Friedrich Nietzsche

Friedrich Nietzsche

Yazar
8.4/10
10bin Kişi
·
41,3bin
Okunma
·
7,3bin
Beğeni
·
193,1bin
Gösterim
Adı:
Friedrich Nietzsche
Tam adı:
Friedrich Wilhelm Nietzsche
Unvan:
Alman Filozof, Yazar
Doğum:
Almanya, 15 Ekim 1844
Ölüm:
Almanya, 25 Ağustos 1900
Friedrich Wilhelm Nietzsche "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof. Nietzsche'nin felsefe öğretisi, kendi çağına tümden bir karşı çıkış olarak görülmektedir. Kendisinin bütün derdi, insanı akılcılığın kıskacından kurtarıp kendisi üzerinden düşünmesini sağlamaktır. Ona göre Tanrı ölmüştür ve insanlar Dünya'da yapayalnız kalmışlardır. Bu yüzden insanlar Tanrı'dan bekledikleri umut ve istekleri bir kenara bırakıp kendilerini Dünya'ya adamalılar. Böylelikle düşünce ile yaşam arasında bağ kurulması daha kolay olur. Nietzsche, insanlara yeni değerler getirmeye çalışarak güçlü insanların egemenliğinde, çoğunluktan ibaret olan ve sürü olarak nitelendirdiği insanlıkta ilerlemenin mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Sürü kendini feda ederek üst insanı belirleyecektir. Üst insan benim diyebilen, kendi gözleriyle gördüğü gerçekliği belirleyen insan olarak görülmektedir. Bütün varlığın temelinde daha güçlü olmaya yönelik irade vardır. Nietzsche'ye göre, insanoğlu sadece kendini korumak ve yaşamak istemez aksine asıl isteği daha da güçlü olmaktır. Din, ahlak, çağdaş kültür, felsefe ve bilim gibi konularda eleştiriler yazmıştır. Nietzsche'nin etkileri felsefede, egzistansiyalizm ve postmodernizm üzerinde olmuştur. Değerlerin göreceliğini savunmuş, "iyi" ve "kötü" kavramlarını sorgulamış, eleştirmiştir. Kendisini "Filozoflar içinde ilk psikolog" olarak tanımlayan Nietzsche, Psikanaliz'de kullanılan "BilinçAltı" (id) kavramından ilk kez bahseden kişi olmuş ve bu yönüyle Sigmund Freud ve Psikanaliz'i etkilemiştir. Kıta felsefesinde ve analitik felsefede alternatif yollar göstermiştir. Yaşamı olumlama, bengi dönüş, anti platonizm onun felsefesinin temel taşlarıdır. Nietzsche, erken ölümü ve hastalığı nedeniyle, "ne ahlaksal idealini, ne de trajik şiirini gerçekleştirebilmiştir.
Bir evlilik yaparken kendimize şu soruyu sormalıyız: Sonu yaşlılık olan o uzun yol boyunca bu kadınla sohbet etmekten keyif alacağına inanıyor musun?
308 syf.
15 Ekim 1844' te doğan, "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu, Alman filozof ( Friedrich Nietzsche) Nietzsche' nin düşüncelerinin en yüksek düzeye ulaştığı hatta hakkında " En derin eser " dediği kitabıdır Böyle Buyurdu Zerdüşt. Bu eser kendi alanında, kendi felsefesine göre bir ana yapıt, prototiptir. Her ne kadar felsefi bir kitap olsa da diğer felsefe eserlerinin ve adamlarının aksine Nietzsche bu kitabında oldukça yalın, anlaşır ve akıcı bir dil kullanmıştır. Aslında Nietzsche için filozof demek bana her daim yetersiz gelmiştir. Çünkü Sigmund Freud ' in büyük çalışmalarla, kuramlarla çağımıza ulaşmasına sebep olduğu psikianalize büyük katkıları olan ve hatta "Bilinçaltı (id)" kavramını ilk kez ortaya atan kişidir Nietzsche. Kendisini "Filozoflar içindeki ilk psikolog" diye tanımlaması da bundan dolayı olsa gerek.


Nietzsche bu kitabında kendine Zerdüşt ' ü sözcü olarak seçmiş, anlatacaklarını onun buyruklarıyla kaleme almıştır. Zerdüşt bundan yaklaşık 3.500 yıl önce kesin olmamakla birlikte İran' da ortaya çıkan ve kendini peygamber ilan eden Zerdüştlük inancının kurucusudur.


Düz yazı ve şiirsel bir anlatımın hakim olduğu eserde, Nietzsche dil bilgisi kurallarını bir kenara itip aforizmalarla, iğneleyici bir üslup, felsefi mülahazalarla dolu bir anlatımı tercih etmiştir. Bazen en olumlu cümleyi ters köşe yaparak olumsuz bir şekilde sonlandırması, kullandığı imalı ve küçümseyici dil Nietzsche ' nin anlaşılmasını ve eserin hakkettiği değeri görmesini engellemiştir. Bu konuda Nietzsche bir öngörüde bulunmuş ve bu eserin anlaşılabilmesi için, bir asır geçmesi gerektiğini söylemiştir. Gerçekten de 19.yy' da yayımlanan bu kitap ancak 20.yy' ın ortalarında ses getirmeye, bir popülarite kazanmaya başlamıştır.


Kitabın kahramanı kendini insanlardan soyutlamış, dağda inzivaya çekilmiş olan Zerdüşt. Kendine insanlar yerine bir kartal ve yılanı dost edinmiştir. Çünkü insanoğlunun dostluğuna güvenmiyordur. Nietzsche bu kitabında tüm inançları yok sayıp, ilahi bir bakışla, evreni, tanrıyı, varlığı, dinleri,,, sorgulayıp, yargılamıştır. İnsanlığın savunduğu her küçük düşününceyi avam bulup reddeder, herkesle, her şeyle bu konuda kavga eder. Çünkü ona göre hayatın tek bir amacı, felsefesi vardır; " Üstinsan " olmak. Bu seviyeye, mertebeye ulaşmak için her türlü küçüklüğü, zayıflığı yıkmak, hiç etmek gerektiğini düşünür. Peki nedir üstinsan? Nietzsche ' nin felsefesine göre üstinsan; insan evriminin sonraki aşamasıdır. İnsanın aşılması gereken bir varlık olduğunu düşünür. İnsanın gözünde maymun neyse üstinsanın gözünde de insan odur. Yani bir bakıma evrim teorisini destekler, insanın maymundan evrildiği gibi insandan sonraki evrimin de üstinsan olduğuna inanır.

Nietzsche ' ye göre güç her şeyin üstündedir ve bu güçle zayıf, sığ bulunan her düşüncenin, inancın yıkılması gerektiğini söyler. Üst insana giden yolun güç olduğunu, zayıfların bu evrimi geciktirdiğini söyler. İşte Nietzsche ' nin bu düşüncesi zamanla yanlış yorumlanmış hatta bilinçli bir şekilde saptırılmıştır. Bunun sebebi olarakta Nietzsche ' nin kızkardeşi gösterilmiştir. Çünkü Nietzsche ' nin eserlerini toplayıp düzenleyen odur. Bu saptırmalar sonucunda Nietzsche ' nin felsefesi asla savunmadığı hatta karşısında olduğu görüşlerce kullanılmasına yol açmıştır. Gençken bu eseri okuyup etkilendiğini söyleyen ve hatta askerlerine bu kitabı dağıtan Hitler yüzünden Nietzsche ' nin adı Nazizmle çok fazla iç içe geçmiştir. Oysa ki Nietzsche her zaman bir Alman karşıtı olmuştur.


Defalarca okuduğum ve hayatımın her döneminde okuyabilecağim kitaplardan biridir Böyle Buyurdu Zerdüşt. Son olarak yayınevi farkından bahsetmek istiyorum. Bu kitabı İskele Yayınları, Mustafa Bahar çevirisi ve İş Bankası Kültür Yayınları, Mustafa Tüzel çevirisiyle iki farklı yayından okudum. Gerçekten çevirinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Bu kitabı okumayı düşünen arkadaşlara her klasiği olduğu gibi bunu da kesinlikle İş Bankası Yayınları' ndan okumalarını tavsiye ederim...


" Yalnız insan, bir derin göl gibidir. İçine bir taş atmak kolaydır; fakat taş dibine kadar çökerse, söyleyin, kim onu çıkarabilir? Yalnıza hakaret etmekten çekinin. Fakat bunu yaparsanız artık onu öldürün." (Sayfa: 62)
335 syf.
·68 günde·Puan vermedi
Alman filozof Friedrich Nietzsche' nin en derin eseridir. İlk defa okuyanlar tane tane okusun. Her bir cümleden bir kitap çıkabilecek gibi. Sayfalar ilerledikçe Üst İnsan olmanın yolunu gösteriyor kendince. Ölmeden önce okumanız gereken bir eser hangisidir diye sorsalar başta bu olurdu herhalde benim için.
320 syf.
·Beğendi
"Bu kitap herkes ve hiç kimse içindir." Masadan en son kalkanlar için.
Bu kitap senin için yazıldı kardeşim, üstinsana köprü olacak potansiyeli taşıyan, hakikati damla damla içmeye yeltenen birkaçı için!

Zerdüşt bir sabah tanla kalktı, güneşin karşısına geçerek seslendi:
"Ey ulu yıldız! Aydınlattıkların olmasaydı, nerede kalırdı senin mutluluğun!" Bu güneşin doğuşu, onun batışıydı.

Öncelikle bu zamana kadar okuma/derinine inme fırsatı bulduğum başka hiçbir filozofun beni Nietzsche kadar çarpmadığını belirtmem gerek. Beni kendime getiren, uyandıran hakiki bir tokat.

Nietzsche'yi iki parçaya ayırırsak daha rahat anlayabiliriz. İlkin
Nietzsche denen pos bıyıklı; yürekli, zeki, umursamaz, kendinden çokça emin biriydi.
Nietzsche'deki 'Öteki' ise öfkeyle dolu, kendi kabına hiç mi hiç sığmayan, hiddetli, anlaşılmaz, öveyim derken hışmına uğrayabileceğiniz biridir. Öteki, sıklıkla kitaplarında gördüğümüz yüzüdür. Şöyle ki; Nietzsche'nin kitapları vaaz verir, sopalar, hatırlatır, bazense haykırır. Çünkü duymayı unutmuş kulaklarımıza ancak bir yıldırımın sıçratan coşkusuyla seslenilebilir. Bu yüzden bu kitap herkes içindir!
Bu Nietzsche ve Öteki ikiliği, zannımca felsefesini yorumlama niyetinde olan eleştirmenleri yanıltan bazen de onlara malzeme çıkaran en önemli nokta olmuştur. Nietzsche'den hoşlanmayanlar Öteki'yi koz olarak kullanmış, onu öncü alan güruh ise diğer özellikleri örnek göstererek işin içinden sıyrılmaya çalışmıştır.
Bir insanın tam zıttının yine kendisi olması bu yüzden çok gariptir. Her insan işte bu ikiliğin ağır basan tarafıyla diğerinin kaotik savaşımını içinde taşır.

Nietzsche'nin, yıllar boyu sentezleyip ortaya koyduğu felsefesinin temel taşını "üstinsan" oluşturur. Tarihteki temel taşlarının tamamı gibi Üstinsan da, öznel yorumlanmaktan kaçamamış bilhassa çağının kurbanı olmuştur. Bunda her ne kadar Nietzsche'nin açık bir tanım yapmamasının suçu olsa da asıl pay Nietzsche'nin kızkardeşi Elizabeth'indir. Elizabeth Forster Nietzsche; bir anti-semitist, bir Nazi sempatizanıdır ve
Nietzsche öldükten sonra onun çeşitli eserlerinden Nazi propagandası yapılabilecek olan kısımları derleyip(bazı felsefe tarihçileri kendinin bolca ekleme yaptığını söyler) "Güç istenci" adıyla kitaplaştırır. Dünya savaşına yol açacak çok çeşitli etkenler dizisi yanında bu propagandaların da çığırından çıkmış bir halk üzerindeki etkisi çok büyük olmuştur. Hitler bunun gibi bir ton kitabı ve mecmuayı referans göstererek sözde üstün bir Alman ırkı yaratmak için 6 milyonu Yahudi olmak üzere 17 milyonu aşkın insanı canice yöntemlerle öldürmüş/öldürtmüştür.
Wilhelm Reich'ın ifadesiyle:
"Küçük adam! Nietzsche'nin 'üstün insan'ı olmak için tepelere tırmanmakla, Hitler'in "aşağı insan"ı olmak için aşağılarda bulunmak arasında bir seçim yapma hakkın vardı. Sen ise 'Heil'(yaşasın) diye bağırdın ve aşağı insanı seçtin!"

Nietzsche'nin kendisi ise, hem Alman milliyetçiliğinin hem de Yahudi-karşıtlığının sıkı bir eleştiricisiydi. Bu karşıtlık yüzünden de Nietzsche, tarih boyunca en fazla yanlış anlaşılan çoğu zamansa pek de anlaşılmayan filozofların başında gelir. Onu yüzeysel okuyan birinin, üstinsanın kavgacı ve salt şiddet yanlısı olduğu gibi bir izlenime kapılması olasıdır. Bu yüzden bu kitap hiç kimse içindir!

Neden Zerdüşt?
Nietzsche her şeyden önce bir filoloji profesörüydü(24 yaşında Basel üniversitesine profesör olarak atanmıştı.) Bu yüzden Antik Yunan başta olmak üzere Fars medeniyetine kadar geniş bir kültürel yelpazeyi tanımış, incelemişti. Zerdüşt'ü, tarihte benzeri görülmemiş şekilde bir anti-peygamber olarak baştan yaratır.
Pos bıyıkların ardından çıkan kendi sözlerine kulak verelim;
"Bu şerefi ben bir farsa vermeye mecbur oldum: Çünkü tarihi, en önce, bütün ve büyük olarak düşünen Farslardır."

Tanrı ölebilir miydi?
Zerdüşt, insanlara Tanrı'nın öldüğünü haber veren bir elçi gibi tasvir edilir. İlk defa La Gaya Scienza(Şen Bilim)'de müjdelenen bir ölüm haberidir bu. Öğle aydınlığında el feneriyle Tanrıyı arayan kaçık bir adam seslenir bize.
"Onu biz öldürdük, sizlerle ben. Onun katiliyiz hepimiz! Peki ama bunu nasıl yaptık. Denizi kim içebilir?"
Tanrı'nın ölümü apaçık bir felakettir, ama bilirsiniz, her felaket bir fırsatı beraberinde getirir. Pekala Tanrı öldüyse o zaman sonunda iyi-kötü kavramlarının ötesine geçebiliriz. Çökmüş ahlak sistemleri öneren dinleri, en dindar olanı en ahlaksız olan din adamlarını bir kenara atabilir, kendi gerçek ahlaki kavramlarımızı yaratabiliriz. Tanrı'nın ölüşü gerçek erdemlerin yükselişidir artık.
Üstad Heidegger, Nietzsche'nin Tanrı öldü sözünün, Batı felsefesi ve metafiziğinin bütün kavramlarının yıkılıp baştan yazılmasına sebep olduğunu ve bir kırılma noktası yarattığını bu yüzden öne sürer.
Ayrıca değinmek gerekir ki Varoluşçuluk(Existensializm) felsefesi savaş dışında iki büyük kaynaktan beslenmiştir, bunların biri Hegel(Kirkegaard nedense çok içerlemiştir bu zata) diğeri Nietzsche'dir. Çünkü Stirner baklayı ağzından çıkaran ilk filozofsa(W.Adorno), Nietzsche bütün Avrupa'ya 'bakla ithal eden' bir filozoftur.
Hakikatin değeri ve ne'liği üzerine yaptığı sorgulama ayrıca Post-modernist ve Post-yapısal anlayışın/felsefenin ortaya çıkışına ön ayak olmuştur. Buna etkilediği bir ton önemli ismi de ekleyebiliriz. İlk aklımıza gelenler; Cioran, Bataille, Camus, Sartre, Foucault, Zweig, Hitler, Palahniuk, Musil, Adler, Jung, Hesse gibi dehalar.
Düşüncelerinden beslendiği kişilerse tabii ki Schopenhauer (Bkz. İstenç ve tasarım üzerine) başta olmak üzere Sokrates, Platon, Spinoza, Dostoyevski(Yeraltından notları coşkuyla okuduğu söylenir), Hegel, Kant, Stendhal, Montaigne, R.Waldo Emerson ve hatırlamadığım diğerleri.

Toplumun her kesimi kendi kabiliyeti ölçüsünde felsefe okuyabilir, anlayabilir. Felsefi doktrinlerin asıl hedef kitlesiyse sürünün cehalete yönelimi karşısında tek aydınlatıcı olan entelektüel-aktivist kitledir.
La Mettrie der ki; "Felsefenin nüfuz edebileceği kişiler sadece halihazırda aydınlanmış ve korkacak hiçbir şeyi olmayanlardır."
Zerdüşt de pazaryerinden vazgeçer bu yüzden. O kulakların duyacağı ağız olmadığını fark eder. Masadan en son kalkanlara, hakikati damla damla içmeye çalışan ve toplumun, dinin dayattığı bütün ahlaki ilkeleri darmadağın edip kendi erdemlerini yaratanlara seslenmeye başlar. Tanrı yoksa korkuya da gerek yoktur, korkunun olmadığı yerde de ahlak ve aydınlanma bir çiçek gibi açmaya, yayılmaya başlar.

Böyle homurdandı Samet Ö. ve kendi mağarasının yolunu tekrardan adımlamaya döndü.
"Karanlık dağlardan doğan bir sabah güneşi gibi parlak ve güçlü."

Çeviri önerisi için;#50033962
Nilay
Nilay İyinin ve Kötünün Ötesinde'yi inceledi.
Frederic Nietzche'nin 1886 yılında yazdığı, anlam yoğunluğu en üst düzeyde olan eseridir. Gelecegin felsefesine ilişkin görüşlerini bu eserinde anlatır. Kısacası; başlı başına düşüncelerin düşünceleri kitabıdır.

Kitabın en sevdiğim bölümleri...

"Yüksek insanı yüksek insan yapan yüksek duygularının şiddeti değil, süresidir"

"Beklediğin bir şey, anca sen onu beklediğini unuttuğun zaman gerçekleşir. Bu hayatın; sen bakarken soyunamıyorum deme şeklidir"

"Herkes eşit olduğunda, hiç kimsenin “haklara” ihtiyacı kalmayacaktır."

"Sınamalı insan kendisini, bağımsızlığa mı yazgılı, boyun eğmeye mi; bunu da tam zamanında yapmalı."
139 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Friedrich Wilhelm Nietzsche 
Bu adam çok farklı düşünüyor. Herkesin bildiğinin aksini biliyor. Bu adamın aynısını bulamazsınız.
Size bir şey diyeyim mi? Öyle bir şey hissettim ki bu adamdan hiçbir şey hissetmediğimi söyleyebilirim sizlere... Ne zaman ki tam anladım desem daha sonra yoo anlamamışım cevabını alıyordum kendimden. Sizlere şu alıntısını okuyayım:

"Bana dair bir şeyleri anladıklarını sananlar, kendi ölçülerine göre kesip biçtiler beni; tamamen zıttım olan bir 'idealist' yaptıklarıda oldu beni."
Devamı için syf.59

Mesela bildiğimiz gerçekler nelerdir?
Misal iyiler iyidir, kötüler kötü
İyiler doğruyu söyler kötüler eğriyi...
Ama Friedrich Wilhelm Nietzsche 
Nasıl düşünüyor ona bir bakalım...

"İyi insanlar asla doğruyu söylemez. İyiler yanlış kıyılar, yanlış güvenceler öğrettirler sizlere. İyilerin yalanları içinde doğup sığındınız. Her şey köklerine dek yalana boğuldu ve çarpıtıldı iyilerce."

Eğer Nietzsche'nin hayatını okuma şansınız olursa onun Hiristiyan dinine olan öfkesini anlamış olacaksınız ki
Ben yanlış olan bir din algısı ve iyilik bağdaşmasindan dolayı Nietzsche'nin böyle düşündüğünün kanısindayım.
İyilik olgusunu kötü insanlardan görmesiyle böyle bir algı oluşmuş olabileceğini düşünüyorum...

Neticede Nietzsche'nin İslam ve Hıristiyanlık düşüncesini de merak ettim ve şöyle şeylerle karşılaştım:

"Eğer İslam, Hristiyanlığı küçük ve hakir görüyor idiyse, böyle görmekte bin kez haklıydı: Çünkü İslam, insanı yüceltir ama putlaştırmaz..."

"Hristiyanlığın tanrısının öldüğünü söyleyen Nietzsche; İslam’dan ise, övgüyle bahsetmişti. 19’uncu yüzyıl çağdaş kültürünün, İslam kültürünün yanında son derece ‘yoksul’ ve ‘oldukça geç kalmış’ olduğuna vurgu yapan Nietzsche, “Haçlılar, aslında önünde diz çökmeleri gereken asil ve yüksek bir kültüre karşı savaş açmışlardı” demişti."
https://www.fikriyat.com/...kkinda-ne-soylemisti

Kitapta Nietzsche Alman ırkına ve Hırıstiyanlığa olan öfkesini dile getirmiş
Yer yer önce övmüş sonra çokça yermiştir.

Kitaplarına aşık bir adam kitabının bir yerinde şöyle diyor:

"Bana öyle geliyor ki bir kişinin kitaplarımdan birini eline alması,kendine biçeceği en büyük değerdir; bunu yaparken ayakkabılarını çıkardığını varsayıyorum ki çizmelerin bahsini bile yapmıyorum..."

Kitabı Zerdüşten de bahsedince
"Zerdüştüm" diye hitap etmesi bunu en iyi belirtisidir. Kitapları derin ve zor anlaşılır. Olduğunu da bahsetmiştir
Okuduğum bu kitapta da anlamdığım yerler de oldu. Buna ithafen bir okuyucusuna şöyle demiştir:

"Doktor Heinrich von Stein bir seferinde zerdüştmden tek bir kelime bile anlamadığını açık sözlülükle yakındığında bunun sorun olmadığını söyledim; ondan altı cümle anlamak, yani yaşamış olmak çağdaş insanların ulaşabileceğinden daha yüksek bir kademeye taşır ölümlüleri."

Kendisini seven ve hiç sevmeyen okuyucuları oldu ve biliyordu ki onu bir ermiş ve üstün insan olarak tanımlayacaklardı. Nietzsche bunu bildiği için kitabında şöyle der:

"Bılıyorum başıma gelecek olanı. Bir gün korkunç bir şeyin hatırasıyla anilacak adım...
...
Ödüm kopuyor , gün gelipte adımı ermişler katına çıkaracaklar diye..."
Syf.129
Ve daha sonra diyorki bunun önlemini almak için çıkarttım bu kitabı.

Fazla uzatmayacağım son olarak

BİR ATI KUCAKLADIKTAN SONRA HER ŞEYI BITTI...

"Ocak 1889'da Turin'de, bir cadde üzerinde yürürken birden fenalaştı. Düşerken feryatlarla sahibi tarafından kamçılanan bir fayton atının boynuna sarıldı ve akıl sağlığı bozuldu."

Okuduğunuz için teşekkür ederim
308 syf.
·29 günde·9/10 puan
"Herkes için ve hiç kimse için bir kitap" diye nitelendiriyor Nietzsche Zerdüşt'ü. Ayrıca Zerdüşt'ün yazılmış en derin kitap olduğunu iddia ediyor. Ben de Zerdüşt'ü "Nietzsche felsefesinin köşe taşı" diye nitelendiyorum. Lisedeki felsefe derslerinden filan az çok tanıyordum Nietzsche'yi. Altmışa yakın eseri varmış, bunu yeni öğrendim. Şunu da bu kitabı okuyunca öğrendim:felsefe ders kitaplarından Nietzsche hakkında edindiğim bilgilerin tamamı Zerdüşt kaynaklı neredeyse. Yani elinize bir felsefe ders kitabı aldınız ve karıştırmaya başladınız, işte o kitaptan Nietzsche hakkında edinebileceğiniz bilgilerin neredeyse tamamı Nietzsche'nin bu kitabından alıntı yapılmış. Nietzsche'ye ait onlarca kitap olmasına rağmen bu kitabın yeri çok ayrı.

Nietzsche Zerdüşt'ü yazarken sadece içeriği ile bir farklılık yaratmamış.Bu kitabın insanoğluna verilen en büyük armağan olduğunu düşünüyor Nietzsche. Ve madem insanoğluna bu kadar büyük bir armağan veriyor, tabiki sıradan olmasını istemeyecektir. Bu nedenle bir felsefe kitabı yazmış olmasına rağmen şiirsel bir üslup kullanmış Nietzsche, bir farklılık da böyle yaratmak istemiş.

Yani kitap bir felsefe kitabı olmasına rağmen yer yer şiir, yer yer düzyazı olarak yazılmış. Ayrıca başkahraman Zerdüşt'ün yaşadığı olaylar da öyküleyici anlatım tarzı ile yazılmış. Bu özellikleri de edebi bir yön katmış kitaba. Bu nedenle kitap kategorize edilirken hem felsefi, hem de edebi kitaplar grubuna dahil ediliyor.

Ayrıca Nietzsche teşbih sanatından da sıkça yararlanmış kitapta. Kitabın tamamında benzetmelere dayalı bir anlatım var.

Şimdiye kadar kitabın yazılış tarzıdan ve kitabı özel kılan bazı detaylardan bahsettim. Şimdi biraz da içerik özelliklerine değinelim. Bu kitap nedir ve ne anlatıyor?

Nietzsche kitapta tanrı, erdem, dinler, insanlar, dostuklar, gençlik, yaşlılık, üstinsan gibi kavramları konu edinmiş. Bu konular hakkındaki görüşlerini aktardığı bir kitap...

Fakat bu görüşleri okurlarına Zerdüşt adını verdiği karakter üzerinden "Böyle Söyledi Zerdüşt" ifadesi ile aktarıyor..

Biraz da Zerdüşt'ten bahsedeyim. Başkahraman Zerdüşt gerçekten çok değişik bir kardeş. Bir gün insanlardan sıkılmaya başlıyor ve kendini dağlara, yalnızlığın tam ortasına atıyor. Fakat bazen yalnızlıktan sıkılıyor, iletişim ihtiyacı duyuyor ve tekrar insanların arasına katılıyor.Yer yer dışlanıyor, yer yer benimseniyor insanlar tarafından.

Ayrıca başkahraman Zerdüşt hakkında bir yanlışı düzeltmek istiyorum. Kitabın kahramanı olan Zerdüşt, Zerdüştlük dininin kurucusu olan ve bazı insanlar tarafından peygamber olduğuna inanılan -çeşitli rivayetler var- Zerdüşt ismindeki başka bir insanla karıştırılıyor.

Nietzsche bu yanlışlık hakkında şunları söylemiş zamanında:"Zerdüşt adı ne anlama geliyor? Sormadılar bana bunu, sormalıydılar:çünkü o İranlının tarihteki korkunç benzersizliğini yapan şey, benimkinin tam tersidir. Burada konuşan ne bir peygamber ne de bir din kurucusu denen o güç istemi ve hastalık kırmasıdır."

Bu düzeltmeyi özellikle dahil etmek istedim incelemeye.

Evet, içerikten devam edebiliriz.

Kitapta çok önemli iki kavram var. Bunlardan biri "üstinsan" diğeri de "bengi dönüş" kavramı.

Nietzsche, bu kavramlar üzerine yazmış kitabı zaten.

Nietzsche, insanı hayvan ve üstinsan arasında bir köprü olarak görüyor. İnsanın "üstinsan"a ulaşmak için kendini aşması gerektiğini savunuyor. Ona göre, insan kendini aşabileceğine inanırsa "üstinsan"a ulaşma yolunda daha kolay ilerler.

Kitabı yazarken kitabının yazıldığı dönemin insanları tarafından anlaşılmayacağını ve kitabın değerinin zamanla daha da artacağını düşünüyormuş Nietzsche. Ve Nietzsche'nin bu kehaneti doğru çıktı. Kitap yazıldığı dönemde fazla ilgi görmemiş. Fakat kitabın popüleritesi gün geçtikçe artmaya devam etmiş. Şu an ise felsefe alanındaki en önemli kitaplardan biri zaten.

Genel bir değerlendirme yapacağım ve incelemeyi noktalayacağım.

Kitabın dili çok ağır ve yoğundu. Bazı cümleleri anlayabilmek için tekrar tekrar okudum. Yorgun kafayla okunacak bir kitap değil kesinlikle. Kitapta öyle yoğun cümleler var ki, o cümlelerden yola çıkarak farklı kitaplar bile yazılabilir. O derece yani. Kitaptaki her cümle çok önemli. Yüzlerce alıntı paylaşılabilecek bir kitap, Zerdüşt. "Felsefe okumayı, kendimi geliştirmeyi,ufkumun genişlemesini seviyorum;ben iyi bir okurum" diyen herkese tavsiye ediyorum. Birçoğunuzun başucu kitabı olacak hatta. Fakat kendinizi hazır hissetmeden okumayın diyorum.

Okuduğum kitapları puanlarken zevk ve ölçütlerime göre birçok kriterin değerlendirmesini yapıyorum. Bu konuda biraz takıntılı sayılırım. Bu kitabı da kendimce değerlendirdim ve 9 puan veriyorum. Kitap baya iyi, bence okuyun;ufkunuz açılır.

"İncelememi okuduğunuz için teşekkür ederim. Hadi, kalın sağlıcakla."

Böyle söyledi Zerdüşt.
***
112 syf.
·Puan vermedi
'Beni öldürmeyen, beni güçlü kılar.'

Farklı bir motto.
Farklı bir bakış açısıyla polyannacılık.
Acılar insanı öldürmeyebilir ama acı sözler...

*
Nietzsche kızgın, Nietzsche acımasız.
Nietzsche, acı söz söyler arkadaş...
Çünkü, Nietzsche çekiçle felsefe yapar.

Kendisinin belirttiği gibi '' benim hırsım, başkalarının bir kitapta söylediğini on cümlede söylemektir"

Ne demek istediğini bu eseri okuyanca daha iyi anladım.

Bu Eserinde Sokrates başta olmak üzere Platon, Seneca, Dante, Schiller, Hegel, Schopenhauer, Kant gibi düşünürleri eleştirmekle beraber, çoğunu zihinsel put olarak görüp filozof bile saymamış, deyim yerindeyse hepsi Nietzsche'nin çekicinden payını almış.

Bunun aksine Dostoyevski ve Goethe'ye olan hayranlığını ise gizleme gereksinimi duymamış.

Özellikle Nietzsche'nin ahlak başta olmak üzere, din, politika, eğitim, sanat, dil vb değerler sistemine yönelik düşüncelerini merak edenler için güzel pasajlar mevcut.
Dilini ağır bulduğumdan dolayı bazı yerlerini tekrar tekrar okuma gereksinimi duydum fakat genel olarak akıcı diyebilirim.

*
Nietzsche derki :

Sık sık soruluyor bana, neden Almanca yazıyorum diye, başka hiçbir yerde, ana vatanımdaki kadar az okunmuyorum oysa...

Başka bir yerden birisi olarak, ben okudum, size de tavsiye ederim.

Keyifli okumalar dilerim.
448 syf.
·10/10 puan
Güzel insan, değerli kardeşim Mehmet Zana Başkan bana felsefe okumamı önerdi. Umursamadığımı görünce bizzat kitabını gönderdi. Artık umursamamak olmaz. Sırf hatırı için okuyacağım çiğ tavuk yiyemem yani. Okudukça sevdim beğendim. Ama incelemeye neler yazabileceğimi bilmiyorum. Benim için ilk olacak. Zaten benim bildiğim felsefeler böyle değildi. Bu kitap çok değişik böyle roman gibi anlatılmış. Düşünmeye sevk ediyor yazılanlar. Böyle felsefe yazdılar da biz mi okumadık.

Kitabın tek ana karakteri Zerdüşt. Zerdüşt abimiz insanların bir amacının olmadığını görür ve yerini yurdunu terk ederek dağlara çıkar. Yalnızlığıyla baş başa kalır ve bolca düşünür. Eğer insan dünyaya bakışını ve düşüncelerini değiştirmek isterse bu kitabı okumalı. Bu konuda Zerdüşt abimiz bizlere yardımcı oluyor.

Kendisi yalnızlıktan sıkıldığı zamanlarda oluyor ağlıyor acı çekiyor erkek adam ağlamaz lafına inat ağlıyor. Nefret ediliyor her yerden kovuluyor ama vazgeçmiyor. Biz insanların sevgi, mutluluk, akıl, erdem ve doğruluk yolunda ilerleyebilmeleri için çekilen çilelerin kutsal olduğunu varsayıyor. (Bu kısmı uydurdum.)

İnsan önce kendini sevmeli diye buyuruyor Zerdüşt. Çünkü her an beraber olduğunuz kişi o dur.

Yalnızlığı çok seviyor ancak zaman zaman sıkılıyor. Yalnızlıkla kimsesizliğin aynı olmadığını söylüyor.

Sonra insanların mutlu olmalarını buyuruyor. Gönlünüzü özgürce harcayın cimrilik yapmayın diyor.

Sonra erdem konusuna geçiyor. Yani şöyle düşünün, gece yastığa başınızı koyduğunuzda gönlünüz rahat oluyor mu? Eğer rahatsa erdemli bir insansınız demek istiyor. Benim gönlüm rahat valla. Siz kendi derdinize yanın.

Tüm bunların toplamında yani; akıl, erdem, mutluluk doğruluk toplamında üst insan olacağımızı söylüyor. Düşünce olarak insan üstü bir yaratık olup yükselmeli insan yıldızlarında üzerine çıkmalı.

İşte bunları buyuruyor Zerdüşt.
352 syf.
·16 günde·Beğendi
Onun adı FRIEDRICH NIETZSCHE!

Beni düş kırıklığına uğratan kendimden başkası değil.

-Franz Kafka

Nietzsche'yi kendi gözümden yazayım. Küçüktüm, yalnız, hemcinslerimden uzak, insanlardan uzak, kenara çekilir dini kitapları okurdum. İnsanlar beni bir öcü gibi görürdü. Ama tatlı bir öcü, öyle ki yanıma sokulur beni dinlerlerdi. Bazen sanki başka bir gezegenden gelmiş hissine kapılıyordum, hiçbir şey beni etkilemiyordu. Sahiden hissedeceğim zamanlar yakındı...
Babamı(Carl Ludwig Nietzsche) özlüyorum. Aslında sadece onu özlüyorum. Ona ihtiyacım var... öldü biliyorum, bir çiçek ölür, bir tavşan ölür ve bir insan da ölür. Evet babacığım, Tanrılar da çürür. Tanrı'yı biz öldürdük!

İnsanca, Pek İnsanca kitabı Nietzsche'nin kitaplarında bulabileceğiniz en yalın kitaplardan biridir. Anlatım biçimi ikili diyaloglar gibi gelişmiş. Aforizmaları birden fazla düşünceye ve düşündürmeye yer vermiştir. İnsanca... bu isim insani duygular ve sorumluluklara dikkat çekmek için verilmiştir. Ekleme, 'Pek' pek insanca, hatırlatma! Donk donk donk!

Kitap içerisinde 638 aforizma bulunmaktadır. Nietzsche öyle güzel bir havada belirtmiş ve düşündürmeye sürüklemiş ki. Her bir aforizma sonrası uzaklara dalıyor, düşünmeye ve kafa yormaya başlıyor olacaksınız. Bazıları sizi geçmişe, bazıları nefrete, bazıları kitabı kapatmanıza neden olacaktır.


Birçok kişinin aklında şu soru var: 'Nietzsche neden kadınları yadırgıyor?' sahiden öyle mi? Böyle mi düşünüyorsunuz? Öyleyse kısaca bilgilendirme yapalım.

Nietzsche babasını genç yaşta kaybetmiştir. Bu sebeple ailede egemen olan kadınlar (anne, kız kardeşi, teyzesi...) bu nedenle kadınlara karşı mesafeli, asabi ve zayıf olarak bilinir. Nietzsche, bunun yanı sıra birçok kadının üzerinde ilgisi olmasına rağmen bunu umursamaz, pasif kalarak geçiştirir. Kız kardeşi Elisabeth'ten ve annesinden(Franziska Oehler) nefret eder, ama bu nefret sadece dışavurum ile gösterilir. Oysa içerisinde müthiş bir duygusallık ve sevgi barındırır. Nietzsche'nin annesine yollamış olduğu bir mektupta: ''Kendime karşı en derin aykırılığı ve içgüdülerimin haince alçaklığını içimde aradığım zaman, orada hep annemi ve kız kardeşimi buluyorum, en acız olduğum anları... Çünkü o zaman zehirli solucanlara karşı koyabilecek gücüm olmuyor... Psikolojik eşgüdümünüz, böyle bir öncel uyuşmazlık düzenini mümkün kılıyor. Ama aslında ebedi dönüş için annem ve kız kardeşimin her zaman en büyük engeli teşkil ettikleri kanısında olduğumu itiraf ediyorum.'' Tek bir söz ile...

Bir kalp taşımak incelik ister.
Ağırlık taşıyanlara bunu anlatamazsınız.

-Cemal Süreya

“Hangi yıldızlardan düşüp birbirimizi bulduk biz. Bu kadar düz bir cümlenin bu kadar karmaşık olmasına neden olan kadın.”

Evet evet, hemen onun adı gelir. Lou Andreas Salome... Nietzsche'yi kadınlar üzerineki durumunu Stalin'e benzetiyorum. Ölen karısının mezarında, ''İnsanlığa olan azacık sevgim onunla birlikte gömüldü...''

Nietzsche ve Salome, 1882 yılında arkadaşlık yapmaya başladı. Din konusunda yaptıkları sohbetlerden ve kafeslenemeyen ruhundan etkilenen Nietzsche, tek taraflı bir aşk hikayesi yaşamaya başladı. Peki neden bu kadar yakın görüşlü ve ikili sohbetlerden haz duyan bu iki kişi, pardon Salome bu teklifi geri çevirdi? Şüphesiz ve emin olmanız gereken bir şey varsa, Nietzsche'nin kadınlara olan tespitlerinin en büyük etkeni Salome'dur.

Salome için evlilik sevginin katilidir. Arkadaşlık sevgiye daha da kötüsü cinselliğe dönüşerek yok olma riskinden kurtarılmalıdır. Bu düşünce ile kendisine Paul Ree ve Nietzsche tarafından yöneltilen evlilik tekliflerini reddeden Salome, Frederich Andreas’ın intihar tehdidinden etkilenip onunla evlense bile 34 yaşına kadar cinsel ilişkiye girmedi ve bekaretini muhafaza etti.

Not: Sigmund Freud'u da reddetmiştir.


Evet, şimdi en güzel yere geldik. Nietzsche ve sınıftan seçtiği bir öğrencisi(ED) ile, Fransa'dan gelen (Rachelle Riva) gazeteci ile birkaç soru üzerinde bir diyalog yapacağız. Burada hayal gücünüzü kullanacağım.

Not: Nietzsche'nin kitabından seçilmiş tespitler ve ED(benim) özgün cümlelerim ile yazılmıştır.


Riva: ''Sayın Nietzsche ve Ed, sizce yalan nedir?''

Nietzsche:'' Basit durumlarda her şeyi doğrudan söylemek daha avantajlıdır. Çünkü bir yalanı sürdürebilmek için, yüzlerce yalan daha söylemek gerekir.''

ED:'' Yalan geniş bir konudur. Sayın hocamın dediği gibi, sıkışık durumda olmadığımız sürece olanı olduğu gibi aktarmak gerekir. Özellikle saygı duyduğunuz, karşılıklı güven hissiyatını aldığınız bir kimse ise. Söylenmiş doğrudan bir yalan, yalanı devam ettirecek 100 alan bulmaktan iyidir.''

Riva:''Genel bir konu ama mümkünse kısa bir cevap istiyorum. Kişi neyi sözünü verebilir?''

Nietzsche:'' Eylem sözünü verebiliriz, ama duyguların sözü değil; çünkü duygular istenç dışıdır. Birini sonsuza dek seveceğine ya da ondan nefret edeceğine söz veren herhangi biri, kendi gücünün dahilinde olmayan bir şeyin sözünü vermiştir.''

ED:'' Kişi tutabildiğini düşündüğünün aksine, tutamadığının ve bazen de verdiği sözün arkasında duramadığı sözlerin sözünü verebilir. Verebildiği tek söz, yerine getirmedikleridir.''

Riva:''Peki, sizce günümüz ve gelecek dünya düzeni için yasaklanmış cömertlik size ne çağrıştırıyor?''

Nietzsche:'' Dünyada herhangi bir kısmını hayali varlıklara gösterebileceğimiz kadar çok sevgi ve iyilik yoktur.''

ED:'' Günümüz için bilmem ama, gelecek nesil bu terimin çağrışımı için bile kafa yormayacaktır. Cömertlik yok olmaya mahkum, bu çok açık. Cömertlik diye bir kavram nesli tükenmekte olan bir bensevi.''

Riva:'' Güncel bir soru sormak istiyorum. Üzgünüm, susadım da. Tamam, tekrardan alalım. Mucizevi eğitim hakkında ne söylemek istersiniz?''

Nietzsche:'' Kişi, bir Tanrı'ya ve onun hakkındaki endişelere inanmaktan vazgeçtiği andan itibaren, eğitime gösterilen ilgi büyük bir yoğunluğa ulaşacaktır; tıpkı tıp sanatının ancak mucizevi tedavilere duyulan inanç yok olduğu zaman gelişmesi gibi.''

ED:'' Eğitim görecelidir. Eğitim, korkulan inançların yok olması ile başlar. Kişi özgür kaldığı sürece korkusuzdur. Hayal edebildiği kadar da erişmesiz. Korkunun olduğu yerde mucizevi eğitimden söz etmek pek mümkün değil. Aslında bakarsanız, korkunun olduğu yerde mucizeden söz etmek mümkün değil!''

Riva:''Peki ya bilimin geleceği?''

Nietzsche:'' Zararlı ve tehlikeli sonuçları bilimsel bilginin yardımıyla önlenebilir. Eğer üstün kültürün bu gereksinimi yerine getirilmezse, insan gelişiminin gelecekteki seyri hemen hemen kesin bir şekilde öngörülebilir.''

ED:'' Bilimin geleceği, geçmişten pay çıkartılarak ilerleyebilir. Bilim, insanoğlu için vazgeçilmez ve çok daha fazla üzerinde durumlası gereken bir daldır. Ancak herhangi bir konu üzerinde bile gereğinden fazla durulmalı.''

Riva:'' Birinin lehine, büyük olanın lehine önyargı terimini nasıl açıklarsınız?''

Nietzsche:'' İnsanlar, büyük ve dikkat çekici olan her şeyi açıkça abartırlar. İnsanlar, alışkanlıktan dolayı kendilerini güç isteyen her şeye tabi kılar.''

ED:'' İnsanın temelinde bu var. Önyargı genellikle ahlaki yoksunluktan veya düşünülmeden bir kanıya varmakla meydana gelir. Büyük ve dikkat çekici olanın söylemini benimser ve irdelerler.''

Riva:'' İyi niyetli iki yüzlülük?''

Nietzsche:'' Başka insanlarla olan ilişkilerimizde çoğu zaman iyi niyetli bir ikiyüzlülüğe ihtiyaç vardır, sanki onların eylemlerinin nedenlerini sezmemişiz gibi.''

ED:'' Sayın hocama katılıyorum. İyi niyet çoğu zaman kazanım sağlamamıştır, bunu açıkça göstermek bile ters tepmesine yarayacaktır.''


Riva:'' Zevkli bir konu başlığımızla devam edelim. Yo yo, sadece 4 sorum kaldı. Mahcubiyete karşı ne söylemek istersiniz?''

Nietzsche:'' Aşırı ölçüde mahcup olan insanların yardımına koşmanın ve onlara güven vermenin en iyi yolu onları inandırıcı şekilde övmektir.''
.
.
Riva:'' Sayın ED? Bay Nietzsche'yi izlemeyi bıraksanız. :)''

ED:'' Pardon, :) Sayın profesöre katılıyorum. Ne diyebilirim ki, birine yapabileceğimiz en büyük fenalık birini olduğundan fazla övmektir.''



Riva:'' Peki bay Nietzsche, birkaç tavsiye isteyeceğim. Konuşma taktiği üzerine ne söyleyebilirsiniz?''

Nietzsche:'' Biriyle yaptığımız bir sohbette, eğer muhatabımıza karşı nüktedanlığımızı ve cazibemizi tüm görkemiyle sergileme imkanı bulmuşsak onu en iyi biçimde alt etmişizdir.''

ED:'' Bay Profesör, tespitlerinizle hayran olmamak elde değil. (Gülüşmeler) Evet, diyebileceğim o ki, birini argo veya hakaret ile alt etmeyi denemektense, cazibemizi onun üzerine yıkmalı ve onu sessizce tuzağa çekmeli. Yıkılacağından adım gibi eminim.''

Riva:'' Aşırı yakınlığı tanımlar mısınız?''


Nietzsche:'' Eğer biriyle aşırı bir yakınlık içinde yaşarsak, çıplak ellerimizle her defasında iyi bir oynmacılık yapmak zorundaymışız gibi durum söz konusu olur.''

ED:''Aşırı yakınlık, her zaman bir şeyler kaybettirir. Hatta çoğu zaman, benliğimizi aramak zorunda kalırız.''

Riva:'' Son soru, bir evlilik yaparken kendime sorabileceğim tek bir soru olursa, bu ne olurdu?''

#35142148

Aynı kanaatteyim.

Keyifli okumalar.
120 syf.
·10/10 puan
Merhabalar psikolojik tarzda en iyi kitaplar kaleme almış olan Friedrich Nietzche’sin İnsan Nasıl Kendisi Olur ? (Ecce Homo)kitabı gerçekten Böyle Buyurdu Zerdüşt kadar kaliteli ve okunması gereken bir eser.Kitapta içerik olarak ; neden bu kadar bilgeyim ve neden bu kadar egoistim gibi bölümlerden bir araya gelmektedir.Bu kitabında da sorgulayan ve düşündüren yazılara yer verilmiştir.Kitap otobiyografik özellikle de taşımaktadır.Kitabı okuduktan sonra yazarın kendini nasıl geliştirdiğini,nasıl bir değişimden geçtiğini,kendine göre neyin iyi neyin kötü olduğunu kaleme alınmıştır.Kitapta tek beğendiğim özelliği yayıneviydi çünkü kitapta yazım ve noktalama yanlışlıklarıyla doluydu.Kitaptan beğendiğim alıntılar;
“Beni öldürmeyen acı güçlendirir.”
“Sessizlik bir başkaldırıdır.”
''Yaşamımda hiçte az olmayan karmaşalar yaratan
''İyi niyetten'' yakınmalıyım asıl.''
“İnsanın kendisi olabilmesi için, kendinin ne olduğuna dair en dolaylı da olsa bir fikre sahip olması gerekir.”
Keyifli Okumalar Dilerim

Yazarın biyografisi

Adı:
Friedrich Nietzsche
Tam adı:
Friedrich Wilhelm Nietzsche
Unvan:
Alman Filozof, Yazar
Doğum:
Almanya, 15 Ekim 1844
Ölüm:
Almanya, 25 Ağustos 1900
Friedrich Wilhelm Nietzsche "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof. Nietzsche'nin felsefe öğretisi, kendi çağına tümden bir karşı çıkış olarak görülmektedir. Kendisinin bütün derdi, insanı akılcılığın kıskacından kurtarıp kendisi üzerinden düşünmesini sağlamaktır. Ona göre Tanrı ölmüştür ve insanlar Dünya'da yapayalnız kalmışlardır. Bu yüzden insanlar Tanrı'dan bekledikleri umut ve istekleri bir kenara bırakıp kendilerini Dünya'ya adamalılar. Böylelikle düşünce ile yaşam arasında bağ kurulması daha kolay olur. Nietzsche, insanlara yeni değerler getirmeye çalışarak güçlü insanların egemenliğinde, çoğunluktan ibaret olan ve sürü olarak nitelendirdiği insanlıkta ilerlemenin mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Sürü kendini feda ederek üst insanı belirleyecektir. Üst insan benim diyebilen, kendi gözleriyle gördüğü gerçekliği belirleyen insan olarak görülmektedir. Bütün varlığın temelinde daha güçlü olmaya yönelik irade vardır. Nietzsche'ye göre, insanoğlu sadece kendini korumak ve yaşamak istemez aksine asıl isteği daha da güçlü olmaktır. Din, ahlak, çağdaş kültür, felsefe ve bilim gibi konularda eleştiriler yazmıştır. Nietzsche'nin etkileri felsefede, egzistansiyalizm ve postmodernizm üzerinde olmuştur. Değerlerin göreceliğini savunmuş, "iyi" ve "kötü" kavramlarını sorgulamış, eleştirmiştir. Kendisini "Filozoflar içinde ilk psikolog" olarak tanımlayan Nietzsche, Psikanaliz'de kullanılan "BilinçAltı" (id) kavramından ilk kez bahseden kişi olmuş ve bu yönüyle Sigmund Freud ve Psikanaliz'i etkilemiştir. Kıta felsefesinde ve analitik felsefede alternatif yollar göstermiştir. Yaşamı olumlama, bengi dönüş, anti platonizm onun felsefesinin temel taşlarıdır. Nietzsche, erken ölümü ve hastalığı nedeniyle, "ne ahlaksal idealini, ne de trajik şiirini gerçekleştirebilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 7,3bin okur beğendi.
  • 41,3bin okur okudu.
  • 2.706 okur okuyor.
  • 30,9bin okur okuyacak.
  • 2.469 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları