Adı:
Hapishanenin Doğuşu
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
445
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755330327
Orijinal adı:
Surveiller Et Punir Naissance De La Prison
Çeviri:
Mehmet Ali Kılıçbay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitabevi Yayınları
İktidarın kendini gösteriş ve debdebe içinde dışa vurduğu, gücünü bu gösterişten aldığı eski siyasal sistemden mümkün olduğunca ve giderek artan bir şekilde görünmez hale geldiği modern siyaset sistemine geçiş, bir yandan iktidarı kişileştiren hükümdarın yerine, adsız kişiler tarafından kullanılan bir yönetim aygıtının yerleşmesiyle, diğer yandan da kamuya açık cezalandırmadan, gizli cezalandırmaya doğru olan bir hareketle belirlenmektedir.

Kendini öne çıkartan iktidar bireyin oluşmasını engellemiştir; oysa karanlıklara çekilen modern iktidar herkesi bireyselleştirmek istemektedir; çünkü bireyselleştirmek, gözetim altında tutmak ve cezalandırmak yani egemen olmak demektir. Böylece modern iktidar çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishaneyle kuşatarak bireyselleştirmiş, kaydetmiş, sayısal hale getirmiş, egemen olmuştur.
Her kişi bir yerde kayıtlı hale gelince, herkes denetim altında olacak, gözetim altında tutulacaktır. Modern iktidar büyük gözaltıdır.
(Arka Kapak)
Merhaba 1000k üyeleri...
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; benim incelemem içerik hakkında olmaktan ziyade bu kitabın ben de bıraktığı duygulardan ibaret olacaktır.Felsefe mezunu bir hapishane çalışanı olarak bu kitabı okumak benim için çok önemliydi.Kitabı görür görmez kendi işime ve akademik kariyerime çok şey katacağını anladım.Bulabildiğim her fırsatta elime aldım.Bir yandan çalıştığım için düzensiz zaman aralıklarıyla okudum.Buna rağmen çoğu felsefe kitaplarını okurken yaşadığım odaklanamama sorunu olmadı.Kitabın dili gayet anlaşılırdı.Beni öyle güzel yakaladı ki Foucault , kendimi mesleğimi sorgularken buldum.Hapishanenin iç dünyasında yolculuğa çıkmak isteyenler; Michael Foucault gibi 'sadece düşünmekle kalmayıp eyleme geçen ' bir filozofun trenini kaçırmamalılar...Hepinize iyi okumalar :) Not: Gardiyan değilim İnfaz ve Koruma Memuru'yum..Bu konuda herkesle anlaşalım.30 yıla aşkın bu sıfat kullanılıyor..Teşekkürler ...
"MODERN İKTİDAR BÜYÜK GÖZALTIDIR!"

Gözaltı kavramından ne anlıyoruz, ya da ne sonuçlar doğurduğu hakkında bir fikri olan var mı? İşte bunun için en uygun kitap olarak önereceğim bu eseri biraz açıklama zorunluluğu hissettim kendimde.

Michel Foucault 20. Yy'ın en büyük beyinlerinden biri bana göre, kitabında bahsi geçen gözaltı şöyle açıklanabilir: İktidarlar insanları bireyselleştirip kayıt altında tutuyor, çünkü kayıt altında tutulan insanın yönetimi daha kolaydır ve yöneticilerin belirledikleri çizgileri aşmaları daha zordur. Toplum olarak yapılan bir eylemin cezası birey olarak yapılan bir eylemin cezasına göre daha azdır ve karşı koyulması daha güçtür. İktidarlar çocukları okullarla, hastaları hastaneyle, askerleri orduyla, suçluları ise hapishanelerle kuşatıp bireyselleştiriyorlar. Modern iktidarın silahı kişiyi bireyselleştirip kuşatmak ve istediği yaptırımı uygulamak.

Kitabın ana konuları şunlardır: Azap, Ceza, Disiplin ve Hapishane. Bu başlıklar altında bir çok farklı hapishanenin kayıtları incelenmiş, desteklemek için birçok fotoğrafları konulmuş ve olayın ciddiyetini kavramak için yaşanmış birçok ceza uygulaması kaynakları belirtilerek anlatılmıştır. Ve bunların hepsini tarihsel olarak ele almıştır Foucault. Şimdi başlıkları biraz inceleyelim:

Azap: Fransa'da halka açık yapılan idam gösterileri suçluyu suçundan caydırmadığı gibi cinayetin normalleştirilip insanların şiddeti normal bir şeymiş gibi beyinlerinde kazınmasına neden olmuştur. Kısacası insanlar üzerinde derin psikolojik bozukluklar meydana getirmiş, azap çektirme aletleri insanların zamanla ona alışması ve şiddeti normalleştirmeyi beraberinde getirmiştir. Suça karşı verilen ceza suçluyu çaydırmaktan çok bir şova dönüşmüştür. Cezanın insan zihnindeki yaptırımını unutup bu şova kapılarak eğlenceli bir gösteriden ileriye gidememiştir.

Ceza: "Cezalar ılımlı ve suçlarla orantılı olsun, ölüm cezası yalnızca cinayet işleyenlere verilsin..." Bu cezalardan sonra insanlar krallar ile karşı karşıya geliyor ve şu algı oluşuyordu insanlarda: " Kanın oluk gibi aktığını görmeye" alışan halk intikamın ancak kanla alınabileceğini düşünüyordu. Bu da toplum arasında huzursuzluğa neden oluyordu. Cellat halk ile yönetici arasında dişli görevini görüyor, hükümdar bunu ne kadar çevirirse o kadar kan akar ve bu uyumsuzluğa yol açar. Aslında halkın en cani suçlulara karşı bile ceza verilirken onun insan olduğunun unutulmaması gerektiğini istiyorlardı.

Disiplin: Burda disiplinin mihenk taşı olan askerlerden bahsedeceğiz. Çünkü askerler disiplinin vücut bulmuş hâlidir. Ama asıl araştırılması gereken şudur; bedenin her toplumda zorlamayla, baskıyla nasıl oluyor da onu sıkan iktidarın bir malı oluyordu? Bunu söyle açıklamak daha mantıklı olur diye düşünüyorum beden iktidarın halk üzerindeki yaptırımın şekillenen kalıbıdır! Ama disiplin tarihsel olarak öncelikle eylemin mekan içinde kategorize edilmesiyle başlar. Yani bir araya gelme ve konulan kurallar ışığında filizlenme...
Hayat sizden güçlülerin koyduğu kurallara uyma şeklinin adına disiplin denildiği bir kurumdur.

Son olarak Hapishane: "Duvarlar suçun cezasıdır ve tutuklama kendi mevcudiyetini karşına koyar!" Hapishane ortamında herkesin ceza soluduğu suçlu ya da suçsuz insanların kefaret ödediği yerdir. Bireyleri bedenleri üzerinden çalışmayla, itaat ce yararlı kılmak üzere oluşturulan aletler bütününün genel biçimidir. Hapishaneden çıkan bir bireyin denetim ve gözetimden bağımsız bırakıldıktan sonra yaşamına dönmesine, ona alışmasına ve toplum tarafindan yadırganmasında mahkûmun hala cezasını çektiği ve ondan kurtulamayacağı anlamına gelir. Hapishaneler insanların suç işlemesini engelleyemiyor, çünkü; "Herkesin herkese karşı gözü dönmüş bir durumdayız!" Foucault bu kavramların hepsini çok güzel bir biçimde dile getirip farklı kaynaklardan yararlanarak kitabını tarihsel bir incelemenin ışığında ve nesnellikten uzaklaşmadan kaleme almıştır.

Onun için yöneticiler ve iktidarlar toplumu kullanarak birbirinin aynı ve bireysele indirip hepsini kolaylıkla yönetebilecekleri insanlar haline gelene kadar mücadele ediyorlar. Temennimiz şudur, Farklı düşünebilen ve farklı olanı yadırgamayan kendi bilincinde ve aklı her türlü doğmalardan, baskılardan arınmış bir şekilde hareket edebilen nesiller oluşmasıdır. Buraya kadar incelemeyi okuyanlara teşekkür eder son olarak Foucault'nun sözüyle incelemeyi bitirmek istiyorum:

"NORMAL İNSAN KURGUDUR!"
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.062 Oy)19.995 beğeni45.869 okunma3.633 alıntı193.634 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.321 Oy)6.689 beğeni17.781 okunma3.021 alıntı90.725 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.826 Oy)8.431 beğeni24.152 okunma965 alıntı96.350 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.973 Oy)9.240 beğeni30.372 okunma918 alıntı147.169 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.645 Oy)4.127 beğeni13.732 okunma1.551 alıntı56.719 gösterim
  • Böyle Söyledi Zerdüşt
    8.5/10 (1.360 Oy)1.519 beğeni4.661 okunma7.061 alıntı61.688 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.767 Oy)8.234 beğeni22.422 okunma4.711 alıntı137.638 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.940 Oy)6.048 beğeni20.742 okunma933 alıntı107.824 gösterim
  • Tutunamayanlar
    9.0/10 (3.407 Oy)5.348 beğeni8.572 okunma6.129 alıntı138.620 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.558 Oy)3.695 beğeni11.209 okunma6.141 alıntı102.181 gösterim
Foucault bu kitabı belli bir süreç halinde işlemiş.Yazar, İlkel ceza yöntemlerinden modernizme doğru yol alarak ana ve ara başlıklarla hapishanelerin kurulma aşamasını anlatmış.
Kitap, halkın önünde ağır işkencelere maruz bırakılan mahkumun,bedene azap çektirme örneğiyle başlar. Okurken bedenimin kasıldığını hissettim. Bir mahkumun bu şekilde öldürülüşünü izlemek ister miydim? Tabii ki hayır. Ancak modernizme geçilmeden önce suçu kanıtlansın ya da kanıtlanmasın ,suçlanan kişinin kişinin ağır işkencelere maruz bırakılması,iktidara güç gösterisi yapma fırsatı vermiştir.
Halka açık olarak yapılan azap çektirmeler daha sonra seyirlik unsur olmaktan çıkıp sadece bedenin tutuklanması durumuna dönmüş; insan bedenine uygulanan ceza insan ruhuna uygulanmaya başlanmış....
Sosyoloji temelli bu kitabın okunma aşaması zor, bol soru işaretli ve keyifliydi. Meraklısına tavsiyedir :)
Devam etmeye başlayacağım bir yapıt. Sosyal alanlarda mı ihtisas görüyorsunuz ya da "ya ben neden kendimi kapana kısılmış hissediyorum, her şey sanki tek tip, ay mavi hap, ay yeni eycbio dizisi" gibi bir kafa karışıklığınız varsa, buyurun size iktidar-birey çatışmasının hem tarihsel hem felsefî bir dokümanı.
Kurduğumuz yeni bir iktidar modeli var ve onun iktidarı damarlarımızın en uçlarına kadar uzanmış durumda. Özneyi inşa eden, daha sonra da onu çeşitli durumlarına göre çeşitli mekanlar altında(hastane, okul, askeriye, cezaevi) gözetim altında tutan bir iktidar.
Eski iktidar modelinde iktidar bir kişiyi temsil ediyor, dolayısıyla da cezalandırmaların amacı ''erkin intikamı ve otoritenin kimde olduğunu halka bildirme'' olarak beliriyor.-Günümüzde işkence olarak nitelendirdiğimiz birtakım cezalandırma araçları ve yöntemleri kullanılıyor.- Artık böyle bir gaddarlığa gerek yok, çünkü panoptikon tipi sürekli gözetim yoluyla hastalar, öğrenciler, askerler ve suçlular belli mekanların ve ruhlarının içine hapsolmuş durumdalar.
Foucault, bu eserini kaleme alırkenki amacının şimdinin/bugünün tarihini anlatmak olduğunu söylüyor. 10.10.17/ 13:55
Kitap; okullarin, hastanelerin, hapishanelerin hep toplumu “disipline” etme amaciyla ortaya kondugu temeline dayanmaktadir. “Bir cins toplumsal karantina” demektedir bu duruma yazar. Kitabin baslari eski Avrupa ve özellikle Fransa’ daki mahkumlara verilen iskence cezalarinin infaz sahnelerinden bahsetmektedir. Oldukca rahatsiz edici sahneleri canlandirmakta gözünüzde. Ama gercekten yasanmis, tarihsel bir gercekliktir anlatilanlar ve hal böyle olunca bugünün degerini daha iyi anlayabiliyorsunuz. Ancak boyle bahsettigime bakmayin, yazar oldukca zorluyor okurlarini zira kitap biraz agir kacabilir. Az biraz dikkatinizin dagilmasina izin vermiyor hemen anlasilmaz gelmeye basliyor konular. O yuzden okumasi oldukca zor ve sabir istiyor, bilginize.
Hapishanenin Doğuşu
Michel Foucault
Fransız Tarihçi Filozof Michel Foucault kitabında hapishanenin tarihini incelemekte ve bu incelemelerden felsefik sonuçlar çıkarmaya çalışmaktadır. Hapishanenin ve cezanın evrilmesini, insanın hümanizma bilincine ulaştıkça, toplum önünde verilen cezaların duvar arkalarına alınmasına. cezalandırılmanın çirkin, cezalandırmanın şerefli hale gelmesine ışık tutuyor.
Vücuda azap vermenin kilise kanunları ile yapıldığının Tanrının kuralları olduğu anlatılırken,
Ceza zamanla bedene yapılandan ruha yapılana dönüşmektedir. Dinsel öğeler kullanılması
Zamanla bedene verilen azapların seyrettirilmesinin mevcut iktidarın gücünü pekiştirmeye dönüşmesini ,
Yapılan hapishanelerin mimarilerinin tek bir gücün elinde bulunmasına dönük bir gözetim kule şeklinde yapılmasının hizmetini,
Daha sonra yapılan okul ve hastanelerinde yine tek elden gözetilen hapishane modelinin benzerlerini yapıldığını böylece toplumun daha eğitilirken gözetilmesine ve kontrol edilmesine dem vurmaktadır.
Kitabı okudukça günümüzde her tarafı kaplayan mobese yada güvenlik kamera sistemleri de bu yöntemin devamı diye de düşünmeden edemiyor insan.
Modern iktidarın insanı bireyselleştirmekle ve toplumsal düşünüşten uzak tutarak, gözetim altında tutup egemen olmaya çalışmasını çarpıcı bir şekilde insanın zihnine sokuyor.
Ne kadar özgürüz, gerçekte özgürmüyüz gibi insanı, yaşadığı ortamı ile sorgulatan bir kitap.
Sosyoloji ve felsefe alanında incelenmesi oldukça nitelikli bir eser :) yavaş yavaş ve bağlı olduğu teoriye göre değerlendirip,düşünülmeli :)
Foucault'nun Hapishanenin Doğuşu kitabını okumayanlara öncelikli tavsiyem, bir an önce okumalaridir. Fransız ceza hukukunun disipline edici yöntemsel değişimini konu ettiği bu kitap, Damiens diye bir vatandaşın Kral'a karşı giriştiği suikast sonucu, Damiens'in korkunç şekilde cezalandirmasini konu edinir. Tabi okumayanlar bunun tarihsel bir roman olduğunu sanabilirler ancak Foucault'nun yapmaya çalıştığı şey, 18. Yy Fransa'sinda ceza yontemindeki radikal dönüşümü incelemek. Timarhaneler, Hapishaneler, Engizisyon, disipliner ceza teknikleri vs.. Hatta Jakobenler döneminde icat edilen giyotinin insan bedeni üzerindeki etkilerini de inceler. Siyasa ve ekonomik donusumun ceza sisteminde yaratmış olduğu dönüşüm ile beraber, celladin yerini teknisyenler ordusunun alması Foucault'nun aydınlanmaya olan radikal eleştirisini de günyüzüne çıkarır.
Michel Foucault hem felsefeci hem tarihçi yönü olması muteber bir kaynak oluşturmasına katkı sağlamış. "Ceza" nın tarihini ele alırken sosyolojik değişim motifini işlemiş. Kitapta en başından beri iktidarın birey ve toplum üzerinde hükmetme arzusuna şahit oluyorsunuz. Ceza ilk zamanlarda iktidarın insan bedenine hükmetme gücü yani "azap" şeklinde kendini gösterirken bu "eza" ya doğru evrilmeye başlamış; yani artık ruh ve zihne hükmetme ile güçlenmiş diyebiliriz. Suçlunun cezalandırilmasindan ziyade suçun sebepleri bulunarak disiplin adıyla yok etme yoluna gidilmiş. Modernleşen zaman ile birlikte yeni bir siyasi anatomi oluşumunda ceza sosyolojik bir materyal olarak kullaniliyor. Banthom'in panoptikan hapishane modeli disiplin adıyla güzellenerek normalleşen makineleşen bireyler üretmek hedefleniyor. Bu model okurken size George Orwell'ın 1984 kitabını ve ordaki izlenme hislerini anımsatacaktır. Kitabi okurken yaşam hapishanesinde olduğumu hissettim. Keyifli okumalar demek isterdim ama sanmıyorum.
Michel Fuko'nun ne zamandır okumak istediğim sonunda okuyabildiğim kitabı.Genelde Disiplinlerin/İktidarın modern toplumdaki konumunu özelde Hapishane kurumunun işlevi,tarihi baz alınarak Ortaçağ'dan günümüze doğru iktidarın güç ve baskılamasını ayrıntılı inceleyen bir filozof var karşımızda.Tarihe çok hakim kendi metodolojisini kullanarak belli başlı hadiselerden yola çıkarak iktidar,cezalandırmanın önce Hapishane sonra diğer Hastane,Kışla,Okul gibi modern toplumun ortaya çıkardığı kurumlarla kıyaslamasını yapıyor ve bunu yaparken aslında bütün bu kurumların kökeninde ve mantığında bireyi tahakküm altına alan normalleştirme,ıslah etme,şekillendirme,dönüştürme gibi yöntemler kullanan bir sistemi derinlemesine irdeliyor.Bu irdeleme pek çok mefhuma ve kuruma bakışınız değiştirecek.(Not:Yazarın dili olsun konunun ağırlığı ve yoğunluğu olsun okuması zor bir kitap ,sessiz bir ortamda altını çize çize ve üzerinde düşüne düşüne okumanız tavsiye olunur:)
Kitap o kadar etkileyici ki içerisinde geçen herhangi bir düşünceyi verip okuma zevkini azaltmak istemiyorum. Kitabı okuduğunuz zaman aslında iktidarın toplum üzerinde bu denli yönlendirici ve etkileyici olması, insanı hem hayrete düşürüyor hem de rahatsız ediyor. Kesinlikle okumaniz gereken bir kitap, keyifli okumalar.
İnsanlar kapalı ortamlara tıkılır, o ortamlarda kendi aralarında bir uyum içinde mekanın düzenine uygun, belirli zaman dilimlerinde çalışırlar, çalışırlar, çalışırlar. Amaç mı? Daha üretken, daha yapıcı bir toplum elbette. mesela bir devlet memuru -genelde- sabah erkenden uyanır, işe doğru yola çıkar, ofisine geçer ve koltuğuna oturur. Saat saat yapacakları planlanmıştır. Yemek yemesi gereken saat bellidir ve hatta tuvalete gidebileceği saatler de kimi zaman. Böylece otorite bizim yerimize bizi düşünerek insani ihtiyaçlarımız için boşuna zaman ve enerji harcamamızı hedeflemiştir. Artan enerji toplumun egemenliğine aktarılır, kaynağı güçlü tutmak için de bu rol model toplumda her yaştan insana uygulanır. Doğduğumuzdan itibaren aile içinde, okul çağına geldikten sonra okulda, askerlik çağına gelince kışlada, sonra insanın çalıştığı yere göre fabrikada, ofiste, şirkette, hastanede ve hapishanede disiplin altında olur toplumlar. Kişi kendi enerjisini kaynak olarak kullanamayacak duruma gelmişse adres tımarhanelerdir. Fakat üzülmesin tımarhanedekiler, dışarıda akıllı avı vardır hapishanelere sokulmaları için.
Mahkemeler, artık eskiden olduğu gibi yalnızca çağımızın sefalet ve yaralarının sergilendiği bir yer, toplumsal düzensizliğimizin hüzünlü kurbanlarının yan yana sergilendikleri bir yer değildir: Buralar aynı zamanda savaşçıların haykırışlarıyla inleyen bir arenadır.
''Sınav insanları gözetim altında tutmayı sağlayan ve hiyerarşiyle onları standartlaştıran ceza tekniklerini bir araya getirir. Sınav nesne olanı köleleştirir; köle olanı nesneleştirir. Kendi değerini sınavla belirlemek 'derebeyine teslim olmak'tan öte bir anlam taşımaz. ''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hapishanenin Doğuşu
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
445
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755330327
Orijinal adı:
Surveiller Et Punir Naissance De La Prison
Çeviri:
Mehmet Ali Kılıçbay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitabevi Yayınları
İktidarın kendini gösteriş ve debdebe içinde dışa vurduğu, gücünü bu gösterişten aldığı eski siyasal sistemden mümkün olduğunca ve giderek artan bir şekilde görünmez hale geldiği modern siyaset sistemine geçiş, bir yandan iktidarı kişileştiren hükümdarın yerine, adsız kişiler tarafından kullanılan bir yönetim aygıtının yerleşmesiyle, diğer yandan da kamuya açık cezalandırmadan, gizli cezalandırmaya doğru olan bir hareketle belirlenmektedir.

Kendini öne çıkartan iktidar bireyin oluşmasını engellemiştir; oysa karanlıklara çekilen modern iktidar herkesi bireyselleştirmek istemektedir; çünkü bireyselleştirmek, gözetim altında tutmak ve cezalandırmak yani egemen olmak demektir. Böylece modern iktidar çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishaneyle kuşatarak bireyselleştirmiş, kaydetmiş, sayısal hale getirmiş, egemen olmuştur.
Her kişi bir yerde kayıtlı hale gelince, herkes denetim altında olacak, gözetim altında tutulacaktır. Modern iktidar büyük gözaltıdır.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 118 okur

  • Şerzan
  • Hatice Ertaş
  • Esra Berktaş
  • Bahattin Gelerli
  • Şakir Soydan
  • Ali
  • Hüseyinloi
  • Çekiçli feylesof
  • Aysel
  • S~°

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%22
25-34 Yaş
%48.8
35-44 Yaş
%22
45-54 Yaş
%7.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%26.7
Erkek
%73.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.1 (13)
9
%32.4 (12)
8
%29.7 (11)
7
%2.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları