Adı:
Deccal
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059734264
Kitabın türü:
Çeviri:
Enver Günsel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tutku Yayınevi
1888 de yazılmasına karşın tartışmalı içeriği nedeniyle ilk olarak 1895 yılından yayınlandı. Nietzsche bu kitabında Hıristiyanlığın yozlaşan yapısına sert eleştirilerde bulunuyor. Nietzsche'ye göre yaşamı reddedip köleleştiren ve sürü psikolojisini hayata geçiren Hristiyanlık yok edilmelidir. Yazarın yıllar sonra yayımlanabilen bu eseri Nietzsche'nin Hıristiyanlığa duyduğu nefreti çok net bir şekilde gözler önüne seren seriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
19. Yüzyılın Alman filozofu Nietzsche bu kitabında, tek tanrılı dinleri ve özellikle de Hıristiyanlığı, kiliseyi, Ruhban sınıfını, din adamlarını çok ağır eleştirmiş.
Hıristiyanlığın insanları düşünmemeye sevk ettiğini, baskı altında tuttuğunu, köleleştirdiğini , yaratıcılığını yok ettiğini, sıradanlaştırdığını ifade etmiş.
Ayrıca; “Güç İstenci”nini (özelliklede Alman ırkını belirterek) esas alan bireyci bir bakış açısıyla “Üstün İnsan” vurgusu yapmış.
Kitaptaki Alıntılarımla da belirttiğim üzere sosyalistleri de ağır eleştirmiş, ayaktakımı diye ifade etmiş.
Benim için Nietzsche’nin ideolojik olarak nerede durduğunu söylemek, anlamak mümkün olmadı.
İlgilenenlere keyifli okumalar.
Kitapla ilgili bilgi vermeye başlamadan önce aklıma gelen bir şeyden bahsetmek istiyorum. Kitabın önsözünün ilk paragrafının son cümlesi şu: Kimileri ölümünden sonra doğar. Bu cümle bana hemen yeni okuduğum Bulantı' da ki Anny' nin söylediği şu cümleyi hatırlattı bana " Ölümümden sonra yaşıyorum. " bu iki cümle bize gösteriyor ki J.P Sartre, Nietzsche'den açık bir şekilde etkilenmiş. Bu zaten bilinen bir şeydi fakat yine de bunun kendimde farkına varmam hoş oldu. Sizlerle de paylaşmak istedim. Kitaba geçebilirim artık.

Nietzsche okuyanlar az çok aşinadırlar. Sürekli bir güç istencinin peşinde koşar. Zayıflıktan nefret eder ve mutluluğu güçle özdeşleştirir. Ama bu kadar güçlü ve üstün olmanın varacağı noktayı söylemez bize. Sadece üstün insan olma yolunda acımasız olun. Bana pek doğru gelmiyor bu görüş. Özellikle siyasi arenadaki Realizm'in mutlak güç istencinin, tarafları güç çıkmazına sokacağı bilgisine sahip olduğum için. Buraya da uygulanabilir olduğunu düşünüyorum, bu teorinin.

Nietzsche evrimsel sürecin insanla son bulduğunu iddia eder. Yalnız bu iddiasında insanlar arasından bazı insanların diğerlerinin önüne geçerek " üstün insan" a ulaşabileceğini söyler. Üstün insan sondur ona göre. Toplum üstün insan'dan korktuğu için ona karşıt bir insan türü geliştirmiştir. Sürü insanı yani Hristiyanlar( muhtemelen bir dine inanan bütün insanları kastediyor.) İşte kitap bu iki tür insan arasındaki farklılıkları anlatıyor. Yalnız şu noktaya dikkat çekmek isterim ki Nietzsche'nin eleştirdiği Hristiyanlık, bugün yaşanmakta olan din değil. Çok radikal bir versiyonunu hedef almış. Hani biz deriz ya gerçek İslam bu değil. Nietzsche' de gerçek(!) Hristiyanlığı eleştirmiş. Sadece İsa peygamberi ayrı tutmuş bu eleştiriden. Din, İncil, Hz. İsa ile beraber ölmüştür. Ona göre Hristiyan diye bir şey yoktur. Hristiyan geçinen insan, iki bin yıldır kendini yanlış anlamış insandır. Bu düşüncenin somut tezahürünü dediğim gibi dini olarak Hristiyanlığı karşısına alarak, ahlaki olarak da Kant ve onun temsil ettiklerine savaş açarak gerçekleştirmiş. Budizm, Brahmanizm, Yahudilik, Konfuçyanizm, Müslümanlık değindiği diğer dinler arasında.

True Detective izlediyseniz orada bir sahne vardı. İki baş karakter arabada seyahat ederken, ateist olan diğerine; Evrimde çok ileri gittik. Şu an olan hiçbir şey normal değil minvalinde konuşuyordu. Nietzsche' de insanların evrimin doğal işleyen yasalarının günümüzde bozulduğuna işaret eder. Çünkü acıma denen bir duygu vardır ve tüm soylu yüreklerin zayıflığıdır. Acıma evrimi şu şekilde etkiler: Biz yok olmaya yüz tutmuşlara acıyarak onları hayatta tutmaya çalıştıkça aslında bir doğal dengeyi bozuyoruz. Acımasız ama realist bir söylem. Kişisel fikrim bu görüşün insanların, hayvanlarla aynı cihetten olduğu ön kabülüne dayanarak yapılmasının bu şekilde düşünme sonucuna yol açtığıdır. Çünkü eğer insanlarla hayvanları aynı kefeye koyarsanız. Nietzsche haklıdır ve evrimi bozmuştur insan. Ancak bu iki kategorilendirmeyi ayrı ayrı yaparsanız, İnsanın/ Modern insanın, Evrim'le bağlantısını koparabilir, zayıflık olarak görülen bu duyguların aslında insanlığın temel anlamı olduğu sonucuna ulaşabilirsiniz.

İyi okumalar diliyorum.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.624 Oy)8.901 beğeni28.975 okunma864 alıntı140.891 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.429 Oy)19.194 beğeni43.793 okunma3.061 alıntı184.694 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.366 Oy)9.329 beğeni25.923 okunma1.862 alıntı119.980 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.963 Oy)8.933 beğeni26.554 okunma2.713 alıntı115.969 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.530 Oy)7.942 beğeni21.542 okunma4.060 alıntı130.671 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.792 Oy)13.519 beğeni34.842 okunma3.465 alıntı147.416 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.460 Oy)3.952 beğeni13.088 okunma1.246 alıntı53.575 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.386 Oy)3.490 beğeni10.625 okunma5.476 alıntı96.623 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.514 Oy)8.110 beğeni23.005 okunma854 alıntı90.789 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.706 Oy)5.807 beğeni19.848 okunma845 alıntı102.224 gösterim
İçinde bulunduğu baskın din Hristiyanlık olduğu için Hristiyanlık üzerinden aslında dinleri sorgulayan ve ruhban sınıfının yaptığı sahtekarlıklardan dem vuran bir kitap. Orta çağ zihniyeti gibi yaşanan her dini bu kitaptaki Hristiyanlık kavramı yerine koyunca kitabın ne kadar haklı olduğuna şahit olacağız. Aydınlanma isteyen bir beynin cümleleri ...
Hristiyanlığa olan nefretini o kadar doğru bir kalemle anlatıp, arkasını profesyönelce dolduruyor ki okuyucuya fikrini açıklamakla kalmıyor kalemine de hayran bırakıyor.Özellikle Budizm ile karşılaştırmaları dikkati cezbediyor.
Ağır bir anlatımla dile getirilmiş, Tüm Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesinin ilk kitabı olan Deccal'de Hıristiyanlığa savaş açılmış; din ve ahlak ilişkisi anlatılıyor. Kitaptn dört bölüm çıkardım.
1- Ahlakçılığın Kötülüğü
2- Yahudi ve Hıristiyan Metinlerin Yanlışlığı
3- Mantıksal Püritenizmin Önemi
4- Dini Kurumların Kötülüğü

Nietzsche'nin yazılarını doğru anlamak, onun gündeminin bütünsel doğasını duymaktır. Argümanları, insanların mum ışığında güneşin ışığıyla gördüklerini inkar ettiğini gösteriyor. Nietzsche, okuyucularının zihninde en temel düşünce şemalarını kırmak istiyor; iyilik ve kötülük yoktur. Sadece kendiniz için yapabileceğiniz her şey var ve yapamayacağınız.

Deccal'de varoluşçulukta büyük bir ilerleme temsil ediyor. Nihilizm kokan satırlar. Tanrı'nın insana olan inancın temelsiz olduğu ve bu nedenle de anlamın ahlaki anlayışını anlamamızın yanlış olduğunu söyler. Hıristiyanlığa bağlılık, özveri ve kendini feragat etme kavramı, insan olarak kim olduğumuzun inkarıdır. Hıristiyanlığın, zayıfları ayrıcalıklı kılan bir dünya görüşü olduğunu anlamasıdır. Bu anlayış altında Hıristiyanlık kurgusaldır ve doğanın gerçekliğine aykırıdır, ki bu hayattaki tek ahlaki değer; güç ve kontroldür.

Bir ögretinin kendi yangınından çıkması gerekir. Hıristiyanlık kendi yangınından çıkmamıştır. Sitede bulunan Deccal-Hıristiyan Karşıtı kitabıyla aynı kitap olup, farklı yayınevi farklı isimle piyasaya sürülmüş yer yer değişkenlik gösterir. İnsanlara yeni değerler getirmeye çalışan Nietzsche yasaklanmışa erişmeyi amaçlıyor. ( Nitimur in Vetitum)
Nietzsche'nin okuduğum ikinci kitabıydı bu. Açıkçası ilk okuduğum Putların Alacakaranlığı kitabından sonra bir daha Nietzsche okumam demiştim kendime, çünkü anlamakta çok zorlanmıştım. Bu tarzda kitaplar okumaya ilk başladığım zamanlardı tabi o zamanlar. Kitapçıda yine Nietzsche'nin kitaplarıyla bol bol karşılaşınca bir kitabını daha okusam nolur sanki dedim. Ve bunu aldım, iyiki almışım. Bütün cümlelerini anlayarak, sorgulayarak okuduğum bir kitaptı. Çok çok beğenerek okuduğum, bitmesini istemediğim kitaplardan bir diğeriydi bu.

Tamamıyla Hıristiyanlık üzerine yazılmış bir kitap. Hıristiyanlığı eleştiri üzerine yazılmış bir kitap. Nietzsche'ye göre, köle ahlakını benimseyen ve yaşamı reddeden bir öğreti olan Hıristiyanlık, yok edilmelidir. O, bilimin düşmanı, sürü psikolojisinin temeli, dahası insan neslinin sonunu getirebilecek bir yanlış anlayıştır. Hıristiyanlığı, insanlığın ölümsüz bir utanç lekesi olarak görüyor Nietzsche.

Hemen hemen her sayfada üstünü fosforlu kalemle çizdiğim yerler vardı. Bence herkesin okuması gereken bir kitap Deccal. Keyifli okumalar dilerim...
Kısaca kitabın isminden de anlaşılacağı gibi "Hristiyan karşıtlığı" anlatılıyor. Niçe'nin acımasızca ve büyük öfkeyle eleştirdiği,yerden yere vurduğu= Hristiyan inancı ve getirdikleri;onun temsilcisi papazlar.
Niçe kitabın başında iyi ve kötü kavramları üzerinde kısa bir yolculuk yapıyor.Bu gezinti Hristiyanlığın değerler üzerinde meydana getirdiği değişimleri göstermek amacıyla.Bu noktadan sonra ;"Niçe Hristiyanlığı çarmıha gerdi" desek hiçte abartı olmaz.
Niçe'ye Hriatiyanlığın topluma en büyük zararının dekedanlık(soysuzlaştırma) olduğunu düşünür.Kültürlerin,bilimin,medeniyetin Hristiyanlığa karışınca;değerden düştüğünü savunur.Yaşama düşmandır Hristiyanlık Niçe'ye göre
"Hristiyanlık bir çeşit kendine ve başkalarına karşı gaddarlık,farklı düşüncelere karşı nefret ve birisini takip etme isteğidir."
Niçe hışmından papazlarda nasibini almış;onların egemenliklerini sağlamlaştırmak adına günah üreticileri olduğunu düşünüyor.
Aynı zamanda Yahudiler tarafından dünyaya hükmetmek amacıyla bir araç olarak kullanıldığını düşünüyor.Bilmem belki de yanlıs anlamışta olabilirim.
Hristiyanlığın insanı suçlu,ruhsuz ve hastalıklı ruh haline soktuğunu savunuyor.Kilisenin istediği insan prototipinin bu olduğundan bahsediyor.
Kilisenin "yeni"ye olan korkusundan cokça bahsedilmiş.
Garip bir şekilde diğer dinlerle karşılaştırıp onların daha tercih edilesi ve mantıklı temeller üzerine kurulu olduğundan bahsediyor.

Bundan önce okuduğum "Böyle Buyurdu Zerdüşt"e göre oldukça anlaşılır ve akıcı bir dili var.Anlamakta zorluk çekilecek bir yapısı yok.
Kısaca Niçe'nin kaleminden ateş fışkırıyor.
İYİ OKUMALAR
Nietzsche. Kimileri onun Tanrıyı öldüren bir deli/dahi olduğunu söylüyor. Bana göre ona Tanrının katili değil, O’nun ölümünü anladığını düşünen bir filozof demek daha doğru olacaktır.
Nietzsche’ye göre Tanrı bir sembolisttir. Sunduğu sembollerle insana nasıl yaşaması gerektiğini göstermiş ve yapması gerekeni yaparak, ölerek insanı yaşamla baş başa bırakmıştır. Bu terk ediliş insanların içine hangi duyguları salmıştır? Hınç? Korku? Hiçlik? Güç? Belki hepsinden biraz. Nietzsche’ye göre bu duyguların içinde insanın en eğilimli olduğu duygu güç, daha da güçlü olma isteği. Biraz daha ileri gidersek, belki de kendinden daha güçlü olan bir şeyin ölümünün, insanın içindeki doğal güç istenciyle paralel olarak insanı rahatlattığını söyleyebiliriz.
Nietzsche, bu eseriyle Hıristiyanlığı iğneleyici bir mizahla, çeşitli suçlamalarla itham etmiştir. Ona göre insanın güç ve çilecilik olmak üzere iki güdüsü vardır ve Hıristiyanlık ikincil güdü olan çileciliği seçip acıma dini haline gelmiştir. İnsanlığın güçlenip mükemmelleşebilmesi için zayıf olanları sistemin içinden elemesi gerektiğini düşünen, dolayısıyla Hint kast sistemini olumlayan filozof, Hıristiyanlığın insanlara pompaladığı “acıma” duygusu sebebiyle sefil durumda olanların korunduğunu söyler. Böylece insanlık adına bir çöküşün temelinin oluşturulduğunu belirtir. Acıma, insanın yaşam tutkusunu, gücünü artıran her şeye karşı bir yatıştırıcı işlevini görerek insanlığı geriletir. İnsanın kendini inkar etmesiyle oluşan gerici yapının “bifteğini” ise rahip sınıfı yer. Rahip sınıfının temelde yaptığı şey şudur: Tanrının işaret, kıssa materyali olarak gördüğü sembollerini kendi sofrasına hizmet edecek şekilde somutlamak.
Kısacası Nietzsche’ye göre tüm Hıristiyanlık tarihi, çarmıhta ölüm, Tanrının oğlu, orijinal sembolizmin yanlış anlaşılmış halinden ibarettir. Tanrı ölürken insanlara sezgilerini, iç güdülerini işaret etmiş; kilise ise bu iç güdülerle savaşarak insanlığı edilgenleştirmiştir. Kilise Tanrı’nın krallığını hayat dışında bir yere koymuştur. Oysa “Tanrının krallığı içinizdedir.” İnsan kendi erdemini, kendi zorunluluklarını kendisi “doğal olarak” bulmalı, “yapay” kurumların yaşama gücünü emmesine ve kendine kalıp bir ahlakı dayatmasına izin vermemeli ve büyük bir tutkuyla yaşam için çabalamalıdır. Üst insana ancak böyle ulaşılabilir.
Kitaptan genel olarak yaptığım çıkarımlar kısaca bu şekilde. Nietzsche’nin anlatılarını tam anlamıyla anlayabileceğim bir birikime şu an için sahip değilim. Bu yazıyı okuyup herhangi bir noktada yanıldığımı düşünen, benimle bilgilerini paylaşmak isteyen 1000k okurlarının yorumlarını seve seve okurum.
İyi okumalar…
Nietzsche beynimi yormaya devam ediyor hâlâ ama biliyorum ki beyin bilimsel olarak hiçbir zaman yorulmaz :) yine kendimle celistim :) Nietzsche sağolsun diycm ama yaşamıyor nasıl öldüğüne gelince araştırın derim onu da ben söyleyecek değilim :)
Hıristiyanlığı mahkûm ediyorum; Hıristiyan kilisesine, bir savcının şimdiye dek ağzından çıkmış en korkunç suçlamayı yöneltiyorum. O, bana göre, düşünülebilecek yozlaşmaların tümünden çok daha büyüktür; olabilecek yozlaşmaların en kötüsüdür, olabilecek en uç yozlaşma istemidir. Hıristiyan kilisesi, bu çürümüşlüğü bulaştırmadık hiçbir şey bırakmadı; her değeri değersizliğe, her gerçekliği bir yalana ve her dürüstlüğü bir ruh alçaklığına çevirdi. Bana kalkıp onun "insancıl" nimetlerinden söz ediliyor! Acıyı ortadan kaldırmaya yönelik her türlü çaba, en derin çıkarlarına aykırıdır; o, acıyla yaşar; kendisini ölümsüz kılmak için acı yaratır... Friedrich Nietzsche
"Önsöz"ünden itibaren hayranlıkla okumaya başladığım ve bırakırken ellerimin titrediğini hala hatırlarım. Şu sözüde unutamadım. Hristiyanlık İslam'dan bile iğrenç bir dindir. İslam en azından erkeğe insan muamelesi yapmıştır.
Belli bir akıl yaşına gelince okunması gereken bir kitap bence.Bozulmuş ya da dini kullanan insanlara karşı içindeki fırtınayı güzel dile getirmiş yazar.bazı yorumlayıcılar İslam ı yüceltmiş şeklinde yorum yapmış.Kitapta herhangi bir yerde böyle bir yoruma rastlamadım.Belki Hristiyanlığı aşağıladığı için İslam ı yücelttiğini düşünmüş olabilirler
Kişi sevgi içindeyken, başka zamanlarda dayanabileceğinden çok daha fazlasına dayanır, her şeye katlanır.
Kişi sevgi içindeyken, başka zamanlarda dayanabileceğinden çok daha fazlasına dayanır, herşeye katlanır.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 60 - arya
"Damarlarında tanrıbilimci kanı akanlar, bütün şeylere daha başından eğri, dürüst olmayan bir tavırla yaklaşırlar.."
Friedrich Nietzsche
Sayfa 40 - Arya Yayıncılık
Yüksek bir kültür, bir piramittir: ancak geniş bir taban üzerinde durabilir,
Friedrich Nietzsche
Sayfa 71 - Epub
İyi nedir? -İnsanda güç duygusunu, güç istemini, gücün kendisini yükselten her şey.
Kötü nedir?- Zayıflıktan doğan her şey.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deccal
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059734264
Kitabın türü:
Çeviri:
Enver Günsel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tutku Yayınevi
1888 de yazılmasına karşın tartışmalı içeriği nedeniyle ilk olarak 1895 yılından yayınlandı. Nietzsche bu kitabında Hıristiyanlığın yozlaşan yapısına sert eleştirilerde bulunuyor. Nietzsche'ye göre yaşamı reddedip köleleştiren ve sürü psikolojisini hayata geçiren Hristiyanlık yok edilmelidir. Yazarın yıllar sonra yayımlanabilen bu eseri Nietzsche'nin Hıristiyanlığa duyduğu nefreti çok net bir şekilde gözler önüne seren seriyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 432 okur

  • Gökhan Gerş
  • Furkan Pala
  • Bahar Karakaş
  • Ayça İrem Cangür
  • KELEBEK AGRISI
  • Batuhan Çakmakcı
  • Türkan Karatün
  • Ben Ozgurlugum
  • Ezgi Çelik
  • Drkitapsever

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%28.8
25-34 Yaş
%34.5
35-44 Yaş
%26.6
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%39.3
Erkek
%60.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.6 (29)
9
%17.8 (21)
8
%22 (26)
7
%16.1 (19)
6
%3.4 (4)
5
%3.4 (4)
4
%0.8 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları