Hapishanenin Doğuşu

9,0/10  (23 Oy) · 
68 okunma  · 
33 beğeni  · 
2.322 gösterim
İktidarın kendini gösteriş ve debdebe içinde dışa vurduğu, gücünü bu gösterişten aldığı eski siyasal sistemden mümkün olduğunca ve giderek artan bir şekilde görünmez hale geldiği modern siyaset sistemine geçiş, bir yandan iktidarı kişileştiren hükümdarın yerine, adsız kişiler tarafından kullanılan bir yönetim aygıtının yerleşmesiyle, diğer yandan da kamuya açık cezalandırmadan, gizli cezalandırmaya doğru olan bir hareketle belirlenmektedir.

Kendini öne çıkartan iktidar bireyin oluşmasını engellemiştir; oysa karanlıklara çekilen modern iktidar herkesi bireyselleştirmek istemektedir; çünkü bireyselleştirmek, gözetim altında tutmak ve cezalandırmak yani egemen olmak demektir. Böylece modern iktidar çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishaneyle kuşatarak bireyselleştirmiş, kaydetmiş, sayısal hale getirmiş, egemen olmuştur.
Her kişi bir yerde kayıtlı hale gelince, herkes denetim altında olacak, gözetim altında tutulacaktır. Modern iktidar büyük gözaltıdır.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2013
  • Sayfa Sayısı:
    445
  • ISBN:
    9789755330327
  • Orijinal Adı:
    Surveiller Et Punir Naissance De La Prison
  • Çeviri:
    Mehmet Ali Kılıçbay
  • Yayınevi:
    İmge Kitabevi Yayınları
  • Kitabın Türü:
M''Türken 
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · 15 günde · 8/10 puan

Merhaba 1000k üyeleri...
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; benim incelemem içerik hakkında olmaktan ziyade bu kitabın ben de bıraktığı duygulardan ibaret olacaktır.Felsefe mezunu bir hapishane çalışanı olarak bu kitabı okumak benim için çok önemliydi.Kitabı görür görmez kendi işime ve akademik kariyerime çok şey katacağını anladım.Bulabildiğim her fırsatta elime aldım.Bir yandan çalıştığım için düzensiz zaman aralıklarıyla okudum.Buna rağmen çoğu felsefe kitaplarını okurken yaşadığım odaklanamama sorunu olmadı.Kitabın dili gayet anlaşılırdı.Beni öyle güzel yakaladı ki Foucault , kendimi mesleğimi sorgularken buldum.Hapishanenin iç dünyasında yolculuğa çıkmak isteyenler; Michael Foucault gibi 'sadece düşünmekle kalmayıp eyleme geçen ' bir filozofun trenini kaçırmamalılar...Hepinize iyi okumalar :) Not: Gardiyan değilim İnfaz ve Koruma Memuru'yum..Bu konuda herkesle anlaşalım.30 yıla aşkın bu sıfat kullanılıyor..Teşekkürler ...

Foucault bu kitabı belli bir süreç halinde işlemiş.Yazar, İlkel ceza yöntemlerinden modernizme doğru yol alarak ana ve ara başlıklarla hapishanelerin kurulma aşamasını anlatmış.
Kitap, halkın önünde ağır işkencelere maruz bırakılan mahkumun,bedene azap çektirme örneğiyle başlar. Okurken bedenimin kasıldığını hissettim. Bir mahkumun bu şekilde öldürülüşünü izlemek ister miydim? Tabii ki hayır. Ancak modernizme geçilmeden önce suçu kanıtlansın ya da kanıtlanmasın ,suçlanan kişinin kişinin ağır işkencelere maruz bırakılması,iktidara güç gösterisi yapma fırsatı vermiştir.
Halka açık olarak yapılan azap çektirmeler daha sonra seyirlik unsur olmaktan çıkıp sadece bedenin tutuklanması durumuna dönmüş; insan bedenine uygulanan ceza insan ruhuna uygulanmaya başlanmış....
Sosyoloji temelli bu kitabın okunma aşaması zor, bol soru işaretli ve keyifliydi. Meraklısına tavsiyedir :)

onur deveci 
 10 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kurduğumuz yeni bir iktidar modeli var ve onun iktidarı damarlarımızın en uçlarına kadar uzanmış durumda. Özneyi inşa eden, daha sonra da onu çeşitli durumlarına göre çeşitli mekanlar altında(hastane, okul, askeriye, cezaevi) gözetim altında tutan bir iktidar.
Eski iktidar modelinde iktidar bir kişiyi temsil ediyor, dolayısıyla da cezalandırmaların amacı ''erkin intikamı ve otoritenin kimde olduğunu halka bildirme'' olarak beliriyor.-Günümüzde işkence olarak nitelendirdiğimiz birtakım cezalandırma araçları ve yöntemleri kullanılıyor.- Artık böyle bir gaddarlığa gerek yok, çünkü panoptikon tipi sürekli gözetim yoluyla hastalar, öğrenciler, askerler ve suçlular belli mekanların ve ruhlarının içine hapsolmuş durumdalar.
Foucault, bu eserini kaleme alırkenki amacının şimdinin/bugünün tarihini anlatmak olduğunu söylüyor. 10.10.17/ 13:55

Nur Banu 
03 Eyl 2017 · Kitabı yarım bıraktı · Beğendi · Puan vermedi

Devam etmeye başlayacağım bir yapıt. Sosyal alanlarda mı ihtisas görüyorsunuz ya da "ya ben neden kendimi kapana kısılmış hissediyorum, her şey sanki tek tip, ay mavi hap, ay yeni eycbio dizisi" gibi bir kafa karışıklığınız varsa, buyurun size iktidar-birey çatışmasının hem tarihsel hem felsefî bir dokümanı.

idris yılmaz 
 08 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hapishanenin Doğuşu
Michel Foucault
Fransız Tarihçi Filozof Michel Foucault kitabında hapishanenin tarihini incelemekte ve bu incelemelerden felsefik sonuçlar çıkarmaya çalışmaktadır. Hapishanenin ve cezanın evrilmesini, insanın hümanizma bilincine ulaştıkça, toplum önünde verilen cezaların duvar arkalarına alınmasına. cezalandırılmanın çirkin, cezalandırmanın şerefli hale gelmesine ışık tutuyor.
Vücuda azap vermenin kilise kanunları ile yapıldığının Tanrının kuralları olduğu anlatılırken,
Ceza zamanla bedene yapılandan ruha yapılana dönüşmektedir. Dinsel öğeler kullanılması
Zamanla bedene verilen azapların seyrettirilmesinin mevcut iktidarın gücünü pekiştirmeye dönüşmesini ,
Yapılan hapishanelerin mimarilerinin tek bir gücün elinde bulunmasına dönük bir gözetim kule şeklinde yapılmasının hizmetini,
Daha sonra yapılan okul ve hastanelerinde yine tek elden gözetilen hapishane modelinin benzerlerini yapıldığını böylece toplumun daha eğitilirken gözetilmesine ve kontrol edilmesine dem vurmaktadır.
Kitabı okudukça günümüzde her tarafı kaplayan mobese yada güvenlik kamera sistemleri de bu yöntemin devamı diye de düşünmeden edemiyor insan.
Modern iktidarın insanı bireyselleştirmekle ve toplumsal düşünüşten uzak tutarak, gözetim altında tutup egemen olmaya çalışmasını çarpıcı bir şekilde insanın zihnine sokuyor.
Ne kadar özgürüz, gerçekte özgürmüyüz gibi insanı, yaşadığı ortamı ile sorgulatan bir kitap.

İlkay Şal 
15 Şub 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Sosyoloji ve felsefe alanında incelenmesi oldukça nitelikli bir eser :) yavaş yavaş ve bağlı olduğu teoriye göre değerlendirip,düşünülmeli :)

Deux Ex Machina 
25 Haz 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Michel Fuko'nun ne zamandır okumak istediğim sonunda okuyabildiğim kitabı.Genelde Disiplinlerin/İktidarın modern toplumdaki konumunu özelde Hapishane kurumunun işlevi,tarihi baz alınarak Ortaçağ'dan günümüze doğru iktidarın güç ve baskılamasını ayrıntılı inceleyen bir filozof var karşımızda.Tarihe çok hakim kendi metodolojisini kullanarak belli başlı hadiselerden yola çıkarak iktidar,cezalandırmanın önce Hapishane sonra diğer Hastane,Kışla,Okul gibi modern toplumun ortaya çıkardığı kurumlarla kıyaslamasını yapıyor ve bunu yaparken aslında bütün bu kurumların kökeninde ve mantığında bireyi tahakküm altına alan normalleştirme,ıslah etme,şekillendirme,dönüştürme gibi yöntemler kullanan bir sistemi derinlemesine irdeliyor.Bu irdeleme pek çok mefhuma ve kuruma bakışınız değiştirecek.(Not:Yazarın dili olsun konunun ağırlığı ve yoğunluğu olsun okuması zor bir kitap ,sessiz bir ortamda altını çize çize ve üzerinde düşüne düşüne okumanız tavsiye olunur:)

Sena 
04 Nis 2014 · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Dehşet. En iyi anlatan kelime bu. Okurken bu denli dehşete kapıldığım bir başka kitap olmadı sanırım. akla hayale gelmeyecek işkence ve ceza yöntemleri.. İşin kötü kısmı hiçbiri öykü değil hepsi gerçek ve yaşanmış. Aylarca aramış ancak bulamamıştım baskısı tükenmiş. yeniden bir baskı olmadıysa nadir kitap satan sitelerde arayabilirsiniz. Ben de öyle bulmuştum. bedelinin 3-4 katı fiyat istiyor satıcılar malesef çünkü biliyorlar ki başka şansınız yok. işin tek kötü kısmı da bu. Ama verdiğiniz bedele değecek emin olun. Okuyun

Anıl Çapraz 
25 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitap o kadar etkileyici ki içerisinde geçen herhangi bir düşünceyi verip okuma zevkini azaltmak istemiyorum. Kitabı okuduğunuz zaman aslında iktidarın toplum üzerinde bu denli yönlendirici ve etkileyici olması, insanı hem hayrete düşürüyor hem de rahatsız ediyor. Kesinlikle okumaniz gereken bir kitap, keyifli okumalar.

Anlatıyor ki, insanlığın dünden bugüne hiç de akıllanmadığını..!
Tüm yollar insanlığa ve yine tüm çıkmazlarda kendini bilmeyenlere. İşkence ve zulüm hak değildir. Nitekim anlayana...

2 /

Kitaptan 15 Alıntı

"...18. yy dan sonra halka açık cezalandırma sahne olmaktan çıkmış, celladın caniliğinin yerini yargıçların katilliği almıştır..."

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 40)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 40)
Sisyphos 
21 Ara 2017 · Kitabı yarım bıraktı · Beğendi

Eksiksiz ve Katı Kurumlara Dair
Duvarlar suçun cezasıdır; hücre tutukluyu kendi mevcudiyetinin karşısına koyar, onu vicdanını duymaya zorlar.

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 347 - İmge)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 347 - İmge)

Ceza / Cezaların Yumuşaklığı
"... Cezalandırmanın monarşik hukukta bir hükümdarlık töreni olduğu söylenebilir; mahkûmun bedeni üzerine uygulanan ayinsel damgaları kullanmakta; ve seyircilerin gözleri önünde,süreksiz, kuralsız olduğu kadar yoğun olan bir dehşet etkisini seferber etmekte ve hükümdarı ve fizik mevcudiyetini kendi yasalarının üzerinde sunmaktadır."

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 203 - İmge Yayınevi)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 203 - İmge Yayınevi)
Dystopianerectus 
11 Tem 2017 · Puan vermedi

Mehmet Ali Kılıçbay'ın Önsözü
Bunlar hamburger veya coca cola olmadıkları için, ısırıldıklarında veya bir yudum alındıklarında ne oldukları anlaşılabilir şeyler değillerdir. Okuyucu kavramların arkasındaki tarihsel yoğrulmuşluklarla da haşır neşir olmadıkça kitap okuyucusu değil, kitap "bakıcısı" olacaktır.

Hapishanenin Doğuşu, Michel FoucaultHapishanenin Doğuşu, Michel Foucault
Uğur Ünal 
07 Oca 23:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yargının Hedefi
"Yasaların nispi sabitliği, hızlı ve ince nöbet devirlerine barınaklık etmiştir. Suçlar ve kabahatler adı altında, hep yasa tarafından tanımlanmış hukuki nesneler yargılanmaktadır; ama aynı zamanda tutuklular, içgüdüler, anormallikler, sakatlıklar, uyumsuzluklar, ortam ve kalıtımın etkileri de yargılanmaktadır; ırza geçmeler, ama aynı zamanda cinsel uyumsuzluklar da yargılanmaktadır."

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 52 - İmge Kitabevi)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 52 - İmge Kitabevi)
Entelekheia 
10 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Suçluluk, hapishanenin adaletten aldığı intikamdır

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 370 - İmge)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 370 - İmge)

Azap / mahkûmların bedeni
"Damiens, 2 mart 1757’de “Paris Kilisesi’nin cümle kapısının önünde, suçunu herkesin karşısında itiraf etmeye” mahkum edilmişti; buraya 'elinde yanar halde bulunan iki libre ağırlığındaki bir meşaleyi taşıyarak, üzerinde bir gömlekten başka bir şey olmadığı halde, iki tekerlekli bir yük arabasında götürülecekti; sonra ayni yük arabasıyla Gréve meydanına götürülecek ve burada kurulmuş olan dar ağacına çıkartılarak memeleri, kolları, kalçaları, baldırları kızgın kerpetenle çekilecek; babasını (kralı) öldürdüğünü bıçağı sağ elinde tutacak ve kerpetenle çekilen yerlerine erimiş kurşun, kaynar yağ, kaynar reçine ve birlikte eritilen balmumu ile kükürt dökülecek, sonra da bedeni dört ata çektirilerek parçalatılacak ve vücudu ateşte yakılacak, kul haline getirilecek ve bu küller rüzgara savrulacaktır."

Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 33 - İmge Yayınevi)Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault (Sayfa 33 - İmge Yayınevi)
2 /