İyinin ve Kötünün Ötesinde

8,8/10  (53 Oy) · 
203 okunma  · 
80 beğeni  · 
4.766 gösterim
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi'nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869'da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca (Karışık Kanılar ve Özdeyişler, Gezgin ve Gölgesi), Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Deccal, Nietzsche Wagner'e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2017
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9786053327578
  • Orijinal Adı:
    Jenseits von Gut und Böse
  • Çeviri:
    Mustafa Tüzel
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mutfaktaki sarı bez 
16 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Okumayi kesfettigimden bu yana okunmaya deger buldugum nadir kitaplardan biridir.Küçük bir insancik ozeti.Dünyadaki tum insanlara yalnizca 1kitap okutma imkanim olsa sececegim kitap.Yazik ki halen tamamini zihnen mulkiyetime gecirebildigimi sanmiyorum..Ömrum buna yetmeyecek gibi duruyor.

Ruhun dönüşümlerini anlatan bir hikaye ile başlar. Deve, ona ne yapacağı söylenen bir yük hayvanıdır. Hepimiz bize ne yapacağımızı söyleyen, şekil verilebilir beyinlerimizi, içinde yaşadığımız toplumla uyum içinde olan istekler ve korkularla koşullandırarak nasıl düşüneceğimizi söyleyen ebeveynlere, öğretmenlere, koçlara, din adamlarına ve dahasına sahibiz. Ancak, belli bir yerden sonra deve kendini aslana dönüşmüş bulur.
Özgür, güçlü ve maceraya aç aslan, bir ejderha ile karşılaşana kadar etrafta dolaşır. Bu ejderhanın adı ise Thou Shalt’dır [Yapmalısın]. Aslan, ejderha ile savaşmalıdır. Bu uzun ve zorlu bir mücadeledir. Kişi tüm potansiyeline ulaşmak için Thou Shalt Ejderhası’yla savaşırken en az deve aşamasında harcadığı kadar zaman harcamalıdır. Bu zorlu sınav vasıtasıyla, kendi değerlerini toplum tarafından üzerine yüklenen değerlerden ayırmayı öğrenir. Ejderha tamamen yok edildiğinde ise aslan son aşamaya gelir, yani bir çocuğa dönüşür.

İyinin ve Kötünün Ötesinde benzeri kitaplar

Hasibe Dal 
 04 Mar 17:44 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Friedrich Wilhelm Nietzsche Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve bestecisidir. Felsefesi ironi ve metaforlarla doludur. Nietzsche’nin felsefe öğretisi, kendi çağına tümden bir karşı çıkış olarak görülmektedir. İnsanı akılcılıktan kurtarıp kendisi üzerinde düşünmeye yöneltmeye çalışır. Böylelikle üst insanı bulmayı hedefler. Tanrı'nın öldüğünü savunup insanları dünya hayatı üzerine düşünmeye sevk eder.

İyinin ve Kötünün Ötesinde eserinde kendi felsefesini özetlemeye çalışmıştır. Kitap dokuz bölümden oluşmakta. Her bölümde ayrı bir konuyu anlatmaya çalışır. Konuları; filozoflar, dinler, ülkeler, ahlak ilmi ve erdemlerdir.

Kitabın içeriğine gelecek olursak, Nietzsche Stoacıları aşağılar. Onları doğaya benzetir. Müsrif, amaçsız, düşüncesiz, belirsiz, kısır olarak niteler. Yaşamanın doğadan farklı olmaya çalışmak olduğunu söyler. Stoiklik en amiyane tabiriyle "kendini zorlamadır" der.

Vicdanı canavar olarak tanımlayan Nietzsche "Herkes özgür olamaz, özgürlük güçlülerin bir ayrıcalığıdır." der. Çünkü  güçlü insanların egemenliğinde, çoğunluktan ibaret olan ve sürü olarak nitelendirdiği insanlıkta ilerlemenin mümkün olduğunu düşünür.Kitapta fazlaca alt sınıf- üst sınıf çözümlemesi yapar. Üst sınıf yiyecek içecek gibi basit bir hizmeti alabilirken alt sınıfın alamayışını eleştirir. Köleliğin Avrupai tarzda medenileşmeden kaynaklı olduğunu savunur.

Mutluluğu ve erdemi tartışma konusu yapmayan Nietzsche herhangi bir şeye körü körüne bağlanmayı reddeder. Bunun ne olduğu farketmez. İster vatan, ister özgürlük, ister yarar sağlayacak herhangi bir bilim dalı...

Yahudiler ile ilgili düşünceleri de oldukça ilgi çekici. Ahlâkta ilk köle isyanını Yahudilerin çıkardığını düşünen Nietzsche onlara olan algıyı daima tersine çevirebildikleri için şu an bu konumdadırlar der. Medeniyetlerin onları " köle doğmuş insan" olarak yaftalamasına karşılık onların kendilerini"ulusların içinde seçilmiş halk" olarak tanımaları bu durumun en büyük örneğidir.

Kitapta dikkatimi çeken ve rahatsız eden bir diğer önemli konu ise kadınlar hakkındaki görüşleri. Kadınların aydınlanmasının doğru olmadığını, erkeklerin onları koruması gerektiğini savunur. Kadının erkekten korkması gerektiğini düşünen Nietzsche korkulmadığı takdirde en kadınsal içgüdüsünü kaybeder der.

Kitabın diline gelecek olursam konuşma havasında geçen kitapta çok fazla Latince kelime var ve çevirmen ne yazık ki hiçbirini açıklama gereği duymamış. Tutku Yayınevi'nin Enver Günsel çevirisi gerçekten çok çok yetersiz. Asla önermiyorum.

Kısacası benim için beyin yakan bir kitaptı diyebilirim.

"Her derin düşünür, yanlış anlaşılmaktan çok, doğru anlaşılmaktan korkar. Yanlış anlaşılmak belki kibrine acı verir: ama diğeri, sürekli: ah, neden siz de benim kadar zorluk çekmek istiyorsunuz ki? Diyen kalbine ve merhametine acı vermektedir."

Nietszche; depressif bir nihilist, hiçbir şeye inanmayan zor adam, gözlerimizle okumayı değil aklımızla okumamızı isteyen adam.
Güçlü! Güçlü! Güçlü ve deli.

Bireylerin gücü, tutku ve sevgisi hakkında derin bir kitap. Nietszche bu kitapta toplumun temel ilkelerin olduğu bir yaşam biçimi sunuyor. Şimdiye kadar ki her felsefeyi, varsayımsal bir ahlâk sistemi ya da azından ahlâkî bir amaçla aldatılmış olarak eleştiriyor. Batılı düşünce geleneği, hakikat ve Tanrı, iyi ve kötü kavramlarını çarpıcı bir şekilde reddediyor. Hristiyan dünyasının sahte dindarlıkla dolup taştığını ve bir köle ahlakı ile bulaştığını gösteriyor. Doğruya ulaşmayı değil, gerçekleri ahlâkî vaazlarını doğrulamak için yapıyor. İyinin ve kötünün ötesinde, hak eden şeyleri gerçekten sevebileceğini savunmaktadır. Nietszche'nin bizi sevmesi için birşeyleri haketmek kolay bir iş değil.

Kendiniz yaratmak size kalmiş. Hakikat ve bilginin doğasına dair anlayışlarından dolayı kulaklarınızı çekmeceden çıkartın, gözlerinizi açın ve onu okuyun, dinleyin.

''Sevgiyle yapılan her şey, iyiyle kötünün ötesinde yer alır.''

Stirner 
21 Oca 20:21 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Öncelikle bu kitap sade bir nesir değil. Tek bir okuyuşla anlamakta zorlandığım yoğun ve şiirsel bir anlatımın çoğunlukta olduğu yerler esastı. İstisna olan ise, anlaşılması kolay olan ifadelerdi. Ayrıca çeviren yayınevi kitabın orijinalliğini bozmamak adına bazı noktalarda daha kolay anlaşılır bir çeviri yapmak yerine devrik ve şiirsel tarzda çevirerek yazarın üslubuna sadık kalmış. Bu incelemem içerikten daha ziyade şekil hakkında oldu. İçerik hususunda okuyucuya ön bir yargı vermek istemem.

Zülal Yağcı 
21 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İnsanın gemisi bu sulara sürüklenmişse, iyi! Çok iyi! Şimdi dişlerimizi sıkabildiğimiz kadar sıkalım bakalım! Gözlerimizi dört açalım ve ellerimizle dümene sıkı sıkı yapışalım! Gemimizle dosdoğru, ahlakın üzerine gidiyoruz, onu ezip geçiyoruz ve belki de bu şekilde oraya doğru yolculuğa çıkmaya cüret etmekle bizim kendi ahlakımızdan geriye kalanları da ortadan kaldırmış oluyoruz.

umur çetin 
01 Şub 00:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çok uzun yorumlar ile övmek istemiyorum kitabı standart bir okuyucu kitlesinin anlamasına imkan yok gerçek manada yabancı hissedeceğiniz su götürmez ağır bir kitap sadeleştirilmediği sürece çok kitap okumuş insanlar haricinde fazla kişinin anlayacağını sanmıyorum zaten tamamını anlayan kişinin nietzche den başkası olduğunu sanmıyorum. peki sen anladın mı derseniz inanın bayıldım ama çok fazla latince terime bulanmış ve özellikle yunan tarihinde olan şeyler üzerine yorumlarda bulunduğu ve bazı yerlerde konuyu bilmeyen kişi için anlamaya açık olmayan bir kitap olduğu için nietzche sadece kendisiyle aynı kitapları okumuş ve aynı bilgiyi paylaşan insanlara yönelik yazmış diyebilirim.
Şanslıyım ki çok büyük bölümü ile ilgili bilgim mevcuttu olmayan latince kelimelerle dolu yerler için de editör devreye girmişti bu kadar kitap okuyan ben bile bu kadarını anlıyorsam demek ki bu kitap gençler için ağır bir kitaptır 30 yaşını geçmiş insanlar daha rahat anlar.

Sîdar Ronahî 
03 Nis 13:44 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Birçok açıdan niçe nin diline yaklaşmak insanı zorluyor. Her cümle okunduktan sonra bir süre aba istiyor. Tabi ki bu niçe nin zengin anlamlı düşüncelerinden. Güncel popüler roman ardına okurum diye düşünüyorsanız bi daha düşünün

Hasan cetin 
01 Şub 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Aşiri karmaşik, Nietzsche ruhtan söz ederken, birden alakasiz bir yere getiriyor sözü. Yüksek konsantrasyon gerektiren bir kitap bende baş agrisi yapti. Almanlar Nietzsche'ye boşuna schwerkost demiyorlar yani zor anlaşilir...

Serkan Mutlu 
29 Mar 15:45 · Kitabı okudu · 29 günde · Beğendi · 10/10 puan

İncelemeye direk bir alıntıyla başlayalım.
<<Herkese hitap eden kitaplar daima pis kokan kitaplardır: küçük insan kokusu sinmiştir üzerlerine. Halkın yiyip içtiği, hatta ibadet ettiği yer pis kokar. Temiz hava solumak isteyen, kiliseye gitmemeli.>>

Bu aforizmadan da anlaşılacağı üzere Nietzche kitaplarını: az sayıda insana -benim anladığım- felsefeyle uğraşan kişilere yazar. Bundan dolayı da her cümlesini anlamak için bir ömür gerekebilir. Bundan hareketle bu kitap ve Nietzshe felsefesi etrafında anladığım kadar yazmak istiyorum.

Kitabın önsözü, diğer bölümler hakkında sizi neyi beklediğinin kısa bir özeti aslında. Avrupa, medeniyet, filozoflar, erdemler, etik değerler, köleler ve efendiler hakkında bir kitap. Kitabın amacı, okurların hayatını değiştirerek, değerlerin yeniden değerlendirilmesini sağlamak.

Yazara göre, yaşamı değersiz bir yer olarak gören düşünce Platona kadar uzanır.
<<Doğrusu Platon‟un yaptığı gibi ruhtan ve iyiden söz etmek, hakikati baş aşağı çevirmek, onu kafa üstü tutmak ve bütün yaşamının temel koşulu olan gerçek görüşünün kendisini yadsımak demek oluyor; evet şimdi bir doktor gibi soralım: Geçmişin en sevgili ürünü başına bu bela hastalık nasıl geldi? Yoksa şu kötü Sokrates mi çarkına okudu onun? Gerçekten Sokrates gençliği kötü yola iten biri miydi? Ama Platon‟a karşı savaş ya da halk için daha basit söylersek, bin yıllık Hristiyan – kilise baskısına karşı savaş – çünkü Hristiyanlık halkın Platonculuğudur. Avrupa‟da yeryüzünde daha önce eşi görülmemiş bir ruh gerginliği yaratmış bulunuyor.>>

İlk bölüm okuması zor da olsa zevkli bir bölümdü. Nietzsce’nin felsefe üzerine okudukları, bildikleri ve filozoflar hakkındaki düşüncelerini buluyoruz. Hakiki dünya ile görünür dünya arasındaki ikiliğe vurgu yapılıyor. Metafiziğe karşı geliştirdiği düşünceleri bu bölümde buluruz.

<<Metafizikçilerin temel inancı, değerlerin zıtlığına duyulan inançtır.>> Bilişsel özelliklerimiz artığından itibaren dünyayı hep iyi ve kötü olarak algılıyoruz. Bu karşıtlık örneklerini çoğaltabiliriz: güzel,çirkin; yararlı ve zararlı gibi.. Bu kitabın ismi zaten kitabın yapmak istediğini açığa çıkarıyor “İyinin ve Kötünün Ötesinde” düşünebilme. “Geleceğin felsefesine giriş”. Peki bunu nasıl sağlayacağız? “Değerleri yeniden değerlendirerek” yani başkalarının güç istencine tabi olarak yaşamak yerine kendi değerlerimizi oluşturmalıyız. Kitabın son bölümlerinde etraflıca değindiği gibi burada kastettiği “idealizm çukuru” dur. Kilisenin bizim doğamıza set çıkarak oluşturduğu kurallar yanında demokrasi, sosyalizm, anarşizm, faşizm gibi ideolojilerde bizim oluşumumuza set çeker. Hepsinin ortak amacı <<insanı bir sürü hayvanına>> çevirmektir.

Felsefesinin en önemli konularından biri olan “Güç İstenci” ne giriş yapılıyor. Özellikle “Darwinizm” dünya görüşünü paylaştığını düşüyorum. <<Herkes dünyanın güç ve arzudan ibaret olduğu düşüncesiyle yüzleşmek zorundadır>> Güç İstenci hakkında daha ayrıntılı yazıları vardır.
Bu kitabın temelini ise Efendi ve Köle ahlakının oluşturuyor. Biraz anlatmaya çalışayım.
Köle Ahlakı: başkalarının erdem kabul ettiği değerleri olduğu gibi alan yani verili bir ahlak anlayışıdır. Bu kişiler kinli, zayıf karakterli insanlardır. Kendi dışındaki insanlara odaklanırlar. Yani sürekli bir kıyas içindedirler. Hayatta yaptıkları şeylerin beğenilmesi endişesi içindedirler. Sayıları kesinlikle fazladır ve “efendilerden” de zekidirler. Bu zeki olma durumları, efendilerin oluşturduğu kendi ahlaklarını değersizleştirme çabası içinde olmalarından kaynaklanır.

Efendi Ahlakı: kendi değerlerini yaratan, kişinin kendisine odaklandığı bir ahlak anlayışıdır. Efendiler, kendilerine güvenen, güçlü kişilerdir, özgür tinlilerdir.

<<Kölelerin bakışı güçlülerin erdemlerine yetersizdir: kuşkulu ve güvensizdir, orada saygı duyulan her türlü “iyiye” karşı güvensizlikle incelmiştir,- oradaki mutluluğun sahici olmadığına ikna edilebilir. Bunun tersine, varoluşun acılarını hafifletmeye hizmet eden özellikler öne çıkartılacak ve ışığa boğulacaktır: merhamet, iyilik seven, yardımseven el, sıcak kalp, sabır, çalışkanlık, tevazu, nezaket, saygı görür burada.-, çünkü bunlar varoluşun basıncına dayanmak için en yararlı nitelikler ve handiyse yegâne araçlardır>>

Şimdi kitabın ben de hissettirdiklerini anlatmak istiyorum: Bir sürü insanı olmadığımı düşünürken benim savunduğum değerlerin de ‘verili’ bir değerler sistemi içinde olduğumu anladığımdan dolayı Nietzsce’ye göre bariz bir ‘sürü' insanıyım. <<Merhamet, acınan kişi üzerinde iktidar uygulamasıdır.>> Şeklindeki erdem olarak nitelendirilen değerlere saldırışları son derece kışkırtıcı. Kitabı okurken sürekli bir sorgulama hissi yaşadım. Kendi hayatımı yaşamıyormuş gibi geldi. Ama bu bir depresyon haline sevk etme şeklinde değil daha çok bir uyanma şeklinde gerçekleşti. Dostoyevski okurken de böyle hissediyordum. Ama olay örgüsü bulunmayan bu aforizmalar bir tokat etkisi yaratıyor.
Sorgulamalı okumalar.

2 /

Kitaptan 296 Alıntı

Bugüne dek erkekler kadınlara hep,
-Yollarını şaşırıp yükseklerden onlara doğru gelmiş olan kuşlar gibi davranmışlardır.

Kadınların,
daha narin,
daha kolay incinebilir,
daha yabani,
daha tuhaf,
daha tatlı,
daha fazla ruh dolu olan -ama aynı
zamanda da

*Kaçıp gitmemesi için kafese kapatılması gereken bir şey olduğuna inanmışlardır.

İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 204)İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 204)
*Gonca* 
 28 Ara 2017 · Puan vermedi

82. "Herkese karşı merhamet", kendine karşı zorbalık ve acımasızlık olurdu.

İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 120 - undefined)İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 120 - undefined)
Friedrich nietzche 
25 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Bana yalan söylediğin için değil,sana artık inanmadığım için sarsıldım...

İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 96)İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 96)

"Bunu ben yaptım" diyor hafızam. "Bunu ben yapmış olamam" -diyor gururum ve amansız olmayı sürdürüyor. Nihayet -hafıza boyun eğiyor.

İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 98 - İlya)İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 98 - İlya)

İnsanın kendini kolaylıkla Tanrı gibi görememesinin sebebi, bir belden aşağısına sahip olmasıdır

İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 114 - İzmir İlya Yayınevi)İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 114 - İzmir İlya Yayınevi)

"Bir şey nasıl olup da kendi zıddından ortaya çıkabilmiştir? Örneğin hakikat yanılgıdan? Ya da hakikat isteği aldanma isteğinden?

İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

"Bir şey nasıl onun zıddı olan şeyden doğabilir? Örneğin yanılgıdan gerçek? Ya da aldatma arzusundan "gerçek arzusu"? Ya da çıkar duygusundanözverili eylemler?

İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 16)İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche (Sayfa 16)