·
Okunma
·
Beğeni
·
3802
Gösterim
Adı:
Bu Bir Pipo Değildir
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753631707
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ceci n'est pas une pipe
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Michel Foucault, Magritte’in tedirgin edici resimlerinden birkaçına aklını takmıştı. Hem bu resimlerle, hem de ressamla uzun uzun söyleşti, uzun uzun düşündü ve kısaca, ama sıkıştırılmış barut gibi, okurun zihnini patlatmaya aday bir kitapla çıkageldi.

Gördüğümüz, gördüğümüz müdür?
Bu bir pipodur. Mudur?
64 syf.
Fransız sürrealist ressam Rene Magritte’ın eserlerinden biri olan pipo resmi ve altında ''Bu bir pipo değildir.'' sözüyle hatırlayacağımız şu tablo;
https://upload.wikimedia.org/.../24/MagrittePipo.jpg
üzerinden Michel Foucault'nun insan aklının sınırlarını zorlayacak muazzam eseri.

Okuyacaklarım arasındaydı, 65 sayfa diye bir ara okurum diyerek ertelemiştim ancak öyle zorlayıcı bir kitap ki normalde yarım iş gününde bitecek kitabı neredeyse bir buçuk günde bitirdim. Hayli zorlayıcı bir eser ancak tek kelimeyle muazzam.

Kitap, kelimelerin, sıfatların, isimlerin aklımızda yarattığı nesnel karşılıkları aslında hiç mi hiç karşılamadığı hatta düşündüğümüz 'şey' bile olmadığını anlatıyor bize Foucault. Pipo resminden hareketle, Magritte’ın pipo resminin altına ''Bu bir pipo değildir.'' diye yazması, imgelerin zihnimizde yarattığı tahribatı ortaya koyuyor. Çünkü o bir pipo değil, pipo tablosudur. Ancak bizler bu basit ayrımı imgeleme ve isimlendirme ile hatalı kodluyoruz aklımızda... ve nihayetinde o tabloya baktığımızda onun bir pipo olduğunu söylüyoruz.

Tabi Magritte bu durumu tablolarıyla, Foucault ise kuramıyla açıklamış ancak bu sorun o kadar içsel bir noktada ki edebiyatta da bunu görmek mümkün bence. Kelimeler ve cümleler üzerinde sıfatlandırma imgeleme yanılsamaları mevcut. Mesela,
''Oku baban gibi, eşek olma.''
''Oku, baban gibi eşek olma.''
buradaki sözü değerlendirmeye aldığımızda doğrudan iki cümleyle ne anlatılmak istendiğini açıklıyor insan. Ancak kelimelerin aklında yarattığı imgelemelerden kendini kurtardığı an orada sadece virgülün bir yanılsama yarattığını fark edecek.

Keza bu basit örnek dışında siyasette bile imgelemelerden doğan sorunlu tutumlar bir çok toplumun geleceğini belirliyor. Burada ''büyük resmi görün gardaşım'' demiyorum tabi bir imgeleme kurbanı da ben olmayayım.

Özgür düşüncenin farkındalığını yansıtan bir eser olmuş diyebilirim kısaca. Son olarak da şunu iddia ederek bitiriyorum;

Bu bir kitap değildir.
59 syf.
·1 günde·8/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Bu Bir Pipo Değildir kitabını yorumladım:
https://youtu.be/oY9QFVxunbI

Bu bir kitap değildir.

Nasıl yani? Eee basbayağı aşağıda gayet de resmi ve cismi, kapağı, belirli boyutları, renkleri, içerisine girince çeşitli bilgileri olan bir kitap değil mi yani bu? Tam olarak öyle değil.

Gördüğümüz her zaman gördüğümüz gibi olmayabilir.

Nasıl ki bir nesne, tuvale ya da resme aktarılırken kendiliğini kaybediyorsa ve biz sadece bu resimde o nesnenin desenini görüyorsak, böylece bu görselin tam anlamıyla bir kitap olabilmesi için de bizim sanallıktan ibaret olan bir imajı görüyor olmamamız gerekirdi. Biraz daha tümdengelelim.

Eğer ortada "bu bir kitap değildir" cümlesi varsa bu ileri sürüş cümlesi de doğal olarak bir kitap olmayacaktır. Çünkü bu sadece bir cümledir, kitap değildir. Ayrıca aşağıdaki resim bir kitabın sadece görüntüsüdür, desenidir, sanal yüklemesidir, gerçek kitap boyutlarından bambaşka nicelikteki dijital boyutlara sahip olan, ağırlığı bile dijital niceliklerle tasvir edilen, bir ekran içerisine sıkıştırılmış, arka kapağındaki yazının bile kendisinin sağ tarafına yerleştirilerek okunmasını sağlattıran, içerisindeki sayfalarıyla beraber değil sadece kapağı görünen bir görüntüden ibarettir.

"Bu bir kitap değildir." diye bir cümle ileri sürüyorsam, bu cümledeki "bu" zamiri de bize kitabın gerçekliğini sunmaz. Çünkü "bu" da bir kitap değildir. Ayrıca bu aşağıda gördüğünüz çerçeve, kitabın görseli, bu yazıların bütünü, onun kitap olmamasına dair söylenen herhangi bir şey de kitap değildir. Kitabın altta gördüğünüz sanal görüntüsü, elinizde tuttuğunuz kitapların her zaman alıştığınız görüntülerine istediği kadar benzetilmeye çalışılsın, istendiği kadar "bu bir kitaptır" ya da "bu bir kitap değildir" densin ne alttaki görüntüye ne de bu cümlelere karşı çıkan bir ileri sürüştür bunlar, yani bunlar da kitap değildir.

Hiçbir yerde bir kitap göremiyorum hala. Şu an size buradan bir kitap fotoğrafı paylaşsam bu da benim bunu yansıtış aracımdır.

Benim bu kitaptan anladığım :
Herkesin piposuna kimse karışamaz.

Benim bu kitabı farklı yere koymamın sebebi : René Magritte'in pek çok tablosuna karşı bir Foucault bakışı yakalayabilmek, öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler kategorisinde kendine yer bulabilmektir.
59 syf.
·2 günde·8/10
Takip etmesi sıradan okuyucu için inanılmaz zor olan bir kitap olarak girebilirim konuya... Foucault'yu okuyanlar onun yeni kavramlar icat etmeye ve okuyucuda kafa karışıklığı yaratıp yazdıklarını öyle öğretmeyi seçtiğini bilirler. Bu esere James Harkness'ın yazdığı önsöz de oldukça önemli.

Esere geçersek, Magritte'in tablolarından yola çıkarak kavramların, dünyamızı açıklamaya ne derece yeterli olduğu, benzeyiş-andırış kavramları arasındaki farklar, kavramları doğru kullanmanın, dünyayı anlamlandırma da ne kadar önemli olduğu gibi durumlardan bahsediyor.
64 syf.
Kitap kapağından anlaşılacağı üzere Rene Magritte’ın en bilindik eserlerinden biri olan İmgelerin İhaneti‘nde, bir pipo resminin altında Fransızca “Ceci n’est pas une pipe” (Türkçesi, “Bu bir pipo değildir.”) yazmaktadır.
Tabi bizim Foucault durur mu? hemen bir incelemeye koyulur.
Aslen var olan pipo, duvarda asılı duran pipo mudur? yoksa hemen onun altında duran tablo mu piponun kendisidir. Bunlardan ikisi de değilse "bu bir pipo değildir" yazısının kendisi mi pipo'yu tam anlamıyla yansıtır.
Kelimeler ve şeyler arasında ki bağlantıyı incelerken, felsefe meraklısı insanların aklına orta çağ'ın meşur Tümeller tartışması gelir büyük ihtimalle Ancak bu tartışma çoktan kapanmıştır Foucault için.

Benzeyiş ve andırma kavramlarının üzerinde gidip gelen Foucault, Sürrealist bir ressam olan Magritte' ın kelimelerin görsellerden daha etkili olduğu düşüncesini bu kısacık kitapta çürütememiştir. Örneğin bir at ve altında pencere yazan bir tabloya baktığımız da zihnimiz de canlanan şey at idesi mi yoksa pencereyi mi? anımsayacağız.

Basit tabiriyle "Bu bir pipo değildir.” söyleminin yer aldığı resimde, bir pipo resminin altında neden böyle bir yazının olduğu bizi şaşırtmaktadır. Bir pipo resmine baktığımızda aklımıza gelen şey bir pipo imgesi olurken, altındaki yazının bunun aksini söylemesi, bize yersiz bir iddia gibi geliyor ve karşı bir söylem olarak “Bu bir pipo resmidir.” yanıtını abartılı bir diretme olarak görüyoruz. Belki “Söylemeye bile gerek yok, bu bir pipodan başka ne olabilir?” diye düşünüyoruz. Ancak böylelikle; bu, sosyal yaşantımızda gözlemleyebileceğimiz yüzleşmemiz gereken yanılsamaların en minimal hallerinden biri olabilir.

ben bir pipo'yum :)
59 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Düşünce ile resim uyumsuzluğunun felsefik anlatımını görüyorum. Optik ve yansımaların da kafamda canlanması sonucu yeni sorular ardından yeni düşüncelere dalıyorum.Belkide anlatmak istediği bir çeşit simetriydi.
59 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Bu bir pipo değildir aslında temelde dil felsefesi sorunudur. Bu kitabı okuyan birçok kişi temelde ne okudum ben ya diye düşünebilirler. Genelleme yapmamakla birlikte sanat ve felsefe ile ilgilenen arkadaşların kitabı okuduklarında daha iyi sindirebileceğini söyleyebilirim. Rene Magritte'in şunu söylediğini biliyoruz; kendine sanatçı denmesinden hoşlanmıyor ve resim aracılığıyla iletişimde bulunan bir düşünür olarak görülmesini tercih ediyordu. Kavramsal sanatla ilgilenen biri olarak Rene Magritte'in felsefe metinlerini irdeleyip resim aracılığıyla çalışmalarında kavramın tanımını çözmüş olması bana şunu düşündürttü neden kavramsal sanattan bahsederken genel olarak onun adını da direkt dahil etmiyoruz. Kavramsal sanatın gelişimine baktığımızda aslında sırasıyla önce Dada akımının daha sonra sürrealizm akımının etkili olduğunu görürüz. Yani dolaylı olarak bu demek oluyor ki Duchamp daha Fountain'i(çeşme/pisuvar olarak bilinen eseri'ni) sergilemeden öncesinde aslında zaten kavramsal sanat vardı. Magritte'nin hazır nesneleri kullanmak istemesi, resim üstüne kelime çalışmaları, görülebilecek kadarını verip devamını izleyiciye bırakması tüm bunlar tek bir noktaya işaret ediyor o da kavramsal s. Magritte baktığımızda izleyicilerin sanatın bir nesneyi temsil etme yeteneğini sorgulamalarını istemiştir. Bu kitabı incelerken çok fazla anahtar kelime üzerine kaynak taraması yapılmasını öneririm: ilk olarak başta bahsettiğim gibi sanat akımlarından dada ve sürrealizm daha sonra kavramsal sanat, serbest çağrışım, psikanaliz, otomatizm, oneirizm, Andre Breton gibi. Bunlarla daha desteklenebilir olacaktır. Bu bir pipo değildir sözünün ne olduğu ve ne olmadığı gibi uzun uzun bahsetmeyeceğim fakat okuduğum bir tezde yer alan bu sözün Korzybski'nin bir sözüyle karşılaştırıldığını gördüm. Ve daha sonra Korzybski'nin şu anısına yer verilmişti: "Korzybski, bir gün dersinde, çantasından bir paket bisküvi çıkarmış ve yemeye başlamıştır. Öğrencilerine de ikram etmiş ve birkaç öğrenci ikramı kabul ederek bisküviden yemeye başlamışlardır. Aynı zamanda Korzbyski "Çok lezzetli bisküviler, değil mi? gibi sorularla öğrencilerin lezzet onayını almıştır. Daha sonra bisküvinin paketini yırtarak "köpek kurabiyesi" yazılı paketi öğrencilerine göstermiştir. Bisküvilerden yiyen öğrencilerin bazıları kusmuş veya lavaboya koşmuştur. Sonra da öğrencilerine, "insanların sadece yemek yemediklerini ve ilk tadın genellikle ikinci bilginin tadı ile geride bırakıldığını gösterdim." demiştir." Bununla birlikte bu yazıyı bitirmek istiyorum bundan sonrası okuyucunun kelimeler ve şeyler arasındaki ilişkisindedir. Artık serbest çağrışımdasınız.:)
Bu arada bahsettiğim tez çalışmasına buradan ulaşabilirsiniz: https://tez.yok.gov.tr/...ezSorguSonucYeni.jsp

Sanatla ilgili yazılarım için medium hesabıma bakabilirsiniz:
https://medium.com/@gulhanadisen
59 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Kitabın bana hediye olduğunu belirterek söze başlayayım. Pipoya merak salmamdan ötürü arkadaşımın düşüncelilik, sağlam bir jest olacağını ümit etmesi üzerine hediye ettiği bu kitap, hayatımda okumaya çalışıp da en anlayamadığım ilk birkaç kitaptan bir tanesi oldu.

Büyük bir ressam olan Rene Magritte'in sağlam bir çalışma yaparak bununla yetinmemesi üzerine bir de işi felsefe ile şereflendirmesi sonucu (Ressam, çizdiği muhteşem pipo resminin altına 'Bu bir pipo değildir.' yazarak ortalığı karıştırıyor.) kitabın yazarında bu çalışmayı hayata getirme düşüncesi peyda oluyor. "Bu bir pipodur. Mudur?"

Kitap sanat ve felsefe üzerine, anlamlandırılması güç bir performanstan yola çıkarak yapılan derin yorumlamalardan oluşuyor. Anlamını bilmediğim muhtelif ifadeler ile karşılaştım. Size ufak bir örnek vereyim.

"Totoloji için de aynı şey söz konusu. Magritte, kaligrafik ikilemeden, imge ile altyazısının tekabülüne dönüyor sadece. Böylece suskun ve yeterince tanınabilir bir figür, sözünü etmeden, nesneyi özünde gösteriyor ve aşağıda bir ad, "anlamını" ya da kullanılım kuralını, bu görüntüden alıyor. İmdi, altyazının geleneksel işleviyle karşılaştırıldığında Magritte'in resmi çifte bir paradoks."

Kısacası alan üzerinde yeterince alaka ve birikim mevcut olmadan okunmaması gerektiği kanaatindeyim. Tavsiye ederim. Miyim?
59 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
umut sarıkaya'nın tabiriyle "bizi sıkıyosun yani" demeyeceğim. ayrıca bkz. bu bir pipo değildir'in karikatürü değildir.
kısacası buradaki anlatılmak istenen, cancağzım magritte'nin tablosunun tam üstündeki "şey"in pipo ile düşey bir andırış bağıntısı içinde bulunan bir desen olduğudur.
bu formlar, ince bir kağıttan yapılmış kırpmalardan başka bir şey değildir.
resim sadece resimdir. midir?
59 syf.
·1 günde·4/10
Periodik aralıklarla Foucault 'okumaya çalışan' biri olarak yine elime aldım bir Foucault kitabını... Makus talihimi yenip biraz daha anlayabilir hale gelmişimdir umuduyla okumaya başladım ama sonuç yine süküt-u hayal :)
Dili gerçekten ağır geliyor bana, anlatılanı anlıyorum ama özüne inemediğimi hissediyorum. Yorucu cümlelerin sonuna gelene kadar başını unutuyor insan...
3. Foucault kitabıydı okuduğum hala tam anlamıyla anladım diyemiyorum malesef...
59 syf.
Bir kitabı anlamak ne kadar zorsa bu kitabı anlamakta o kadar zor. İnce bir kitap gibi durur öyle önünüzde. “Okurum hemen” der alırsınız elinize ama bir başlarsınız... başlarsınız sadece.
Kitabı anlamak kolay ama cümlelerini anlamak zor. Hele de okuduğumu kesin anlamalıyımcılardan olarak söylüyorum: sağlam bir kafayla okumak lazım. Ve şu an o sağlam kafa ben de yokmuş. O sebeble şimdilik rafa kaldırılıyor.

****
Ve sonunda okundu ve anlandı. Bu kitabı üçüncü kez okuyuşum sanırım. Belki de daha fazla emin değilim. Her okuyacağım diyip aldığımda yarısına kadar gelir bırakırdım. "Sağlam kafa lazım sağlam" diyerek rafa kaldırdığım çok oldu yani. Bugün o sağlam kafayı yakalayınca okumak istedim. İyi ki de istemişim de okumuşum diyorum.
Birincisi; her şeyden önce çok güzel kafa açıyor. -dalga geçmiyorum, gerçekten aklınızın en uç noktalarına gidip geliyorsunuz- gözünüzle gördüğünüz şeylerin aslını görmenizi sağlıyor kitap. Bundan sonra ki süreçte bir resim ile bir fotoğraf, bir çizim ile bir boyama aynı olmayacak gözümde. Ve tabi ki hiç bir kelime aslını ifade etmeyecek. Her kelime sadece bir yansımadan ibaret olduğunu hatırlatacak bana.
İkincisi; bazı yerlerde ciddi tercüme sıkıntısı var. Anlayana kadar üç dört kere okuyorsunuz. Sanırım kitabı aslından okumak insana daha çok şey katacak ancak ben de o "aslı" şu an yok. Belki nasip olur da aslından da okuruz.
62 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Michel Foucault okurken , tüm bildiklerinizi unutarak, anlamaya çalışmadan sadece okumanızı tavsiye ederim. Birkaç kitap sonrasında sizi hiç yormadan,kitapların kendisini nasıl anlattığına,anlamadığınızı sandığınız şeylerin anlaşılabilir olmuş olmasına,zaman içerisinde şahitlik edeceksiniz. Tam anlamıyla bir beyin fırtınası ve sonrası gökkuşağı.
64 syf.
·10/10
Varsaydığımız hakikatlerin altını deşmeye, onların içlerini boşaltmaya muktedir olan dilin bu yönde söylem oluşturma gücünün bir tablo üzerinden gerçekleştirildiği sağlam bir inceleme.
..bir ameliyat masasının üstünde bir dikiş makinesi ile bir şemsiyenin rastlantısal olarak bir araya gelmesi kadar güzel..
Michel Foucault
Sayfa 8 - Yapı Kredi Yayınları , 13. Baskı
Çünkü "bu bir pipodur” der demez yeniden başlayıp "bu bir pipo değildir, bir piponun desenidir", "bu bir pipo değil, bu bir pipodur diyen ileri-sürüştür", "bu bir pipo değildir, diyen ileri-sürüş, bir pipo değildir", "bu bir pipo değildir'ileri-sürüşündeki bu, bir pipo değildir: bu tablo, bu yazılı metin, bir piponun bu deseni, evet bunların hepsi bir pipo değildir"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bu Bir Pipo Değildir
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753631707
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ceci n'est pas une pipe
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Michel Foucault, Magritte’in tedirgin edici resimlerinden birkaçına aklını takmıştı. Hem bu resimlerle, hem de ressamla uzun uzun söyleşti, uzun uzun düşündü ve kısaca, ama sıkıştırılmış barut gibi, okurun zihnini patlatmaya aday bir kitapla çıkageldi.

Gördüğümüz, gördüğümüz müdür?
Bu bir pipodur. Mudur?

Kitabı okuyanlar 339 okur

  • Başım Agırîmi
  • Castiel
  • Nazif Aslan
  • ceren ceren
  • Doğan Okay
  • Ece Erdil
  • Mahmut Erdem
  • Zehra Çelik
  • Derains
  • Amar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.8
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%47.2
35-44 Yaş
%16.7
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%8.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54
Erkek
%46

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.2 (45)
9
%9.8 (11)
8
%24.1 (27)
7
%13.4 (15)
6
%5.4 (6)
5
%1.8 (2)
4
%1.8 (2)
3
%2.7 (3)
2
%0.9 (1)
1
%0