Friedrich Nietzsche kitabı okuduktan sonra kafa allak bullak olmuyorsa, bir kaç gün boyunca kitapta geçen yoğun içerikli düşünceler beyni ele geçirip sürekli
19. Yüzyılın Alman filozofu Nietzsche bu kitabında, tek tanrılı dinleri ve özellikle de Hıristiyanlığı, kiliseyi, Ruhban sınıfını, din adamlarını çok ağır eleştirmiş.
Hıristiyanlığın insanları düşünmemeye sevk ettiğini, baskı altında tuttuğunu, köleleştirdiğini , yaratıcılığını yok ettiğini, sıradanlaştırdığını ifade etmiş.
Ayrıca; “Güç İstenci”nini (özelliklede Alman ırkını belirterek) esas alan bireyci bir bakış açısıyla “Üstün İnsan” vurgusu yapmış.
Belki de;
Kendi çağının çok zaman sonrasında anlaşılmayı beklemiş olan Nietzche, varolan tüm dinlerin, politik, ideolojik görüşlerin tümünün, “üst İnsan” temelinde insanın gelişmesinde engel görür ve tümüne karşı çıkar.
Bu bağlamda; Kitaptaki alıntılarımda da belirttiğim ağır eleştirileri bulunmakta.
Benim için Nietzsche’yi anlamak, anlamlandırmak öyle kolay olmadı. Belki anlaşılması en zor filozoflardan.
Onu anlayabildiğim kadarıyla anlatmaya çalıştım.Sürçü lisan ettiysem affola...
İlgilenenlere keyifli okumalar.
KitaplaKalın
“Benim için önce yarın değil, öbür gün gelmeli. Bazı adamlar ölümünden sonra doğarlar. Herhangi birinin beni anlayacağı koşullar - onları çok iyi biliyorum. O kişi benim ciddiyetime, tutkuma tahammül edebilmek için bile katı bir entelektüel bütünlüğe sahip olmalıdır.
Kimsenin sormaya cesaret edemediği soruları sorabilmeli; yasakları, kader dolambacını, sorgulayabilmelidir.
Şimdiye kadar duyulmamış gerçekler için yeni bir vicdan. Ve büyük meselede tasarruf etme arzusu -gücünü, arzusunu bir arada tutma isteği.. Kendine saygı, sevgi, kesin özgürlük hissi...”
Dipçem; Tartışmalı içeriği nedeniyle yazıldıktan yedi yıl sonra yayınlanmış eser, başından sonuna kadar Nietzsche’nin o kendine has üst perdeden üslubuyla Hristiyanlık eleştirisidir. Teoloji ile ya da incilden ayetlerin didik didik edilmesiyle pek ilgilenmiyorsanız, en azından yazardan bu kitap çok ilginizi çekmeyebilir. Fakat; elinden çıkma hangi eseri okursanız okuyun, inanç konusundaki tavrını direkt ya da endirekt mutlaka farkedersiniz. Ben paralel olarak biyografisini de okuduğumdan, girişteki iddialı hitabı, kitabın kalanında yakalayamadım. Kendimi tekrarın tekrarını okuyormuş hissinden kurtaramamış olma sebebim, okuma sıralamam oldu maalesef. Yine de bir göz atmanızı tavsiye ederim.
nietzsche konuya hakim tamam o cepte ama bizim konuya dahil olmamızı pek istemiyor gibi. sinirden dellendiği bir anında almış eline kalemi yazmış da yazmış, her şeye sövüyor herkese sövüyor. kitap o kadar gürültülü ki kapağını açar açmaz çığlıkların sonu gelmiyor. e tabi konuya dahil olabilen de olmuştur ancak ben pek sokulmak istemedim, okuyup bıraktım hemen.
Kitap ne isa karşıtlığı ne de yahudi tarafgirliği yapmıştır. Hıristiyanlığın Yahudiliğin böğründen nasıl kopup çıktığını, İsa'nın onda neleri yerle bir ettiğini,üzerinden eleştri bombardımanındaki tuttuğu ağır anlatımla dile getirilişi, yine anlatmak istediklerini ironi bir tavırla dille getirmesi felsefenin doyumsuzluğunu yaşatıyor okurlara.
Hıristiyanlığı yerden yere vuran Nietzsche'nin, Hıristiyanlarca antikrist olarak nitelendirelen Deccali, aslında Hristiyanlığın ta kendisi olduğunu "İlk ve son Hristiyan Çarmıhta öldü!" sözleriyle çarpıcı bir şekilde anlattığı bir kitabı...
Nietzsche gerçekten çok zeki bir kişilik. Fakat tüm dinleri bu kadar keskin bir zekayla eleştirirken ilginçtir ki İslam'a dair ciddi bir eleştiri niteliğinde eseri veya yazıları yoktur.
Hıristiyanlığı mahkûm ediyorum; Hıristiyan kilisesine, bir savcının şimdiye dek ağzından çıkmış en korkunç suçlamayı yöneltiyorum. O, bana göre, düşünülebilecek yozlaşmaların tümünden çok daha büyüktür; olabilecek yozlaşmaların en kötüsüdür, olabilecek en uç yozlaşma istemidir. Hıristiyan kilisesi, bu çürümüşlüğü bulaştırmadık hiçbir şey bırakmadı; her değeri değersizliğe, her gerçekliği bir yalana ve her dürüstlüğü bir ruh alçaklığına çevirdi. Bana kalkıp onun "insancıl" nimetlerinden söz ediliyor! Acıyı ortadan kaldırmaya yönelik her türlü çaba, en derin çıkarlarına aykırıdır; o, acıyla yaşar; kendisini ölümsüz kılmak için acı yaratır... Friedrich Nietzsche
Kahve sırası beklerken göz ucuyla dikkatimi çekti bu kitap, inceledim. Sürekli söylediği lafını da tekrarlayalım.
“Ancak öbürgündür benim olan,kimileri öldükten sonra doğar.”
Açıkçası beni yoran bir kitap oldu.
Din üzerine birçok ilginç ve farklı fikirler sunan Nietzsche Hristiyanlığı eleştiriyor gibi gözüksede aslında eleştirinin odağında dini yanlış aktaranlar ve kendi çıkarları doğrultusunda kullananlar var. Rahipler ve papazlar dini formülüze ederek bir sisteme dönüştürmüşler. Yaratıcıya itaat edersin veya etmezsin, böylelikle insanlar üzerindeki hakimiyetleri artmıştır..
Okurken acaba bizde durumun boyutu nedir, ne derece burada eleştirilerin karşısında durabiliyoruz ya da farkında olabiliyoruz, diye düşünmeden edemedim. Sanırım yıllar sonra tekrar okuduğumda şu an anlayamadığım ve gözden kaçırdığım cümlelerin farkındalığını yaşayacağım...
Okuyacak olanlara kitap özelinde bilinçli okumalar dilerim
Nietszche'nin diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da fanatik sloganvari cümleler doludur. Kitap Hristiyanlık inancını taşlama niyetine yazılmıştır Nietsche kendi felsefesi ile Hristiyanlıgin farklılıklarını da sürekli vurgulamış ve en sonda Hristiyanlık insan tarihinde silinmeyecek tek lekedir diye bahsediyor. Kitap aforozizmalarfan oluşmakta okumadan önce Zerdüştu okursanız daha faydalı olacağını düşünüyorum çünkü Zerdüşt kitabına pek cok atıf bulunmakta
Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve besteci. Din, ahlâk, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazmıştır. Nietzsche'nin kilit fikirlerini Apollon-Dionysos ikiliği, Perspektivizm, Güç İstenci, "Tanrı'nın ölümü", Üstinsan ve bengi dönüş oluşturur. Felsefesinin merkezini oluşturan şey, kişinin coşkun enerjisini sömüren her türlü öğretinin, toplumsal olarak ne kadar geçerli olursa olsun sorgulanarak "hayatın olumlanması"dır. Hakikatin değeri ve nesnelliği üzerine yürüttüğü kökten sorgulaması, geniş çaplı yorumların odağını oluşturur ve etkisi özellikle kıta felsefesi geleneğinde varoluşçuluk, postmodernizm ve postyapısalcılık da dâhil olmak üzere devam etmektedir.
Nietzsche, kariyerine felsefeye dönmeden önce klasik filolog (Yunan ve Roma metin eleştirmeni) olarak başladı. 1869 yılında yirmi dört yaşındayken Basel Üniversitesinde klasik filoloji kürsüsüne, bu yeri alan en genç kişi olarak atandı. 1879 yazında, hayatının büyük bölümünde kendisine dert olacak olan sağlık sorunları yüzünden istifa etti. 1889'da kırk dört yaşında zihinsel yetilerinin tamamının kaybıyla sonuçlanan bir çöküş yaşadı. Çöküşü sonraları, üçüncü devre sifilis hastalığının yol açtığı, nadir görülen bir genel pareziye yoruldu; fakat bu teşhiste soru işaretleri vardı. Nietzsche, kalan yıllarını 1897'de ölümüne kadar annesinin, 1900'de kendi ölümüne kadar kız kardeşi Elisabeth Förster-Nietzsche'nin bakımında geçirdi.
Bakıcısı olarak kız kardeşi, Nietzsche'nin el yazmalarının idareciliğini ve editörlüğünü üstlendi. Förster-Nietzsche, tanınmış bir Alman milliyetçisi ve antisemitist olan Bernhard Förster ile evliydi ve Nietzsche'nin yayımlanmamış yazılarını, kocasının ideolojisine uyarlamak üzere, Nietzsche'nin belirttiği, antisemitizm ile milliyetçiliğe sert ve bariz biçimde karşı çıktığı görüşlerine genellikle ters düşecek biçimde yeniden düzenledi. Förster-Nietzsche'nin yaptığı değişiklikler sebebiyle Nietzsche'nin adı, sonraları yirminci yüzyıl bilim insanları Nietzsche'nin fikirlerinin yanlış yorumlanmasına karşı harekete geçmiş olsalar da, Alman militarizmi ve Nazizm ile birlikte anılır olmuştur.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Friedrich_...