Friedrich Nietzsche

Friedrich Nietzsche

8.3/10
1.955 Kişi
·
6.952
Okunma
·
2.120
Beğeni
·
36.208
Gösterim
Adı:
Friedrich Nietzsche
Tam adı:
Friedrich Wilhelm Nietzsche
Unvan:
Alman Filozof, Yazar
Doğum:
Almanya, 15 Ekim 1844
Ölüm:
Almanya, 25 Ağustos 1900
Friedrich Wilhelm Nietzsche "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof. Nietzsche'nin felsefe öğretisi, kendi çağına tümden bir karşı çıkış olarak görülmektedir. Kendisinin bütün derdi, insanı akılcılığın kıskacından kurtarıp kendisi üzerinden düşünmesini sağlamaktır. Ona göre Tanrı ölmüştür ve insanlar Dünya'da yapayalnız kalmışlardır. Bu yüzden insanlar Tanrı'dan bekledikleri umut ve istekleri bir kenara bırakıp kendilerini Dünya'ya adamalılar. Böylelikle düşünce ile yaşam arasında bağ kurulması daha kolay olur. Nietzsche, insanlara yeni değerler getirmeye çalışarak güçlü insanların egemenliğinde, çoğunluktan ibaret olan ve sürü olarak nitelendirdiği insanlıkta ilerlemenin mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Sürü kendini feda ederek üst insanı belirleyecektir. Üst insan benim diyebilen, kendi gözleriyle gördüğü gerçekliği belirleyen insan olarak görülmektedir. Bütün varlığın temelinde daha güçlü olmaya yönelik irade vardır. Nietzsche'ye göre, insanoğlu sadece kendini korumak ve yaşamak istemez aksine asıl isteği daha da güçlü olmaktır. Din, ahlak, çağdaş kültür, felsefe ve bilim gibi konularda eleştiriler yazmıştır. Nietzsche'nin etkileri felsefede, egzistansiyalizm ve postmodernizm üzerinde olmuştur. Değerlerin göreceliğini savunmuş, "iyi" ve "kötü" kavramlarını sorgulamış, eleştirmiştir. Kendisini "Filozoflar içinde ilk psikolog" olarak tanımlayan Nietzsche, Psikanaliz'de kullanılan "BilinçAltı" (id) kavramından ilk kez bahseden kişi olmuş ve bu yönüyle Sigmund Freud ve Psikanaliz'i etkilemiştir. Kıta felsefesinde ve analitik felsefede alternatif yollar göstermiştir. Yaşamı olumlama, bengi dönüş, anti platonizm onun felsefesinin temel taşlarıdır. Nietzsche, erken ölümü ve hastalığı nedeniyle, "ne ahlaksal idealini, ne de trajik şiirini gerçekleştirebilmiştir.
Bazı sırlar vardır, yalnız dostlara anlatılacak. Bazı sırlar vardır, dostlara bile anlatılmayacak. Bazı sırlar vardır, kendimize bile açıklanmayacak.
Bugüne dek erkekler kadınlara hep,
Yollarını şaşırıp yükseklerden onlara doğru gelmiş olan kuşlar gibi davranmışlardır.

Kadınların,
daha narin,
daha kolay incinebilir,
daha yabani,
daha tuhaf,
daha tatlı,
daha fazla ruh dolu olan
ama aynı zamanda da

Kaçıp gitmemesi için kafese kapatılması gereken bir şey olduğuna inanmışlardır.
Bir insan, kirli düşüncelere sahip olduğu için utanmaz. Bir başkasının, o kirli düşüncesini bilme ihtimali utandırır.
Gerçek dünyayı ortadan kaldırdık.
Geriye hangi dünya kaldı?

Görüntü dünyası mı acaba?
Güzel insan, değerli kardeşim Mehmet Zana Başkan bana felsefe okumamı önerdi. Umursamadığımı görünce bizzat kitabını gönderdi. Artık umursamamak olmaz. Sırf hatırı için okuyacağım çiğ tavuk yiyemem yani. Okudukça sevdim beğendim. Ama incelemeye neler yazabileceğimi bilmiyorum. Benim için ilk olacak. Zaten benim bildiğim felsefeler böyle değildi. Bu kitap çok değişik böyle roman gibi anlatılmış. Düşünmeye sevk ediyor yazılanlar. Böyle felsefe yazdılar da biz mi okumadık.

Kitabın tek ana karakteri Zerdüşt. Zerdüşt abimiz insanların bir amacının olmadığını görür ve yerini yurdunu terk ederek dağlara çıkar. Yalnızlığıyla baş başa kalır ve bolca düşünür. Eğer insan dünyaya bakışını ve düşüncelerini değiştirmek isterse bu kitabı okumalı. Bu konuda Zerdüşt abimiz bizlere yardımcı oluyor.

Kendisi yalnızlıktan sıkıldığı zamanlarda oluyor ağlıyor acı çekiyor erkek adam ağlamaz lafına inat ağlıyor. Nefret ediliyor her yerden kovuluyor ama vazgeçmiyor. Biz insanların sevgi, mutluluk, akıl, erdem ve doğruluk yolunda ilerleyebilmeleri için çekilen çilelerin kutsal olduğunu varsayıyor. (Bu kısmı uydurdum.)

İnsan önce kendini sevmeli diye buyuruyor Zerdüşt. Çünkü her an beraber olduğunuz kişi o dur.

Yalnızlığı çok seviyor ancak zaman zaman sıkılıyor. Yalnızlıkla kimsesizliğin aynı olmadığını söylüyor.

Sonra insanların mutlu olmalarını buyuruyor. Gönlünüzü özgürce harcayın cimrilik yapmayın diyor.

Sonra erdem konusuna geçiyor. Yani şöyle düşünün, gece yastığa başınızı koyduğunuzda gönlünüz rahat oluyor mu? Eğer rahatsa erdemli bir insansınız demek istiyor. Benim gönlüm rahat valla. Siz kendi derdinize yanın.

Tüm bunların toplamında yani; akıl, erdem, mutluluk doğruluk toplamında üst insan olacağımızı söylüyor. Düşünce olarak insan üstü bir yaratık olup yükselmeli insan yıldızlarında üzerine çıkmalı.

İşte bunları buyuruyor Zerdüşt.
Bir gün, değerli bir dostumla ders çıkışı sohbet ettik. Genel olarak kitap ve yazarlardan bahsettik . Yazarlar hakkında düşünce ve görüşlerimizi birbirimize açıklarken değerli dostumun fanatik bir Frıedrıch Nıetzche hayranı olduğunu fark ettim. Hemen şu soruyu yöneltim: Dostum açıkçası Nıetzche’nin hakkında tatmin edecek bir fikrim yok. Onu ve eserlerini tanımak isterim. Hangi eserinden başlamam lazım ? Sorusuna karşılık verdiği cevap beni bu kitaba yönlendirdi. Evet dostum Nıetzche’yi tanımanın en iyi yolu onun otobiyografik bir eserini okumak/araştırmak olduğunu ve Ecco Homo (Kişi Nasıl Kendisi Olur) eserini tavsiye etti.

Kişi Nasıl Kendisi Olur eseriyle karşımıza çıkan sıra dışı bir yazar olan Nietzche ‘nin bu eseri otobiyografik tarzda yazmış. Kendisi hakkında açıklamalar da bulunarak, eserlerini nasıl yazdığını onları yazarken nelerden etkilendiğini gerek etkilendiği kişilerden olsun gerekse çevre evet özelikle de çevre, uyku ve beslenme yazar için vazgeçilmez etkenler.

Kitabı açtığımızda yazarın kitabı bölümler halinde yazdığını görüyoruz.
Peki nedir bu bölümler ?
• Neden Böyle Bilgeyim
• Neden Böyle Akıllıyım
• Neden Böyle İyi Kitaplar Yazıyorum
• Tragedyanın Doğuşu
• Zamansız Yazılar
• İnsanca, Pek İnsanca
• Tan Kızıllığı
• Neşeli Bilim
• Böyle Buyurdu Zertüşt
• İyi ve Kötünün Ötesinde
• Ahlakın Soy Kütüğü
• Putların Alacakaranlığı
• Wagner Olayı
• Neden Bir Yazgıyım

Bölümlere baktığımız da eserlerinin isimleri geçmekte. Zaten otobiyografik roman, yazar kitaplarını nasıl yazdığını, nelerden etkilendiğini örnekler ve açıklamalar şeklinde yazmaktan başka ne yapabilirdi ki ?
Kitaplarda araştırmayı seviyorsanız dili ağır bir kitap, dolayısıyla yanınıza küçük bir not defteri ve kalemi almayı da ihmal etmeyin.

Yazarın en sevdiğim yönü sorgulamak. Nietzsche de iyi bir sorgulayıcı olduğundan bazı noktalarda bana katkısı oldu. Özelikle de kalıplaşmış saçma tabuları sorgulayıp yıkması.



Tekrar kitap içeriğine dönersek
Sert ve acımasızca kullandığı kalemiyle insanlığı ve insanlığa ait çoğu duyguyu/ bilgiyi/davranışı eleştirir bir tarzla yaklaşıp, bazı anlarda kendisine hakim olamayıp bu saydığım eylemleri ve bilgiyi yerden yere vuruyor.
Doğrusu şu ki Nietzche ama manevi ama değerli ama insanlar için kutsal sayılan ne varsa, her şeye saldırmaktan ve onları acımazsızca eleştirmekten geri durmuyor.
. Yazarın Almanları pek sevmediğini, hatta sert oklarla hedefe koyup, eleştirmekte.
Hristiyanlara gelince Yazar’ın onlara karşı olan nefreti fazlasıyla hissediyorsunuz. Açıkçası sadece Hristiyanlara karşı değil tüm ‘inancı’ olan herkese.

Kendi fikirlerimi katarsam Nietzche bu kadar sert davranması, inanan kitleye bu denli nefret ve kinle eleştiriyor olması sağlıklı ve etik değil. Normal bir durummuş izlenimi yaratmasını da doğru bulmuyorum.

Evet sevmediğiniz, kabul etmediğiniz konuları/olayları/eylemleri eleştirebilirsiniz.
Bu konuda dikkat edeceğiniz birkaç nokta olmalı. Misal bu eleştirim karşımdaki şahsın onurunu, duygusunu ve insanlığını kıracak mı ?
Benim için tamamen normal görüp, sert eleştiriyle hedef noktasına alırken, bu bazı toplumların kırılma noktası olan, kutsal saydıkları değerleri ve onları kıracak mı ?

Başka bir eleştirim de şu :
Yazar neden bu kadar bencil, hep ben diyerek en iyiyi benim, onları en iyi ben bilir ben tanırım ve hiç şüphesiz ki yine ben bozguna uğratırım demesi normal mı ?
Ayrıca Arthur Schopenhauer'ın eserlerinden fazlasıyla etkilenip, kitabın 56’ncı sayfasında ''Benim kitaplarımdan daha gururlusu ve aynı zamanda incesi kesinlikle yazılmamıştır.'' demesi normal mı ?

Kitabın 138’inci sayfasında ‘‘Dindarlarla temesa geçtikten sonra ellerimi yıkamayı gerekli görürüm’’ demesi normal bir davranış biçimi mi ?


Kim bilir belki de onu üne kavuşturan, sert ve acımasız eleştiri oklarıydı.
İncelemenin sonuna gelirken şu sözlerime yer vermek istiyorum ;
Evet, yazarı merak ediyorsanız alıp okumalısınız, kesinlikle okunulması lazım.

Filologun kitaplarını okumaya devam edecek miyim sorusuna cevabım :
Evet zamanım ve durumum müsait olduğu kadar alıp okuyacağım. Özelikle de Zerdüşt eserini çünkü yazar bu eserine oldukça yer vererek şu notu da yazmayı ihmal etmemiş:
Herkes ve hiç kimse için bir kitap.

Keyifli kitap okumalar,

Sevgiyle…
Nietzsche bence şimdiye kadar okuduğum tüm filozoflar içinde en anlaşılır ve en eğlenceli olanı çünkü; kelimelerini öyle bir yerleştiriyor ki anlattığı ağır ve üstünde düşünülmesi gereken konuları bir çırpıda zihninizde canlandırabiliyorsunuz. Betimleyerek ve şiirselleştirerek, hikaye anlatır gibi anlattığı için benim favori filozofum olmuş durumda. Çünkü onu anlayabiliyorum. Diğer filozoflar bana sanki anlaşılmamak için çaba harcıyorlarmış gibi gelirler. Sizlere tavsiyem eğer felsefeye ilgiliyseniz işe Nietzsche kitapları okuyarak başlamanız. Böyle Buyurdu Zerdüşt ten önce onun tasvirlerine ve düşünce tarzına alışmanız için Deccal adlı eserini okuyabilirsiniz.
Beklediğimden çabuk bitti sıkılırım diye bekliyordum fakat okurken hiç sıkılmadım hadi bit artık da başka kitaba geçeyim demedim bu türe alışkın olmayan biri olmama rağmen.Kitabın bazı yerlerini alışık olmadığım için iki sefer okumak zorunda kaldım doğal olarak ama kitaptan bir şeyler alabilmek için elimden geleni yaptım. Nietzsche'nin bir iki eserini okuduktan sonra Böyle Buyurdu Zerdüşt'ü tekrar okumak istiyorum eminim o zaman zerdüştün ne aradığını ve üstün insanı daha iyi anlayacağım.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitap her ne kadar en çok okunanlardan ve bol alıntı yapılanlardan olsa da felsefeye giriş olarak başlanması yanlış olur. Çünkü belli bir birikimle kitabın başına geçilmesi en azından dogmatik düşüncelerden uzaklaşılmış olması gerekiyor. Farklı okumalara açık bir kitap olabiliyor Zerdüşt. Öyle ki Hitler nazi propagandası olarak kitabı çok iyi kullanmış. Üstinsan modelini sadece 1 ırka bağlayarak faşist düşüncelerine kaynak olarak göstermiş. Bunda biraz Nietzche'nin kız kardeşinin de yardımları olduğu söylentiler arasında (kendisi Nietzche öldükten sonra notlarını düzenleyip yayınlatan kişi). Benim yorumum ise kitapta bahsedilen üstinsanın ırkla alakası olmadığı, kişinin yaşayacağı içsel yolculuğun önemli olduğu. Burada üstinsanı okurken onun erkek karakter olması beklendiği izlenimine kapıldım. Kadınların görevi ise üstinsanı doğurup gelişmesine yardımcı olmak gibi sanki. Bunda da Nietzche'nin kadınlardan çok çekmiş olmasının etkisi olduğunu düşünmekteyim. Zerdüşt felsefe kitaplarının klasik anlatımı yerine roman havasında yazılmış. Bu biraz kitabı okumayı keyifli hale getirmiş bence. Felsefe kitapları okuyan biri olarak bu fikri beğendim. Kitapta bazı olaylarda göndermeler olduğunu bu yüzden onları anlamakta zorlanıldığını düşünüyorum. Özellikle hristiyanlık ve yahudilikle ilgili. Mesela akşam yemeği bölümü İsa'nın son yemek tablosuna göndermeydi. Bu çok bilinen birşey ama benim anlamadığım göndermeler olabileceğini düşündürttü bana. Kitaptaki her fikrin çok mükemmel olduğunu söyleyemem. Savaşa methiyeler düzmesi (Hitler'in kitapta en sevdiği kısımlardır büyük ihtimalle), kadınların çok geri plana atılması ve hükmetme meselesi. Bunun yanısıra devlet, din, dünyadaki sınırların ortadan kalkması gibi mevzular da var. Kitap 1 asır yıl önce yazılmış biz hala bu konularda ilerleme yerine gerileme gösteriyoruz. Üzgünüm Zerdüşt ama üstinsan için galiba 1-2 asır daha beklememiz gerekebilir. Dünya diye bir yer bırakabilirsek tabii.
Okuduğum en iyi otobiyografi kitaplardan bir tanesi...

Almanlar ve Hıristiyanlık hakkında acımasız eleştiriler ile dolu olan bu kitapta kendi düşüncelerini hiç çekinmeden kaleme almış. Bu eserden önce yazdığı kitaplarının nasıl oluştuğunu nelerden etkilendiğini eklemeyi de unutmamış...

İnsan; ruh dünyasında bir şeyi kabul etmiyorsa ister doğru olsun ister yanlış eğer sessiz kalıyorsa bunun insanlık adına suç olduğunu savunuyor. Eserlerini yazdığı dönemin kendi dönemi olmadığını, o dönemde ki felsefecileri, müzik ve din adamlarını eleştirirken kendi kitaplarının ölümünden sonra doğacaklarına inanıyor. O gün onu anlamayanları ve eleştirenleri merak etmemesinin hoş görülmesini istiyor...

Nietzsche, bu eserinin 1886 yılının bilimine, sanatına ve siyasetine bir eleştiri kitabı olduğunu ve tüm Avrupa'nın özellikle Almanların bir çoğunun ayak takımı olduğundan bahsederken Fransız kültürünün tüm Avrupayı kuşatması gönülden arzuladığını da eklemeyi unutmuyor...

Birey olarak ise insanın önce kendi içinde ki Tanrı'yı keşfetmesini ve bu keşiften sonra başka Tanrı'ya ihtiyaç duymayacağını dile getiriyor...

Felsefe kitapları ile aram çok iyi olmasa da, Nietzsche'nin anlatımını seviyorum. Bu eserde ise kendine hayranlığı inanılmaz derecede yüksek olmasına rağmen okurken rahatsız olmuyorsunuz...
Kitabın ilk sayfasında şöyle bir cümle ile karşılıyor Nietzsche bizi "Kuşkunun öğretildiği okul adı verildi yazılarıma! Kitabı okumadan önce kendimize sormamız gereken bir takım sorular ortaya çıkıyor bu durumda ; Nasıl öğrencisi olunur bu okulun? Ya da gerçekten biz kuşku duymayı öğrenecek bir cesarete sahip miyiz? Düşündüğünüz, her şeyden eminseniz, duygularınız mantığınızın önüne geçiyorsa, bu okul sizi sıkar, bazı sayfalarda kaçmak zorunda kalırsınız nefret edersiniz bu okuldan, onun için bu okula girmeden önce ön yargılarınızı bir kenara bırakın. Peki bazılarının çok sevdiği bazılarının nefret ettiği Nietzsche kim? Nasıl bu kadar farklı, düşüne biliyor? Neden bu kadar aykırı? Neden eleştirirken gözünü budaktan sakınmadan, yıkarcasına yapıyor eleştirilerini? Bu özgüveni nerden geliyor? Bu kadar çoşkun bir anlatımı nasıl sağlıyor metinlerinde? İşte bu sorularında cevaplanması gerekiyor kitabı elimize almadan önce. Bu konuda bize yardımcı olacak kaynak Nietzsche 'nin hayatı onun hayatını öğrenmek onu anlamamızı kolaylaştırır. Çünkü her yazar kendi dönemini ve ruhunu yansıtır eserlerine. Kısaca hayatına değinecek olursak... Nietzsche: dünyaya erken geldiğini insanların onu iki yüz yıl sonra anlayacağını savunmuştur. Bir çok okurunun onu hala anlayamıyor olması aslında bu konuda haksız olmadığını gösteriyor bize. Nietzsche, Alman bir filolog, filozof, şair kültür eleştirmeni ve besteci yönleriyle çıkıyor karşımıza. Din , ahlak, felsefe ve bilim, modern kültür konularına yoğunlaşmış bu alanlarda eserler vermiştir. Peki neler yaşadı bu adam onu bu konulara yönelten şeyler nelerdi hayatında? Öncelikle Nietzsche nin babası bir papazdı ve annesi dindar bir aileden geliyordu. 5 yaşında babasını kaybetmiş 1 sene sonra da kardeşini kaybetmiştir. Ondan sonra Nietzsche annesi, kız kardeşi ile beraber anneannesinin yanına taşınmış iki bekar teyzesiyle birlikte 6 yıl boyunca bu kadınların arasında yaşamıştır. Bu kadınlarla yaşaması onun ilerde kadınlarla ilgili kaleme aldığı fikirlerinin oluşumunu sağlayacaktır. Çünkü bu dindar , baskıcı ve bol karşıt kadınlar yüzünden Nietzsche içe kapanık bir çoçuk olmuştur. Annesinin ölümünden sonra burdan ayrılan Nietzsche 13 yaşında eyaletin en iyi okulundan birinsine başlamış lakabı ise "küçük Protestan papazıdır.Dini konulara çok hakim olmuştur.Kilise, okul ve aile baskısı Nietzscheyi çoçuk yaşlarda kuşatmıştır.Aslında onun karşı çıkışı, bu yaşlar da başlar, isyanı burdan doğar, çağına karşı.Bütün hayatını anlatmak istemiyorum böyle bir çocukluk geçirmiştir Nietzsche. Sonrasında üniversite yıllarında daha özgür kalmış ve kendisini kısıtlayan her şeye düşman olmuştur. Bütün bunlar Nietzscheyi anlamakta bize yardımcı olacak noktaların bazıları. Kitap hakkında söyleyeceklerimize gelince ; Nietzsche bu kitabın da İnsanca olan hemen hemen bütün konulara, insan üstü bir gözlemle bakışını anlatıyor,Ahlak, Metafizik Din, Özgürlük, İyi ve kötü, Kadınlar, Yalnızlık, Cinsellik Sanat konularını incelerken bizim de bu konularda düşünmemizi sağlıyor, yine bu kitapta dikkat edilmesi gereken bir nokta : Önceki eserlerinde gözlemlenen Wagner ile Schopenhauer felsefelerinin etkisinden baya uzaklaşıp, hatta onların felsefelerini eleştiriyor, yukarda değinmeye çalıştığım konuları göz önünde bulundurarak, araştırarak okumanız kitabın anlaşılması konusunda yardımcı olacaktır sanıyorum, iyi okumalar.
" Herkes" ve "Hic Kimse" ıçin bir kitap

" Ben bir ormandayım ve karanlık ağaçların bir gecesiyim, ancak karanlığımdan korkmayan biri, selviumun altındaki bankaların güllerle dolup taşacağını bulacaktır."
Friedrich Nietzsche'yi anlayan gerçekten güllere ulaşir. Böyle Buyurdu Zerdüşt; korku filmi gibi. Korkunç derecede kasvetli ve kör edici derecede parlak cümleler. Onu anlayamıyoruz; kendi deyişiyle o bizim kulaklara göre ağız değil.

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Nietzsche'nin erişilebilir muazzam derecede zekice yazılmış felsefi eseridir. Burada sözcü olarak olarak bütün semavi dinlerden önce varolan, Antik Iran'da kurulan, Zerdüştlüğün kurucusu olan Zerdüşt Sipitama'yi sözcü olarak kullanmış. Zerdüst kitapta bizlere hikayeler anlatir, vaaz verir, şiirler okur. Nietzsche'nin temel felsefesindeki üstinsanı oluşturmayı amaçlar. Dağdaki uzun bir yalnızlığın ardından Zerdüst dünyaya Tanrı'nin öldüğünü ve insanlığın tanrısallığının- insanda uygulandiğıni, kendi din kitabı olarak sayılabilecek sözlerin anlattığı, Nietzsche'nin " Tanrı öldü" sözü, hayatının anlaminın tamamen insani terimlerle bulunması konusundaki ısrarından oluşan aforizmalar.

"Sen uçuruma baktığında, uçurum da senin ruhunun derinliklerine bakar."
Friedrich Wilhelm Nietzsche

Bence Nietzsche batı felsefesinin en devrimci, en yıkıcı ve en sert düsünürlerinden biridir.
Okuması zor ama bir o kadar da keyiflidir.
Güç İstenci, Nietzsche'nin 1883-1888 yılları arasında yazmış olduğu not defterlerinden alınan seçme notlar, pasajlar, aforizmalar. Bu notlar açıkça nihai görüşlerini temsil etmemektedir. Nietzsche'nin ölümünden sonra 1901 yılında kız kardeşi Therese Elisabeth Alexandra Förster-Nietzsche tarafından Tüm Değerlerin Tekrar Değerlendirilmesi alt başlığıyla yayımladı. 1888 yılında Nietzsche'nin de böyle bir kitap yayımlaması fikri vardı, dört kitaptan oluşacak olan kitabın ilk kitabı da Deccal idi. Ama Nietzsche'nin 1889 da aklı dengesini yitirmesi sonucu ( bkz. Torino Atı) fikrini gerçekleştiremedi.

Güç İstenci [Kudret İdaresi] - Tüm Değerlerin Tekrar Değerlendirilmesine Dair Bir Deneme: dört kitap ve alt-başlıklardan oluşmaktadır.
1-) Avrupa Nihilizmi
- Nihilizm
- Avrupa Nihilizm Tarihi
2-) En Yüce Değerlerin Eleştirisi
- Dinin Eleştirisi
- Ahlaklığın Eleştirisi
- Felsefenin Eleştirisi
3-) Yeni Bir Değerlendirmenin Prensipleri
- Bilgi Olarak Güç İstenci
- Doğadaki Güç İstenci
- Toplum ve Birey Olarak Güç İstenci
- Sanat Olarak Güç İstenci
4-) Disiplin ve Öğretim
- Rütbe Düzeni
- Dionyssos
- Ebedi Tekerrür

İnsanlık sadece kendini korumak ve yaşamak istemez aksine asıl isteği güçlü olmak, daha da güçlü olmaktır. Güç İstenci, bir amaç ya da yaşam için bir anlam değildir. Nietzsche için varoluşun kaba bir gerçeğidir. Tüm gerçekliğin temel yapı taşıdır. " Bu dünya için bir isim mi istiyorsunuz? Tüm bilmeceleri için bir çözüm mü? Siz kendini en iyi gizleyen, en güçlü, en yılmaz, en gece yarısı insanlar için bir ışık mı? Bu dünya güç istencidir- ve başka hiçbir şey değildir! Ve siz kendiniz de bu güç istencisiniz- ve başka bir şey değil!" Madde, atomik parçacıkların gücüne istekli olarak ortaya çıkar. Her görünüm seviyesinde, güçlenme isteğini buluruz. Ama, sonuç olarak karşılaştığımız her şey görünüştür. Görünüş iktidarın iradesinin güç istencinin bir tezahürüdür. Gücün iradesi, etki etme isteğidir. Her biri kendi iradesi olan, kendi güç istencleriyle sarılmış yaratıklar vardır. İnsan.

Gücün doğal ve üretken olduğuna inanıyordu. Tüm insanlarda olduğu gibi "güce" iradesi vardı. Teorileri her şeyin sonsuz dönüşünde,
mükemmel bir şekilde ele geçirilen geçmiş, şimdiki zaman ve geleceğin bir doğrulamasıdır.

Güç ve güc istenci, felsefesinde önemli bir kavramdır. Gücün İradesi, Nietzsche'nin insanlarda ana itici güc olduğunu inandığı şeyi; başarı, hırs ve en yükseklere ulaşma çabasını anlatıyor. Kör, durmaksızın çabalayan, irrasyonel gücün dünyanın dinamik özünü oluşturduğu fikirler. Bu kozmik güç, esasen doyumsuz olduğu icin sefalet kaynağıdır.

İnsan uygarlığı, başlangıcından beri durgun ve öngürülebilir kalmıştır. Bizler değerli topraklar ve kaynaklar üzerinde sürekli savaşırken dünyaya ve geleceğe karşı kendi sorumluluğumuzu tamamen ihmal ederken, Evrin geçiremedik. Nietzsche'nin bizzat kendimizin bu bencil ve nihayetinde olgunlaşmamış yönlerimizi, proaktif olarak kendimizle daha iktikrarlı bir uyuma doğru hareket etmemiz için çağrıda bulunduğudur.- Güc İstenci. Hapishanenizden gerçekten kaçmak istiyorsanız, durumunuzun gerçekliğini kabul etmeli ve hapishane duvarlarınızın dışındaki yaşamı hayal etmeye devam etmektense, çıkış yolunu tünellemelisiniz. " Özgür mü diyorsun kendine? Sana hükmeden düşünceni duymak isterim. Bir boyunduruktan kaçıp kurtulduğuna değil!"

Kitaba alt başlığını veren; Tüm Değerlerin Tekrar Değerlendirilmesi Dair Bir Deneme? - Değerin kendi başına bir değeri olup olmadığını soran ilk kişiydi. Değerlerin yeniden yaşayabilirliğine değer veriyordu; Hristiyanlik gibi olumsuz ve görünüşte çılgın değerler bile bu bağlamda bir değer taşıyor olabilirler.

Güç İstenci ne anlama geliyor?
1-) Bilgelik salgısı olarak güç. Bilgi güçtür
2-) Farklı şeylerin eşit olarak yapıldığı mantığımizın anlamıdır.
3-) Kılıç? - Yerçekimi ruhunu öldürmek. Böyle Buyurdu Zerdüşt te olduğu gibi
4-) Bir işi idare etmek gibi şeyler; idare etme ya da idare etme yeteneği
5-) Overman, insanüstü insan. " Hedef insanlık değil, insanüstü insandır!"

"İyi olduğu ortaya çıkana, kalbime iyi gelene, sert ağaçtan yontulmuş olana ve mis kokuluya- burnun bile güzel koku aldığı- kişiye ithaf edilmiştir bu kitap. Kendisi için faziletli olanın tadını çıkartır; faziletin bağları çaprazlandığında, herhangi bir şeyden aldığı keyif durur; kısmı yaralanmalar için çareyi sezer; yaşamın büyük uyarıcıları olarak hastalıklara sahiptir; kötü şansı nasıl sömürecegini bilir; kendisini yok etmekle tehdit eden rastlantılardan dolayı daha güçlü olur; içgüdüsel olarak gördüğü, duydugu, tecrübe ettiği, başlıca ilgisini ilerleten her şeyden sonuç çıkartır- seçme prensibini izler- bir şeyin elekten geçmesine izin verir; uzun bir dikkatin ve kasıtlı bir gururun besledigi bir yavaşlılikla tepki verir- kökeni ve niyetleri için bir uyarıcıyı test eder, teslim olmaz; daima kendi kendine eşlik eder, ister kitaplarla, ister insanlarla, isterse manzaralarla uğraşsın; seçerek, hayran kalarak ve güvenerek onurlandırır." Böyle dedi Nietzsche.
Güç İstenci'nin orjinal elyazmalar;
https://resmim.net/f/G0PkXu.jpg
https://resmim.net/f/61m6as.jpg
https://resmim.net/f/DurXb3.jpg

Come I'uom s'eterna?
İnsan kendini nasıl ebedi yapar?
Prava corrigere, et recta corrobare, et sancta sublimare.
Yanlış olanı düzeltmek, haklı olanı güçlendirmek, kutsal olanı yüceltmek.

Bengidönüş, amor fati- kader sevgisi-, mikro ve makro kozmosu felsefesinin kavramlarını kaplayan bu garip, anlaşılmaz; tavşan deliğinde sıkışmama neden olan , sığ sularda boğulma tehlikesi geçirten, zihnin tuvalinde kısa devreler yaşatan bu eser için ablam, teyzem DUA 'ya sevgimi, saygımı, teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
"Herkes ve hiçkimse için bir kitap..."
Kitabı bitirmem uzun sürdü. (Elimde olmayan nedenlerden dolayı.) Başlarda alıntılar paylaştım fakat sonradan gördüm ki eserin her cümlesi bir ileti. Kitabın tamamını buraya taşıyamazdım. :) Kitabı 3 yıl önce okumuştum ve hiç bir şey anlamadan yerine koymuştum. Demem o ki boş bir kafa ile okunacak bir eser değil. Öncesinde biraz da olsa bir birikim gerekli. Birikimim pek yeterli gelmemiş ki "Üstün insan" kavramını tam anlamı ile beynime yerleşmedi. Nietzsche'nin kaleminden bir kaç eser okuyup bunu tekrar okumak istiyorum. Belki o zaman Üstün İnsan'ı daha iyi anlayacağım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Friedrich Nietzsche
Tam adı:
Friedrich Wilhelm Nietzsche
Unvan:
Alman Filozof, Yazar
Doğum:
Almanya, 15 Ekim 1844
Ölüm:
Almanya, 25 Ağustos 1900
Friedrich Wilhelm Nietzsche "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof. Nietzsche'nin felsefe öğretisi, kendi çağına tümden bir karşı çıkış olarak görülmektedir. Kendisinin bütün derdi, insanı akılcılığın kıskacından kurtarıp kendisi üzerinden düşünmesini sağlamaktır. Ona göre Tanrı ölmüştür ve insanlar Dünya'da yapayalnız kalmışlardır. Bu yüzden insanlar Tanrı'dan bekledikleri umut ve istekleri bir kenara bırakıp kendilerini Dünya'ya adamalılar. Böylelikle düşünce ile yaşam arasında bağ kurulması daha kolay olur. Nietzsche, insanlara yeni değerler getirmeye çalışarak güçlü insanların egemenliğinde, çoğunluktan ibaret olan ve sürü olarak nitelendirdiği insanlıkta ilerlemenin mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Sürü kendini feda ederek üst insanı belirleyecektir. Üst insan benim diyebilen, kendi gözleriyle gördüğü gerçekliği belirleyen insan olarak görülmektedir. Bütün varlığın temelinde daha güçlü olmaya yönelik irade vardır. Nietzsche'ye göre, insanoğlu sadece kendini korumak ve yaşamak istemez aksine asıl isteği daha da güçlü olmaktır. Din, ahlak, çağdaş kültür, felsefe ve bilim gibi konularda eleştiriler yazmıştır. Nietzsche'nin etkileri felsefede, egzistansiyalizm ve postmodernizm üzerinde olmuştur. Değerlerin göreceliğini savunmuş, "iyi" ve "kötü" kavramlarını sorgulamış, eleştirmiştir. Kendisini "Filozoflar içinde ilk psikolog" olarak tanımlayan Nietzsche, Psikanaliz'de kullanılan "BilinçAltı" (id) kavramından ilk kez bahseden kişi olmuş ve bu yönüyle Sigmund Freud ve Psikanaliz'i etkilemiştir. Kıta felsefesinde ve analitik felsefede alternatif yollar göstermiştir. Yaşamı olumlama, bengi dönüş, anti platonizm onun felsefesinin temel taşlarıdır. Nietzsche, erken ölümü ve hastalığı nedeniyle, "ne ahlaksal idealini, ne de trajik şiirini gerçekleştirebilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 2.120 okur beğendi.
  • 6.952 okur okudu.
  • 407 okur okuyor.
  • 6.651 okur okuyacak.
  • 459 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları