Friedrich Nietzsche

Friedrich Nietzsche

Yazar
8.5/10
2.659 Kişi
·
8.912
Okunma
·
2.711
Beğeni
·
51.954
Gösterim
Adı:
Friedrich Nietzsche
Tam adı:
Friedrich Wilhelm Nietzsche
Unvan:
Alman Filozof, Yazar
Doğum:
Almanya, 15 Ekim 1844
Ölüm:
Almanya, 25 Ağustos 1900
Friedrich Wilhelm Nietzsche "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof. Nietzsche'nin felsefe öğretisi, kendi çağına tümden bir karşı çıkış olarak görülmektedir. Kendisinin bütün derdi, insanı akılcılığın kıskacından kurtarıp kendisi üzerinden düşünmesini sağlamaktır. Ona göre Tanrı ölmüştür ve insanlar Dünya'da yapayalnız kalmışlardır. Bu yüzden insanlar Tanrı'dan bekledikleri umut ve istekleri bir kenara bırakıp kendilerini Dünya'ya adamalılar. Böylelikle düşünce ile yaşam arasında bağ kurulması daha kolay olur. Nietzsche, insanlara yeni değerler getirmeye çalışarak güçlü insanların egemenliğinde, çoğunluktan ibaret olan ve sürü olarak nitelendirdiği insanlıkta ilerlemenin mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Sürü kendini feda ederek üst insanı belirleyecektir. Üst insan benim diyebilen, kendi gözleriyle gördüğü gerçekliği belirleyen insan olarak görülmektedir. Bütün varlığın temelinde daha güçlü olmaya yönelik irade vardır. Nietzsche'ye göre, insanoğlu sadece kendini korumak ve yaşamak istemez aksine asıl isteği daha da güçlü olmaktır. Din, ahlak, çağdaş kültür, felsefe ve bilim gibi konularda eleştiriler yazmıştır. Nietzsche'nin etkileri felsefede, egzistansiyalizm ve postmodernizm üzerinde olmuştur. Değerlerin göreceliğini savunmuş, "iyi" ve "kötü" kavramlarını sorgulamış, eleştirmiştir. Kendisini "Filozoflar içinde ilk psikolog" olarak tanımlayan Nietzsche, Psikanaliz'de kullanılan "BilinçAltı" (id) kavramından ilk kez bahseden kişi olmuş ve bu yönüyle Sigmund Freud ve Psikanaliz'i etkilemiştir. Kıta felsefesinde ve analitik felsefede alternatif yollar göstermiştir. Yaşamı olumlama, bengi dönüş, anti platonizm onun felsefesinin temel taşlarıdır. Nietzsche, erken ölümü ve hastalığı nedeniyle, "ne ahlaksal idealini, ne de trajik şiirini gerçekleştirebilmiştir.
Bir evlilik yaparken kendimize şu soruyu sormalıyız: Sonu yaşlılık olan o uzun yol boyunca bu kadınla sohbet etmekten keyif alacağına inanıyor musun?
Bazı sırlar vardır, yalnız dostlara anlatılacak. Bazı sırlar vardır, dostlara bile anlatılmayacak. Bazı sırlar vardır, kendimize bile açıklanmayacak.
Bugüne dek erkekler kadınlara hep,
Yollarını şaşırıp yükseklerden onlara doğru gelmiş olan kuşlar gibi davranmışlardır.

Kadınların,
daha narin,
daha kolay incinebilir,
daha yabani,
daha tuhaf,
daha tatlı,
daha fazla ruh dolu olan
ama aynı zamanda da

Kaçıp gitmemesi için kafese kapatılması gereken bir şey olduğuna inanmışlardır.
15 Ekim 1844' te doğan, "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu, Alman filozof ( Friedrich Nietzsche) Nietzsche' nin düşüncelerinin en yüksek düzeye ulaştığı hatta hakkında " En derin eser " dediği kitabıdır Böyle Buyurdu Zerdüşt. Bu eser kendi alanında, kendi felsefesine göre bir ana yapıt, prototiptir. Her ne kadar felsefi bir kitap olsa da diğer felsefe eserlerinin ve adamlarının aksine Nietzsche bu kitabında oldukça yalın, anlaşır ve akıcı bir dil kullanmıştır. Aslında Nietzsche için filozof demek bana her daim yetersiz gelmiştir. Çünkü Sigmund Freud ' in büyük çalışmalarla, kuramlarla çağımıza ulaşmasına sebep olduğu psikianalize büyük katkıları olan ve hatta "Bilinçaltı (id)" kavramını ilk kez ortaya atan kişidir Nietzsche. Kendisini "Filozoflar içindeki ilk psikolog" diye tanımlaması da bundan dolayı olsa gerek.


Nietzsche bu kitabında kendine Zerdüşt ' ü sözcü olarak seçmiş, anlatacaklarını onun buyruklarıyla kaleme almıştır. Zerdüşt bundan yaklaşık 3.500 yıl önce kesin olmamakla birlikte İran' da ortaya çıkan ve kendini peygamber ilan eden Zerdüştlük inancının kurucusudur.


Düz yazı ve şiirsel bir anlatımın hakim olduğu eserde, Nietzsche dil bilgisi kurallarını bir kenara itip aforizmalarla, iğneleyici bir üslup, felsefi mülahazalarla dolu bir anlatımı tercih etmiştir. Bazen en olumlu cümleyi ters köşe yaparak olumsuz bir şekilde sonlandırması, kullandığı imalı ve küçümseyici dil Nietzsche ' nin anlaşılmasını ve eserin hakkettiği değeri görmesini engellemiştir. Bu konuda Nietzsche bir öngörüde bulunmuş ve bu eserin anlaşılabilmesi için, bir asır geçmesi gerektiğini söylemiştir. Gerçekten de 19.yy' da yayımlanan bu kitap ancak 20.yy' ın ortalarında ses getirmeye, bir popülarite kazanmaya başlamıştır.


Kitabın kahramanı kendini insanlardan soyutlamış, dağda inzivaya çekilmiş olan Zerdüşt. Kendine insanlar yerine bir kartal ve yılanı dost edinmiştir. Çünkü insanoğlunun dostluğuna güvenmiyordur. Nietzsche bu kitabında tüm inançları yok sayıp, ilahi bir bakışla, evreni, tanrıyı, varlığı, dinleri,,, sorgulayıp, yargılamıştır. İnsanlığın savunduğu her küçük düşününceyi avam bulup reddeder, herkesle, her şeyle bu konuda kavga eder. Çünkü ona göre hayatın tek bir amacı, felsefesi vardır; " Üstinsan " olmak. Bu seviyeye, mertebeye ulaşmak için her türlü küçüklüğü, zayıflığı yıkmak, hiç etmek gerektiğini düşünür. Peki nedir üstinsan? Nietzsche ' nin felsefesine göre üstinsan; insan evriminin sonraki aşamasıdır. İnsanın aşılması gereken bir varlık olduğunu düşünür. İnsanın gözünde maymun neyse üstinsanın gözünde de insan odur. Yani bir bakıma evrim teorisini destekler, insanın maymundan evrildiği gibi insandan sonraki evrimin de üstinsan olduğuna inanır.

Nietzsche ' ye göre güç her şeyin üstündedir ve bu güçle zayıf, sığ bulunan her düşüncenin, inancın yıkılması gerektiğini söyler. Üst insana giden yolun güç olduğunu, zayıfların bu evrimi geciktirdiğini söyler. İşte Nietzsche ' nin bu düşüncesi zamanla yanlış yorumlanmış hatta bilinçli bir şekilde saptırılmıştır. Bunun sebebi olarakta Nietzsche ' nin kızkardeşi gösterilmiştir. Çünkü Nietzsche ' nin eserlerini toplayıp düzenleyen odur. Bu saptırmalar sonucunda Nietzsche ' nin felsefesi asla savunmadığı hatta karşısında olduğu görüşlerce kullanılmasına yol açmıştır. Gençken bu eseri okuyup etkilendiğini söyleyen ve hatta askerlerine bu kitabı dağıtan Hitler yüzünden Nietzsche ' nin adı Nazizmle çok fazla iç içe geçmiştir. Oysa ki Nietzsche her zaman bir Alman karşıtı olmuştur.


Defalarca okuduğum ve hayatımın her döneminde okuyabilecağim kitaplardan biridir Böyle Buyurdu Zerdüşt. Son olarak yayınevi farkından bahsetmek istiyorum. Bu kitabı İskele Yayınları, Mustafa Bahar çevirisi ve İş Bankası Kültür Yayınları, Mustafa Tüzel çevirisiyle iki farklı yayından okudum. Gerçekten çevirinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Bu kitabı okumayı düşünen arkadaşlara her klasiği olduğu gibi bunu da kesinlikle İş Bankası Yayınları' ndan okumalarını tavsiye ederim...


" Yalnız insan, bir derin göl gibidir. İçine bir taş atmak kolaydır; fakat taş dibine kadar çökerse, söyleyin, kim onu çıkarabilir? Yalnıza hakaret etmekten çekinin. Fakat bunu yaparsanız artık onu öldürün." (Sayfa: 62)
Güzel insan, değerli kardeşim Mehmet Zana Başkan bana felsefe okumamı önerdi. Umursamadığımı görünce bizzat kitabını gönderdi. Artık umursamamak olmaz. Sırf hatırı için okuyacağım çiğ tavuk yiyemem yani. Okudukça sevdim beğendim. Ama incelemeye neler yazabileceğimi bilmiyorum. Benim için ilk olacak. Zaten benim bildiğim felsefeler böyle değildi. Bu kitap çok değişik böyle roman gibi anlatılmış. Düşünmeye sevk ediyor yazılanlar. Böyle felsefe yazdılar da biz mi okumadık.

Kitabın tek ana karakteri Zerdüşt. Zerdüşt abimiz insanların bir amacının olmadığını görür ve yerini yurdunu terk ederek dağlara çıkar. Yalnızlığıyla baş başa kalır ve bolca düşünür. Eğer insan dünyaya bakışını ve düşüncelerini değiştirmek isterse bu kitabı okumalı. Bu konuda Zerdüşt abimiz bizlere yardımcı oluyor.

Kendisi yalnızlıktan sıkıldığı zamanlarda oluyor ağlıyor acı çekiyor erkek adam ağlamaz lafına inat ağlıyor. Nefret ediliyor her yerden kovuluyor ama vazgeçmiyor. Biz insanların sevgi, mutluluk, akıl, erdem ve doğruluk yolunda ilerleyebilmeleri için çekilen çilelerin kutsal olduğunu varsayıyor. (Bu kısmı uydurdum.)

İnsan önce kendini sevmeli diye buyuruyor Zerdüşt. Çünkü her an beraber olduğunuz kişi o dur.

Yalnızlığı çok seviyor ancak zaman zaman sıkılıyor. Yalnızlıkla kimsesizliğin aynı olmadığını söylüyor.

Sonra insanların mutlu olmalarını buyuruyor. Gönlünüzü özgürce harcayın cimrilik yapmayın diyor.

Sonra erdem konusuna geçiyor. Yani şöyle düşünün, gece yastığa başınızı koyduğunuzda gönlünüz rahat oluyor mu? Eğer rahatsa erdemli bir insansınız demek istiyor. Benim gönlüm rahat valla. Siz kendi derdinize yanın.

Tüm bunların toplamında yani; akıl, erdem, mutluluk doğruluk toplamında üst insan olacağımızı söylüyor. Düşünce olarak insan üstü bir yaratık olup yükselmeli insan yıldızlarında üzerine çıkmalı.

İşte bunları buyuruyor Zerdüşt.
Onun adı FRIEDRICH NIETZSCHE!

Beni düş kırıklığına uğratan kendimden başkası değil.'

-Franz Kafka

Nietzsche'yi kendi gözümden yazayım. Küçüktüm, yalnız, hemcinslerimden uzak, insanlardan uzak, kenara çekilir dini kitapları okurdum. İnsanlar beni bir öcü gibi görürdü. Ama tatlı bir öcü, öyle ki yanıma sokulur beni dinlerlerdi. Bazen sanki başka bir gezegenden gelmiş hissine kapılıyordum, hiçbir şey beni etkilemiyordu. Sahiden hissedeceğim zamanlar yakındı...
Babamı(Carl Ludwig Nietzsche) özlüyorum. Aslında sadece onu özlüyorum. Ona ihtiyacım var... öldü biliyorum, bir çiçek ölür, bir tavşan ölür ve bir insan da ölür. Evet babacığım, Tanrılar da çürür. Tanrı'yı biz öldürdük!

İnsanca, Pek İnsanca kitabı Nietzsche'nin kitaplarında bulabileceğiniz en yalın kitaplardan biridir. Anlatım biçimi ikili diyaloglar gibi gelişmiş. Aforizmaları birden fazla düşünceye ve düşündürmeye yer vermiştir. İnsanca... bu isim insani duygular ve sorumluluklara dikkat çekmek için verilmiştir. Ekleme, 'Pek' pek insanca, hatırlatma! Donk donk donk!

Kitap içerisinde 638 aforizma bulunmaktadır. Nietzsche öyle güzel bir havada belirtmiş ve düşündürmeye sürüklemiş ki. Her bir aforizma sonrası uzaklara dalıyor, düşünmeye ve kafa yormaya başlıyor olacaksınız. Bazıları sizi geçmişe, bazıları nefrete, bazıları kitabı kapatmanıza neden olacaktır.


Birçok kişinin aklında şu soru var: 'Nietzsche neden kadınları yadırgıyor?' sahiden öyle mi? Böyle mi düşünüyorsunuz? Öyleyse kısaca bilgilendirme yapalım.

Nietzsche babasını genç yaşta kaybetmiştir. Bu sebeple ailede egemen olan kadınlar (anne, kız kardeşi, teyzesi...) bu nedenle kadınlara karşı mesafeli, asabi ve zayıf olarak bilinir. Nietzsche, bunun yanı sıra birçok kadının üzerinde ilgisi olmasına rağmen bunu umursamaz, pasif kalarak geçiştirir. Kız kardeşi Elisabeth'ten ve annesinden(Franziska Oehler) nefret eder, ama bu nefret sadece dışavurum ile gösterilir. Oysa içerisinde müthiş bir duygusallık ve sevgi barındırır. Nietzsche'nin annesine yollamış olduğu bir mektupta: ''Kendime karşı en derin aykırılığı ve içgüdülerimin haince alçaklığını içimde aradığım zaman, orada hep annemi ve kız kardeşimi buluyorum, en acız olduğum anları... Çünkü o zaman zehirli solucanlara karşı koyabilecek gücüm olmuyor... Psikolojik eşgüdümünüz, böyle bir öncel uyuşmazlık düzenini mümkün kılıyor. Ama aslında ebedi dönüş için annem ve kız kardeşimin her zaman en büyük engeli teşkil ettikleri kanısında olduğumu itiraf ediyorum.'' Tek bir söz ile...

Bir kalp taşımak incelik ister.
Ağırlık taşıyanlara bunu anlatamazsınız.

-Cemal Süreya

“Hangi yıldızlardan düşüp birbirimizi bulduk biz. Bu kadar düz bir cümlenin bu kadar karmaşık olmasına neden olan kadın.”

Evet evet, hemen onun adı gelir. Lou Andreas Salome... Nietzsche'yi kadınlar üzerineki durumunu Stalin'e benzetiyorum. Ölen karısının mezarında, ''İnsanlığa olan azacık sevgim onunla birlikte gömüldü...''

Nietzsche ve Salome, 1882 yılında arkadaşlık yapmaya başladı. Din konusunda yaptıkları sohbetlerden ve kafeslenemeyen ruhundan etkilenen Nietzsche, tek taraflı bir aşk hikayesi yaşamaya başladı. Peki neden bu kadar yakın görüşlü ve ikili sohbetlerden haz duyan bu iki kişi, pardon Salome bu teklifi geri çevirdi? Şüphesiz ve emin olmanız gereken bir şey varsa, Nietzsche'nin kadınlara olan tespitlerinin en büyük etkeni Salome'dur.

Salome için, evlilik sevginin katilidir. Arkadaşlık sevgiye daha da kötüsü cinselliğe dönüşerek yok olma riskinden kurtarılmalıdır. Bu düşünce ile kendisine Paul Ree ve Nietzsche tarafından yöneltilen evlilik tekliflerini reddeden Salome, Frederich Andreas’ın intihar tehdidinden etkilenip onunla evlense bile 34 yaşına kadar cinsel ilişkiye girmedi ve bekaretini muhafaza etti.

Not: Sigmund Freud'u da terslemiş Salome, belki de tarihinin en 'narsist' kişiliklerinden biriydi.



Evet, şimdi en güzel yere geldik. Nietzsche ve sınıftan seçtiği bir öğrencisi(ED) ile, Fransa'dan gelen (Rachelle Riva) gazeteci ile birkaç soru üzerinde bir diyalog yapacağız. Burada hayal gücünüzü kullanacağım.

Not: Nietzsche'nin kitabından seçilmiş tespitler ve ED(benim) özgün cümlelerim ile yazılmıştır.


Riva: ''Sayın Nietzsche ve Ed, sizce yalan nedir?''

Nietzsche:'' Basit durumlarda her şeyi doğrudan söylemek daha avantajlıdır. Çünkü bir yalanı sürdürebilmek için, yüzlerce yalan daha söylemek gerekir.''

ED:'' Yalan geniş bir konudur. Sayın hocamın dediği gibi, sıkışık durumda olmadığımız sürece olanı olduğu gibi aktarmak gerekir. Özellikle saygı duyduğunuz, karşılıklı güven hissiyatını aldığınız bir kimse ise. Söylenmiş doğrudan bir yalan, yalanı devam ettirecek 100 alan bulmaktan iyidir.''

Riva:''Genel bir konu ama mümkünse kısa bir cevap istiyorum. Kişi neyi sözünü verebilir?''

Nietzsche:'' Eylem sözünü verebiliriz, ama duyguların sözü değil; çünkü duygular istenç dışıdır. Birini sonsuza dek seveceğine ya da ondan nefret edeceğine söz veren herhangi biri, kendi gücünün dahilinde olmayan bir şeyin sözünü vermiştir.''

ED:'' Kişi tutabildiğini düşündüğünün aksine, tutamadığının ve bazen de verdiği sözün arkasında duramadığı sözlerin sözünü verebilir. Verebildiği tek söz, yerine getirmedikleridir.''

Riva:''Peki, sizce günümüz ve gelecek dünya düzeni için yasaklanmış cömertlik size ne çağrıştırıyor?''

Nietzsche:'' Dünyada herhangi bir kısmını hayali varlıklara gösterebileceğimiz kadar çok sevgi ve iyilik yoktur.''

ED:'' Günümüz için bilmem ama, gelecek nesil bu terimin çağrışımı için bile kafa yormayacaktır. Cömertlik yok olmaya mahkum, bu çok açık. Cömertlik diye bir kavram nesli tükenmekte olan bir bensevi.''

Riva:'' Güncel bir soru sormak istiyorum. Üzgünüm, susadım da. Tamam, tekrardan alalım. Mucizevi eğitim hakkında ne söylemek istersiniz?''

Nietzsche:'' Kişi, bir Tanrı'ya ve onun hakkındaki endişelere inanmaktan vazgeçtiği andan itibaren, eğitime gösterilen ilgi büyük bir yoğunluğa ulaşacaktır; tıpkı tıp sanatının ancak mucizevi tedavilere duyulan inanç yok olduğu zaman gelişmesi gibi.''

ED:'' Eğitim görecelidir. Eğitim, korkulan inançların yok olması ile başlar. Kişi özgür kaldığı sürece korkusuzdur. Hayal edebildiği kadar da erişmesiz. Korkunun olduğu yerde mucizevi eğitimden söz etmek pek mümkün değil. Aslında bakarsanız, korkunun olduğu yerde mucizeden söz etmek mümkün değil!''

Riva:''Peki ya bilimin geleceği?''

Nietzsche:'' Zararlı ve tehlikeli sonuçları bilimsel bilginin yardımıyla önlenebilir. Eğer üstün kültürün bu gereksinimi yerine getirilmezse, insan gelişiminin gelecekteki seyri hemen hemen kesin bir şekilde öngörülebilir.''

ED:'' Bilimin geleceği, geçmişten pay çıkartılarak ilerleyebilir. Bilim, insanoğlu için vazgeçilmez ve çok daha fazla üzerinde durumlası gereken bir daldır. Ancak herhangi bir konu üzerinde bile gereğinden fazla durulmalı.''

Riva:'' Birinin lehine, büyük olanın lehine önyargı terimini nasıl açıklarsınız?''

Nietzsche:'' İnsanlar, büyük ve dikkat çekici olan her şeyi açıkça abartırlar. İnsanlar, alışkanlıktan dolayı kendilerini güç isteyen her şeye tabi kılar.''

ED:'' İnsanın temelinde bu var. Önyargı genellikle ahlaki yoksunluktan veya düşünülmeden bir kanıya varmakla meydana gelir. Büyük ve dikkat çekici olanın söylemini benimser ve irdelerler.''

Riva:'' İyi niyetli iki yüzlülük?''

Nietzsche:'' Başka insanlarla olan ilişkilerimizde çoğu zaman iyi niyetli bir ikiyüzlülüğe ihtiyaç vardır, sanki onların eylemlerinin nedenlerini sezmemişiz gibi.''

ED:'' Sayın hocama katılıyorum. İyi niyet çoğu zaman kazanım sağlamamıştır, bunu açıkça göstermek bile ters tepmesine yarayacaktır.''


Riva:'' Zevkli bir konu başlığımızla devam edelim. Yo yo, sadece 4 sorum kaldı. Mahcubiyete karşı ne söylemek istersiniz?''

Nietzsche:'' Aşırı ölçüde mahcup olan insanların yardımına koşmanın ve onlara güven vermenin en iyi yolu onları inandırıcı şekilde övmektir.''
.
.
Riva:'' Sayın ED? Bay Nietzsche'yi izlemeyi bıraksanız. :)''

ED:'' Pardon, :) Sayın profesöre katılıyorum. Ne diyebilirim ki, birine yapabileceğimiz en büyük fenalık birini olduğundan fazla övmektir.''



Riva:'' Peki bay Nietzsche, birkaç tavsiye isteyeceğim. Konuşma taktiği üzerine ne söyleyebilirsiniz?''

Nietzsche:'' Biriyle yaptığımız bir sohbette, eğer muhatabımıza karşı nüktedanlığımızı ve cazibemizi tüm görkemiyle sergileme imkanı bulmuşsak onu en iyi biçimde alt etmişizdir.''

ED:'' Bay Profesör, tespitlerinizle hayran olmamak elde değil. (Gülüşmeler) Evet, diyebileceğim o ki, birini argo veya hakaret ile alt etmeyi denemektense, cazibemizi onun üzerine yıkmalı ve onu sessizce tuzağa çekmeli. Yıkılacağından adım gibi eminim.''

Riva:'' Aşırı yakınlığı tanımlar mısınız?''


Nietzsche:'' Eğer biriyle aşırı bir yakınlık içinde yaşarsak, çıplak ellerimizle her defasında iyi bir oynmacılık yapmak zorundaymışız gibi durum söz konusu olur.''

ED:''Aşırı yakınlık, her zaman bir şeyler kaybettirir. Hatta çoğu zaman, benliğimizi aramak zorunda kalırız.''

Riva:'' Son soru, bir evlilik yaparken kendime sorabileceğim tek bir soru olursa, bu ne olurdu?''

#35142148

Aynı kanaatteyim.

Keyifli okumalar.
Nietzsche bence şimdiye kadar okuduğum tüm filozoflar içinde en anlaşılır ve en eğlenceli olanı çünkü; kelimelerini öyle bir yerleştiriyor ki anlattığı ağır ve üstünde düşünülmesi gereken konuları bir çırpıda zihninizde canlandırabiliyorsunuz. Betimleyerek ve şiirselleştirerek, hikaye anlatır gibi anlattığı için benim favori filozofum olmuş durumda. Çünkü onu anlayabiliyorum. Diğer filozoflar bana sanki anlaşılmamak için çaba harcıyorlarmış gibi gelirler. Sizlere tavsiyem eğer felsefeye ilgiliyseniz işe Nietzsche kitapları okuyarak başlamanız. Böyle Buyurdu Zerdüşt ten önce onun tasvirlerine ve düşünce tarzına alışmanız için Deccal adlı eserini okuyabilirsiniz.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitap her ne kadar en çok okunanlardan ve bol alıntı yapılanlardan olsa da felsefeye giriş olarak başlanması yanlış olur. Çünkü belli bir birikimle kitabın başına geçilmesi en azından dogmatik düşüncelerden uzaklaşılmış olması gerekiyor. Farklı okumalara açık bir kitap olabiliyor Zerdüşt. Öyle ki Hitler nazi propagandası olarak kitabı çok iyi kullanmış. Üstinsan modelini sadece 1 ırka bağlayarak faşist düşüncelerine kaynak olarak göstermiş. Bunda biraz Nietzche'nin kız kardeşinin de yardımları olduğu söylentiler arasında (kendisi Nietzche öldükten sonra notlarını düzenleyip yayınlatan kişi). Benim yorumum ise kitapta bahsedilen üstinsanın ırkla alakası olmadığı, kişinin yaşayacağı içsel yolculuğun önemli olduğu. Burada üstinsanı okurken onun erkek karakter olması beklendiği izlenimine kapıldım. Kadınların görevi ise üstinsanı doğurup gelişmesine yardımcı olmak gibi sanki. Bunda da Nietzche'nin kadınlardan çok çekmiş olmasının etkisi olduğunu düşünmekteyim. Zerdüşt felsefe kitaplarının klasik anlatımı yerine roman havasında yazılmış. Bu biraz kitabı okumayı keyifli hale getirmiş bence. Felsefe kitapları okuyan biri olarak bu fikri beğendim. Kitapta bazı olaylarda göndermeler olduğunu bu yüzden onları anlamakta zorlanıldığını düşünüyorum. Özellikle hristiyanlık ve yahudilikle ilgili. Mesela akşam yemeği bölümü İsa'nın son yemek tablosuna göndermeydi. Bu çok bilinen birşey ama benim anlamadığım göndermeler olabileceğini düşündürttü bana. Kitaptaki her fikrin çok mükemmel olduğunu söyleyemem. Savaşa methiyeler düzmesi (Hitler'in kitapta en sevdiği kısımlardır büyük ihtimalle), kadınların çok geri plana atılması ve hükmetme meselesi. Bunun yanısıra devlet, din, dünyadaki sınırların ortadan kalkması gibi mevzular da var. Kitap 1 asır yıl önce yazılmış biz hala bu konularda ilerleme yerine gerileme gösteriyoruz. Üzgünüm Zerdüşt ama üstinsan için galiba 1-2 asır daha beklememiz gerekebilir. Dünya diye bir yer bırakabilirsek tabii.
Beklediğimden çabuk bitti sıkılırım diye bekliyordum fakat okurken hiç sıkılmadım hadi bit artık da başka kitaba geçeyim demedim bu türe alışkın olmayan biri olmama rağmen.Kitabın bazı yerlerini alışık olmadığım için iki sefer okumak zorunda kaldım doğal olarak ama kitaptan bir şeyler alabilmek için elimden geleni yaptım. Nietzsche'nin bir iki eserini okuduktan sonra Böyle Buyurdu Zerdüşt'ü tekrar okumak istiyorum eminim o zaman zerdüştün ne aradığını ve üstün insanı daha iyi anlayacağım.
Lisedeyken Felsefe öğretmenimiz, Nietzsche'yi bize öyle kötü tanıtmıştı ki ister istemez ona karşı negatif duygular beslemiştim...Eee o zamanlar sorgulamayı bilmeyen ezberci bir yapıya sahiptim.Ne verilirse onu alıyordum sadece...
Gel zaman git zaman gerek yaşadıklarım gördüklerim, gerekse araştırarak öğrendiklerim olsun, bende farklılıklar oluşturmaya başladı.Artık dünyaya yalnız kendi penceremden bakmıyorum ya da kişilere ve olaylara önyargılı yaklaşmıyorum...Bu kıvama gelmişken de Nietzsche'yi de okumaya karar verdim ve iyiki de okumuşum. Bu eseri herkesin okuması gerektiğine inanıyorum...Yazar bu kitabında oldukça anlaşılır sade bir dil kullanmış. Bazı yerleri tekrar tekrar okudum ama bunu sadece yazdıklarının derin manasını daha iyi kavrayabilmek için yaptım. Okudukça tabularınız yıkılacak, düşünmeyi ve sorgulamayı daha iyi yapabileceksiniz. Kitabı okurken o kadar alıntı paylaştım ki utanmasam bütün kitabı paylaşacaktım neredeyse =)) İşte onlardan bazıları

"Seven kişi ödülün ve cezanın ötesinde sever"

"En büyük günah neydi şimdiye kadar? "Burada gülenlerin vay haline!" diyenlerin sözleri değil miydi?

"Mükemmelleşen, olgunlaşan her şey, ölmek ister!"
Okuduğum en iyi otobiyografi kitaplardan bir tanesi...

Almanlar ve Hıristiyanlık hakkında acımasız eleştiriler ile dolu olan bu kitapta kendi düşüncelerini hiç çekinmeden kaleme almış. Bu eserden önce yazdığı kitaplarının nasıl oluştuğunu nelerden etkilendiğini eklemeyi de unutmamış...

İnsan; ruh dünyasında bir şeyi kabul etmiyorsa ister doğru olsun ister yanlış eğer sessiz kalıyorsa bunun insanlık adına suç olduğunu savunuyor. Eserlerini yazdığı dönemin kendi dönemi olmadığını, o dönemde ki felsefecileri, müzik ve din adamlarını eleştirirken kendi kitaplarının ölümünden sonra doğacaklarına inanıyor. O gün onu anlamayanları ve eleştirenleri merak etmemesinin hoş görülmesini istiyor...

Nietzsche, bu eserinin 1886 yılının bilimine, sanatına ve siyasetine bir eleştiri kitabı olduğunu ve tüm Avrupa'nın özellikle Almanların bir çoğunun ayak takımı olduğundan bahsederken Fransız kültürünün tüm Avrupayı kuşatması gönülden arzuladığını da eklemeyi unutmuyor...

Birey olarak ise insanın önce kendi içinde ki Tanrı'yı keşfetmesini ve bu keşiften sonra başka Tanrı'ya ihtiyaç duymayacağını dile getiriyor...

Felsefe kitapları ile aram çok iyi olmasa da, Nietzsche'nin anlatımını seviyorum. Bu eserde ise kendine hayranlığı inanılmaz derecede yüksek olmasına rağmen okurken rahatsız olmuyorsunuz...
" Herkes" ve "Hic Kimse" ıçin bir kitap

" Ben bir ormandayım ve karanlık ağaçların bir gecesiyim, ancak karanlığımdan korkmayan biri, selviumun altındaki bankaların güllerle dolup taşacağını bulacaktır."
Friedrich Nietzsche'yi anlayan gerçekten güllere ulaşir. Böyle Buyurdu Zerdüşt; korku filmi gibi. Korkunç derecede kasvetli ve kör edici derecede parlak cümleler. Onu anlayamıyoruz; kendi deyişiyle o bizim kulaklara göre ağız değil.

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Nietzsche'nin erişilebilir muazzam derecede zekice yazılmış felsefi eseridir. Burada sözcü olarak olarak bütün semavi dinlerden önce varolan, Antik Iran'da kurulan, Zerdüştlüğün kurucusu olan Zerdüşt Sipitama'yi sözcü olarak kullanmış. Zerdüst kitapta bizlere hikayeler anlatir, vaaz verir, şiirler okur. Nietzsche'nin temel felsefesindeki üstinsanı oluşturmayı amaçlar. Dağdaki uzun bir yalnızlığın ardından Zerdüst dünyaya Tanrı'nin öldüğünü ve insanlığın tanrısallığının- insanda uygulandiğıni, kendi din kitabı olarak sayılabilecek sözlerin anlattığı, Nietzsche'nin " Tanrı öldü" sözü, hayatının anlaminın tamamen insani terimlerle bulunması konusundaki ısrarından oluşan aforizmalar.

"Sen uçuruma baktığında, uçurum da senin ruhunun derinliklerine bakar."
Friedrich Wilhelm Nietzsche

Bence Nietzsche batı felsefesinin en devrimci, en yıkıcı ve en sert düsünürlerinden biridir.
Okuması zor ama bir o kadar da keyiflidir.
...........Nietzsche...........
Eğer Nietszhce okumaya karar verdiyseniz derin bir soluk alın ve bir kere daha düşünün.
Neden mi ?
Çünkü kendisi anlaşılmayan nadir kişilerden biri...
Yazdıklarıyla söyledikleriyle insanı ikilimde birakan biri...
Ben Nietzsche'yi Ali Şeriati'ye benzetiyorum. O da tıpkı Şeriatı gibi bizi düşünceleriyle rahatsız eden bir kişilik. Tarihe okkalı bir iz bırakmış nadide kişilerden birisi. Yıllar geçmesine rağmen halen bile eserleri, fikirleri layık olduğu yerde değil. İnançsızların kendine sığınak olarak seçtiği ama aslında bu felsefeyle ilgisi olmayan biri.
Bu kitapta putlastirilan ne varsa hepsini kırıyor. Dilinden ne uçan ne kaçanın kurtulamadığı hemen hemen her filazofun, düşünürün eleştiriden payını aldığı bir kitap. Koca kitapta iki kişiye olan hayranlığını dile getiriyor. Bu kadar kişi arasında iki kişiyi övdüğü için bu kişilere de yer vermek istiyorum.
"Yeri gelmişken hemen itiraf etmeliyim ki, benim kendisinde her zaman bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski'dir."
Keşke Dostoyevski bunu kendi kulaklarıyla duysaydı. Eminim bu övgü karşında gözleri yaşarırdı.
Diğeri de kendi gibi Alman asıllı olan Goethe'dir.
"Goethe, önünde saygıyla eğildiğim, şapka çıkardığım son büyük Alman'dir."
Kendisi Alman oldgu halde Almanya'nın ahlak anlayışını, eğitimini,felsefesini, filazoflarini herşeyi yerin dibine geçiren bir düşünürün sizi övmesi havalara uçmak için yeterli bir sebep olurdu.
Kitabı bir arkadaşımın teşfikiyle okudum.Kitapta benim değil zaten :D neyse konu bu değildi zaten. :))
Felsefeyle ilgilenmeyi bırakalı çok uzun zaman oldu. O yüzden kitabın bazı kısımlarını anlamadığımı itiraf ediyorum. Ama genel olarak keyifle okudum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Friedrich Nietzsche
Tam adı:
Friedrich Wilhelm Nietzsche
Unvan:
Alman Filozof, Yazar
Doğum:
Almanya, 15 Ekim 1844
Ölüm:
Almanya, 25 Ağustos 1900
Friedrich Wilhelm Nietzsche "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof. Nietzsche'nin felsefe öğretisi, kendi çağına tümden bir karşı çıkış olarak görülmektedir. Kendisinin bütün derdi, insanı akılcılığın kıskacından kurtarıp kendisi üzerinden düşünmesini sağlamaktır. Ona göre Tanrı ölmüştür ve insanlar Dünya'da yapayalnız kalmışlardır. Bu yüzden insanlar Tanrı'dan bekledikleri umut ve istekleri bir kenara bırakıp kendilerini Dünya'ya adamalılar. Böylelikle düşünce ile yaşam arasında bağ kurulması daha kolay olur. Nietzsche, insanlara yeni değerler getirmeye çalışarak güçlü insanların egemenliğinde, çoğunluktan ibaret olan ve sürü olarak nitelendirdiği insanlıkta ilerlemenin mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Sürü kendini feda ederek üst insanı belirleyecektir. Üst insan benim diyebilen, kendi gözleriyle gördüğü gerçekliği belirleyen insan olarak görülmektedir. Bütün varlığın temelinde daha güçlü olmaya yönelik irade vardır. Nietzsche'ye göre, insanoğlu sadece kendini korumak ve yaşamak istemez aksine asıl isteği daha da güçlü olmaktır. Din, ahlak, çağdaş kültür, felsefe ve bilim gibi konularda eleştiriler yazmıştır. Nietzsche'nin etkileri felsefede, egzistansiyalizm ve postmodernizm üzerinde olmuştur. Değerlerin göreceliğini savunmuş, "iyi" ve "kötü" kavramlarını sorgulamış, eleştirmiştir. Kendisini "Filozoflar içinde ilk psikolog" olarak tanımlayan Nietzsche, Psikanaliz'de kullanılan "BilinçAltı" (id) kavramından ilk kez bahseden kişi olmuş ve bu yönüyle Sigmund Freud ve Psikanaliz'i etkilemiştir. Kıta felsefesinde ve analitik felsefede alternatif yollar göstermiştir. Yaşamı olumlama, bengi dönüş, anti platonizm onun felsefesinin temel taşlarıdır. Nietzsche, erken ölümü ve hastalığı nedeniyle, "ne ahlaksal idealini, ne de trajik şiirini gerçekleştirebilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 2.711 okur beğendi.
  • 8.912 okur okudu.
  • 569 okur okuyor.
  • 7.994 okur okuyacak.
  • 571 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları