gösteriş ve debdebe içinde dışa vurduğu, gücünü bu gösterişten aldığı eski siyasal sistemden mümkün olduğunca ve giderek artan bir şekilde görünmez hale geldiği modern siyaset sistemine geçiş, bir yandan iktidarı kişileştiren hükümdarın yerine, adsız kişiler tarafından kullanılan bir yönetim aygıtının yerleşmesiyle, diğer yandan da kamuya açık cezalandırmadan, gizli cezalandırmaya doğru olan bir hareketle belirlenmektedir.

Kendini öne çıkartan iktidar bireyin oluşmasını engellemiştir; oysa karanlıklara çekilen modern iktidar herkesi bireyselleştirmek istemektedir; çünkü bireyselleştirmek, gözetim altında tutmak ve cezalandırmak yani egemen olmak demektir. Böylece modern iktidar çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishaneyle kuşatarak bireyselleştirmiş, kaydetmiş, sayısal hale getirmiş, egemen olmuştur.
Her kişi bir yerde kayıtlı hale gelince, herkes denetim altında olacak, gözetim altında tutulacaktır. Modern iktidar büyük gözaltıdır.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2013
  • Sayfa Sayısı:
    445
  • ISBN:
    9789755330327
  • Orijinal Adı:
    Surveiller Et Punir Naissance De La Prison
  • Çeviri:
    Mehmet Ali Kılıçbay
  • Yayınevi:
    İmge Kitabevi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Foucault bu kitabı belli bir süreç halinde işlemiş.Yazar, İlkel ceza yöntemlerinden modernizme doğru yol alarak ana ve ara başlıklarla hapishanelerin kurulma aşamasını anlatmış.
Kitap, halkın önünde ağır işkencelere maruz bırakılan mahkumun,bedene azap çektirme örneğiyle başlar. Okurken bedenimin kasıldığını hissettim. Bir mahkumun bu şekilde öldürülüşünü izlemek ister miydim? Tabii ki hayır. Ancak modernizme geçilmeden önce suçu kanıtlansın ya da kanıtlanmasın ,suçlanan kişinin kişinin ağır işkencelere maruz bırakılması,iktidara güç gösterisi yapma fırsatı vermiştir.
Halka açık olarak yapılan azap çektirmeler daha sonra seyirlik unsur olmaktan çıkıp sadece bedenin tutuklanması durumuna dönmüş; insan bedenine uygulanan ceza insan ruhuna uygulanmaya başlanmış....
Sosyoloji temelli bu kitabın okunma aşaması zor, bol soru işaretli ve keyifliydi. Meraklısına tavsiyedir :)

onur deveci 
 10 Eki 13:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kurduğumuz yeni bir iktidar modeli var ve onun iktidarı damarlarımızın en uçlarına kadar uzanmış durumda. Özneyi inşa eden, daha sonra da onu çeşitli durumlarına göre çeşitli mekanlar altında(hastane, okul, askeriye, cezaevi) gözetim altında tutan bir iktidar.
Eski iktidar modelinde iktidar bir kişiyi temsil ediyor, dolayısıyla da cezalandırmaların amacı ''erkin intikamı ve otoritenin kimde olduğunu halka bildirme'' olarak beliriyor.-Günümüzde işkence olarak nitelendirdiğimiz birtakım cezalandırma araçları ve yöntemleri kullanılıyor.- Artık böyle bir gaddarlığa gerek yok, çünkü panoptikon tipi sürekli gözetim yoluyla hastalar, öğrenciler, askerler ve suçlular belli mekanların ve ruhlarının içine hapsolmuş durumdalar.
Foucault, bu eserini kaleme alırkenki amacının şimdinin/bugünün tarihini anlatmak olduğunu söylüyor. 10.10.17/ 13:55

Nur Banu 
03 Eyl 21:54 · Kitabı yarım bıraktı · Beğendi · Puan vermedi

Devam etmeye başlayacağım bir yapıt. Sosyal alanlarda mı ihtisas görüyorsunuz ya da "ya ben neden kendimi kapana kısılmış hissediyorum, her şey sanki tek tip, ay mavi hap, ay yeni eycbio dizisi" gibi bir kafa karışıklığınız varsa, buyurun size iktidar-birey çatışmasının hem tarihsel hem felsefî bir dokümanı.

idris yılmaz 
 08 Eki 01:04 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hapishanenin Doğuşu
Michel Foucault
Fransız Tarihçi Filozof Michel Foucault kitabında hapishanenin tarihini incelemekte ve bu incelemelerden felsefik sonuçlar çıkarmaya çalışmaktadır. Hapishanenin ve cezanın evrilmesini, insanın hümanizma bilincine ulaştıkça, toplum önünde verilen cezaların duvar arkalarına alınmasına. cezalandırılmanın çirkin, cezalandırmanın şerefli hale gelmesine ışık tutuyor.
Vücuda azap vermenin kilise kanunları ile yapıldığının Tanrının kuralları olduğu anlatılırken,
Ceza zamanla bedene yapılandan ruha yapılana dönüşmektedir. Dinsel öğeler kullanılması
Zamanla bedene verilen azapların seyrettirilmesinin mevcut iktidarın gücünü pekiştirmeye dönüşmesini ,
Yapılan hapishanelerin mimarilerinin tek bir gücün elinde bulunmasına dönük bir gözetim kule şeklinde yapılmasının hizmetini,
Daha sonra yapılan okul ve hastanelerinde yine tek elden gözetilen hapishane modelinin benzerlerini yapıldığını böylece toplumun daha eğitilirken gözetilmesine ve kontrol edilmesine dem vurmaktadır.
Kitabı okudukça günümüzde her tarafı kaplayan mobese yada güvenlik kamera sistemleri de bu yöntemin devamı diye de düşünmeden edemiyor insan.
Modern iktidarın insanı bireyselleştirmekle ve toplumsal düşünüşten uzak tutarak, gözetim altında tutup egemen olmaya çalışmasını çarpıcı bir şekilde insanın zihnine sokuyor.
Ne kadar özgürüz, gerçekte özgürmüyüz gibi insanı, yaşadığı ortamı ile sorgulatan bir kitap.

İlkay Şal 
15 Şub 01:52 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Sosyoloji ve felsefe alanında incelenmesi oldukça nitelikli bir eser :) yavaş yavaş ve bağlı olduğu teoriye göre değerlendirip,düşünülmeli :)

Deux Ex Machina 
25 Haz 08:57 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Michel Fuko'nun ne zamandır okumak istediğim sonunda okuyabildiğim kitabı.Genelde Disiplinlerin/İktidarın modern toplumdaki konumunu özelde Hapishane kurumunun işlevi,tarihi baz alınarak Ortaçağ'dan günümüze doğru iktidarın güç ve baskılamasını ayrıntılı inceleyen bir filozof var karşımızda.Tarihe çok hakim kendi metodolojisini kullanarak belli başlı hadiselerden yola çıkarak iktidar,cezalandırmanın önce Hapishane sonra diğer Hastane,Kışla,Okul gibi modern toplumun ortaya çıkardığı kurumlarla kıyaslamasını yapıyor ve bunu yaparken aslında bütün bu kurumların kökeninde ve mantığında bireyi tahakküm altına alan normalleştirme,ıslah etme,şekillendirme,dönüştürme gibi yöntemler kullanan bir sistemi derinlemesine irdeliyor.Bu irdeleme pek çok mefhuma ve kuruma bakışınız değiştirecek.(Not:Yazarın dili olsun konunun ağırlığı ve yoğunluğu olsun okuması zor bir kitap ,sessiz bir ortamda altını çize çize ve üzerinde düşüne düşüne okumanız tavsiye olunur:)

Sena 
04 Nis 2014 · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Dehşet. En iyi anlatan kelime bu. Okurken bu denli dehşete kapıldığım bir başka kitap olmadı sanırım. akla hayale gelmeyecek işkence ve ceza yöntemleri.. İşin kötü kısmı hiçbiri öykü değil hepsi gerçek ve yaşanmış. Aylarca aramış ancak bulamamıştım baskısı tükenmiş. yeniden bir baskı olmadıysa nadir kitap satan sitelerde arayabilirsiniz. Ben de öyle bulmuştum. bedelinin 3-4 katı fiyat istiyor satıcılar malesef çünkü biliyorlar ki başka şansınız yok. işin tek kötü kısmı da bu. Ama verdiğiniz bedele değecek emin olun. Okuyun

Anıl Çapraz 
25 Eyl 21:19 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitap o kadar etkileyici ki içerisinde geçen herhangi bir düşünceyi verip okuma zevkini azaltmak istemiyorum. Kitabı okuduğunuz zaman aslında iktidarın toplum üzerinde bu denli yönlendirici ve etkileyici olması, insanı hem hayrete düşürüyor hem de rahatsız ediyor. Kesinlikle okumaniz gereken bir kitap, keyifli okumalar.

Kitaptan 10 Alıntı

"...18. yy dan sonra halka açık cezalandırma sahne olmaktan çıkmış, celladın caniliğinin yerini yargıçların katilliği almıştır..."

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 40)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 40)

Ceza / Cezaların Yumuşaklığı
"... Cezalandırmanın monarşik hukukta bir hükümdarlık töreni olduğu söylenebilir; mahkûmun bedeni üzerine uygulanan ayinsel damgaları kullanmakta; ve seyircilerin gözleri önünde,süreksiz, kuralsız olduğu kadar yoğun olan bir dehşet etkisini seferber etmekte ve hükümdarı ve fizik mevcudiyetini kendi yasalarının üzerinde sunmaktadır."

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 203 - İmge Yayınevi)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 203 - İmge Yayınevi)
Dystopianerectus 
11 Tem 18:20 · Puan vermedi

Mehmet Ali Kılıçbay'ın Önsözü
Bunlar hamburger veya coca cola olmadıkları için, ısırıldıklarında veya bir yudum alındıklarında ne oldukları anlaşılabilir şeyler değillerdir. Okuyucu kavramların arkasındaki tarihsel yoğrulmuşluklarla da haşır neşir olmadıkça kitap okuyucusu değil, kitap "bakıcısı" olacaktır.

Hapishanenin Doğuşu, Michel FoucaultHapishanenin Doğuşu, Michel Foucault

Azap / mahkûmların bedeni
"Damiens, 2 mart 1757’de “Paris Kilisesi’nin cümle kapısının önünde, suçunu herkesin karşısında itiraf etmeye” mahkum edilmişti; buraya 'elinde yanar halde bulunan iki libre ağırlığındaki bir meşaleyi taşıyarak, üzerinde bir gömlekten başka bir şey olmadığı halde, iki tekerlekli bir yük arabasında götürülecekti; sonra ayni yük arabasıyla Gréve meydanına götürülecek ve burada kurulmuş olan dar ağacına çıkartılarak memeleri, kolları, kalçaları, baldırları kızgın kerpetenle çekilecek; babasını (kralı) öldürdüğünü bıçağı sağ elinde tutacak ve kerpetenle çekilen yerlerine erimiş kurşun, kaynar yağ, kaynar reçine ve birlikte eritilen balmumu ile kükürt dökülecek, sonra da bedeni dört ata çektirilerek parçalatılacak ve vücudu ateşte yakılacak, kul haline getirilecek ve bu küller rüzgara savrulacaktır."

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 33 - İmge Yayınevi)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 33 - İmge Yayınevi)
Sosyologca 
15 Oca 22:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

sosyal Teori
"Azap çektirmenin ortada kalkması demek ki seyirlik unsurun silinmesidir; ama aynı zamanda bedenin tutuklanmasıdır."

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 12 - imge)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 12 - imge)
Sosyologca 
15 Oca 22:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

sosyal Teori
"Modern adalet sisteminde ve bu adaleti sağlayanlar arasında ceza vermeye karış bir utanma vardır, ama bu duygu aşırı heveskarlığı her zaman kırmamaktadır; bu heveskârlık sürekli artmaktadır: bu yarayı psikolog ve ahlak ortopedisinin küçük memuru deşmektedir."

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 11 - imge)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 11 - imge)
Hukukçuuu 
22 Eyl 22:14 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bilginin ancak iktidar ilişkilerinin askıya alındığı yerde olanağınız ve bilginin ancak onun emirlerinin, taleplerinin ve cıkarlarının dışında gelişebileceğini düşündüren koskoca bir gelenekten de vazgeçmek gerekmektedir.

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 65 - İmge kitabevi)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 65 - İmge kitabevi)
Sosyologca 
18 Oca 00:45 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

sosyal Teori
"Adaletin mahkumların bedenlerine müdahale etmesi ve ulaşılması hala gerekiyorsa da, bu artık çok daha derli toplu kurallara göre olacak ve daha “yüksek” bir amacı hedefleyecektir. Bu yeni tutumun etkisiyle, anatomi üzerinde oynayarak azap çektiren celladın yerini koskoca bir teknisyenler ordusu almıştır: gözetmenler, hekimler, papazlar, psikiyatrlar, psikologlar, eğitmenler, bunlar yalnızca mahkumun yanındaki varlıklarıyla, adaletin ihtiyaç duyduğu methüsenayı ona yapmış olmaktadırlar. "

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 13 - imge)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 13 - imge)
Sosyologca 
24 Oca 00:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

sosyal Teori
“Ceza eğer artık en katı biçimleri itibariyle bedene yönelmiyorsa, neye müdahale etmektedir? Bu cevap doğrudan doğruya sorunun içinde yer alıyormuşa benzemektedir. Mademki bedene değil, o halde ruha müdahale edilmektedir. Bedeni kudurtan kefaret cezasının yerine kalp, düşünce, irade, ruhsal durum üzerine derinlenmesine etki eden bir ceza geçmelidir.”

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 19 - imge)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 19 - imge)